Gunluk hayatta bazen oyle durumlarla karşı karşıya gelinirki '' yer yarılsada icine girsem '' dersiniz..
İşte birkac ornek:
Sizede oldumu?

Aslında uzun yıllarınız gecmiştir onceden. ama pat diye karşınız cıkınca adını hatırlayamazsınız.
Oyle bi samimiyet vardır ki '' yahu senin adın neydi '' demekde olmaz.
O hararetel bir şey anlatırken siz dinlemezsiniz bile icinizden '' neydi ulan şunun adı?''
Konuşma ilerler.Adını hatırlamakdan umudu kesince hocam, kızım, moruk gibi ufuruk isimler takarsınız.
Aradan beş dakika gecer.O '' Goruşelim ara beni'' derken icinizde '' sen kimsin ulan adın ne? '' dersiniz
Okulunuzda veye calıştığınız yerde tuvalete gitmeye niyetlenirsiniz.Tam tuvalete girerken bi tanıdığınıda selam vererek yandaki tuvalete girer.
tuvalet oldukca sessizdir
Yan taraftan cozulen duğmeler ve fermuar sesi gelir. İcinizden '' Fermuar sesi duyuluyorsa zorrtt sesi kim bilir nasıl duyulur '' dersiniz.
Tuvalette inadına sessizliğe burunmuşutur.İlk sesi ondan beklersiniz ama sanki oda durumun farkındadır ve ses gelmez.
'' Bir ses yarabbi ''
Cıt yok
ARtık dayanamazsınız.Musluğu acar akan suyun gurultusu sayesinde işinizi gormeyi duşunursunuz.
TAm bu esnada yan taraftakide sifonu cekerek gurultuye eşlik eder.
''oh cok şukur''
Gurultu sona ermeden işi bitirmek zorundasınız
Marketteki alışveriş bereketli gecmiştir
Teker teker dolar market torbaları
marketten iki elinizde torbalar cıkarırsınız
Fakat o da ne? Torbalardan biri tık der . bir kenarından atar. Obur elinizdede torba olduğundan mudahele şansınız yoktur.cııırt toba biraz daha yırtılır.
Hızlıca yuruyem torba yırtılmadan eve kadar gidebilirim diye duşunursunuz.
Ama torba sizinle aynı fikirde değildir. Cırrrtt biraz daha

''kopma ulan eve az kaldı işte''
Cırrttttt
Allah kahretsin!
''Şunları toplamama yardım edermisinz?''
Burnunuzu karıştırırsınız.(şimdi hemen ayy ıyy diyenler olacak ama burnunu karıştırmayan yoktu şu dunyada)
İrice bir parca gelir elinize.
Fiskeylemi kurtulayım yoksa bir ağacamı emanet edeyim
derken aksilik bu ya bi arkadaşa rastlarsınız.Arkadaşınız size samimiyetle el uzatmışdır.Sizinde elinizde bu mumuk parcası
uzatsan bi turlu uzatmasan bir turlu
Yolsuzsunuzdur yani argoda parasız
Cebinizde ancak size bie oğun yemek yedirecek kadar para vardır birde yol parası
Kesenize uygun bir lokanta bulursnuz ve menuyu istersniz( yemek sececekmiş gibi
) sıkı sıkıya bi hesap yaptıktan sonra siparişi verirsinizYemekler gelir. Tam ağza bi lokma atacakken
-Vayy naaber ulan?
-Eyvah tanıdık biri..
Eski gunlerden bi arkadaşdır. gelir karşınıza oturur ve sipariş verir. İyide paraları kim odeyecek?
'' Abi cebimde bana yetecek para var '' diyecek kadar samimiyet yoktur Alman usulu desen olmaz. Sen odesen paran yok...
Karşınızdaki konuşur ama siz nasıl kuş oluğ ucsam diye duşunursunuz.
Şimdi pek o sinemalardan kalmadı ya yinede başınıza gelebilir
Seks filmleri oynatan otuzbir sinemalarından bahsediyorum
Hani on beş dakikda doluğ boşalan sinemalardan

Filmin tam ortasında ışıklar yanar
Al başına belayı...İki koltuk ileride sallanarak ve titreyerek film seyreden akraba değilmidir.
adam iki koltuk otede
Usulca sıyrılıp kapıya yonelirsiniz
Sinemadan cıkınca başka bi ses
-Aaa bu Gani Mujde değilmi?
-S.ktir ulan onun burda işi ne...

Guzel bi Bodrum yolculuğunda guzelim Selcuk ovasını seyrede seyrede seyehat etmektesindir.
Birden tanıdık bi ses yukselir karnınızdan
Evet o...
Dupeduz ishalsinizdir
Tek care benzincide verilecek moladır ya o hoparloru kopasıca benzincide az once cıkmıştı otobus.
Ulan adı ishal...O mola sırasında sen niye mola verdin..
Şimdi otobus şoforune '' dur sıkıştım '' desen olmaz
Hadi durdu diyeli
Her taraf dumduz ova kim kaybetmiş helayı sen bulasın

Midedeki ses yukselirken bi aycicek tarlası ilişir gozunuze
'' şofor bey ben burda inicem ''diye seslenirsiniz.
Kimseyi inandırmayan bakışlar arasında ''ben ztn burada inecektim'' diye mırıldanır otobusun uzaklaşmasını beklersin.
İşini gordukten sonra Bodruma intikal edersiniz ve gezinirken bi ses duyarsınız arkadan
'' Aaa bu tarlaya s.cmak icin inen uzun saclı cocuk değilmi ''

Kerhane sokağını bilirmisiniz. İstanbulda Bankarlar cadeesinde ıslak bi sokaktır.
Aslında karşısındır insanların kendini et fiyatına satmasına ama canın cekmişti işte.
Lisenin son yıllarıdır.
Ustelik hayatında iman tahtasına cokupde civilerini oynatacağın biride yoktur.
Bu seferlik bir yana deyip sallarsın kendini yokuşa. Bir kapıda tombulca bi kadınbacağına hızlıca vurmaktadır sen onu keyifle izlerken iki uc metre otede tanıdık bi yuz gorursunuz.Edebiyat Hocası Ergun Bey.
O da seni gormuştur.
Gorsemmi gormesemmi gibi bi paradoska gidrdikten sonra aniden yonunu cevirirsin ve şişman kadının bacağından cıkan şap şaplı sesler gerde kalırken uzaklaşırsın.
Okulda edebiyat oğretmenin senin gozune bakamadığını farkedemezsin bile
Cunku hic goz goze gelmemişsinizdir
''Naaaber ulan Kemal'' diye sarılırsın ellerine.
Bİraz soğukca karşılık verir karşıdaki. ulan kırk yıllık arkadaşını tanımadınmı diye duşunurken asıl ayıbı kendinin yaptığını anlarsın.
Arkadaşının adının Kemal değilde Necdet olduğu gelir aklına.Tuh rezil.Ayıkla pirincin taşını.
Nerden geldi Kemal aklına ulan diye kızarsınız kendine durumu duzeltmek icin şu cumleler kurulur:
'' Ee Necdetciğim nasılsın! Yahu Necdet. Bak Necdet sana ne diycem. İyi dinle Necdet.Şimdi Necdetciğim....''
Konuşma uzar gider.Selamlaşığ goruşelim faslından sonra uzaklaşırken Necdet eskiden bu kadar soğuk değildi yahu dersin icinden.
Birden isminin Necdet değilde Kadir olduğunu anımsar hızlı adımlarla ordan uzaklaşırsınız.
kesinlikle copy-paste değildir kendim yazdım
__________________
