-Dedemle parka gittiğimiz bir gun TRT´ciler cekim icin oradaydı.Beni oynarken cektiler. Yayın gunu bizim aile, jeneriğinde gozuktuğum cocuk programını izlemek icin televizyon başına gecti. Kendimi ekranda gorunce,´Beni niye parkta unuttunuuuuz?´ diye gozyaşlarına boğulmuştum.
-´Geri vites´ kavramım yoktu. Şofor, kolunu koltuğa atıp arkaya doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
-Benden buyuk kuzenlerim dondurmacıların dondurma kulahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını soylemişti. İnanmıştım. Hala da kulahların sivri kısımlarını yemem, cope atarım.
-Babaannem bir gun gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gun gelsin istiyordum.
-Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire cevire doverdi. Cok muhim bir şey yaptığımı sandığım icin canim yansa bile hic sesimi cıkarmazdım.
-Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaclarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki,´Annenin erkek kardeşi´ kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya calışırdım.
-Anaokulunda patates baskısı yapmayı oğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa ortulerine filan basmıştım.Ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu.Hem gonlunu almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak icin dahiyane bir fikirle oğretmenimin yanına gittim. ´Annem´ yazısını patatese oydurttum. Sevincle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vucudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karsısına gectim. Beni o halde gorunce ağlamaya başlamıştı.
-Madonna ile Maradona´yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, ´Bunların babası ne şanslı be. Bir cocuğu futbolun kralı,biri muziğin kralicesi´ derdim.
__________________