hayırlısıyla bir konu daha acıyorum inşallah kitlenmez. icinde mutlaka ki okuduklarınız bildikleriniz vardır kimse kusura bakmasın. saygılar arkadaşlar.

Ağanın Ayrıcalığı
Kurt borsacı genc borsacıyı yanına almış, işin inceliklerini anlatıyor. Butun onemli konular gibi, bu konu da parkta yuruyuş yaparken konuşuluyor.
Yaşlı kurt anlatıyor:
- Durumu değerlendirirken, kafanda ne kadar risk karşısında ne kazanıyorum hesaplarını İyi yapacaksın... Mesela bak şuraya bir kopek pislemiş, normalde iğrenc ama sana "parmağını değdir ve yala, karşılığında bir milyar veririm" dediğimde bir fırsat şekline donuşur değil mi?
- Elbette.
- Haydi bakalım, bir milyar veriyorum parmağını değdir ve yala.
Genc denileni yapar, ihtiyar kurtun anında saydığı bir milyarı cebe atar, yuruyuş devam eder.
- Peki ben size bir milyarınızı geri almanız icin şu kopek pisliğine parmağınızı değdirip yalamanızı soylesem...
Yaşlı kurt hemen yapar ve bir milyarı geri alır.
Yan yana yurumeye devam ederler...
Genc: - Ceplerimizdeki para aynı, ikimizin de ağzında kopek pisliği tadı var. Ne fark etti?
Yaşlı kurt: - Oyle deme; iki milyarlık işlem hacmi yarattık! Ağanın Ayrıcalığı
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam ruyamda seni gordum
-Hayırdır len nasıl gordun?
-İkimizde aynı ucakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra ucak arıza yaptı ve duştu.
-Hayırdır inşallah,ne oldu sonra?
-Ben bok cukuruna, sen de bal cukuruna duştun.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım ruyada bile belli olmuş.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.

Kolkola
Hayvanat bahcesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış dolaşıyorlardı.Erkek ahtapot eğildi hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı:
-Ne guzel bir gece değil mi sevgilim?...Mehtap,yıldızlar,sen,ben...Ve bu guzel gecede seninle ikimiz boyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz...

Renk insanı değiştirir
Amerika'da bir fuar acılmıştı. Fuarda zencileri beyaza donuşturen bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gorduler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına donup
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise :
-Dur! Once ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi.
Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir sure sonra beyaz olarak cıktı. Dışarıda kalan zenci duruma cok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip :
-Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım.
-Hadi oradan pis zenci!

Topun Hacmi
Bir matematikci, bir fizikci ve bir muhendise bir kırmızı top verip bunun hacmini nasıl bulacaklarını sormuşlar. Matematikci, bir mezura ile etrafını olcup formulle yarıcapını hesapladıktan sonra diğer bir formulle yarıcapından hacmini bulacağını soylemiş. Fizikci ise topu suya batırıp yer değiştiren suyun hacmini olcerek topun hacmini bulabileceğini soylemiş. Top son olarak muhendisin eline verilmiş, muhendis topu şoyle biraz cevirip bakmış ve sonra: "Bana kırmızı toplar kataloğunu bulun"

Teknoloji
Bir Turk, Japon arkadaşının daveti uzerine Japonya'ya gidiyor. Birkac gun gezdikten sonra arkadaşı onu calıştığı fabrikaya goturuyor. Teknoloji muazzam. "Bak !", diyor Japon : "Burada robot yapıyoruz. Şu Robotlar oğle yemeğini hazırlar ve getirir. Şunlar bebek bakar. Şunlar araba bile kullanır." Bizim Turk vatandaşı hayretler icinde kalır. Dolastıkca gozleri fal taşı gibi acılır. Japonya'dan ayrılırken arkadaşı Turkiye'ye mutlaka gelmek ve teknolojisini gormek istediğini soyler. Ve o gun gelir. Fakat bizim Turk nereyi gezdireceğini bir turlu bilemez. Duşunur ne gostermelide altında kalmamalı Japonyada gorduklerinin. Aklına hamam gelir. Japon ne anlar Turk Hamamından. Alır goturur. Japona ilginc gelir: "Ne oluyor burada?" "Biz burada insan yapıyoruz." " Sahi mi?" der Japon. Bir odanın kapısını acarlar. İceride tellak bir adamın kolunu ovmaktadır. "Bak der bizimki, burada kollar monte ediliyor." " Bir başka odada bacak ovulmaktadır. "Buradada bacaklar takılıyor." Japon bu sefer hayrette. Diğer odanın kapısını acarlar. İceride bir kadının ustunde bir erkek iş ustunde. Japon sorar : "Peki burada ne oluyor." "Burada montaj bitmiş delikler acılıyor."

Emektar
Adamın biri sabah uyanınca o gun 90 yaşında olduğunu hatırlamış. Yavaş yavaş yataktan kalkarken gozu ayaklarına ilişmiş "sevgili ayaklarım" demiş, "Bugun 90 yaşına girdik. Bu kadar sene beni istediğim yere goturduğunuz, bu yaşıma sizinle girdiğim icin bahtiyarım, sizlere cok teşekkur ederim, nice seneler dilerim."
Sonra dizlerine dikkat etmiş "Sevgili dizlerim, bugun 90 yaşına girdik. Bu kadar sene beni taşıdınız,"bukul" dedim bukuldunuz, comel dedim comeldiniz, bu yaşıma sizinle girdiğim icin şukur ediyorum. Sizlere cok teşekkur ederim, nice seneler dilerim"
Sonra gozu biraz daha yukarı kaymış "Eee emektar" demiş "Eğer sende yaşasaydın bu gunumuzu birlikte kutlayacaktık."

Sinekler
Dokuz yaşındaki oğlan cocuğu elinde raket, gozunu pencere camına konmuş ciftleşmekte olan sineklere dikmis..
- "Anneee!!" diye cağırmış.. "Sineklerin erkeği olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuskulanmadığı icin "Olur yavrum.." cevabını verince, oğlan sorusunu ikilemiş
- "Peki sineğin dişisi olur mu?"
Kadın o zaman soruların cetrefilli bir yere gideceğini sezip, yan cizmiş
- "Olmaz evladım.."
Oğlan aradığı cevapları alınca elindeki raketi hırsla sineklerin czerine yapıştırmış.
"İbneler!"

Haremağasının İntikamı
Ahmed sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliceyi gorur ve onun goğuslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kralicenin goğuslerine dokunmak, opmek.. Tum cesaretini toplayıp haremağasına acılmış..
"Bana sultanın memelerini koklat.. Omur boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş.. Harem ağasının aklı yatmıs bu karlı işe..
Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, buyucu karşımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gun banyodan sonra giyeceği korsaya iyice surmuş.. Sultan cıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen gostermiş. Memeleri yangın yeri gibi yanmaya başlamış.. Saray doktorları merhemlerle, ilaclarla care bulamamışlar.. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan olecek.. Harem ağası ortaya cıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek care, Ahmed'in dili.. Kralicemizi ancak o kurtarır, eğer izin verirseniz" demiş.. Padişah caresiz cağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki soz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış.. "Bu olayı acıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu goze alamazsın.. Hadi bakalım, cek arabanı" demiş, haremağasına.. Cok kızmış harem ağası.. Oyle kızmış ki.. Ertesi gun aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat surmuş..

Guvenilmez
Adamın biri gazetedeki iş ilanı uzerine gelmiş ve sırası gelince goruşmeye girmiş.
İş ilanında universite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrubeli bir yonetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi universite mezunusunuz?
- Universite mezunu değilim.
- Oyle mi? O zaman yabancı dilinize guveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrubenize guvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana guvenmeyin. Onu demeye geldim.

Penguenler
Alaska'da bir bardan iceri iki İngiliz girmişler ve icki soylemişler. Bir sure sonra bir tanesi barmene
- Buralarda siyah kadın bulunur mu ?
- Hayır, bulunmaz elbet.
- Peki buralarda siyah beyaz kadın bulunur mu ?
- Bulunmaz tabi
Bunun uzerine Laz arkadaşına donerek :
- Sanırım dun gece iki penguenleydik.

Mezarlık?
İki kişi arkadaşı konuşuyorlarmış :
- Nasıl, iş bulabildin mi ?
- Elbette, altımda 1500 kişi calışıyor.
- Vay canına ! Ne işi bu ?
- Mezarlık bekcisiyim.

Sizin Kızdan Ne Haber?
İki aile varmış ve her iki ailenin de birer kız cocuğu varmış. Birgun misafirlikte sohbete baslamışlar;
-Eee sizin kızdan ne haber?..
-Valla işte ne olsun biliyorsunuz işe girdi gecen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da calışmaya başladı. Patronu cok sevmiş her işi ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki canta sekreter gibi patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu iş boyle olmayack dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi calışıyor evladım. Ee, peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki ****** oldu, ben sizin kadar guzel anlatamıyorum...

Cennet-Cehennem Ligi
Bir devrin tum en klas futbolcuları cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleğide futbola cok meraklıymış. Şeytanı cağırtmış ve :
-Cennetle cehennem arasında bir mac duzenleyelim ne dersin?
-Bosuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kotu futbolcu varsa sizde. Şeytan şeytanca gulumsemis ve :
-Ama butun hakemler de bizde.
Musrif
Salamon be! Benim hanım cok musrif, para yetişmiyor. İnanamazsın, Pazar gunu benden 200 frank istedi, Pazartesi 300, Salı 400, Carşamba 500, Perşembe 800, dun de 1000 frank!..
- Acıdım sana be Mison. Nereye harcıyor bu kadar parayı?
- Ne bileyim ben, verdiğim yok ki...

Bizi de Uyandırır mısınız?
Adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken gorevli sordu :
- Sabah sizi kacta uyandırmamızıi istersiniz? Adam başını salladı :
- Hic gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım. Resepsiyonda ki gorevlinin yuzu guldu :
- Aman ne iyi. Lutfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısınız?..

İran Halısı
Kadının biri pahalı halılar satan bir dukkana girer.. ve ilk bakışta cok beğendiği bir iran halısına doğru yonelir. Halıya daha yakından bakmak uzere yere doğru eğildiğinde istemeyek sesli bir şekilde gaz kacırınca cok utanır ve hemen kimse duydumu diye etrafına bakınır ve arkasında duran satıcıyı gorunce konuyu unutturmak icin aceleyle adama
-Bu İran halısı kac para? diye sorar. Satıcı gayet pişkin şoyle yanıt verir.
- Valla hanımefendi, halıya sadece bakmakla osurduğuna gore fiyatını duysan zıcarsın.

Masum Şeytan
Bir gun şeytan buyuk bahceli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri cıkmış. Bir kuzu gormuş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi cıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikenenin onunde bulunan aynayı gormuş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Cıkan gurultuye evin hizmetcisi gelmiş. Sen naaptın? ben şimdi burayı nasıl temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demiş ve kuzuya bir tekme atmış. Kuzu merdivenlerden duşunce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu oldurmuş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovucak. O kuzu onun icin cok değerliydi demiş. Ve hafifce kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden duşup boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları oğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dovmek icin uşağa yaklaşırken uşak lutfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz cokmuş. Uşağın ustune hızla gelen kadın ise ona carpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve olmuş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silah cekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptım? bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım icin elimi kana bulamaya, katil olmaya değermiydi? demiş ve silahı cekip bir kurşunda kendine sıkmış. Butun bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "Ben hic bişey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..." demiş...

Alış-Veriş
Eski İstanbul'da bir yaptığı veresiye alış verişlerde pek borcunu odemeyen bir memur varmış. Bir gun bir alışverişteyken carşıyı denetleyen belediye başkanı adı Mehmet olan bu adama da hal hatır sormuş:
- Ooo Mehmet Efendi nasılsın?
- İyi alış veriş yapıyorum. Bu cevap uzerine ağzı Mehmet Efendi'den yanan dukkan sahibi hemen atılmış:
-Vallahi efendim şu ana kadar yalnızca aldı. Cok şukur daha bir şey verdiğini pek gormedik.
İddia
Nasreddin Hoca, bir gun eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter icinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:
- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gun yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin uzerine atar.
- Olmaz! Hic halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:
- Pekala! Oyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim once konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.
Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer koşeye cekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman gecer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı gorunce kacacak olur. Ama Hoca'dan hic ses ve tepki gelmediğini anlayınca kacmaktan vazgecer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir cuvala doldurur. Hoca'nın gozleri onunde cuvalı yuklenerek evden cıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini gorur. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye ciğlik atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.

Mutlu Bebek
İki gey birlikte yaşamaktadır. Her şey cok iyi gitmekte oldukca iyi gecinmektedirler. Sonunda evlenmeye karar verirler. Evlilikleride oldukca mutludur ancak tek bir dertleri vardır oda cocuk sahibi olamamak. Bu onları yiyip bitirmektedir. Birgun akıllarına bir fikir gelir kiralık bir anne bulacaklar spermlerini birleştirerek mikroenjeksiyon yontemi ile hamile bırakacaklardır. Operasyon gercekleşir ve bebeklerinin doğumunu beklemeye başlarlar. Doğum gunu gelmiştir ve her ikiside heyecanla hastane koridorunda beklemektedir. Sonunda hemşire gelir ve
-"mujde nur topu gibi bir oğlunuz oldu" diyerek mutlu haberi verir. Cok heyecanlanan gey ler bir an once bebeklerini gormek isterler ve yeni doğan bebeklerin olduğu bolume hemşire ile birlikte giderler. Fakat butun bebekler feryat figan ağlamakta ancak bir bebek mutluluktan ucarcasına gulucukler atmaktadır. Heyecanla hemşireye bebeklerinin hangisi olduğunu sorduklarında hemşire
- "gulen bebek sizinki" der. Şaşıran geyler "nasıl olur butun bebekler ağlarken bizim bebeğimiz guluyor" hemşire
- "kıcındaki dereceyi cekeyim siz ozaman gorun ağlamak nasıl oluyor."

Meraklı Deve
Genc deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar buyuk?"
Anne cevap vermiş:
-"Colde kuma batmamak icin."
Genc deve tekrar sormuş:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gur.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Colde kum fırtınalarında kum kacmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genc deve bir soru daha sormuş:
-"Bizim niye horguclerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Colde cok uzun sure susuz idare edebilmek icin suyu horguclerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genc deve sormuş :
-"Peki biz bu hayvanat bahcesinde ne işimiz var?"

Kırşehirli Muavin
Bir kamyonun şoforu Nevşehirli, muavini de Kırşehirli'ymiş. Bir gun kamyona 6 metre yuksekliğinde yuk yukleyip yola cıkmışlar. Bir sure sonra yuksekliği 5 metre olan bir kopruden gececeklermiş. Kırşehirli muavin sağa sola bakınmış, Nevşehirli şofore "Trafik yok, gec ağbi" demiş.

Yolunacak Kaz
Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis.
" Selamunaleykum ey pir'i fani..."
" Aleykumselam ey serdar'i cihan..." Padisah sormus.
" Altilarda ne yaptin ?"
" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." Padisah gene sormus.
" Geceleri kalkmadin mi ?"
" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..." Padisah gulmus.
" Bir kaz gondersem yolar misin ?"
" Hem de ciyaklatmadan..." Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus.
" Ne konustugumuzu anladin mi ?"
" Hayir padisahim..." Padisah sinirlenmis.
" Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim." Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..
" Ne konustunuz siz padisahla..." Adam, basveziri soyle bir suzmus.
" Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis.
" Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.."
" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis.
" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.
" Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus...
" Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis. " Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis.
" Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus.
" Onu da sen bul..."
Borsa
Koylunun biri eşşeğini satmaya karar vermiş.50 milyon fiyat bicmiş. Herkes itiraz etmiş bu yuksek fiyata. Derken başka bir koylu razı olmuş ve satın almış. Satan koylunun akşam gozune uyku girmemiş, demek ki var bir hikmeti de eşşeği satın aldı demiş. Ertesi sabah sattığı kişiye gidip 75 milyon teklif etmiş. Tekrar satın aldığı eşşek bu sefer diğer koyluyu rahatsız etmiş. Sabahı sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almış. Bu boyle devam etmiş.
-Birgun meydanda muthiş bir kalabalık bağıra bağıra bir eşşeğin etrafında toplanmışlar. Bir yabancının dikkatini cekmiş ve eşşeğin fiyatını sormuş; 995 milyon cevabını alınca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demiş. Bir Koylu hemen itiraz etmiş:
-Abi sen ne diyorsun!Var ya bu eşşek 1 Milyar direncini gecti mi 1.5 Milyara kadar yolu var...

Oscar
Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan butun herkesi guverteye cağırmış. Herkes gelince
-Size bir iyi bir kotu haberim var.
Once hangisini soyliyeyim.
Herkes: "İyi" demiş.
-13 dalda oscar kazanacağız.

Yuzbaşı
Bir Astsubay'la bir gozu takma Yuzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı. Yuzbaşı her gece yatmadan takma gozunu cıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı. Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gozude yutmuştu.Astsubay farkına vardı ama artık iş işten gecmişti. Ertasi gun sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu .Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mumkun değildi bir turlu rahatlayamıyordu.Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nobetcisi er telaşlandı nazikce kapıyı tıklattı..
-Komutanım yardımcı olayım.. Astsubay can havliyle kapıyı actı,
-Bak oğlum şurada ne var bir turlu s...camıyorum deyip er'e doğru dondu. Er eğilip bakar bakmaz hazırola gecti ve selam durdu.Bunu goren Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladım diye bağırdı..
Asker yanıtladı; -Nasıl selam durmayım Komutanım iceriden Yuzbaşım bakıyor......

Denize girmek yasak
Bir grup İngiliz, Amerikan ve Turk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir sure sonra butun yolcuların olum tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu goren kaptan hemen bir tayfasını cağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir sure sonra geri donmuş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan cok şaşırmış:
-Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Cok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak uzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vucudu icin cok faydalı olduğunu soyledim.
-Peki ya Turklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.

Cin İşkencesi
Adamın biri ormanda bir geziye cıkıyor ve kayboluyor. İki gun geciyor. Adam duzluk bir yere geliyor. Bir bakıyor buyuk bir ev. Hemen koşup kapıyı calıor. Kapıyı yaşlı bir cinli acıyor.
-Amca ben tanrı misafiriyim. Ormanda kayboldum. İki gundur durumum şudur budur anlatıyor. Cinli de:
-Seni evime alırım ama bir şartla kızıma sarkmıyacaksın yoksa sana uc cin işkencesi uygularım diyor. Zaten aclık ve susuzluktan kadın duşunecek hali olmayan adam hemen kabul ediyor. Eve giriyor dinleniyor akşam yemekte kızı goruyor. Afet bir hatun. Gece herkes yattıktan sonra gizlice kızın odasına giriyor. İşini bitirdikten sonra odasına dunup uyuyor. Sabah karnında bi acıyla uyanıyor bir bakıyor karnında dev bir kaya. Uzerinde de bi kağıt:
- 1.cin işkencesi. Adam zar zor taşı kaldırıyo. Camdan dışari atıyor. Kaya aşağı duşerken adam kayaya bağlı bir ipinde kayayla beraber aşağı gittiğini goruyor. Bi bakıyor ipin uzerinde bir kağıt:
- 2.cin işkencesi. Lan gene noluyor diye bakınırken ipin diğer ucunun sağ testisine bağlı olduğunu farkediyor. Camdan asagi bakiyo. Cok yuksek. Simdi burdan asagi atlasak kolumuz bacagimiz kirilir ama tasagi kurtaririz diyo atliyo. Adam duserken, havada ucusan bi kagit goruyo. Adam yakaliyo kagidi, uzerinde bi yazi: - 3.cin işkencesi (NOT: Obur tasaginida yatagin bacagina bagladim)

Cılgın moruk
Yaşlı bir amca parkta bir banka cokmuş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki sacları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı...
Adam cocuğa bakakalmış....cocuk da kustah bir sesle:
- "ne var moruk, sen hayatında hic cılgınca birşey yapmadın mı" demiş.. Adam gulumsemiş: "Yaptım.. bir seferinde cok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu cocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..."

Tesaduf
Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı acıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gordu. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddutten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep boyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa goruyorum kendisini.

İddia
51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda butun herkes bu yzb'dan illallah demiş. Cunku her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni cıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini cıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yuzbaşı icin 'aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olurmu canım oyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına gecerek komutanım ben geldim' demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıcınıza şaraplen parcası gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır.
- olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıcımda şaraplen yarası var.
- komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıcınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını gostermiş. yzb:
- ah komutanım cok ozur dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıcımı gosterdim deme!
- nereden anladın kıcımı gosterdiğimi
- ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıcını gormek icin butun alayla iddiaya girmişti.

Kedi sutu ic
Cocuk peltekmiş. Oğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sutu ic" yazısını okumasını istemiş. Cocuk "tedi tutu it" demiş. Oğretmen bağırmış ve doğru soyle demiş. Cocuk yine "tedi tutu it" demiş. Oğretmen acaip sinirlenmiş ve cocuğu dovmuş ve "doğru oku dedim sana şunu" demiş. Cocuğun artık canına tak etmiş ve "anatını .ittimin tediti ittene tu tutu" demiş.
Borsa
Koylunun biri eşşeğini satmaya karar vermiş.50 milyon fiyat bicmiş. Herkes itiraz etmiş bu yuksek fiyata. Derken başka bir koylu razı olmuş ve satın almış. Satan koylunun akşam gozune uyku girmemiş, demek ki var bir hikmeti de eşşeği satın aldı demiş. Ertesi sabah sattığı kişiye gidip 75 milyon teklif etmiş. Tekrar satın aldığı eşşek bu sefer diğer koyluyu rahatsız etmiş. Sabahı sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almış. Bu boyle devam etmiş.
-Birgun meydanda muthiş bir kalabalık bağıra bağıra bir eşşeğin etrafında toplanmışlar. Bir yabancının dikkatini cekmiş ve eşşeğin fiyatını sormuş; 995 milyon cevabını alınca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demiş. Bir Koylu hemen itiraz etmiş:
-Abi sen ne diyorsun!Var ya bu eşşek 1 Milyar direncini gecti mi 1.5 Milyara kadar yolu var...

Oscar
Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan butun herkesi guverteye cağırmış. Herkes gelince
-Size bir iyi bir kotu haberim var.
Once hangisini soyliyeyim.
Herkes: "İyi" demiş.
-13 dalda oscar kazanacağız.

Yuzbaşı
Bir Astsubay'la bir gozu takma Yuzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı. Yuzbaşı her gece yatmadan takma gozunu cıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı. Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gozude yutmuştu.Astsubay farkına vardı ama artık iş işten gecmişti. Ertasi gun sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu .Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mumkun değildi bir turlu rahatlayamıyordu.Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nobetcisi er telaşlandı nazikce kapıyı tıklattı..
-Komutanım yardımcı olayım.. Astsubay can havliyle kapıyı actı,
-Bak oğlum şurada ne var bir turlu s...camıyorum deyip er'e doğru dondu. Er eğilip bakar bakmaz hazırola gecti ve selam durdu.Bunu goren Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladım diye bağırdı..
Asker yanıtladı; -Nasıl selam durmayım Komutanım iceriden Yuzbaşım bakıyor......

Denize girmek yasak
Bir grup İngiliz, Amerikan ve Turk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir sure sonra butun yolcuların olum tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu goren kaptan hemen bir tayfasını cağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir sure sonra geri donmuş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan cok şaşırmış:
-Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Cok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak uzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vucudu icin cok faydalı olduğunu soyledim.
-Peki ya Turklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.

Cin İşkencesi
Adamın biri ormanda bir geziye cıkıyor ve kayboluyor. İki gun geciyor. Adam duzluk bir yere geliyor. Bir bakıyor buyuk bir ev. Hemen koşup kapıyı calıor. Kapıyı yaşlı bir cinli acıyor.
-Amca ben tanrı misafiriyim. Ormanda kayboldum. İki gundur durumum şudur budur anlatıyor. Cinli de:
-Seni evime alırım ama bir şartla kızıma sarkmıyacaksın yoksa sana uc cin işkencesi uygularım diyor. Zaten aclık ve susuzluktan kadın duşunecek hali olmayan adam hemen kabul ediyor. Eve giriyor dinleniyor akşam yemekte kızı goruyor. Afet bir hatun. Gece herkes yattıktan sonra gizlice kızın odasına giriyor. İşini bitirdikten sonra odasına dunup uyuyor. Sabah karnında bi acıyla uyanıyor bir bakıyor karnında dev bir kaya. Uzerinde de bi kağıt:
- 1.cin işkencesi. Adam zar zor taşı kaldırıyo. Camdan dışari atıyor. Kaya aşağı duşerken adam kayaya bağlı bir ipinde kayayla beraber aşağı gittiğini goruyor. Bi bakıyor ipin uzerinde bir kağıt:
- 2.cin işkencesi. Lan gene noluyor diye bakınırken ipin diğer ucunun sağ testisine bağlı olduğunu farkediyor. Camdan asagi bakiyo. Cok yuksek. Simdi burdan asagi atlasak kolumuz bacagimiz kirilir ama tasagi kurtaririz diyo atliyo. Adam duserken, havada ucusan bi kagit goruyo. Adam yakaliyo kagidi, uzerinde bi yazi: - 3.cin işkencesi (NOT: Obur tasaginida yatagin bacagina bagladim)

Cılgın moruk
Yaşlı bir amca parkta bir banka cokmuş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki sacları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı...
Adam cocuğa bakakalmış....cocuk da kustah bir sesle:
- "ne var moruk, sen hayatında hic cılgınca birşey yapmadın mı" demiş.. Adam gulumsemiş: "Yaptım.. bir seferinde cok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu cocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..."

Tesaduf
Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı acıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gordu. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddutten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep boyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa goruyorum kendisini.

İddia
51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda butun herkes bu yzb'dan illallah demiş. Cunku her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni cıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini cıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yuzbaşı icin 'aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olurmu canım oyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına gecerek komutanım ben geldim' demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıcınıza şaraplen parcası gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır.
- olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıcımda şaraplen yarası var.
- komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıcınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını gostermiş. yzb:
- ah komutanım cok ozur dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıcımı gosterdim deme!
- nereden anladın kıcımı gosterdiğimi
- ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıcını gormek icin butun alayla iddiaya girmişti.

Kedi sutu ic
Cocuk peltekmiş. Oğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sutu ic" yazısını okumasını istemiş. Cocuk "tedi tutu it" demiş. Oğretmen bağırmış ve doğru soyle demiş. Cocuk yine "tedi tutu it" demiş. Oğretmen acaip sinirlenmiş ve cocuğu dovmuş ve "doğru oku dedim sana şunu" demiş. Cocuğun artık canına tak etmiş ve "anatını .ittimin tediti ittene tu tutu" demiş.
Yeni Horoz
Yaşlı horoz,kumese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genc horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
-Biliyorum der,benim gunlerim artık sayılı..Genc ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz..Senden,olmeden once son bir istekte bulunabilirmiyim.?..
Genc horoz,karşışında ezilip-buzulen yaşlı horoza acıma ve kucumsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?.. Yaşlı horoz,kumesin dip taraflarındaki tavuklardan birini gostererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en cok sevdiğim tavuk..İzin ver de onu son bir kez s*keyim..
- Hayır..olmaz..
- O zaman bana son birşans ver..
- Neymiş o.?...
- Kumesin dışına cıkıp,şu ağaca kadar yarışalım.Kim kazanırsa tavuk onun olsun..Ama ben senden iki adım onde başlıyayım.Zira ben yaşlıyım.. Genc horoz bu teklifi kabul eder ve kumesten once yaşlı horoz,ardındanda genc horoz fırlar... Birden...GUUMM...diye bir silah sesi duyulur.Genc horoz kanlar icinde can verirken Silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına doner;
- Ulan bu oğlancı cıkan onuncu horoz be..

Peri
3 erkek cocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini cok seviyorlar, herşeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gun evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek olmus. O da hemen orda kriz gecirip oluyor. Sonra en buyuk oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de olmuş buda intahar etmek icin boğaz koprusune gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte olursan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii buyuk oğlan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor uc diyor dorduncu de kalıyor... 5. yi yapamayıp kendini kopruden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek olmuq. Oda gidiyor kopruye. Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez beraber olursan inegğide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atıyor kopruden. En son da kucuk oğlan geliyor ahıra bir bakiyor ki anne olmuş bu da gidiyor kopruye. Peri kızı geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 unude diriltirim diyor. Bunun uzerine kucuk oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kızı, oğlan gozleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi olmek yok ama..

Hadım
Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Turk arkadaşlar haremin camından iceriyi gozetlerken yakalanmışlar. olayı oğrenen Padişah cok sinirlenerek hepsinin mesleğine gore hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
-Terziyim...
-Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
-Oduncuyum...
-Kesin baltayla,
Bu sırada Turk gulmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar; -Ya neden guluyorsun, biraz sonra hadım olacaksın...
-ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum...

Ucuz Tedavi
Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken * Kolumun ağrısından oluyorum, diye arkadaşına dert yanmış. Doktora gitsem iyi olacak Arkadaşı da
* Yahu ne luzum var demiş. İlerde koşedeki marketin cıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Uc otuz paraya bir jeton alıyorsun kasadan,atıyorsun, yanında getirdiğin idrar orneğini acılan kapaktan iceri atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi icin yapman gerekenleri oğreniyorsun demiş. Gorduğun gibi ucuz ve cabuk diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş:
* Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır işlerden kacının, iki hafta sonra duzelecektir demiş
Memnun bicimde eve donen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini duşunmeye başlamış. Ertesi gun olunca bir miktar ceşme suyuna kopeğinden alınmış bir kılı koymuş, ustune bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar orneklerini eklemiş, tum bu karışımın uzerine bir de masturbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.
1. Ceşme suyunuz cok kirecli. Bir filtre cihazı almayı duşunun
2. Kopeğinizde kene var. Eczaneden ozel bir şampuan alıp kopeğinizi yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

Ceset parası
II. Dunya Savaşı sırasında Rus orduları geri celiyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak icin askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen olu Nazi icin 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Catışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon surukleyerek getirdi. Vagonun kapısını actı, icerisi ceset doluydu. General bunu gorunce şaşırdı ve askeri kenara cekerek şoyle dedi :
-Asker, anlarsın ya butcemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble

General
Komutan karargah garajına telefon acar:
Komutan: "Zırrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Şu anda garajda kac tane arac var?"
Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi moh yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun lan, ben generalim!
Er: Mosmor bir şekilde yaa oyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Catt

Safari
Bir Amerikali ile Japon safari'ye cıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak icin yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan gorunmuş....
Amerikalı lazer tufeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yonlendirmeli tufeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince uzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski icip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını cıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

Ekmek ve Ordek
Ordek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara civilerim
- civi var mı
- yok
- ekmek var mı
Yeni Horoz
Yaşlı horoz,kumese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genc horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
-Biliyorum der,benim gunlerim artık sayılı..Genc ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz..Senden,olmeden once son bir istekte bulunabilirmiyim.?..
Genc horoz,karşışında ezilip-buzulen yaşlı horoza acıma ve kucumsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?.. Yaşlı horoz,kumesin dip taraflarındaki tavuklardan birini gostererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en cok sevdiğim tavuk..İzin ver de onu son bir kez s*keyim..
- Hayır..olmaz..
- O zaman bana son birşans ver..
- Neymiş o.?...
- Kumesin dışına cıkıp,şu ağaca kadar yarışalım.Kim kazanırsa tavuk onun olsun..Ama ben senden iki adım onde başlıyayım.Zira ben yaşlıyım.. Genc horoz bu teklifi kabul eder ve kumesten once yaşlı horoz,ardındanda genc horoz fırlar... Birden...GUUMM...diye bir silah sesi duyulur.Genc horoz kanlar icinde can verirken Silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına doner;
- Ulan bu oğlancı cıkan onuncu horoz be..

Peri
3 erkek cocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini cok seviyorlar, herşeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gun evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek olmus. O da hemen orda kriz gecirip oluyor. Sonra en buyuk oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de olmuş buda intahar etmek icin boğaz koprusune gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte olursan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii buyuk oğlan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor uc diyor dorduncu de kalıyor... 5. yi yapamayıp kendini kopruden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek olmuq. Oda gidiyor kopruye. Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez beraber olursan inegğide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atıyor kopruden. En son da kucuk oğlan geliyor ahıra bir bakiyor ki anne olmuş bu da gidiyor kopruye. Peri kızı geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 unude diriltirim diyor. Bunun uzerine kucuk oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kızı, oğlan gozleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi olmek yok ama..

Hadım
Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Turk arkadaşlar haremin camından iceriyi gozetlerken yakalanmışlar. olayı oğrenen Padişah cok sinirlenerek hepsinin mesleğine gore hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
-Terziyim...
-Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
-Oduncuyum...
-Kesin baltayla,
Bu sırada Turk gulmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar; -Ya neden guluyorsun, biraz sonra hadım olacaksın...
-ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum...

Ucuz Tedavi
Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken * Kolumun ağrısından oluyorum, diye arkadaşına dert yanmış. Doktora gitsem iyi olacak Arkadaşı da
* Yahu ne luzum var demiş. İlerde koşedeki marketin cıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Uc otuz paraya bir jeton alıyorsun kasadan,atıyorsun, yanında getirdiğin idrar orneğini acılan kapaktan iceri atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi icin yapman gerekenleri oğreniyorsun demiş. Gorduğun gibi ucuz ve cabuk diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş:
* Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır işlerden kacının, iki hafta sonra duzelecektir demiş
Memnun bicimde eve donen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini duşunmeye başlamış. Ertesi gun olunca bir miktar ceşme suyuna kopeğinden alınmış bir kılı koymuş, ustune bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar orneklerini eklemiş, tum bu karışımın uzerine bir de masturbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.
1. Ceşme suyunuz cok kirecli. Bir filtre cihazı almayı duşunun
2. Kopeğinizde kene var. Eczaneden ozel bir şampuan alıp kopeğinizi yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

Ceset parası
II. Dunya Savaşı sırasında Rus orduları geri celiyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak icin askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen olu Nazi icin 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Catışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon surukleyerek getirdi. Vagonun kapısını actı, icerisi ceset doluydu. General bunu gorunce şaşırdı ve askeri kenara cekerek şoyle dedi :
-Asker, anlarsın ya butcemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble

General
Komutan karargah garajına telefon acar:
Komutan: "Zırrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Şu anda garajda kac tane arac var?"
Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi moh yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun lan, ben generalim!
Er: Mosmor bir şekilde yaa oyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Catt

Safari
Bir Amerikali ile Japon safari'ye cıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak icin yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan gorunmuş....
Amerikalı lazer tufeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yonlendirmeli tufeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince uzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski icip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını cıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

Ekmek ve Ordek
Ordek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara civilerim
- civi var mı
- yok
- ekmek var mı
Kamplumbağa
Ucra bir koyun ilkokuluna mufettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek oğretmeni panikler cunku cocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen cok zor okumaktadırlar. Oğretmen mufettişin geleceği gun sınıfta ufak bir konuşma yapar:
"Bakın cocuklar bugun okulumuza mufettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya birşeyler yazıp okumanızı isteyecek. Mufettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp soylersiniz."
Cocukların aklına yatmış bu tabii. Mufettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra oğretmen cocuklardan birine "Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya. Bunu goren oğretmen mufettişe caktırmadan cocuğa bir guzel anlatmış ne olduğunu tahtadakinin.
Mufettiş: "Oku bakalım oğlum ne yazıyor?"
Oğrenci: "Tos-ba-ğa"

Enayi
Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle calışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı oğretti. Uc gun sonra bu farelerden biri diğerine şoyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"

Şempanze
Kadın bebeğiyle otobuse binerken otobus şoforu kendini tutamayıp şoyle demiş:"- Aman tanrım ne kadar cirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa gecmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam donuş kadına;"- Ozur dilerim. Acaba az once şoforle aranızda ne gecti?"
Kadın: - Buyuk bir terbiyesizlik etti. Hakaret...
Adam: - Bir kamu gorevlisi insanlara hakaret edemez. Suc teşkil eder.
Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gozkulak olurum...

Oğrenci Yurdu
Universitede donemin ilk gununde Rektor yeni gelenleri toplamış, universite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki
"- Kız yurtları erkek oğrenciler icin yasak bolge. Erkek yurtları da kız oğrenciler icin. Yasak bolgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, ucuncu yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?"
Arka taraftan bir erkek oğrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?

Supermen
İki adam New Yorktaki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine donmuş:
- Biliyor musun gecen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında oyle kuvvetli ruzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar duşuyorsun, sonra ruzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni dondurup 10.Kat penceresinden iceri atıyor...Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Obur adam demiş ki:
- Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin..
- Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi gostereyim sana.
Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata yakınlaşınca birdenbire pencereden iceri doğru kayıvermiş. Sonra da asansore binip yukarı, bara cıkmış. Obur adam demiş ki:
- Yahu gordum ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz
- Olur olur bir daha gostereyim bak...
Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında ruzgar adamı pencereden iceri atıvermiş. Adam bara donunce oteki adama deneyip gormesini soylemiş. Obur adam:
- Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direk aşağı ucarken 11. katı gecmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama donmuş ve:
- Supermen, icince eşşoğlueşşeğin teki oluyorsun...

Buyulu gol
Bir zenci ormanda yuruyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş :
"Can Lin Wang, Wung Con Li..."
Sesin geldiği yone doğru yurumeye başlamış. Birkac saniye sonra sesler yine duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Ci...".
Bu arada adam acık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik gorunumlu bir gol var. Az otede de bir Cinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş cinli, "Bu gol buyulu. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini soyluyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Buyulu ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Cing, Hung Wong Lu..."
Cinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze

Kızıldereli
Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek icin kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yuzeyine cok benzeyen Tuba City e goturmuş. Astronotlar calışmaya başlamış. Acayip gorunumlu kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot gorunuyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo cobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini cekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Coban ingilizce bilmediği icin oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Coban cok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollaması mumkun mu diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun cok orijinal bir şey olacağını du&