Nasreddin Hoca Fıkralarıyla Biraz Gulelim


Yarasaydı, Sahibine Yarardı

At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
- “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak gunah olur mu?” Boyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yontemle cevap vermiş:
- “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Cunku atlarda bir değil, dort nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu gormedim aksine akşama kadar yediği kamcının, taşıdığı yukun ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”


Hoca İle Hakim

Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim doşeğinde olumle penceleşmektedir. Hocaya:
- "Gel, telkin ver", derler. O da:
- "Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sozumu tutmaz!"


Hepsini

Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek icin:
- “Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gercekten?” Der. Hoca:
- “Senin kac evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam:
- “O kadar cok ki sayısını ben bile bilmiyorum.” Deyince Hoca cevabı yapıştırır:
- “Sen o evlerin hepsinde yaşayıp koyunların hepsini de yiyor musun?”


Kime İtimat

Hoca, altını cize cize "Hic bir dunyevi işle iştigal etmedim" diyor ya!.. Bunu duyan ve Hoca'nın da on-on beş horantaya baktığını bilen biri:
- “Hoca, demiş, sen bu on beş horantaya neyle nasıl bakıyon Allah aşkına yaaav? Nereden geliyor bu değirmenin suyu?.. Hoca Talak Suresi 2. ayetin sonundan itibaren okuyarak:
- “Kim Allah'a karşı takva uzere olursa, Allah ona, darlıktan genişliğe, bir cıkış yolu ihsan eder. Bir de ona, ummadığı yerden rızık verir, Kim Allah'a tevekkul ederse, Allah ona yeter...” Diye cevap vermiş, fakat adam tatmin olmamış:
- “Hoca, amenna, amenna da... Neyinen geciniyoooon?
Diye tekrar sormuş,. Hoca bu kez de, Zumer suresi, 36. ayetle cevap vererek;
- “Allah kuluna kafi değil mi?” Demiş, Adam yine aynı hergelelikle:
- “Hoca, amenna, anladık, Allah kuluna kafi de... Sen neyinen geciniyooon?” Diye ustelemiş. Hoca da dayanamamış ve latife babında:
- “Şu kadar hanım, bu kadar hamamın var!..” Gibilerden olmayan şeylerini saymaya başlayınca adam:
- “Hah, demiş şimdi oldu işte canım!..” Deyince, Hoca'nın tepesi atıvermiş:
- “Allah'a itimat etmiyon, hana hamama itimat ediyon sen! Cabuk, imanını tazele hergele!..


Adam Olmak

Hocaya bir gun:
-Adam olmanın yolu nedir? Diye sormuşlar.
Hoca şu cevabı vermiş:
-Bilenler soylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler soylerken, susturmanın caresine bakmalı!


Ne Tarafa Doneyim?

Nasreddin Hoca Akşehir sokaklarında yururken bir genc kendisini durdurur ve sorar:
- “Hocam, namaz kılarken kıbleye doğru doneriz. Acaba abdest alırken ne tarafa donmeliyiz?” Hocamız aslında hazır ceşmeye doğru don diyecek ama Akşehir genclerinin kendisine zaman zaman oynadığı oyunları hatırlayarak adama:
- “Ceketin, corabın, ayakkabın, şapkan kısaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa don!“


Hatim

Nasreddin Hoca ve karısı konuşuyorlardı. Karısı:
- “Benim yuzume bakarken besmele cekiyorsun.”
- “Ne olmuş yani?”
- “İmam efendi, karısının yuzune bakarak yasin okuyormuş.” Hoca guldu :
- “Ben o kadını gorsem, hatim bile indiririm!..”


Minare Yapımı

Hoca merhum, Akşehir'de dolaşırken yanına daha once hic minare gormemiş bir adam yaklaşır.
-Bunları nasıl yapıyorlar, diye sorar. Hoca ciddiyeti bozmadan:
-Bunu anlamayacak ne var? Kuyuların icini dışına cevirirler, olur sana bir minare! demiş.


Secdeye Kapanırsa

Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmiş. "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mubarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hic oralı olmamış; sozu şakaya boğarak;
- "Ağzını hayra ac Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hakka tesbih cekiyor!" demiş. Hoca da:
- "Ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak!"



Comlek Hesabı

Hoca Ramazan gunlerini hesaplamak icin bir comleğin icine her gun bir taş atmaktadır. Oğlu muziplik olsun diye icine bir avuc daha taş koyar. Bir zaman sonra arkadaşları:
-"Bugun Ramazan'ın kacı acaba? diye sorarlar. 65 tane taş sayan Hoca 45'i der. Hic Ramazan'ın 45’i olur mu?" diye itiraz ederler.
Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:
-"Ben yine insaflı davrandım. Benim comlek hesabına bakacak olursak; bugun Ramazan'ın 65'i!"


Marifet

Bir adam, elinde mektup
-"Hocam, şu mektubu bana bir okusana." Hoca Farsca yazıyı iyi bilmediğinden geri verir. Adam şaşırır, Hocanın okuması yok zanneder:
-"Ayıp Hoca, ayıp! Benden utanmıyorsan başındaki koca kavuğundan utan!. Hoca kavuğu cıkartır madem ki iş kavuktadır; Haydi giy de şunu, kendin oku bakalım mektubunu."


Ne Dediysem O!

Cok bilmiş komşusu Hocayı sınamaya kalkmış.
- Hoca sen her şeyi bilirsin.
- Soyle bana Dunyanın merkezi neresidir? Hoca, adamın niyetini hemen anlamış:
-Tam bulunduğun yerdir, diye yapıştırmış cevabı.
- "Aman Hoca! Nasıl olur?" demiş adam. Hoca kızar gibi yapmış. Adam! Sordun, soyledik. İnanmazsan alır cetveli olcersin.


Kibir

-"Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun soylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın boyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya...
-"Her halde oyle olmalı." der. Cevresindekiler hemen:
-"O zaman goster bakalım kerametini derler." Hoca;
-"Ey ulu cınar cabuk yanıma gel!.." der. Der ama tabii ne gelen ağac var ne giden. Hoca kendisi ağacın yanına gider. Halk,
-"Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" der ve gulerler, Hoca;
-"Bizde kibir yoktur, dağ yurumezse kul yurur" der.


Dunyanın Dengesi

Hoca'ya bir gun: Sabah olunca insanların kimi o yana, kimide bu yana gider. Sebebi hikmeti ne ola ki?
-Hepsi aynı yone gidecek olsa, dunyanın dengesi bozulur da ondan.


Bilenler

Hoca kursuye cıkar cıkmaz: "Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?" der; fakat cemaatin ancak kucuk bir kısmı “bilmiyoruz” der. Hoca:
-"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın" der ve vaaz etmeden kursuden hemen iner.


Kursude

Hoca bir gun vaaz vermek icin kursuye cıkmış. Fakat olacak bu ya, aklına hicbir şey gelmemiş. Oturmuş, oturmuş, nihayet
- “Ey cemaat size soylemek icin aklıma bir şey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oğlu da kursunun dibinde oturuyormuş. Hemen ayağa kalkıp
- “İlÂhi baba, hicbir şey aklına gelmiyorsa, kursuden aşağı inmek de mi gelmiyor.”


Allah Taksimi mi? Kul Taksimi mi?

Cocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga dovuş, kıyamet!... Ele gecirdikleri bir kucak cevizi bir turlu doğru durust boluşturemiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geciyormuş. Cocuklar koşarak ona başvurmuşlar:
- Hoca Efendi, ne olur, şunları bize guzelce boluşturuver!
Cocuklar bir kenara cekilmişler. Hoca gecmiş cevizlerin başına:
- Cocuklar demiş, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi?
Cocukların hepsi birden:
- Allah taksimi, Allah taksimi!
Diye bağırmışlar. Bunun uzerine Hoca bir avuc ceviz alıp bir cocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkac avucu otekine, beş altı taneyi berikine... Bazı cocuklara da hic vermemiş. Cocuklar Hoca’ya itiraza başlamışlar.
- Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin!
Demişler. Hoca da:
- Cocuklar demiş, siz benden Allah taksimi istemediniz mi?... Allah taksimi boyledir. O, dilediğine az, dilediğine cok verir, hic vermediği de olur, herkes kısmetine boyun eğer!...



Yağmurdan Kacıyormuş!

Bir gun, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, Hoca da evinin penceresinde oturarak sokağı seyrediyormuş. Bir ara dostlarından birini, cubbesinin eteklerini beline dolayarak koşa koşa evine giderken gormuş ve pencereyi acarak seslenmiş:
- “İnan olsun ki cok ayıp! Senin gibi aklı başında, olgun bir adam, Allah’ın rahmetinden kacar mı?...”
İcinden Hoca’ya hak veren adamcağız, bu sefer ağır ağır yurumeye başlamış; fakat tepeden tırnağa ıslanmış olarak evine varınca, Hoca’nın oyununa geldiğini anlamış. Gunun birinde Hoca yolda yağmura tutulmuş; koşar adım evine yonelmiş. Birkac gun once kendisiyle alay ettiği ahbabının evi onunden gecerken adamcağız “taşı gediğine koymanın tam zamanı” diyerek, evin penceresinden Hoca’ya bağırmış:
- “Hocam, Hocam, Allah’ın rahmetinden nicin kacıyorsun, ayıp değil mi sana?” Hoca, hic istifini bozmadan koşmaya devam ederek şu cevabı vermiş:
- “Hay anlayışsız, hay!... Ben rahmetten kacmıyorum; tam tersine yere duşen rahmetleri ciğnememek icin koşuyorum!...“



Buyuk Farklılık

Hoca, namaz kıldırıp vaaz vermek ve biraz para elde etmek icin uc gunluk uzaklıktaki bir koye gitmiş, bir ağanın evine konuk olmuş. Ağa, Hoca’ya bir şey okutmuş, sonra aynı şeyi kendisi okumuş. Hoca’ya bir satır yazı yazdırmış, altına aynı yazıyı kendi de yazmış. Sonra demiş ki:
- “Gordun ya, sen okudun, ben de okudum. Sen yazdın, ben de yazdım. Sana ne hacet, aramızda ne fark var?” Hoca:
- “Dur demiş, aramızda buyuk bir fark var”: Ben uc gunluk yolu, yarı ac ve yaya geldim, sense burada rahat huzur icinde yan gelip yatıyorsun.


Kıyamet

- Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hoca’ya sormuşlar, O'da:
- 'Hangi kıyamet?' demiş.
- 'Kıyamet kac tanedir?' demişler.
- 'Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi olumu kucuk kıyamet, dunyanın parcalanması ise buyuk kıyamettir. Bizim ev icin sorarsan karım olurse kucuk kıyamet. Ben olursem buyuk kıyamet!' diye karşılık vermiş.


Ezan

Nasreddin Hoca bir gun hem ezan okuyor, hem de camiden koşarak cıkıyormuş.
- “Nicin hem ezan okuyor, hem de camiden koşarak cıkıyorsun? Diye birisi bağırmış.
Hoca şoyle inandırıcı bir cevap vermiş.
- “Bakalım sesim nerelere kadar varıyor diye dinlemeye gidiyorum.

__________________