
şair, yazar
Turk Halk Muziği Sanatcısı
1956 yılında Yozgat-Boğazlıyan'da doğdu. G.U. Teknik Eğitim Fakultesi'ni bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığı ve TRT'de calıştı. Halen Kultur Bakanlığı Ankara Devlet Halk Muziği Topluluğu'nda sanatcı olarak calışmaktadır. Şiirleri ceşitli dergilerde yayımlandı. Turku derlemeleri yaptı. CD ve kaset calışmaları yaptı.
ESERLERİ:
Muzik calışmaları devam eden şairin Bir Yer Uşur adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.
ESER-AYRINTI
Neşet Ertaş Kitabı
Bayram Bilge Tokel
Kapı Yayınları / Araştırma-İnceleme Dizisi
"Gonul dağı yağmur boran olunca
Akar can ozumden sel gizli gizli
Bir tenhada can cÂnÂnı bulunca
Sinemi yaralar dil gizli gizli
Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahcamn gulu derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır gorulmez
Gonulden gonule yol gizli gizli
Seher vakti garip bulbul oterken
Kirpiklerin oku cana batarken
Cumle Âlem uykusunda yatarken
Kimseler gormeden gel gizli gizli"
"Elinizdeki eser hayatını turkulerine, turkulerini hayatına adamış eşsiz saz ve soz ustası Neşet Ertaş'ı anlamaya ve anlatmaya yonelik bir monografi denemesi. Kitabın ilk baskısı yapıldığında UstÂd 60'lı yaşlarının başlarında idi. Şimdi ise şahdamanndan daha yakınında olduğunu surekli hissettiği ve soylediği "yÂreden"ine kavuştu... MekÂnın cennet olsun Abdal Ustam. Sesin kubbemizde ebediyen yankılanacak."
-Bayram Bilge Tokel-
Turkce
331 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2012, 1. Basım
ISBN : 9786054683475
GORUŞ
Neşet Ertaş
Bayram Bilge Tokel
Neşet Ertaş, Abdal/Turkmen Muziği geleneğinin ust seviyede bir sentezidir.
Muzaffer Sarısozen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatcı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz calıp turku soyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazımn ve sesinin insanı buyuleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir sureden beri gercek anlamda gonul telimizi titreten, ruhumuzu urperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gumbur gumbur ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının goğsunde pencesiyle sesler cıkaran, hep samimi ve kendi halinde yureğinin acılarını ve kendi ic gurbetlerini seslendiren; hic bir medyatik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şohretten adeta koşe bucak kacarak pek ortalıklarda gorunmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik cağnsımlanna pirim vermeyen, sazından, sozunden ve sesinden gayri hic bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insanı tanımak kadar tanımlamak da gercekten zor.
Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az cok tanıyan, yurekleri hep turkulerle birlikte atanlar icin Neşet Ertaş, belki de tam bir "yaşayan efsane"; mechul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...
Neşet Ertaş'ın bir iki cumlede ozetlenebilecek resmi biyografisi bize belki sadece ipucları verebilir. Onun "1938 yılında Kırtıllar Koyu'nde Done'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğlu" olduğunu; Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in ceşitli koylerinde gecen cocukluk ve ilk genclik yıllarının ardından, 15 yaşında cıktığı gurbet hayatinin hala devam etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir. Neşet Ertaş'ı tanımak, asıl onun ruh ve gonul macerasım bilmeyi gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş'la en rafine uslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Muziği geleneğinin gelmiş gecmiş en buyuk ustalanndan olan babası Muharrem Ertas karşımıza cıkar.
İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Turkmen/Abdal muzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yoresel ozellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu muziği yoresinin dışına cıkarmış, ulke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasım sağlamıştır.
1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki cevreleninin ve gercek turku dostlarının da gundeminden hic duşmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Cunku o aslında bir anlamda tam bir yore sanatcısı olmasına rağmen yaygın şohreti ve soylediği turkulerin popularitesi ile ulke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Cekic Ali'den de ayrılır. Bir başka soyleyişle onun sanatı icin, başta Muharrem Usta olmak uzere. Hacı Taşan, Cekic Ali ve Abdal/Turkmen Muziği geleneğinin ceşitli yorelerde farklı tavır ve usluplarda karşımıza cıkan diğer ustaları da dahil olmak uzere hepsinin ust seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.
Neşet Ertaş'ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı i1e o kadar icice ki, calıp cığırdığı turku ve bozlaklarında butun bir hayat hikayesini bulmak mumkun olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o icli turkulerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuclarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle anlattığı ozan yonunu yıllarca kimse farketmedi bile. Babasından tevarus ettiği geleneksel ve anonim turkulerin, bozlakların dışında, sozleri kendisine ait turkuler, bozlaklar soylediğini de farkeden olmadı yıllarca. Sozu ve muziği ile, anonim turkulerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız turkunun, bozlağın altına attığı mutevazı imzasını kimselere soylemedi bile.
Neşet Ertaş o buyuk yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni baştan oyle bir yorumlar, ona oyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kulturu ve birikimi oldukca sınırlı sığ ve sıradan sanatcıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Cunku Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir turkuyu bi1e oyle bir okur ve yorumlar ki, o turku o şekliyle yıllar oncesine ait bir Neşet Ertaş turkusu gibidir artık.
Olağanustu denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gozeten diri ve uyanık tecessusu ile Neşet Ertaş, hep gundemde kalmış bir sanatcıdır. O, ismi bağlama ile ozdeşmiş ve adeta bu dunyaya turku soylemek icin gelmiş gercek bir turku ustası... Turkuyu bağlamaya, bağlamayı turkuye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin icinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatcı bulmak oyle sanıldığı kadar kolay olmasa gerek.
Neşet Ertaş'ın sanatı; muziğin ozunu, ruhunu kavrayan birinin, hic bir yapmacıklığa tevessul etmeden, olduğu gibi kendini, kendi ozunu ve hissettiklerini saza, soze dokmesidir.
__________________
