Arkadaşlar 2 haftadır "komik şeyler" bolumunu takip etmiyorum. verildiyse kusura bakmayın. alıntıdır. 2-3 tanesi 16+ (onlarda yemeğin tuzu, biberi). beğendiyseniz repi eksik gormeyin, guzel yorumlara rep vericem

---------------------------------
Mısır hukumeti Kızıldeniz'in altına tup gecit yapmak icin ihale acar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Turkiye'den de Temel'in firması olmak uzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mulakata cağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tuneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tuneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tunelde de 1 metreyi rahatlıkla duzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tuneliniz olur der.
------------------------------------
Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek istemediginden her gun sifir cekiyorlarmis. Bakmislar olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor.
"Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir."
Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful cekmis, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor. Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler ? Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor :
"Cikis 10 sterlin"
----------------------------------------------
Ciftcinin biri kumesteki horozun cok yaşlandığını duşunup kasabadan genc bir horoz almış. Genc horoz kasıla kasıla kumese girer girmez, yaşlı horoz onu durdurmuş.
- Bak hemşerim bu kumese iki horoz fazla. En iyisi gel seninle bir musabaka yapalım, kazanan tum kumese sahip olsun, kaybeden defolup gitsin.
Demiş. Genc horoz "Nasıl olsa yenerim bu ihtiyarı" diye duşunup kabul etmiş. Yaşlı horoz:
- Bak seninle ikimiz ciftliğin ucundaki citlerden, obur uctaki citlere kadar koşacağız. Kim once varırsa o kazanıp herşeye sahip olacak.
Genc horoz kabul etmiş. Ancak yaşlı horoz;
- Delikanlı ben senden cok yaşlıyım. Sen burada bekle ben 10 adım onden başlıyayım. Genc horoz kendine cok guvendiği icin kabul etmiş. İki horoz yerlerini almışlar. 1,2,3 demiş yaşlı horoz ve yarış başlamış. Genc horoz hızla arayı kapatıyormuş. Bu sırada bir silah sesi duyulmuş ve genc horoz tam yaşlı horoza yetişmek uzere iken kan icinde yere serilmiş. O sırada herkez elindeki cifte ile duran ciftciye donmuş. Ciftci:
- Lanet olsun bu hafta icinde aldığım dorduncu horozda **** cıktı...
-------------------------------------------------
Yavru tavşan yuvasından ilk kez ayrılır ve ormanda dolaşmaya başlar. Karşılaştıgı ilk hayvana kendini tanıtır :
"Merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin ?" karşısındaki hayvan
"Bende KATIR der"
Tavşanın kafası karışır "Nasıl yani" der.
"Katır benim annem at babamda eşektir . Onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum "der .
Tavşan yoluna devam eder . Karşılaştıgı başka bir hayvana kendini tanıtır
"Merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin ?" hayvan "Ben kurtkopeği" der . Tavşan yine şaşırır "Nasıl yani" der . Kurtkopeği "Benim annem kopek , babamda kurt onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum " der .
Tavşan yoluna devam eder . Karşılaştıgı başka bir hayvana kendini tanıtır
"Merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin ? "
Hayvan "Ben DEVEKUŞU" der .
Tavşan biran afallar sonra gulup gecer...
Neyse biraz daha yol aldıktan sonra; kulağına konan hayvana donerek:
"Ben tavşan, sen kimsin ? " der.
"Ben at sineğiyim" deyince , tavşan "Hassssss Sittir"

diyerek oradan uzaklaşır .
--------------------------------------------------------
Bir gun bi ucakta ceşitli ulkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Turk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus her konuşmasında Rus KGB sinin cok iyi calıştığını herşeyden haberdar olduğunu cok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış.Ucak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin ustunden geciyor. İngiliz şoyle bi aşağıları suzuyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar uretiriz, icmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa'nın ustunden gecerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, opmelere kıyamazsın. Derken Almanya'ya geliyor ucak, Alman bi ic cekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar uretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın uzerinden gecerken Hollandalı bakıyor şoyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o guzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur... Ucak geciyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dunyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran'a donuyor ucak. İranlı bakıyor şoyle bi goz suzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Turkiye'ye... Turk sinirli muhabbetten....mına koyim bakıyor aşağıya, duşun duşun nerden başlasam ki (o kadar cok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini soylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Turkiye. Bizim delikanlımız cok meşhurdur...Oyle ki; alır Fransız'ın kızını, icer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, goturur Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında catır catır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz.
------------------------------------------
Genc deve annesine sormuş:
-Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar buyuk? Anne cevap vermiş:
-Colde kuma batmamak icin.Genc deve tekrar sormuş:
-Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gur.Anne tekrar cevap vermiş:
-Colde kum fırtınalarında kum kacmasın diye.Merakı yatışmamış olan genc deve bir soru daha sormuş:
-Bizim niye horguclerimiz var.Anne deve sabırla yanıtlamış:
-Colde cok uzun sure susuz idare edebilmek icin suyu horguclerimizde depolarız.Sonunda dayanamayan genc deve sormuş:
-Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahcesinde ne halt yiyoruz?
-------------------------------------------
Temelle oğlu İstanbulu hic gormemişler ve bir iş icin oraya giderler.
Kucuk koylerinden sonra gordukleri her şeye şaşırır ve hayretler icinde kalırlar.
Taksim'de gezerlerken bir otelin icine girerler. bir bakarlar ki demirden duvarlar ve bu duvarlar otomatik olarak acılıp kapanabiliyor.
Tabii ki ikisi de şaşırmış. Temelin oğlu babasına sormuş ; "Buba bu ne ya?"
Temel hayatında hic asansor gormediği icin şu şekilde yanıtlamış "Oğlum ben boyle bir şeyi hayatımda gormedim, ne olduğunu bilmiyorum."
İkisi de buyuk bir şaşkınlıkla bu duvarlara bakarken 150 kiloluk şişman bir bayan acılan duvarlardan kucuk bir odanın icine girer.
Duvarlar yine kapanır ve numaralar birer birer yukselmeye başlar.
Daha sonra numaralar kuculmeye başlar. Temel ve oğlu şaşkınlık icindedirler.
Birazdan duvarlar yine acılır ve dışarıya 24 yaşlarında cok guzel,seksi, zayıf ve sarışın bir bayan cıkar.
Temel gozunu bu bayandan ayırmadan oğluna sessizce ; "Hemen git anani al ve buraya cetur."
-----------------------------------------------
Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca cok yuklu para
cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, gol kenarında, kucağında
kocaman
bir balık ile parkın polis mudurune yakalanmış..
"Avlanma izniniz var mı?.." diye sormuş, polis muduru..
"Yok.." demiş adam, "Gerek de yok cunku bu balığı ben evimde besliyorum.
Her
gun buraya gelip golde bir muddet yuzduruyorum, ıslık calıyorum donup
geliyor, alıp eve goturuyorum.."
"Tamamen palavra..!" demiş polis muduru, "Balıklar bu dediğinizi
yapamaz.."
"İnanın bu gercek efendim.. İsterseniz gostereyim.."
"Tamam.. Gorelim bakalım.."
Adam balığı golun derin sularına bırakmış, aradan birkac dakika gecmiş,
polis muduru adama donup "Evet?" demiş
"Evet ne?"
"Ne zaman geri cağıracaksın?"
"Neyi?"
"Balığı.."
"Hangi balığı?.."
---------------------------------------------
-Bir TV kanalı Guney Doğu illerine belgesel
cekmeye gitmiş. İşte koy koy
dolaşacaklar, ahalinin halini, gunluk yaşamını anlatacaklar.
-Bir koyde yaşlı bir amca bulmuşlar, sohbeti
kuvvetli. "Amc demişler''
-Sen bize en mutlu gunlerinden birini
anlat, biz de kaydedelim. Âlem
gorsun ne mutlu gunleriniz var!"
Amca başlamış;
-Bi gun Hamdo'nun eşegi
gayboldi. Daga gittik, eşegi
aradık,aradık. Eşegi bulduk, cok sevindik. O
sevincle hepimiz eşegi
s ...."
-Yonetmen bir panik atlamış,
-Kes, kes, kaydı kes!"
Amcaya donmuş
-Aman amca ne yapıyorsun? Hic oyle hikÂye olur
mu? Eşekli filan. Sen bize başka mutlu bir hikÂyeni anlat"
Amca başlamış;
-Bi gun Memo'nun garisi gaybodi.
Daga gittik, gariyi aradık.
Gariyi bulduk, cok sevindik. O sevincle
hepimiz..."
-Aman aman Amca, anlaşıldı! Sen boşver mutlu
hikÂyeleri, sen en iyisi bize
En uzulduğun hikÂyeyi anlat!"
-Bi gun daga gittim gayboldim!
--------------------------------------------------------------
3 bit bir gun bir kadının gobeğinde toplanmışlar. Bitlerden birisi demiş ki;
-Biriniz yukarı biriniz arka tarafa, ben ise aşağıya doğru gideceğim. Yarım saat sonra aynı yerde buluşalım ne gorduğumuzu birbirimize anlatırız demiş.
Yarım saat sonra buluşmuşlar.
Yukarı cıkan bit;
-Yukarıda 2 tane dağ vardı kocamandı cıka cıka bitiremedim, yoruldum geri dondum.
İkinci bit;
-Ben ise koskocaman 2 dağ arasında sıkıştım kaldım, birde zort diye bir sesten sonra bir koku geldiki sormayın demiş.
Ucuncu bite sıra gelince eee sen niye boyle sırıl sıklamsın demişler başlamış anlatmaya.
-Aşağıya inince bir ormanın icinde kayboldum, derken karşıma kocaman bir yılan cıktı, neyseki bir mağra buldum ve icine saklandım, gitti geldi yakalayamadı, gitti geldi yakalayamadı derken bir sure boyle devam etti...
-Baktı olacak gibi değil tukurdu kactı pezevenk...!!
--------------------------------------------------------------
Kadının biri bir petshop a gider ve :
- "Bir papağan almak istiyorum".
der.Mehmet ismindeki petshop sahibi :
- "Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan cok kufurbaz almak istemezsiniz sanırım".
Bir papağan sahibi olmak isteyen kadın :
- "Hayır almak istiyorum".
der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gercekten papağan kadını her eve geldiğinde :
- "Hoşgeldin o***pu".
diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri goturur.
- "Mehmet bey bu papağan gercekten cok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin o***pu diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum".
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey :
- "Hanımefendi merak etmeyin birkac gun bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın..."
Kadın inanmayarak da olsa "tamam" der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir caydanlık su kaynatır.
- "Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?"
diye sorar papağana.Papağan da :
- "Hoşgeldin o***pu diycem."
der. Bunun ustune papağanın kafasını kaynar suyun icine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz
- "Hoşgeldiniz hanımefendi diycem"
der. Ertesi gun kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini soyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini soyler ve papağana sorular sormaya başlar.
- "Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendi"
diyeceğim der papağan. Kadın cok şaşırır ama emin olmak icin devam eder.
- "Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendiler"
diyeceğim.
- "Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz beyfendi"
diycem. Peki yanımda iki uc erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?" Papağan biraz duraksar ve cevap verir :
- "Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi o***pu!!!"
----------------------------------------------------------
Yeni evli cift birbirleri ile sevişmek istediklerini utandıklarından dolayı hic bir zaman birbirlerine soyleyemiyorlar. Bir akşam oturmuş konuşmuşlar, biz buna bir isim koyalım dediğimiz zaman birbirimizle sevişmek istediğimizi anlarız. tamam mı tamam, adı ne olsun ne olsun camaşır yıkamak olsun diye kararı vermişler. yeni evliler annelerinin evine gitmişler canları cok istemiş hayatım camaşır yıkayalım mı yıkayalım canım demiş hemen ortadan kaybolmuşlar, ertesi gunu yine komşuya gitmişler camaşır yıkayalım mı diye sormuş koca yıkayalım demiş eşi. Yine gece yatarlarken kocası karısına hadi canım camaşır yıkayalım canım cok istiyor, kadın da ya bugun makine bozuk sonra yıkayalım demiş. koca tamam der ve arkasını doner, aradan kısa bir sure sonra kadının canı ister kocasına hadi yıkayalım der camaşırı, kocası da doner gerek kalmadı hayatım ben elle yıkadım.
--------------------------------------------------------
Bir gun ormanın kralı aslan, tatile cıkmak ve bazı işlerini yapmak icin ormandan ayrılmaya karar verir. Etrafına bakar kendisi yokken işlerini kim goturebilir diye. Bir de bakar ki tavşan geliyor, tavşana,
-Gel lan buraya" der kukreyerek. Tavşan gelir yanına,
-Bak der, ben tatile cıkacam,gidince benim yerime bakabilirmisin?
-Tavşan olur der cekinerek. Bunun uzerine bir toplantı yapar ve ormandaki hayvanları toplar, onlara
- Ben bir sure olmayacağım, benim yokluğumda butun yetkilerim tavşanda olacak ve ona yamuk yapanı gelince yamulturum.
Tum hayvanlar olur derler ve aslan tatile cıkar. Tavşan, krallığının ilk gununde ormanda gezinirken bir maymun gorer ve "dur der şuna bir parmak atıyım", gider bi parmak atar, maymun sinirlenir bişey demez, gergedanı gorur ona da bir parmak atar, gergedan cok sinirlenir ama bir şey diyemez, zurafada aynı akibete uğrar, tavşan neşeli dolaşır ormanda ve AYI'ya rastlar. Ayıya da
bir parmak atar ama ayı doner buna bi guzel kayar,ama ne kayış. Tavşan can acısıyla,uzaklaşırken kendi kendine soylenir,
"A..na ko...mun Ayısı, hic bir toplantıya katılmaz ki !!!!"
__________________