Coğumuza bu olmuştur...Yaşadığımız bir anı tekrar yaşamış gibi oluruz (ve ya yaşarız)...buna yanılmıyorsam dejavu diyorlar...
hic dejavu yaşadınız mı ?
ben daha bu gun yaşadım mesela...grubumla muzik yapıyorduk...arkadaşımı aynı şekilde aynı şeyi soylerken buldum...
Aşağıdaki makale Deja-vu'nun ne zamandan beri araştırıldığını ve de neden kaynaklandığını acıklamaya calışıyor...Hala cozumlenememiş olan Deja-vu karmaşası araştırılmaya devam ediyor...Ve oyle kolay da cozumlenecek gibi gorunmuyor...
Yazı biraz uzun...Ama merakı olanların ve bu konuyla ilgilenenlerin dikkatini ceker zannediyorum...
Alıntı:
Diyelim ki daha once hic gitmediğiniz, kucuk kentin kalabalık ana caddesinde arabanızla ilerliyorsunuz. Aniden sol tarafınızda beliriveren yaşlı bir kadının karşıdan karşıya gecmek icin kırmızı ışığın yanmasını beklediğini gordunuz. İcinizi bu kente daha once geldiğiniz hissi kaplıyor. Bir arabadaydınız, aynı kavşakta bulunuyordunuz ve aynı yaşlı kadın kaldırımdan iniyordu. Ancak kadın arabanızın on tamponuna kadar geldiği anda, hatırladıklarınızla o onda yaşadıklarınızın uyuşmadığını fark ediyorsunuz. Tanıdıklık, onceden yaşanmışlık hissi bir anda yok oluyor...
Ceşitli araştırmaların ortaya koyduğuna gore, insanların yuzde 50 'sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez boyle bir deja-vu anını yaşamış. İcinizde uyanan belli belirsiz bir his o anı her ayrıntısyla yaşadığınızı soyluyor ama kimse tam olarak hangisinin daha once olduğunu bilmiyor. Onceden yaşanmışlık hissi genelde bir kac saniye suruyor. Yaşlılara oranla gencler ve genc yetişkinler daha sık bu ruyamsı hayata duşselerde, her yaştan insan deja-vu yaşıyor. Deja-vu ozellikle stress nedeniyle cok bitkin ya da aşırı uyarılma hallerinde goruluyor. Buna karşıklık, cok az insanda da rastlansa, bunun tersi de yaşanabiliyor. 'Jamais-vu '( jemavu okunuyor.) Bu durumdaki kişiler tanıdıkları, bildiklerindeki bir yere gittiklerinde ya da tanıdık birisi ile karşılaştıklarında o yeri ya da o kişiyi hic gormediklerini soyluyorlar. Deja- vu Fransızca'da 'daha once goruldu' anlamını taşıyor. İlk kez 1876'de Fransız Fizikci Emile Boirac tarafından kullanılmış. 20.yy boyunca psikiyatırlar, DEJA-vu yu Freud'cu acıklamalarla bastırılmış duyguların geri cağrılmaya calışılması olarak anlamlandırdılar. Bu 'Paramnezi' teorisine (CARPIK ANIMSAMA) o an yaşanan olayla, bir bunalımla ilintilidir. Ve bilicaltına atıldığından artık belleğimizde ulaşılmaz durumdadır. Bu nedenle, benzer olay bir hatırlama yaratmasa da anlaşılması zor bir tanıdıklık hissiyle egoya esas olayı hatırlatır..Dejavu yaşayan bircok insan, bunun mistik bir guc ya da gecmiş yaşamlar, reenkarnasayon sonucu ortaya cıktığı kanısını taşıyor. Boyle duşunmelerinin nedenine gelince insanlar; olayın hemen once ve hemen sonrasında zihin ve algılamalarının acık olduğunu, buna gore de durumun tek acıklamasının paranormal - telepatik- mistik bir guc olabileceğini soyluyorlar. Bu cıkarımla tatmin olmayan bilim insanları, uzun zamandır DEJA-VU'nun ardında yatan fiziksel nedenleri araştırıyorlar. Ancak sis perdesi henuz aralanmış bile değil.
Cunku Deja-vu'nun gercekleşmeden once herhangi bir belirtisi yok. Bu durumda da araştırmacılar deneklerin hatıralarına ya da belleklerine dayanmak zorundalar. Ne var ki durum o kadarda umitsiz değil. Cunku bilim insanlarının elinde De-javu'nun tanımını ve cıkış nedenlerini belirleyebilecek yeteri kadar veri bulunuyor.
Halusinasyon değil?
İlk once dejavu'yu diğer alışılagelmişin dışındaki algısal deneyimlerden ayırt etmek gerekiyor. Orneğin bu durum bir halusunisyon değil ...Halusinasyon ruhsal hastalıkların ya da LSD gibi uyuşturucu maddelerin etkisiyle beyin ici dengesizliklerin tetiklediği, ileri duzeyde gorsel , işitsel ya da diğer duyuların aşırı hassasiyeti ile ortaya cıkıyor.
'Şakak lobu epilepsisi' hastalarında da deja vu benzeri belirtiler goruluyor. Orneğin genc bir erkek Japon hasta surekli olarak hayatının ve evliliğinin bir cok yılını yeniden yaşadığından yakınıyordu. Bu kısır donguden kurtulmak icinde umutsuzca intihar girişiminde bulunuyordu. Ancak genc Japon'un durumunu DEJAVU'den belirgin vir şekilde ayıran bir yon var. Şaşak lobu epilepsisi hastaları da yaşadıklarının tıpatıp gecmişteki ile aynı olduğuna inanıyorlar .Oysa ki Dejavu yaşayan biri daha o sırada hemen bunun bir yanılsama ve mantıksızlık olduğunu fark ediyor. Almanya'da Martin Luther Universitesi'nde okuyan 220'den fazla oğrenci uzerinde yapılan bir araştırmada Dejavu'yu yaşadığını soyleyen deneklerden yuzde 80'i bunun gecmişte yaşadıkları bir olaya benzediğini soyledi.
Bu calışmanın ışığında bilişsel psikologlar belirtisiz, bildirimsiz , anılardan sorunlu olan bir başka bilinc dışı surece yoneldiler. Onlara gore bunlar uzun zamandır unutulan bilincli olarak geri cağrılamayan ama henuz sinir ağından silinemeyen yaşanmışlıklardır.
1989 yılında bugun Washington Universitesi'nde gorevli psikolog Larry Jakobi onderliğinde bir deney yapıldı. Deneklerin toplandığı sınıfın duvarına onların bilincli olarak algılayamayacakları kadar kısa bir sure tek bir kelime yansıtıldı. Doğru durust algılanamayan bu goruntu beynin gorsel merkezlerinde bir yerlerde kaydediliyor. Psikolog Jakobi daha sonra kelimeyi uzun sure duvara yansıttığında denekler bunu daha once gorduklerini iddia ettiler.
Bilincaltında algılanan uyarıcının bilinc dışı işlenişi daha sonra benzer uyarıcının cok daha yuksek bir hızda işlenmiş gibi algılanmasına yol acıyor. İşlemeye hazırlama olarak tanımlanan bu olgu bilim insanlarınca o tarihten beri ciddi bicimde inceleniyor. İşlemeye hazırlama ve diğer dikkat nitelikleri Deja vu iceren durumlarla oldukca uyuşuyor.
1900'li yıllarında başında Hollan'da psikolojinin kurucusu Gerhard Heyman 42 oğreciyi 6 ay boyunca izledi. Bu oğrencilerden Dejavu yaşadıktan hemen sonra kısa bir anket doldurmaları istendi. Heyman 'ın belirlediğine gore ruh durumu değişken olan ya da apati (kayıtsızlık) donemi yaşayanarla duzensiz calışma alışkanlıkları olan oğrenciler daha sık deja vu yaşıyordu. Diğer araştırmacılara gore ise bu oğrenciler cok yorgun ve aşırı stresli oldukları donemlerde Dejavu yaşamaya daha yatkınlardı .
Bilim insanları Dejavu'nun norolojik kokenini cozebilseler onu tetikleyenenin ne olduğunu da ortaya cıkarabilirler. Ama bugun icin sinirsel bağlantıların yalnızca bir bolumune ulaşılmış bulunuluyor. Bu arada uzun sure gecikmeli sinirsel aktarımın sorumlusunun DEJAVU olduğu varsayılıyor. Algılama surecinde bilgi parcacıkları farklı sinirsel yolları izleyerek beynin işlem merkezlerine ulaşıyor. Ve beyin bunları biraraya getirerek anlamlı bir butun oluşturmaya calışıyor. İşte bu surecte aktarımın herhangi bir aşamasındaki gecikmenin karışıklığa ve dejavu oluşumuna yol acacağı duşunuluyor.
1963 yılında Efron araştırmalarının sonunda beynin sol yarımkuresindeki şaşak lobunun gelen verileri bire bir duzenlemekten sorumlu olduğunu ortaya koydu. Anı zamanda bu yerin gorsel yollardan saliseler icinde iki kere mesaj aldığını (birini doğrudan diğerini normal dolaylı yollar aracılığıyla sağ yarımkurden aldığı sanılıyordu) buldu. Eğer herhangi bir neden oturu dolaylı aktarımda bir gecikme olursa sol şaşak lobu ikinci mesajda bir zamanlama hatası kaydediyor. Ve gorsel sahneyi sanki daha once yaşanmış gibi yorumluyor.
Hatıraları olmayan bellek
Yapay olarak sağlanan bu dejavuların gercekte yaşanan ile benzerliği tartışıla dursun yapılan araştırmalardan elde edilen sonuclar onemli bilgiler sağlıyor. Norologlar orta şakak lobunun bildirimsel ve bilincli belleğimizde doğrudan rol oynadığını kanıtlamış durumda . Algısal olayların sanki gercek olaylarmış gibi kaydedilmesini sonrasında da sanki gercekten yaşanmışlar gibi gozlerimizin onunden bir film şeridi gibi gecmesini sağlayan hipokankus beynin orta şakak lobunda yer alıyor. Ayrıca orta şakak lobunda parahipokampalgirus, rinalkorteks ve Amigdal'da bellek konusunda onemli bir role sahip. 1997 yılında Stanfoord Universitesi'nden meslaktaşlarının yuruttuğu bir calışma hipokankus'un bilincli hatırlamayı sağladığını parahipokampalgirus'un ise bellekten herhangi bir olayı geri cağırmaksızın tanıdik uyarıcı ile yabancı uyarıcıyı birbirinden ayırdığını gosteriyor.
Beynin bir cok bolgesi dejavu uretiminde etkili olabilir. Bireye kendinden ve cevresinden yabancılaştığını , zaman duygusunu kaybettiğini hissettiren bu duygu tarafından tetiklenen dejavu cok karmaşık bir surecin işlemekte olduğunu ortaya koyuyor. Norologlar bu kucuk yanılsamaların zihin işleyeişine ilişkin onemli bir icgoru sağladığını duşunuyorlar. Dejavu'nun olgusu konusunda gelecekte yapılacak calışmaların yalnızca belleğimizi nasıl yanılttığımızı değil aynı zamanda beynimizin hangi yolla tutarlı bir gerceklik hissi yarattığını da yardımcı olmadığı bekleniyor....
__________________