Sen Benim Kim Olduğumu Biliyormusun ?
gercek yaşandığı solenio
--------------------------------------------------------------------------------
Universitenin buyuk amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Sure iki saat... Profesor son derece sert ve surenin esnetilmesine imkÂn yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yuzden butun talebeler harıl harıl kÂğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz duşunuyor biraz yazıyor. Hic aceleci bir hÂli yok.
Derken sure doluyor. "Getirin kÂğıtları cocuklar" diyor profesor ve herkes bitirebildiği kadarıyla kÂğıdını getirip masanın uzerine koyuyor. Veren cıkıyor, veren cıkıyor, masanın uzerindeki kÂğıtlar birikiyor. Sınıfta hic talebe kalmıyor. Bir kişi hÂric. Bizim ağırdan giden talebe hic istifini bozmadan yazmaya devÂm ediyor.
Boylece biraz daha zaman gectikten sonra, bizimki kalkıp kursuye gidiyor ve kÂğıdını bir sonraki ders icin hazırlıklarını tamamlamakta olan profesore uzatıyor. Profesor kızarak:
-Hayır! Cok gec kaldın. Artık senin kÂğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Ustelik bu hic de muhim değil!
-İyi oyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kÂğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kÂğıdını koyup kÂğıtları tekrar duzeltiyor. Sonra da:
-İyi gunler hocam, deyip profesorun şaşkın bakışları arasında yuruyup gidiyor.
__________________
__________________