KAPTANIN İYİ HABEİRİ

Okyanusta buyuk bir gemi hızla ilerliyorken,
bir an gemi kaptanı herkesi guverteye cağırmış.
Herkes guverteye toplanınca :
- Size bir kotu bir de iyi haberim var demiş.
Hangisi ile başlayım ?
- iyi olanla demiş yolcular...
- 11 dalda oscar kazanacağız.



İKİ KATLI OTOBUS

Temelle dursun bir gun iki katlı bir otobuse binmişler. Fakat otobuste biri ust katta diğeri alt katta iki kişilik yer varmış. Temel ust kata cıkmış Dursun ise alt kata oturmuş. Yola cıkmışlar. Aradan bir sure gecmiş. Dursun'un yanında ayakları cok kokan bir adam
varmış. Dursun bakmış ki adam uyumuş ve ayaklarını da ona doğru uzatmış. Bizim ki yukarıya, Temel'e, seslenmiş:"Ula Temel, ha burda yanimda bi adam var uy ayaklari bi kokayi ki sorma!" demiş.
Temel de Dursun'a cevap vermiş: Ula haline şukret,
bizim otobusun şoforu bile yok, Allah'a emanet gidiyruk".



TEMEL TRAFİĞE CIKMIŞ

Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyefendi, bu gunku
kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek surucu
sizsiniz bu yuzden size uc yuz milyon lira odul
vereceğiz, ne yapmayı duşunuyorsunuz. Demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacağum demiş.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime soze girmiş:
-Siz ona
bakmayun memur bey. İcince hep boyle sapitiyi.
Polis iyice sinirlenmeye başlamış.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedim mi calıntı arabayla yola
cıkmayalım basımıza bi iş gelir diye.
Trafik polisi iyice zıvanadan cıkmış ve bagajdan İdris
atlamış:
-N'oldu uşaklar gectik mi sınırı?



HE MAN

He Man bakkala gitmiş. Alış veriş ettikten sonra, bakkala: "hesaba yaz" demiş. Bakkal: "kimin adına" diyince o da: "golgelerin gucu adına" demiş.



GECELİK

Temel , Cemal'e konukluğa gitmiştir. Gece sağnak yağış başlayınca, Cemal
konukseverlik gosterir:
- Ula Temel , cok yağmur yağiyor, eve gitme , burada kal.
Temel bunu kabul eder ama biraz sonra ortadan kaybolur. Aradan epeyce
zaman gectikten sonra , kapı calar, bakarlar ki Temel sırılsıklam bir bicimde...
Cemal cıkışır:
- Ula neredesun , merak ettuk seni?
- Eve kadar gittim , geceliğimi aldum da...



ACELE CORBA

Memurun biri sabah is gitmek uzere kalkar ve acele ile evden cıkar. Henuz
kahvaltısını yapmamış olduğu icin bir lokantada bir corba icmeye karar
verir. Lokantanın birine girer, acele bir corba der ve birinin karşısına
oturur. Karşısındaki adam ayni corbadan almış, lakin henuz gazete
okumaktadır. bizim memurun acelesi olduğu icin, kendi kendine: "ben bu
adamın corbasını iceyim, oda benimki gelince benimkini icer" der ve icer.
Corba bitince birde ne gorsun tabağın dibinde, SUMUKLU BOCEK, bunun
uzerine adam tiksinir ve corbayı aynen tabağın icine kusar. Karsıdaki adam
bunu fark eder ve gazetesini indirir şoyle der: "benim gorduğumu sende mi
gordun ?"



OLUMCUL HASTA

Doktor hastasına cok az omru kaldığını acıklamaktadır.
Hasta biraz telaşlıdır.
Doktor:
- Maalesef cok az omrunuz kaldı sadece 10 ...
Hasta:
- N'olur doktor bey soyleyin 10 yıl mı, ay mı , haftamı, nedir?
Doktor saate bakarak:
- 10, 9, 8, 7, 6, 5 ...



DİLENCİ

Temel kapıyı actığında karşında bir dilenci gorur.
Dilenci:
- Lutfen yardım edin, bir kolumu kaybettim...
Temel umursamazca cevap verir:
- Burda değuldur, başka yerde arayun...



AZRAİL

Azrail gelir kaptan pilota der ki;
- Hadi vakit tamam gidiyoruz.
Kaptan cevaplar;
- Aman ! der, olay benim icin tamam
da arkada 287 kişi var.
Musaade et bu işi inişten sonra
halledelim.
Azrail cevaplar;
- Sen neden bahsediyorsun be !!!
Ben onların hepsini arkada
toplayana kadar neler cektim ?!...



TEMEL'in TRAFİK KAZASI

Temel bir gun volkswagen marka arabasıyla yolda giderken, kırmızı
ışıkta duran bir Limuzine arkadan carpar. Aşağıya inen Temel başlar
adama yalvarmaya:
- Abi yalvarırım beni affet, ben garibanın tekiyim.
Bunun uzerine adam Temel'e:
- Tamam seni affettim hadi git, der.
Temel arabasına biner. Adam onde, Temel arkada yola devam ederler.
Kırmızı ışıkta Temel tekrar Limuzine arkadan carpar ve kafayı camdan
uzatarak:
- BENİM ABİ BENİM devam et... , der.



JOHN'un KIZ ARKADAŞI

Deniz aşırı bir ulkede askerliğini yapmakta olan John bir gun
sevgilisinden bir mektup alır.
Sevgilisi artık ondan ayrıldığını bildirmekte ve fotoğrafını geri
gondermesini istemektedir.
John cok kızar ve arkadaşlarından eski kız arkadaşlarının
fotoğraflarını toplar.
Hepsini paket yapar ve sevgilisine gonderir.
Pakete birde not iliştirir;
"Kusura bakma, hangisi olduğunu cıkaramadım. Lutfen kendi
fotoğrafını al ve kalanını geri gonder!"



TEMEL OLİMPİYATLARA KATILMIŞ

Temel olimpiyatlara katılmış. 100 metre yarışında doping yapmış.
Ancak yarışı sonuncu bitirmiş. Bunun uzerine; yarıştan sonra
arkadaşları :
-Ulan temel o kadar doping yaptun gene sonuncu oldun, demişler.
Temel :
-Ha akilsiz uşaklar, birinci olsaydum da doping yaptuum
anlaşilsamiydu ? demiş.



KAYSERİLİ

Kayserilinin biri trende gidiyormuş. Karşısına da bir İstanbullu
oturmuş. Tabii bizim Kayserili sucuk-pastırma-ekmek takılıyor.
Bir ara:
-Kardas, sen de yir misin?, diye sorunca
İstanbullu:
-Yok sağ ol, benim hemoroidim var, diye yanıtlar.
Kayserili de:
-Olsun once pastırma ye; sonra onu da yersin.



TAHTAYI AYNEN DEFTERE GECİRİN

Temel okul sıralarında olduğu bir zaman annesi sormuş:
- Oğlum bugun okulda ne yazdınız?"
Temel defterini annesine gostermiş ama defterde hic bir şey
yazmıyormuş. Bunun uzerine annesi:
- Bugun niye hic bir şey yazmadınız? diye sormuş.
Temel ise :
- Yazmaz olur muyuz anneciğim. Oğretmen tahtayı aynen deftere
gecirin diyince hepsini yazdım ama oğretmen tahtayı silince
bende defterdekileri sildim.



ŞEMSİYELİ ER

Yıllar once İngiltere`de erler ( yani rutbesiz askerler )
şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subay
ve astsubaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gun genc
teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiyeyle
hızlı hızlı yuruyen eri gorunce, beyninden vurulmuşa
donmuş. Eri cağırarak :
-Bu ne kustahlık, demiş. Ve şemsiyeyi aldığı gibi
diziyle iki parca etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha boyle kustahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Baş ustune, diyerek selamı cakmış ve şoyle sormuş :
-Teğmenim, beni az once evine yollayan general şemsiyesini
istediğinde kim kırdı diyeyim?



TEMEL ile DURSUN HASTALANMIŞLAR...

Temelle Dursun bir gun hastaneye gitmişler. Temel kabızdan,
Dursun da oksurukten şikÂyetciymiş. Doktor, Temele mushil ilacı,
Dursu'na da oksuruk ilacı vermiş. Yolda giderken ilaclar karışmış.
Oksuruğu olan Dursun mushil ilacını, kabız olan Temel de oksuruk
şurubunu ictiler. Doktor, bir ay sonra kontrole geldiğinde Dursun'a
oksuruğunun nasıl olduğunu sormuş.
Dursunda :
- Oksurmeye cesaret edemeyrum toktor bey ! demiş.



BILL GATES OLMUŞ...

Bir gun Bill Gates olmuş ve Cennet ile Cehennem in kapısında
buna sormuşlar:
-Cennet e mi yoksa Cehennem e mi gitmek istersin.
Bill Gates once bi goreyim demiş. Buna bilgisayar ekranında gostermek
icin bir bilgisayarın başına goturmuşler. Cehennem adı altında bir de
ne gorsun. Gun batımı mukemmel bi renk ve kopuk kopuk dalgalar.
Bill Gates bunu bir şeye benzetmiş ama cıkaramamış. Ve Cehenneme cok
gitmek istemiş. Bunu Cehennem in kapısına goturmuşler. Kapı bi acılmış
zebaniler cıkmış. Bill Gates'i kollarından kavramışlar.
Bill Gates:
-Neden boyle oldu ekranda boyle gormemiştim diyince.
-O ekran koruyucu idi. Mouse u oynatmamışsın demişler.



DURAN TOP

Cok iyi bir futbolcuydu. Serbest vuruşlarda ulkesinin en yeteneklisiydi.
Tribunler onun icin cıldırıyordu. Ozel hayatı cok hareketliydi. Gecenin
gec bir saatinde hız denemesi yapıyordu. Aniden onune cıkanı gormedi bile
hızla carptı ve durdu. Hemen polis geldi ve incelemeler sonunda vurduğu
kişinin bir travesti olduğu ortaya cıktı.
Polis:
-Frene bile basmamışsınız? dedi.
Alkolluydu, sırıtarak:
-Napalım polis bey beni biliyorsunuz; duran toplara duzgun ve sert vururum.



HAYIRSIZ EVLÂTLAR

Adamın 4 oğlu varmış ve bir evde oturuyorlarmış. Bir akşam
beraber televizyon izlerlerken babası susamış ve buyuk oğluna:
- Oğlum bir bardak su getirirmisin, demiş.
Oğlu duymamış bile. Adam umidini yitirmemiş ve bir kucuğune
soylemiş. Aynı tepkiyi alınca ondan bir kucuğe donecek olmuş o
da hic oralı olmamış. Butun bunları izleyen en kucuk evlat
babaya bağlılığını gostermiş ve:
- Baba bunların hepsinin Allah belasını versin, bunlardan sana
hayır gelmez. Kalk git suyunu ic de bir bardak da bana getir
demiş.



KAZA

Her sabah olduğu gibi adam işe gitmek icin arabasına biner ve
yola koyulur. Aradan 5 dk. sonra bir kadınla carpışır ne
olduğunu anlamayan adam apar topar arabadan iner karşısında
felaket guzel bir kadın adama "aman beyefendi" der. "Bu bir
işaret; Allah bizi boyle tanıştırdı" der ve kazalı arabasının
arkasından bir şişe şarap getirip "belki de omur boyu surer bu
ilişki" der. Adama şarabı uzatır. Adam şaşkın şaşkın şarabı
acar ve bir dikişte yarısını icer. Kalanını kadına uzatır.
Kadın ise icmeyeceğini ve polisi bekleyeceğini soyler.



KEPCE

Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş. Yemek sırasında
anne hep Hasan'ın ev arkadaşının ne kadar cekici olduğunu
duşunmeden edememiş. Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler
olduğu konusunda meraktan cıldırıyormuş.
Bunu fark eden Hasan ;
- Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hicbir şey yok.
Biz sadece ev arkadaşıyız? demiş.
Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan'a sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri corba kepcesini bir
turlu bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi? Hasan cevap vermiş:
- Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gonderip ona sorayım,
demiş. Ve annesine şoyle yazmış:
- Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama
gercek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri corba kepcesi kayıp.
Bir kac saat sonra annesinden şoyle bir e-mail gelmiş:
- Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun
demiyorum. Ama gercek şu ki eğer Ayşe kendi yatağında uyuyor
olsaydı şimdiye kadar corba kepcesini coktan bulmuş olmalıydı.
Yorumsuz Gecmeyiniz Lutfen emege SAygı.. İsteyen Rep De atabilir..
__________________