
yazar, şair
Alman Edebiyatı
17 Temmuz 1967 tarihinde Coburg’da doğdu. Wurzburg’da universite eğitimini tamamladı. Bir sure lektorluk yaptı. Ceşitli muzik tiyatrolarında dramaturg olarak calıştı. Cok sayıda şiir kitabı, roman ve anlatı yazdı. Bir cok odul aldı. 1999-2002 yılları arasında Kuba’da yaşadı. Bir suredir Turkiye’de yaşıyor. Alman Kultur Merkezi’nde edebiyat konulu toplantılar duzenliyor.
Wagner şiirlerinden biri şoyle:
alsancak kaldırıldı
amfibik bir pruva
suzuluyor sokağa
yerdeki cop torbaları
elden ele dolduruluyor hazneye
tenekelerin tıngırtısıyla
geride bir su birikintisi
bir konserve kutusunun icinde
yağlı bir ege ışığı
yayılıyor, taşıyor
kaldırım taşlarının ustune
achim wagner
(Ceviri Atilla Dirim)
alsancak aufgehoben
ein amphibischer bug
schiebt sich durch die gasse
das bleierne klappern
aufgeworfener tuten mull
hand fur hand zur ladefläche
vernehmlich bleibt eine pfutze
in einer konservendose zuruck
ein oliger punkt ägäisches licht
dehnt sich schwappt uber
die bordsteine
achim wagner
SOYLEŞİ
Turkce'nin izinde
'Cemal Sureya’yı daha kolay anlıyorum'
Fulya Canşen
ntvmsnbc
02 Mart 2012
Turk şiirin izini surmek icin Ankara’ya gelen Achim Wagner anlatıyor: ''Turkiye’de şiir hazır, sizi bekliyor, aramanıza gerek yok. Bu nedenle Cemal Sureya’yı Turkce gazetelerden daha kolay okuyup anlayabiliyorum.''
Alman yazar Achim Wagner, Turk şiirin izini surmek icin Ankara’da. Bir burs aracılığıyla İstanbul’a geldikten sonra bu ulkeye ve şiirine tutulan Wagner, şiir ile fotoğrafcılığı birleştiriyor. Wagner Turk şairlerini anlamak icin Turkce de oğrenmiş…
Neden Turkiye?
Oncelikle merak. 2009 yılında İstanbul’a gelmeden once Turkiye’yi pek tanımıyordum ama onemli bir şiir geleneği olduğunu biliyordum. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Kultur Vakfı’nın sağladığı burs sayesinde aylarca İstanbul’da boğaz icinde yaşama ve yazma şansım oldu. Bu efsanevi kentte bulunmak ve Turk şairlerinin izini surmek beni buyuledi diyebilirim.
Bu yuzden mi Turkce oğreniyorsun?
Turkce oğreniyorum cunku bu dilin cok zengin ve harika olduğunu duşunuyorum. Turkce şiir ve şarkı sozu yazmak icin ideal bir dil. Eğer bir ulkede uzun sure yaşayacaksam, toplumdan uzak kalmamak icin o ulkenin dilinin temel kurallarını oğrenmek gerektiğini duşunuyorum. Başlangıcta bana cok yardımcı olmasına rağmen vaktimi sadece Turkiye’de Almanca ve İngilizce konuşabilenlerle gecirmek istemedim. Tevfik Fikret, NÂzım Hikmet, Orhan Veli, Atilla İlhan ya da İkinci Yeni akımının şairlerini, Lale Muldur, Gonca Ozmen, Fuat Ciftci ya da Murathan Mungan gibi sanatcıların eserlerini orijinal dilinde okuyabilmeyi de istiyordum. Once 2009’da İstanbul’un cok guzel sokaklarından Tel sokakta bulunan Tomer’de bir ay ders aldım, sonra da devamı geldi. Zamanla kentteki tabelaları anlayabilmek, hata yapsam da Turkce sohbet edebilmek inanılmaz bir keyif verdi.
Gorduklerini şiirlerine ustalıkla yansıtıyorsun. Turkiye’de yazdığın şiirlere bakılırsa bu ulkeyle kendini ozdeşleştirmişsin diyebiliriz. Bu nasıl oldu?
Ovgun icin teşekkurler. Sanıyorum bunun mantıklı bir acıklaması yok. Turkiye’de yaşadıklarım bana başından beri ilham verdi. Nedenini kendime sormadım. Evet, Turkiye’de iken kendimi yabancı hissetmiyorum. Turk şiirine kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Turkiye’de şiir hazır, sizi bekliyor, aramanıza gerek yok. Bu nedenle Cemal Sureya’nın şiir kitaplarını mesela, Turkce gazetelerden daha kolay okuyup anlayabiliyorum.
Şiirlerin, ardında başka resimler keşfedilecek fotoğraf kareleri gibi. Sanki ışığı takip ediyorsun. Işıksız Almanya’dan Kuba, Turkiye gibi guneşli ulkelere gidişin bundan mı?
Fotoğraf cekmekle şiir yazmak arasında doğrudan bir ilişki var bence ve biri diğerini etkiliyor. Fotoğraf cekerken bir şairin gozu, şiir yazarken bir fotoğrafcı bakış acısı devreye girebiliyor. Haklısın ışık benim icin cok onemli. Puslu ışığı da seviyorum. Kasım mesela ışık acısından, bir gizemi ararken mukemmel bir ay. Işık ve sıcaklık verdiği enerji sayesinde yeni mekanları tanımak acısından elbette onemli. Her mekanın kendine ait bir ışığı vardır. Almanya’daki Rugen adasındaki ışık golge oyununu hicbir yerde goremezsiniz. İstanbul’un kendine ait mukemmel bir ışığı var. Ankara bozkır ışığının ozel renklerini taşıyor, harika!
Daha once Kuba’da da yaşadın. Turkiye ile Latin Amerika edebiyatı arasında benzerlikler var mı?
Latin Amerika edebiyatı da uzun bir geleneğin eseri. Resimsel anlatım, deneysel bicim ve icerik acısından butun toplumu kapsayan bir yapısı var iki edebiyat turunun de. Surrealistler ile İkinci Yeni akım arasında paralellikler var ve Latin Amerikalı şairlerin eserlerindeki “sihirli gercekcilik” Turk şiirinde de var.
Almanya’da Turk edebiyatı nasıl tanınıyor? Frankfurt Kitap fuarında Turkiye’nin konuk ulke olması Turk edebiyatına olan ilgiyi arttırmıştı, bu ilgi devam ediyor mu?
Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk gibi yazarlar Almanya’da en cok tanınan ve kıymet verilen yazarlar. Bunun dışında Turk edebiyatının Almanya’da fazla tanınmadığını soyleyebilirim. Turkiye’nin konuk ulke olduğu 2008’deki Frankfurt Kitap Fuarı da maalesef bunu pek değiştirmedi. Ancak şunu soylemeliyim, Almanya’da Turk edebiyatını tanıtmak icin verilen bir caba var. Mesela Union Yayınevi’nin, Halide Edip Adıvar, Sabahattin Ali ve Adalet Ağaoğlu gibi yazarların kitaplarını yayınlandığı ''Turk Kitaplığı“ buna guzel bir ornek.
Ya tersi, Turklerin Alman edebiyatına olan ilgisi hakkında neler soylersin?
Sanıyorum aynı şekilde Alman edebiyatı da Turkiye’de pek tanınmıyor. Elbette tanınmış yazarların klasikleşmiş eserleri Turkceye cevriliyor, ama cağdaş Alman edebiyatının izlerini Turkiye’de bulmak guc.
Turkiye ile Almanya arasında gidip gelirken Koln’den Berlin’e taşındın. Bunda Turkiye’nin etkisi var mı?
Berlin’in Turkiyeli nufusu, alt yapısı her şeyden once şu anda uzerinde calıştığım “Turk Şiiri” projesine katkıda bulunuyor. Turkiye’deki yaşantıma bir şekilde Berlin’de de devam edebiliyorum. Orneğin Berlin’de araştırmama yardımcı olacak Turkce kitaplar edineceğim kitapcılar var, ozellikle kulturel alanda duşuncelerimi, deneyimlerimi paylaşacağım Turk dostlarım var, bana Turkiye’deki atmosferi yeniden yaşatacak mekanlar var, butun bunlar benim hissetmeme ve yazmama katkıda bulunuyor. Tabii Turkiye ve Berlin arasında yaşantı acısından belirgin farklar var ki, bu cok normal. Edebiyat acısından baktığımda orneğin iki kulture de hakim Zafer Şenocak, Deniz Utlu gibi yazarların Berlin’de yaşıyor olması heyecan verici.
Almanya’daki Turkiyelilerin kulturleri de Turkiye’ye pek yansımıyor. Almanya’da yuzlerce Turkiye kokenli sanatcı var, Fatih Akın’ın dışında kimse aynı ilgiyi gormuyor. Neden?
Evet Fatih Akın Turkiye’de tanınıyor ama Almanya’daki gocmen sineması da pek bilinmiyor. Asıl neden Almanya’nın ekonomik gocun hedefi olması. Entelektuel ve kulturel gocun merkezi ise Fransa ve ABD. Fransa ile Amerika’ya gidenlerden beklenen kulturel başarı Almanya’daki Turkiyelilerden beklenmedi. Hatta onlara bu konuda guvenilmedi. Bu yargıya sayısız sohbetlerim sayesinde vardım. Almanya’daki Turkiyelilerin edebiyatına hak ettiği değeri vermek icin zamana ihtiyac duyulduğunu duşunuyorum.
Sen Almanya’daki Turkiyelilerin urettiği edebiyatla yakından ilgilisin. Yaygın adıyla “gocmen edebiyatı” nı nasıl tanımlıyorsun?
“Gocmen edebiyatı” yeni Alman edebiyat biliminin ortaya attığı ve uzerinde tartışılan bir kavram, bu yuzden tırnak icinde. “Gocmen edebiyatı” kavramı, yazarı etnik kokenine gore tanımladığı icin Almanya’da değil, Turkiye’de doğan ve Almanya’da yaşayıp Almanca yazılan eserler icin gecerli. Turkiye kokenli yazarların eserleri geniş kapsamlı edebi bir inceleme yapılmadan bir kenara itiliyor. Bu durumdan eserler olumsuz etkileniyor hatta bazen damgalanıyor. Daha sonraki değerlendirmeler de, eserlere dair baştan yaratılan bu onyargılardan arındırılamıyor. Bazı genc edebiyatcılar kendilerinin Alman yazar olarak anılmasını istiyorlar mesela. Cunku aksi takdirde bir koşeye itilmiş gibi hissediyorlar kendilerini.
Haklılar mı?
Gocmen kokenli yazarları geldikleri ulkelere gore kategorize ederseniz hepsini aynı kefeye koymuş oluyorsunuz. Bu acıdan bakıldığında soz konusu yazarların yaşadıkları ulke, yazdıkları yer ve diline gore tanımlanmak istemeleri haklı bir talep bence.
Bize Almanya’daki Turk kokenli edebiyatcılardan senin okunmaya değer bulduğun kimleri onerebilirsin?
Zafer Şenocak ve Deniz Utlu’dan daha once de soz etmiştim. Bu ikisine Feridun Zaimoğlu ve Selim Ozdoğan ile Emine Sevgi Ozdamar’ı da eklemek gerekir. Maalesef Almanya’da Turkiye kokenli yazarların eserlerinin cok azı Turkceye cevriliyor. Hem Almanca hem de Turkce yazan Zafer Şenocak’ın kitapları Alef Yayınevi tarafından yayınlanıyor. Feridun Zaimoğlu’nun eserlerini de İmge basıyor. Selim Ozdoğan’ın hicbir kitabı henuz Turkceye cevrilmedi, Emine Sevgi Ozdamar’ın ise sadece iki kitabı Turkceye kazandırıldı.
Ankara’daki Alman Kultur Merkezi’nde bu konuda tartışmalar duzenliyorsun. Bu Almanya’nın kendi ulkesindeki Turk kokenli yazarları sahiplenmesine iyi bir ornek. Aynı şeyi Turkiye de yapmalı mı?
Evet, bu toplantılar gercekten cok onemli ve faydalı, Turkiye’de bazı universitelerde de kucuk capta benzer toplantılar ve tartışmalar duzenleniyor. Ancak bu etkinlikler, kulturler arası işbirliğine, orneğin, yayınevleri, galeriler ya da kultur merkezleri arasında daha fazla iletişime ihtiyac duyulduğunu, orneğin bir kultur festivali duzenlenmesi gibi buyuk etkinliklerin yapılması gerektiğini gosteriyor. Elbette finansman bunda onemli bir rol oynuyor. Ekonomik gucu dolayısıyla Almanya bu tur kulturel etkinliklere daha rahat devlet desteği sunuyor. Ekonomisi canlanmakta olan Turkiye’nin de destek vereceğini duşunuyorum.
Turkiye’de ne kadar kalacaksın? Planların neler?
Kesinleşmiş bir planım yok. Turkiye’de sadece edebiyat alanında değil, pek cok alanda keşfedilecek cok şey var. Henuz yolun başındaymışım gibi geliyor bana. Karadeniz’i henuz gormedim, Rize’ye, Trabzon’a gitmek istiyorum, Van kedilerinin vatanını gormek istiyorum. Hatay var, İskenderun var. Bu arada Ankara’nın bozkırı hayatımın vazgecilmez bir parcası haline geldi. İstanbul’a doymak mumkun değil. İzmir’de de uzun sure vakit gecirmek isterim. Konya’da Mevla’nın mezarını gormek de planlarım arasında. Buna edebi calışmaları da dahil etmeliyim. Bu yıl ya da onumuzdeki yıl bir şiir kitabımın Turkce yayınlanmasını planlıyorum. Merakım ve ilgi alanlarım arttıkca Turkiye’de kalacağım sure de uzayacak gibi gorunuyor. Yani Turkiye maceram beklediğimden daha uzun surebilir.
__________________
