DUNYA TAŞINIYOR 3.bolum
(hikaye)
Bilim adamı. Işınlanılan yerin odak cihazına giden akımı kapattı. Mahiyetindeki yirmi kişiye malumat vermeye başladı. “Şu an Labion piramidindeyiz. Yapı som altındandır. Duvarlarda gorduğunuz hiyeroglifler buyuk esrarın kayıtlarıdır. Hitit civi yazısı ile yazılmıştır. Cozumlemeyi bilen varsa gezi sonunda okuyabilirler. Şimdi sizi bu piramide isim veren labion cihazına gotureceğim.” Dedi
Odanın ici aydınlıktı. Ama gorunurlerde hic ışık kaynağı yoktu. Mehmet kendini ilk defa bir firavunun hissettiği duygulara kaptırdı. Onlar hep saraylarında gizemlerle dolu odalarından hic dışarıya cıkmazlar ve evrenin gizli bilgileri ile meşgul olurlardı.
Mehmet “Acaba bilmek derinlere dalabileceğimiz esrarı gizlemek mi. Eğer oyleyse kimse bir şey bilemez.” Dedi icinden. Diğer taraftan herkes tarafından bilinen şey bilgi değil bir aractı. Bil bulmak demekti. B ve L harfleriydi. Az once bilim adamı duvarlardaki buyuk esrar kayıtlarından bahsetmişti. Ustelik yazıların hiyeroglif olması bilinmeye bir engeldi. Mehmet “faydası dokunmaz.” Diye duşundu. Ama onun icin yazı bir avcı bilgi de avdı. Cennetsi hislerin beslendiği yegane kaynak ise gizlenen esrarlardan gelirdi. Şimdi daha iyi anlıyordu. Kendini bir firavun hissetmenin tek yolu salt gerceğin gizli olması ve onu bir miktar cevreye hissettirebilmekti.
Yirmi kişilik grup koridordan gecerken duvarlardaki kabartmalara goz gezdiriyordu. Bilim adamı bunlardan birinin onunde durdu. “Bu gorduğunuz kabartma Aldaberan yıldız sistemi. Burada on tane gezegen var. Şu gorduğunuz ucuncu gezegen Sions gezegeni. Yani buraya gelirken kullandığımız libnit cihazının geldiği yer. Bu gezegenden gelenler arkaik donem oncesi dunyaya gelip yerleştiler. Onlar matematikte cok ileriydi. Onlar Kulik ve igmir matematiğini kullanıyorlardı. Bu matematik turlerini henuz insan oğlu keşfedebilmiş değil. İşte onlar Atlantis ve Mu kıtası uygarlıklarını kuran, insan olmayan ama ondan daha zeki varlıklardır.” Dedi.Sonra yurumeye başladı. Ardından diğerleri.
Bir kapının onune gelindi. Bilim adamı onundeki kolu cevirdi. Kapı acıldı. İceride kare şeklindeki bir taşın uzerinde duran kure gozuktu. Yeşilimsi ışıklar sacıyordu. Odağına doğru ışık sonuktu. Bilim adamı anlatmaya başladı.
“Bu gorduğunuz labion Hiyapin evrenindeki duşunen varlıkların yazdıkları yazıdan kendine gorunmez ve gizli bir hat ceker ve kutsal ışık akışını sağlar. Bununla varlıklar duzene girer. Kısaca şoyle. Yaratıcımız bizim kaderlerimizi katında bulunan levhadaki yazılar ile yonetiyor. Labion ise hiyapin evrenindeki metafiziği yonetiyor. Bu elbet yaratıcımızdan aldığımız ornekle oldu. Bir yazı nundur. Nun kanalize demektir. Rabıtası cok buyuktur. İşte her bir kitap nun cihazıdır. Metafizik olarak calışır. Bu gorduğunuz labion da metafizik olarak calışır. Kendinize “biz nasıl duşunuyoruz?” sorun. Aynı cevap labion cihazı icinde gecerlidir.”
Mehmet sevindi. Azda olsa duşundukleri bilim adamının soyledikleri ile cakışıyordu.
Bilim adamı “şimdi piramitten dışarıya cıkacağız. Sakın şaşırmayın.” Dedi. Arından “herkes ornilerinin uzerindeki ucgenlere bassın.” Dedi. Birden herkes şeffaf bir goruntuye burundu. Sonra kayboldu. Piramidin dışına ışınlanmışlardı. Manzara onları şaşkına cevirdi. Boyle bir şeyi daha once hic gormemişlerdi. Atmosfer ve yer arası oyle parlaktı ki insanın bundan hoşlanmaması mumkun değildi. Gok yuzunu aydınlatan yıldız yoktu. Grup havada ucan insanları fark edince ilgiyle bakmaya başladılar. Cunku ucanlar bir cihaza veya alete ihtiyac duymuyorlardı. Bilim adamı,
“bu gorduğunuz ucan insanlar teknolojiye ihtiyac duymayan kişiler. Gezegende yaşayanlar bilgilerini bir kitaptan alırlar. O kitap ki yaratıcının sırlarını icerir. İşte bu insanlar bir soz ile veya bir duşunce ile hem ucarlar hem bir anda mekan atlarlar. Biz dunya insanoğlunun da boyle olmasını istedik ama uzay evreni yoneticileri buna izin vermedi. Biz de bunu libnitimizde denedik.” Diye konuştu.
Mehmet “bir şey sorabilir miyim?” dedi.
Bilim adamı “tabi sor.” Dedi.
“Bu gezegenin ismini soylemediniz.”
“Haklısın. Soylemedim. Bu gezegenin ismi Mavi Ay. İcinde hayat olan aynı bolgede iki gezegen daha var. Sessiz Tepe ve Gobekli isimlerinde. Uc gezegenin de bir yıldızı yok. Cunku hepsi yapay olduğu icin her şey duşunulmuş.”
Mavi Ay gezegeni ağaclar ile doluydu. Hepsi devasaydılar. Bilim adamı ve grubu bir ormana girdiler.Bir domates ile karşılaştılar. Domates bir ev buyukluğundeydi. Az ilerlediler. Bu sefer bir mısır ile karşılaştılar. Kocanı ise beş katlı bir apartman buyukluğundeydi. Bilim adamı bu durumu acılamaya başladı.
“u gezegendeki ağacların, meyvelerin ve bitkilerin devasa olması gezegenin oluşum sureci icinde bulunduğu icindir.Dunyadaki dinazorları duşunebiliriz. Onlar da devasa buyuklukteydi. Ağaclar ve bitkilerde oyleydi. Bu doğanın işlenmemiş olduğunu gosterir. Doğa da zaman gectikce bitkiler ve canlılar kuculur. İşte bu her şeyin kendi formunu bulması anlamına geliyor.”
Bir akar su kenarına geldiler. Bilim adamı “yemek molası verelim.” Dedi. Sonra elindeki cihaza ayarlama yaptı. Ormana tuttu. Bir iki dakika icinde bir geyik yerde suruklenerek geldi. Bilim adamı cihazı ile geyiği et parcaları haline getirdi. Sonra geyik yenecek kıvama geldi.
Telif Sahibi: Tuna Mustafa YAŞAR
__________________
Dunya Taşınıyor 3. bolum-Hikaye
Sohbet Muhabbet0 Mesaj
●15 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Dunya Taşınıyor 3. bolum-Hikaye
-
04-09-2019, 16:24:44