DUNYA TAŞINIYOR II
(Hikaye)
Mehmet uzay gemisinin ihtişamının yeni yeni farkına varıyordu. Oturduğu yerden diğer insanlar gibi karanlıkta ki yolculuğu değil az once refrefi ile uzerinden gectiği o yarım kure şeklinde ki dev yapıya odaklanmıştı. Işıklar sacan yer hemen guvertenin onuydu. Mehmet’in oraya gitmesi dakikalar alacaktı. Yapı yakın gibi gorunuyor ama bu onu yerinde simetrik olarak duruşuydu. Mehmet bir sure sonra başını derin karanlığa cevirdi.
O nereye baksa hep inanılmaz goruntuler ile karşılaşıyordu. Şimdi ise onunden devasa bir yıldız geciyordu. Bu Mehmet’i yerinde biraz daha tuttu. Alevler acık secik goruluyordu. Uzay gemisi yıldıza uzaktı. Fakat yıldızın sıcaklığını az da olsa hissedebiliyordu. O an guverte insanlarla dolmaya başladı. Yıldızın ateşi ile ihtişamlı gorunuşu herkesi buraya cekmişti. Yer musaitti. İnsanlar seyre oturduklarında hala boş yerler vardı. Mehmet bunu kendi koltuğundaki cihazdan gorebiliyordu. Cihazı biraz kullanınca oğreneceği cok şeyin olduğunu tekrar gordu.
O yarım kurenin ne olduğunu bulmak zor olmadı. Bilgileri bulunca tuyleri diken diken oldu. Yapının ışık sacması gorunmez ve gizli hatların gerilimiydi. Yarım kure pi/iki derinliğindeki atom altı boyutlara kapı acıyordu.Mehmet bunu bir yerde duymuştu. Evren atom altı quarklarda gizliydi. İnsan boş uzayı cıkacak olsa sadece bir atomun dışına doğru giderdi. Ve kendini yine geldiği yer gibi bir uzayda bulurdu. Makro derinlikler ve mikro derinlikler sonsuzdu.
Mehmet şu an ki yaşadığı evrenin libnit adlı kurede ki herhan gibi bir quarkın icinde olduğunu biliyordu. Bunları duşununce daha da heyecanlandı. Demek insan oğlu evreni vucuda getirebilmişti. Yarım kurenin nicin yapıldığını oğrendiğinde biraz endişelendi. Cunku uzay gemisi kaza gecirdiğinde olen insanların ışık zerrecikleri olan oz ruhları libnit, cihazına cekilecek ve onceden belirlenmiş olan atom altı evrenin bir koşesine goturulecekti.
Mehmet koltuğunda ki cihazdan bu yeri de oğrendi. Once bir gezegeni gordu. Ve bir bina ile karşılaştı. Burada ramea isimli ileri teknoloji iceren bir kutu vardı. Işık zerrecikleri olan oz ruhlar ramea kutusunun icine cekiliyor ardından onlara beden giydiriliyordu. Tuhaflıklar bununla da bitmiyordu. O atom altı gezegende insanların yaşadığını gordu. Belli bir yerde onun uzerinde piramit dizili ve onların cevresindeki halka olmuş insanlar secde eder gibi başlarını piramide doğru eğip kaldırıyorlardı.
Allah’ı duşundu. “Peki Allah bunun neresinde.” Dedi icinden. Elbet Allah’ı kimse gecemezdi. Onun gecilmezliği kutsal ışığında yatıyordu. İnsan bir evren meydana getirse de bilgi de Allah’ı gecemezdi. Mehmet her şeye sahip olup gayenin de var olduğu bir hissin her zaman bir umuda ihtiyac olduğunu biliyordu. Ona madde veya bilgi bir şey veremezdi. Mehmet’in istediği bekleyişti. Bu bekleyişte Allah onu kabz eder ve korurdu. İşte insan boyle kendini guvende hissederdi. Buna rabıta deniyordu.
Uzay gemisi devasa buyuklukteki yıldızı on dakika icinde gecti. Seyir icin bekleyen insanlar guverteyi boşaltmaya başladı. Mehmet keşfetmenin heyecanı icinde koltuğundan kalktı. Refrefine bindi. Havalandı. Yarım kureye doğru yol aldı.
Giderken aşağıya bakmayı da ihmal etmiyordu. Keşfedilecek cok şeyin olması milattan sonra uc binli yılların bir guzelliğiydi. O an coşkusu doğum gunu olduğu icin daha da arttı. Uc bin elli dokuz yılına dort yuzuncu yaşı ile girmişti. Karşısında gorduğu libnit adlı kure bu gun icin kendine verdiği guzel bir odul olacaktı.
Kureye yaklaşmıştı. Şimdi ışıklar daha da parlak gorunuyordu. Mehmet kureye gelince refrefini koyacağı yere doğru alcaldı. Durdu. Refrefinden indi. Yapıya baktı. Som altındandı. Başka şey de beklenemezdi. Cunku altın ancak milyonlarca yıl sonra yok oluyordu. Bir koridordan gecti. Kendisi gibi keşif icin gelenleri gordu. Hepsi bir top buyukluğunde ki kureye bakıyordu.
Kure altından bir sutunun uzerinde duruyor, sutun da kucuk bir piramidin tepesindeydi. Goruntu muhteşemdi. Bir bilim adamı anlatıp duruyordu. Libnitin keşfini konuşuyordu. Bu bilgiye dunyada arkeolojik kazılar ile ulaşılmıştı. Bulunan şey Mısır’daki Gize kumlarının derinliğinden cıkan İsis’in kutuphanesiydi.. Bir uzay kayığı bulunmuş ve icinde ki kitapların da sırlar barındırdığı oğrenilmişti. Libnit cihazı da bu bilgilerden biriydi.
Şimdi bilim adamı “gezimize katılmak isteyen varsa ellerine ki şu gorduğunuz orni den alsın.” Dedi. Mehmet bir tane aldı. İnceledi. Uzerinde ucgenler vardı. Kombinezonları esrarlı bir his veriyordu. Orada bulunan yirmi kişi orni den birer tane aldı. Bilim adamı tekrar talimat verdi.”Hazır dediğimde ucgenlerin hepsine basacaksınız.” Dedi. Ardından libnitin yanına gitti. Kureye akım verdi. “Hazır, başlayın.” Dedi. Yirmi kişi birden şeffaf bir goruntuye burundu. Sonra kayboldular.
Mehmet bir an icin sağına ve soluna baktı. Herkes oradaydı. Amma zaman ve mekan değişmişti.
Telif Sahibi: Tuna Mustafa YAŞAR
__________________
Dunya Taşınıyor II-Hikaye
Sohbet Muhabbet0 Mesaj
●12 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Dunya Taşınıyor II-Hikaye
-
04-09-2019, 16:24:48