Adamin biri, yeni acilan luks buyuk magazaya gitmis, satici kiza
yaklasmış.
* "Bir kravat almak istiyorum.."
Satici kiz son derece şirin bir tavirla:
* "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli
mi olacak yunlu mu?"
* "Ipekli.."
* "O zaman lutfen birkat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat
yukarida.."
Adam bir kat yukari cikmis, baska bir satici kiz..
* "Ben ipekli bir kravat almak istiyorum."
* "Beyefendi, kravat duz mu olacak, desenli mi?"
* "Desenli.."
* "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat
yukarida, lutfen ust kata buyurun.." Adam bir kat daha cikmis. Yeni
bir satici kiz..
* "Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum.."
* "Desenler cizgili mi, cicekli mi olacak?"
* "Cizgili.."
* "Bizde musteriyi memnun etmek esastir, cizgili kravatlar bir kat
yukarida, lutfen bir kat yukari buyurun.." Adam bir kat daha cikmis..
Cizgiler kalin mi, ince mi, bir kat yukari. Zemin acik mi, koyu mu,
bir kat yukari derken 18. kata gelmis. ofke ile satici kizin yakasina
yapismis..
* "Ben ipekli, ince cizgili, zemini koyu, bir kravat istiyorum."
* "Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?"
* "Hayir, evdeki elbisemle."
* "Beyefendi, bizde musteriyi memnun etmek esastir, bir uyumsuzluk
olursa firmamizin prensiplerine ters duser, lutfen evden obur
elbisenizi alıp gelir misiniz?"
Adam buyuk bir ufkeyle asansore gitmis. O sirada asansorun kapisi
acilmis, icinden gene cok sinirli bir adam cikmis. Bir elinde bir
klozet kapagi, belden asagisi da ciplak:
* "Iste popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapagi. Verecekseniz
verin artik su tuvalet kagidini." (((:

************************************************** *******
Amerikada 22 nolu karayolunda devriye gorevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba gormuş.

Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saat'le gittiğini farketmiş.

Bu araba yolu tıkıyormuş.

Ve aracı durdurup surucuyu uyarmaya karar vermiş.

Aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, bir de ne gorsun.

Aracı kullanan cok yaşlı bir teyze.

Ve aracın arkasındaki koltuklarda da cok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var.

Polisi goren yaşlı surucu: - "Polis bey cok mu hızlı gidiyordum?" diye endişe ile sormuş.

Polis demiş ki: - "Hanımefendi, hızlı değil, aksine cok yavaş gidiyorsunuz ve butun otoyol trafiğini etkiliyorsunuz!

Radardan gorduğum kadarıyla 22 km. hızla gidiyorsunuz?"

Yaşlı teyze: - "Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim!"

Polis: - "Teyzeciğim" demiş, "o 22, otoyolun numarası. Bu yolda min. 50 km. hızla gitmelisiniz."

Kadın, "tamam, bundan sonra hızlanacağım" demiş.

Polis tam kendi arabasına giderken, gozu yine arkada oturan, hic konuşmayan ve cok korkmuş gozuken 3 yaşlı teyzeye kaymış.

Ve sormaya karar vermiş surucuye: - "Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin nesi var? Cok korkmuş gozukuyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi?"

Kadın şoyle cevap vermiş: - "Vallahi ben de anlamadım, 160 nolu karayolundan cıktığımızdan beri boyleler."



************************************************** ********


Romantik
Hani şu meşhur dortlu vardır, ya...
Bir İngiliz, bir Fransız, bir Amerikalı, bir Turk.
İşte bu defa onların eşleri bir araya gelmiş.
Once, İngiliz hatun başlamış anlatmaya.
-Benim eşim oyle romantiktir ki her sabah eline bir gul alır.O gulu tum vucudumda gezdirerek beni uyandırır.
Amerikalı atlamış hemen,
-Aaaaa benim eşim de cok romantiktir. Sabah ayak ucumuzdaki pencereyi acar. Hafif ruzgar ayaklarımdan başlayıp tum vucudumu gezerek beni uyandırır ve eşim mutlaka başucuma bir cicek bırakmış olur.
Fransız gulumsemiş kendinden emin, - Bunlar ne ki.Benim eşim her sabah ayaklarımdan başlayıp tum vucudumu ve en son da dudaklarımı operek uyandırır beni her sabah. Ben her sabah, mutluluğun doruklarında uyanırım.
Sıra Turk hatununa gelince, o şaşkın şaşkın diğerlerine bakmış ve demiş ki,
-Ben oyle şeylerden anlamam. Cişim gelir, uyanırım...



************************************************** *****


Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genc ve cok guzel bir kadın gorduler.
Oğul sordu :
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an duşundukten sonra :
-Hayır, bunu eve goturur, onun yerine anneni yeriz!dedi.



*************************************************

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam ucağa binerken
kulağında bir ses :
-Binme, bu ucak duşecek!
Donmuş, bakmış, kimse yok, ama icine de bir kurt duşmuş,
binmemiş.
İkinci ucağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Ucak duştu kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa`ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses
kulağında :
-Binme bu trene, raydan cıkacak!
Donmuş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah
gazeteyi
acınca tuyleri urpermiş :
-Tren Eskişehir`de raydan cıktı şu kadar olu, şu kadar
yaralı...
Allahına şukretmiş, koşup otobuse bilet almış, tam binerken
yine o ses :
-Bu otobuse binme, freni patlayacak!
Donmuş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış:
-Ulan evlenirken neredeydin



************************************************** *************
Temel bir grup arkadaşıyla cukur acıyormuş. Bir başka grup da gelip cukurları kapatıyormuş. "Hayırdır?" diye sormuşlar.
Temel demiş ki:
"- Pi grup daha vardu, onlar da fidan dikeydu. Bucun celmeduler. Piz de işler ceri kalmasın diye calişayruz"

* * ************************************************** *********
Temel ile Dursun askerde paraşutculuk eğitimi alıyorlarmış. Komutan:
"- Şimdi bir deneme atlayışı yapacağız. Aynı anda atlayacaksınız. İlk paraşut acılmazsa paniklemeyin, ikinciyi deneyin" demiş.
Atlamışlar.
Temel birinci paraşutu cekmiş. Acılmamış. İkinciyi denemiş. O da acılmamış. Hızla aşağı duşerken Dursun'a bağırmış:
"- Ula Tursun, iki paraşut de acilmiy, yere cakilip oleceğum."
Dursun kendinden emin, demiş ki:
"- Korkma Temel, hacan bu sadece denemedur."

* * ************************************************** **********
Temel'e sormuşlar:
"Aynı ray ustunde iki tren hızla birbirine doğru yaklaşıyor. Ne yaparsın?"
"- Hemen Fadime'yi cağırırım" demiş Temel...
"- Niye?"
"- Kopacak gumburtuyu o da seyretsin diye..."

* * ************************************************** **********
Olmek uzereyken papaz kulağına fısıldamış:
"Olmeden once şeytanı lanetle..."
Omuz silkmiş Temel:
"Nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkında yorum yapmak istemiyorum."

* * ************************************************** ***
Avcılar, Temel'in onderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına kucuk bir delik cıkmış. Temel:
"- Yatın, tavşan deliği" demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan cıkmış. Avlayıp yola devam etmişler.
Yolda bakmışlar, daha buyuk bir delik...
Temel:
"- Yatın tilki deliği" demiş. Yatmışlar. Tilki cıkmış, vurmuşlar.
Sonra delik buyumuş:
"- Yatın ayı ini" diye bağırmış Temel... Ayıyı da avlamışlar.
Temel'in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar... Bir sure sonra kocaman bir delik cıkmış karşılarına... Temel'e bakmışlar. Temel:
"- Uşaklar" demiş, "...ne cikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne cikarsa bahtumuza!"
Ertesi gun gazetelerde şu haber varmış:
"Dort avcı, tren altında kaldı."


__________________