Orta Anadolu koylerinden birinden otekine gelin goturulurken Kızılırmak'tan gecen gelin alayı koprunun yıkılması uzerine suya dokulmuş, bu arada gelin de kaybolmuştur. Bu cok acıklı olay toplumu oyle etkilemiş ki dalga dalga butun yurda yayılmıştır.
Bu ağıt o acı ile yakılmıştır. Sozu de, ezgisi de gercekten guzeldir.
Ben o zamanlar yedi yaşındaydım. Daha kente gocmemiştik. Koyde yaşıyorduk. Koyumuzun yaşlı bir cobanı vardı. İyi bir insandı. Cobanın yakışıklı, aslan gibi bir de oğlu vardı, adı İbrahim'di. O da babası gibi sevilirdi koyde. İbrahim, gunlerden bir gun babasıyla birlikte suruyu otlatmaya goturmuş. Akşam koye donerken komşu koyun beyi İsmail Ağa'nın kızıyla karşılaşmış. Kız, arkadaşlarıyla birlikte kuşburnu toplamaktan donuyormuş. İbrahim kızı gorunce aklı başından gitmiş, aşık olmuş.
İbrahim'in İsmail Ağa'nın kızına aşık olduğunu koyde herkes duydu. Ama kızın babası kızını bir cobanın oğluna vermek istemedi. Fakat butun koylu İbrahim'den yana cıktı. Kızın babasına yalvardılar. "Coban olmak bir suc mu? İbrahim mert, durust bir cocuk. Ver kızını," dediler.
Sonunda İsmail Ağa yalvarmalara dayanamadı, razı oldu. Buna butun koy sevindi. Duğun gunu kararlaştırıldı. Herkes gucunun yettiğince bir yardımda bulundu. Buyuk bir toren duzenlendi. Kazan kazan duğun yemekleri pişirildi. Cevre koyler duğune cağrıldı. Kısacası o gune kadar koyumuzde benzeri daha gorulmemiş bir duğun başladı. Gelin almaya gidileceği gun hava gunluk guneşlikti. Duğun alayı buyuk bir coşkuyla yola cıktı. Davullar, zurnalar calıyor, herkes, sevinc icinde halay cekiyor, oyunlar oynuyordu.
Dun gece yine olumle burun buruna geldim. Kendime bir zarar geleceğinden degil ama karım Cemile ne yapar sonra. Biz akşam yemeğimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiğinden gec vakitlere kadar oturup yatmadılar. Neyse ki konukların gitmesiyle birlikte uykuya daldılar. Bir sure ortaliğın sakinleşmesini bekleyip, yiyecek toplamaya başladım. Bugun misafirler geldiği icin menu cok zengindi. Pasta ve borek kirintilarına bayılırız. Her neyse ben nevaleyi toplarken
birden mutfağın isigi yandi ve "Aaaaaa! Karafatma"
diye bir ses duydum.
Uyuz adam, ben bir erkeğim Fatma da nereden cıktı.Benim adım İsmail. Boyle şeyler delikanlıyı bozar.
Hadi beni karımla karıştırdın diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsın. Benim kac katım buyukluğunde olmana rağmen bu bagırış da ne boyle? O korkunc sesin kesilmesiyle birlikte,sanki ben ona bir şey yapmışım gibi beni kovalamaya basladı. İnanın o kadar da
dikkat ediyorum, tabak, canak bardak uzerinde dolaşmamaya cunku bu adamın karısı cok titiz.
Bazen diyorum ki bu gıcıkların misafiri geldiğinde git ortalarda dolaş boylelikle utanılacak duruma duşsunler..Ama yapamıyorum işte. Ne olursa olsun,ekmek yediğin tekneye kotu gozle bakmamak gerekir.
Ben eve geldiğim ilk yılları hatırlıyorum da ne guzeldi o gunler. Rahmetli kayınbabam ve kayınvalidem beni evlerine kabul etmişlerdi. O zamanlar rahattık,cunku ev sahibimiz Rıza amca kordu. Bu sebeple evin her yerinde serbestce dolaşabiliyorduk. Hatta Riza amcayla aynı sofrada yemek yediğimiz gunlerde oldu. Gerci bizleri gorebilseydi nasil davranırdı
bilmem ama o hep yureğimizde yaşayacak. Rıza amcanın durumu pek iyi sayılmazdı, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli karısınınmış,bu yuzden yiyecek konusunda bu kadar fazla secenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve huzurluyduk.
Rıza amca bir gun gorunmez kazaya kurban gitti.Gerci onun icin butun kazalar gorunmezdi. Rıza amcanın toprağa verildiği gun biz de oradaydık.Karşı komşusu Osman Zeki bey bize geldiğinde ceketini asmıştı. Biz de bunu fırsat bilip ceketin cebine girdik. Ardından Osman Zeki beyle birlikte mezarlığa doğru yola koyulduk. Rıza amcanın uc tane oğlu vardı
ama bugune kadar sadece nufusta gozukuyorlardi.
Hayırsızlar daha ilk gunden evi satışa cıkardlar.
Evi şu anda oturan adam ve karısı satın aldı. Eve ayak basmalarıyla kayınbabam ve kayınvalidemi oldurmeleri bir oldu. Adam sonra iğrenerek cansız bedenleri kağıda sararak cope attı. Sanki kendisi cok temizmiş gibi. Halbuki tuvaletten cıktıktan sonra ellerini yikamadığına defalarca sahit oldum.
Şimdilerde kendine uzerinde rahmetli kayınvalidemin resmi olan bir ilac almış, durmadan uzerimize sıkıp duruyor Kayınvalidem Sultan hanım gencliğinde fotomodel oldugu icin bu tur ilacların uzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamıştı. Ama evlenince mecburen bıraktı. Cunku kayınbabam tam bir Osmanli erkeğiydi. Bugune kadar
rahmetli Rıza amcanın anısına bu evde oturduk,artık daha fazla dayanacak halimiz kalmadı. Eşe dosta haber saldık. Kendimize gore bir ev bulur bulmaz taşınacağız buradan. Belki de sizin evinize yerleşiriz hayat bu belli mi olur?
