DUNYA TAŞINIYOR
(hikaye)
Guneş kuru bir sıcaklık getiriyordu. Ağaclarda ki meyveler bundan etkilenmiş, coğunun icindeki sıvı buharlaşmış, curumeye yuz tutmuştu.
Mehmet şemsiye olmasa dışarı bile cıkamazdı. Hava da oyle bir sıcaklık vardı ki bu her şeyi kurutuyordu. Mehmet kışın soğuğunu hissetmiş gibi birden titredi. Bu vucudunun anlık sıcaklık değişimi idi. Ardından hapşırdı. Elma ağacının yanındaydı.Dallarda sağlam kalmış birkac elma arıyordu. Bir tane gordu. Elma ağacın en tepesindeydi. Oraya cıkamazdı. Kısa surede olsa guneş ışığına maruz kalmak tehlikeli olurdu. Duşundu. Şemsiyesini kullanabilirdi. Şemsiyeyi kapattı. Bir sopa gibi yaptı. Bir iki zıplamadan sonra dalda gorduğu elmayı yere duşurdu. Şemsiyesini tekrar actı. Yerdeki elmayı eğilip aldı. Ardından hızlı adımlarla evine girdi. Mutfağa gecti. Annesi her zamanki gibi uğraşacak bir şeyler bulmuş bu, sefer tahta dolap raflarına ıslanmasın diye koyduğu gazetelerin eskilerini kaldırıp yerlerine yenilerini koyuyordu.
Mehmet “bak anne bahcedeki ağactan yere elma duşurdum. Kolay oldu. Ama kafama biraz guneş sıcaklığı gecti.” Diye konuştu.
Mehmet’in annesi “oğlum kendi duşen ağlamaz. Dışarıya cıkılmayacağını biliyorsun.” Diye karşılık verdi.
Mehmet “anne kışa kadar bu elmalardan tadamam. Devletin seraları beni tatmin etmiyor. Verdikleri yemeklik sebzeler. Meyveyi cok az veriyorlar.” Dedi Mehmet’in annesi cevap vermedi. İşi ile meşgul olmaya devam etti.
Mehmet keyif icinde odasına girdi. On senedir elma yiyememişti. Şimdi onu afiyetle midesine indirecekti. Masa uzerinde ki gazeteyi eline aldı. Koltuğuna oturdu. Bir taraftan elmasını yedi diğer taraftan gazetesini okudu. İlginc bir haber gozune ilişti. Haber “dunya taşınıyor. Yeni bir gezegen bulundu. Uzay gemileri bu iş icin hazırlanıyor. Yolcular icin cağrılar yapılıyor.” Diyordu. Bu muthiş bir haberdi. Şimdiye kadar bu gezegeni terk eden cok olmuştu. Ama hep sonu belli olmayan bir yolculuğa cıkılmıştı. Şimdi ise yaşanabilecek bir yer bulunmuştu. O yuzden Mehmet sonu belli olan yer gidecekti. Karar verdi .Elmasını bitirdi. Mujdeyi annesine vermek icin mutfağa gecti. Annesini gordu.
“Anne gazetede bir haber okudum Yeni bir gezegen bulmuşlar. Yolculara cağrı yapıyorlar.Nasıl olsa bir gun butun insanlar bu gezegeni terk edecek. Ben gitsem izin verir misin?” dedi.
Mehmet’in annesi “ Oğlum sen o gezegene gidersen beni bir daha goremezsin. Baban bir macera uğruna uzayın derinliklerine gitti. Sen gidersen ben yalnız yapamam. O yuzden ben de geleceğim.” Dedi. Mehmet sevincinden dort koşe oldu. Hazırlıklara hemen başladılar. Cihazları ile eşyalarını anti madde yaparak bir kutuya hapsettiler. Sinyal verip devletin taşıyıcı hava arabasını beklemeye başladılar.
Herkes odasında mutlu idi. Mehmet ve annesi kendi odalarında gidecekleri gezegeni monitorden izliyordu. Oyle harika yerler vardı ki ağacların cokluğu onları coşturmuştu. Gezegen yırtıcı hayvanlardan bilim adamlarınca temizlenmiş, yaşanılır hale getirilmişti.
Mehmet onundeki cihazdan uzay gemisinin bilgi merkezine girdi. Oradan gemide altı milyar insanın olduğunu oğrendi. Bu dunyanın dortte bir sayısı idi.
Mehmet annesine yoneldi. “Anne bak dunyayı artık tamamen terk ediyoruz.” Dedi. Mehmet bilgi merkezinden uzay gemisinin hızını da oğrendi. İnsanlar gezegene ancak on yılda ulaşabileceklerdi. Bu Mehmet icin gemiyi gezmek ve yeni şeyler oğrenmek demekti. Once makineden cıkan, kremsi, beyaz biyolojik yiyeceğini tadacaktı. Cunku mutluluk karın tokluğunda yatıyordu.
Mehmet icin her şey yeni başlamıştı. Annesinin kaldığı odanın koordinatlarını cihazına kayıt etti. Sonra oradan ayrıldı. Acık alan denilen yere doğru hareket etti.Orası gezmek ve eğlenmek icin tasarlanmıştı. O yer oyle buyuktu ki tepede asılı duran yapay guneş bu buyukluğu ortaya cıkarıyordu. Mehmet yapay guneşin capını biliyordu. Bu ayın onda biri buyukluğuydu. Ve ondan defalarca buyuk gezi ve eğlenme alanı sanki yapay guneşi yutmuştu.
Kendisi gibi gencleri toplandığı ve eğlendiği bir bar buldu. Yuksek seste muzik calıyordu. Mehmet “ne guzel bir ses.” Diye duşundu. Dinlediği şey şu an ona tarifi gizli duygular yaşatıyordu. Bir sure kendini melodinin sarhoşluğu icine bıraktı.
İradesini kullanmazsa kendini muzikten kurtaramayacağını gordu. Melodiden hipnoz olmak uzereydi. Muziğin durduğu bir anda hemen bardan dışarı cıktı. Kurtulmuştu. Ama yaşadığına değmişti. Refref parkına doğru yol aldı.Oraya varınca kendine bir refref secti. Bindi. Uzay gemisinin sancak tarafına doğru havadan hızla yol adı. İnsanların boş uzaya baktığı yerde durdu. Oturabileceği bir yere gecti. Her kes gibi o da boş uzaya bakarak dunyanın taşındığına şahit olmaya başladı.Uzay gemisinin derinlere doğru ilerlediklerini gordukce yeni gezegenin heyecanı icinde coştu durdu. Diğer taraftan milyonlarca yıl yaşanmış bir gezegeni terk etmek ve bunun acısını silmek zor olacaktı.
Telif Sahibi: Tuna Mustafa YAŞAR
__________________