ilk gece anıları azerbaycan anıları azerbaycan giyimleri giyimi azerbeycan giyimleri
Bir adam Azerbeycan'a gitmiş de iş icin, onu anlatıyor! Bi de aklıma geldi, hani Rejoice sloganı "Yıka ve cık!" ya, Azerbeycan'da şoyleymiş: "Citilirem Citilirem Cikirem!" Karşılıklı goruşmeler icin Baku'ye gittik. Havaalanında dakika bir, gol bir hatamı yaptım. Uniformalı birini gostererek, Azerice'de benden daha tecrubeli bir arkadaşıma Bu adam subay mı? diye sordum.

Arkadaş: "Sus, adamı peşimize mi takacaksın, burada subay bekar demek" dedi. Bizdeki "Subay" ne demek soylemedi. Bizi karşılayan Azeri arkadaş, arabaya binerken kendisinin dalda (arkada) gideceğini benim de kabağa (one) oturmamı soyledi.

Otelin onune gelince sofor; "Abla sen burada duş, ben arabayı saklayıp gelirim" dedi. Yani ben inecegim, o da park edip gelecek. Sonra duşmenin inmek yerine heryerde kullanıldığını "Merdiveni boşver, gel asansorle duşelim" dediklerinde daha iyi kavradım. Ama bunu bilmeyen arkadaşlarımız Azerbaycan Havayolları ile yaptıkları bir ucuş sonunda, Baku'ye beş dakika icinde duşecekleri anonsu ile hayatlarını film şeridi gibi bir-iki saniye izleme firsatını bulmuşlar. Bir diğerimiz de Baku'ye telefon edip montaj ekibimizin varıp varmadığını oğrenmek istemiş, telefondaki Azeri: Ucak Baku uzerinde fırlandı, fırlandı, Sumqayit'e duştu demesiyle feryat figan ortalığı birbirine katmıştı. Anladık ki ucak Baku'ye inememiş, bir iki tur atıp, başka bir şehre inmiş. Azeriler cok misafirperver. Herhangi bir ikramı reddetmek cok ayıp. Sizi ağırlamak icin paralanıyorlar. Altı saat boyunca yemek yenilebiliyor. Bizi o donemin gozde bir lokantasına goturduler.Adı Gulistan. Ordan burdan konuşulurken, cok değerli bir şairlerinin başka bir ulkede rahmetli olduğunu ve sumuklerini Bau'ye getirmeye calıştıklarını soylediler.

Biz yine anlamsız anlamsız bakınca, sumuğun kemik anlamına geldiği ve Turkce sumuğun kaşılığının da "Burun suyu"olduğu anlaşıldı. Sonra bana sumuklu et (pirzola) sipariş edildi.

Şu anda Baku'deki Migros yani ???????? Store'un camlarında "Sumuklu et şu kadar, sumuksuz et bu kadar" ilanlarını gor-mek mumkun. Bu arada garson yanımıza yaklastı ve yan masadaki adamların arkadaşımızı Sefer Bey'e okşattıklarını soyledi. Tabii okşanmaya maruz kalmış arkadaş da kolay kolay okşanacak bir tip değil. Bıyıklı ve iri cusseli olan arkadaşımız acayip bozulup, "Kim okşatmış beni, bu da ne demek?" şeklinde horozlandı. Okşatmanın benzetmek olduğunu zar zor anlayarak rahatladık. Rus kızların dansları ve "Ada Vapuru Yandan Carklı" şarkısı eşliğinde yemeğimizi bitirdik.

Ertesi gun şeherde bizi otelin kabağından aparacaklarını soylediler. Yani sabah, otelin onunden alınacaktık. Sezen Aksu,İbrahim Tatlıses acayip rağbet goruyordu. Bir de o zamanlar Cuma akşamları TRT'de yayınlanan "Bir Başka Gece" programı cok seviliyordu. Hatta Cuma gecelerine denk gelen duğunlere "Bir Başka Gece" programı suresince ara veriliyor, duğunahalisi TV salonuna gecerek hep birlikte programı seyrediyordu.

Sonra duğune bırakılan yerden devam ediliyordu. Daha da enteresanı onemli bir iş toplantısının ortasında ust-makamın ofisinin (Genelde her ofiste irice bir TV var) kapısı tık tık calınıyor, departmandaki sekreterler sessizce kenara diziliyor ve sabah saatlerinde verilen Brezilya dizisi hep birlikte seyrediliyordu.

Tabii bizim toplantı devam ediyordu etmesine ama Azeri yoneticisinin gozleri de sık sık televizyona kayıyordu. En zevklisi Azerbaycan-Turkiye futbol macını Azeri televizyonundan, Azeri spikerin anlatımıyla seyretmek: Turk Milli Yığma Komandoları. (Turkiye Milli Takımı anlamında.)

Turk kapıcısı (kaleci) topu gapı aralığından depti, yirmibirinci dakka olmasına rağmen mac hec hec (0-0) devam etmekte gibi sevimli cumlelere rastlıyorsunuz.

Ya da bir Amerikan filmini Azeri dublaj ile seyretme şansını yakaladıysanız Robert Redford'un "Men yahşiyem, istemirem.Sen nicesin?" şeklinde konuşmasına gulmekten kırılıyorsunuz.

Bu arada Arap ulkelerinden birinde iş icin bulunan arkadaşım bir filmde: R.Hudson'a barmenin ne iceceğini sorduğunu ve onun da "Elhamdullah orucluyam…" dediğini soyledi. İnanamadim, yazmış da olabilir.Bu arada bizler de onları Turkiye'ye davet ettik. Hatta bir yoneticinin eşi rahatsızlandı ve doktora goturmek gorevi bana duştu. Amerikan Hastanesi'nden randevu aldık. Kadın; "Oynaklarım, sumuklerim, kıcım ağrıyor, derman yuttum gecmedi." dedi. Doktorda Hakan Şukur bakışları oluştu. Yani "Eklemleri, kemikleri ve bacakları ağrıyor ve ilac almasına rağmen gecmiyor" dedim. Neyse tahliller filan, derman bulundu.