Etrafta un cuvalları var. Bidonun icinde de su var. Yine şeker cuvalıda kenarda duruyor. Fırında tam karşıda. Gorduğunuz un cuvalı acık olan pencereden gelen hava cereyanı ile devrilir ve tepsinin icine akar.

Bu un cuvalı devrilirken yanındaki şeker cuvalına takılır oda tepsinin icine akar. Ani bir sarsıntı ile su bidonu yerinden kayar ve tepsinin icine dokulur. Hava cereyanının verdiği ilk ivme ile kaygan zemin uzerinde duran tepsi ritmik hareketlerle gider gelir ve icindeki materyal hamur halini alır.

Guclu hava cereyanları ile yerinden kopan hamur parcacıkları masanın ustune duşer. Kenarda duran oklava ise yerinden kayarak hamurun ustune denk gelir ve hava akımının sağladığı mevcut ritmik hareketlere kapılarak ileri geri hareket etmeye başlar ve bu esnada yufkalar incecik acılır.

RuzgÂrlar yardımı ile yufkalar yerinden havalanarak tepsilerin icine duşer. O anda yine guclu hava cereyanlarına maruz kalan ceviz parcacıkları yufkanın ic yuzeyine yayılır. Hazır hale gelen tepsi karşıda duran ve ezelden beri yanık olan fırının icine muhtemel buyuk bir sarsıntı ile duşer ve fırının kapağıda o esnada kapanır. Belli bir sure sonra muhtemel zıt bir yer hareketi ile fırının kapağı geri acılır ve icinden pişmiş tepsi dışarı duşer. Ve baklava husule gelir. Afiyet olsun (!)