FIKRALAR

Yuzbaşının cok sevdiği ve guvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yuzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayetim var.
-Soyle.
-Mehmet onbaşı beni doğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yuzbaşım; hem doğdi , hem soğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin. Benim de oyle. Sen git anladım.
-Ama Komtanım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti. Anam da yohtur, babam da yohtur. Anam da sensin, babam da sensin.
Yuzbaşı :
-Derhal koş; cağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.


Dunya Feministler Kongresinde konuşmacılar goruş belirtiyor; Amerikalı bir hanım şoyle der:
- Ben iyi bir şirketin genel mudiresiyim. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alış verişi sen yap" dedim. Baktım birinci gun oralı olmadı, ikinci gun oralı olmadı, ucuncu gun yaptı..."
Alman konuşmacı;
- Ben iyi bir şirkette ust duzey yoneticiyim. Bir gun kocama "Ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım. Biraz da sen yap" dedim. Birinci gun yapmadı, ikinci gun yapmadı, baktım ucuncu gun yapmış...
Fadime kursuye cıkmış;
- Ben kendimi bildim bileli temizlikciyim. Gecen gun Temel`e "ben artık camaşır yıkamaktan mahvoldum. Biraz da sen yıka" dedim. Birinci gun goremedim, ikinci gun goremedim, ucuncu gun gozum yavaş yavaş gormeye başladı..


Cok akıllı gecinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ucret alınır" yazılı doktora girdi. Gulerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da guldu :
-Tabii, hatırlamaz olur muyum?
-Eeee? Muayene etmeyecek misiniz? İlac vermeyecek misiniz?
-Hayır gerekmez...Gecen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...


Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmiştir. Mutlu koca genc ve guzel karısına sarılır :
-İlk aşk ne kadar tatlı, ne heyecanlı değil mi?
Genc karısı yanıtlar :
-Evet... ama seni tanıdığıma da memnunum...


Elektrik supurgesi satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını calmış, kapıyı acan bayana
- "Hanımefendi, bu elimde gormuş olduğunuz kovanın icinde at pisligi var!" demiş ve bu bir kova pisliği evin icine doğru savurarak dokuvermiş. Sonra da
- "Hanımefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu moku yiyeceğim..!"
Kadin satıcıya şoyle bir bakmış
- "Beyefendi, ustune domates sosu da ister misiniz?
Elektrikler kesik de ....! "
Temel, Fransız ve ingiliz'in bindikleri gemi batmış.Gunlerce ac susuz kaldıktan sonra bir adaya cıkmışlar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamın baş uclarında belirdiğini gormuşler.Yamyamların niyetinin kotu olduğunu goren kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmışlar.
Kral yamyam :
- Sizleri bir teste tabi tutacagız, en başarılı cıkanı affedeceğiz. Her birinizi birer kulubeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yıl sonunda en cok yavru maymun doğurtanınız kurtulacak, demiş Kulubeler hazırlanmış, maymunlar konulmuş, kapılar sıkıca kapatılmış Hergun kapı altından yemekler gonderilmiş.
Birinci yılın sonunda kapıların acılma zamanı gelmiş.
İlk olarak Fransızın kapısı acılmıs. Uc tane yavru maymun oradan oraya zıplıyor. Fransız pestili cıkmış bir durumda.
İkinci olarak ingilizin kapısı acılmış. O da harap durumda ama beş tane yavru doğurtmuş.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam hokomoko :
- Bu Turkler uckurlarına cok duşkun millettir. Şimdi kapıyı acacagız en azından on yavru uzerimize atlayacak demiş.
Kapı acılmış ama ne gorsunler Temel bir koşede kos kos oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafası govdesinden buyuk, kısacası tam bir hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demiş hokomoko...
Bir yılda doğurta doğurta sadece bunu mu doğurttun?
- Ulan ********ler, demiş Temel.
Vermişsiniz yanlışlıkla erkek maymunu, bunu bulduduğunuza şukredin!


"Hayatım arabayla ilgili bir sorun var. Karburatore su kacmış." Adam; "Karburatorde su ? Ama bu imkansız."Kadın; "Sana karburatorde su olduğunu soyluyorum." Adam; " Sen karburatorun ne olduğunu bile bilmezsin ki. Bir de ben kontrol ediyim. Araba nerde?" Kadın; " Havuzda."


Kız nişanlısını eve cağırdı :
-Otur Ali`ciğim.Evlenmeden once tum mazimi sana acıkca anlatmalıyım.
-İyi ama hayatım iki hafta once anlatmıştın ya...
-O iki hafta onceydi hayatım.


Amerika'da FBI icin ajan secimi yapılacaktır. Başvuruda bulunanlardan FBI ajanları olmaları icin bir talepte bulunulur. Bu talebe gore eşlerini verilen silahla oldurmeleri gerekmektedir. ilk aday olan ingiliz eline verilen silahı geri cevirerek ben karıma kıyamam der ve iceride bulunan karısını da alıp evine geri doner. ikinci olarak iceriye Amerikalı bir zenci gelir odada uzun sure duşundukten sonra bunu yapamam der ve silahı geri iade eder. iceri son olarakta bizim Temel gelir Temel'e de aynı teklifte bulunulur, yani karısını oldurmesi istenmektedir, Temel biraz duşundukten sonra bu teklifi kabul eder ve iceriye girer birkac el silah sesinden sonra aniden bir cam sesi gelir iceriye giren ajanlar kırık camın yanındaki Temel'e yonelirler ajanlar şaşkın bir şekilde sorarlar ne oldu diye?
Temel: Verdiğiniz silah kurusıkı cıktı, bende bizim karıyı 20. kattan aşağıya attım der.


Temel ucağa binerken merdivende bir bakmıs onunde fıstık gibi bir dilber. Muhteşem de bir mini. Temel icini cekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı.. Oturmuşlar. Ucak havalanmış. Dilber cantasına uzanmış. İcinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem cıkarmış.Başlamış capraz bulmacayı cozmeye..Temel heveslenmiş."Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, boylece muhabbete başlarız" diye..
Beş dakika gecmeden dilber Temel`e donmuş, gercekten.. Kısık, seksi bir sesle sormuş:
"Bes harfli bir kelime. Sonu arak.. Basına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?" diye.. "Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi.. "Aman Tanrım.. Bu guzel kadına o kelimeyi nasıl soylerim ben.. Mutlak bir başka kelime olmalı..
"Başlamış dusunmeye.. Beş dakika sonra jeton "Dank" diye duşmuş..
Kadına donmuş: "Tarak olabilir mi, hanımefendi?.. Tarak!..
"Harikasınız" demiş dilber.. "Silginiz var mı acaba?.."


Matematik oğretmeni ilkokul cocuklarına sormuş : "Ağacta 5 kuş var.Birini vurdum kac kaldı?" Ahmet hemen "Hic kalmaz.Cunku sesten hepsi ucar," demiş. Oğretmeni bunun uzerine "Olmaz oyle şey," diye cevap vermiş, "burası matematik dersi. 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama duşunuş tarzını beğendim." Ahmet fena halde hırslanmış "Ben de bir şey sorabilir miyim oğretmenim," demiş. "Sor bakalım." "3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyiyor.Bunlardan hangisi evli?" Oğretmen kızarıp bozarmış.Sonunda "Bilmem ki, emen mi?" demiş. Ahmet cevabı hemen yapıştırmış: "Yoo, tabi ki parmağında alyansı olan. Ama duşunuş tarzınızı beğendim."


Karadenizli bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor.Pireye sıcra diyor. Pire sıcrıyor. Zıpla diyor: Pire zıplıyor. Pirenin kanatlarını koparıyor ve zıpla diyor. Zıplıyor.
Rapor 1: Pire kanatları koparılmıs olarak zıpladı. Bu defa ayaklarını koparıyor ve zıpla diyor hareket yok. Bir daha zıpla diyor yine hareket yok . Adam yazıyor.
Rapor 2: Pirelerin ayakları kopunca kulakları duymuyor.


Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuşlar ve cini lambadan cıkarmışlar. Cin 10 zenciye sormuş:
Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkınız var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demiş, olmuş.
10. zenci tebessum etmeye baslamış.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemiş, olmuş.
10. zenci sırıtmaya devam etmiş.
3. zenci de beyaz olmuş dilediği dileğiyle...
10. zenci kıkırdamaya baslamış.
4. zencinin de isteği aynı... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde isteğini kullanmış. Sıra 10. zenciye gelmiş ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin isteğini sormuş... Adam nefes almaya firsat buldugu bi ara isteğini garip bir boğurtu ile belirtmiş:
- "HEPSİNİ ZENCİ YAP!".


Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında :
- Şunlara son bir test yapalım da gorelim akılları başlarına gelmiş mi, demişler. Bunun uzerine iki deliyi bir masa başına cağırmışlar. Masanın uzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamboceği dokmuşler ve :
- Buyurun beyler, yiyiniz, demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, otekisi araya girmiş.
- Once kacanları yiyelim, oburleri nasıl olsa duruyor.


Okyanusta buyuk bir gemi hızla ilerliyorken, bir an gemi kaptanı herkesi guverteye cağırmış.
Herkes guverteye toplanınca :
- Size bir kotu bir de iyi haberim var demiş. Hangisi ile başlayayım ?
- iyi olanla demiş yolcular...
- 11 dalda oscar kazanacağız.


İki arkadaş karılarına ne kadar harclık bıraktıklarını konuşuyorlarmış. Birincisi halinden pek şikayetci olmamış; "ne biliym işte bizimki az bir parayla idare ediyi" demiş. İkincisi "yok anam ben hergun para bırakayrum, kari yine istiyor, bıktım valla" demiş. "Allah allah, ne yapar ki bu kadar parayı" demiş birinci. İkinci adam sıkıntılı, "valla icki desen yok. Kumar desen yok. Karı desen kendisi karı..."


Temel ile Dursun pilotluk kursuna gitmisler. En sonunda kursu bitirip pilotluk diplomasini almislar. ilk seferlerine cikmak uzereler. Ucaki kaldiyorlar fakat kalktiktan bir saat sonra uyari geliyor. Dursun Temele diyorki ula Temel simdi kuleden uyari geldi inecegimiz havalimanin pisti cok kisaymis, onun icininer inmez frenlere asilalim. Tamam demis temel. pist gorunmus ve tekerler yere deger degmez Temel frenlere asilmis. Tam pistten cikarlarken son onda durmuslar. Dursun terini silerken Temel'e demis ki "ula Temel su ise bak 10 metrelik pist mi olur mu?". Temel:
-Haklisin usagum, bi de bunun enine bak en az 10 km var....


Sonbaharda, kızılderililer seflerine kısın soguk gecip gecmeyecegini sormuslar. Herhangi bir fikri olmayan sef, kısın soguk gececegini ve hazırlanmak icin odun toplamaları gerektigini soylemis. Iyi bir onder olan sef, en yakın telefon kulubesine gittikten sonra Ulusal Hava Durumu Servisi'ni arayip sormus:
- Kıs soguk mu gececek?
Telefondaki adam:
- Evet, bu kıs epey soguk olacak.
Sef, koye geri donup odun toplama isini hızlandırmıs. Bir hafta sonra, sef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi'ni aramis:
- Kıs cok mu soguk gececek?
Telefondaki adam:
- Evet, bu kıs gercekten oldukca soguk olacak.
Boylelikle sef geri donup adamlarına bulabildikleri butun odun parcacıklarını dahi toplamalarını soylemis. Bir hafta sonra, sef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi'ni aramıs:
- Bu kısın cok soguk gecegine kesinlikle emin misiniz?
Telefondaki adam:
- Kesinlikle, kizilderililer deli gibi odun topluyor!


Temel birgun kulustur arabasıyla yolda giderken, kırmızı ışıkta duran bir Limuzine arkadan carpar. Aşağıya inen Temel başlar adama yalvarmaya: "Abi yalvarırım beni affet, ben garibanın tekiyim." Bunun uzerine adam Temel'e "Tamam seni affettim hadi git" der. Temel arabasına biner. Adam onde Temel arkada yola devam ederler. Sonraki kırmızı ışıkta Temel tekrar Limuzine arkadan carpar ve kafayı camdan uzatarak:
"BENİM ABİ BENİM devam edin..." der.


Deniz aşırı bir ulkede askerliğini yapmakta olan John bir gun sevgilisinden bir mektup alır.
Sevgilisi artık ondan ayrıldığını bildirmekte ve fotografını geri gondermesini istemektedir.
John cok kızar. Arkadaşlarından eski kız arkadaşlarının fotograflarını toplar.
Hepsini paket yapar ve sevgilisine gonderir. Pakete bir de not iliştirir;
" Kusura bakma, hangisi olduğunu cıkaramadım. Lutfen kendi fotoğrafını al ve kalanını geri gonder!"


Temel bir gun tuvalete girmiş. Yanında bir adam varmış ve sormuş. Temel: Hacom sen Karadenizlu misun?
diye sormuş.
Adam evet demiş.
Temel: Peku Trabzonli musun? diye sormuş. Adam buna da evet demiş.
Temel: Peki senun koyin Camlıhemşin midur? da diye bir soru daha sormuş. adam bunada evet demiş.
Temel: Peki senin sunnetcin Kemal usta midir da? diye bir soru daha sormuş. Adam sinirlenmiş.
Adam: Ebe adam sen nereli olduğumu, koyumu biliyorsin sunnetcimi nerden biliyorsun? diye sormuş.
Temel: 'Kemal ustayı kim bilmez!!! Hep yamuk keser yarım saatten beri bacağıma işiyorsin da demiş


Adamın biri yolda yuruyormuş. Karşısına Azrail cıkmış. Adam icinden "Olamaz zamanım geldi galiba beni almaya geldi" demiş. Bir anda aklına bir numara gelmiş. Acaba cocuk numarası yaparsam beni bırakır diye gecirmiş icinden. Oturmuş agu agu agu demeye başlamış. Sonra Azrail' de yanına gelmiş eğilip kulağına atta atta atta demiş...


Kayserilinin biri trende gidiyormuş. Karşısına bir İstanbul'lu oturmuş. Tabii bizim Kayserili pastırma-ekmek takılıyo. Bir ara:
-Kardaş, sen de yir misin?, diye sorunca İstanbullu:
-Yok sağol, benim hemoroidim var, diye yanıtlar.
Kayserili de:
-Olsun once pastırma ye; sonra onu da yersin!


İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca cok sevindiler. O sevincle "saatte 160'la" uzunca bir sure yol aldıktan sonra benzincinin onunde durdular. "Arabayı suren":
- Onbin liralık, dedi, super olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa suzdukten sonra:
- Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!
İkincisi, "araba kullanana" dondu:
- Gordun mu! Araba masraf kapısı actı bile!


Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin icin ne kadar bir suredir?"
Tanrı şoyle cevaplamış;
"Bir milyon yıl, benim icin 1 dakika kadardır." Adam sormaya devam
etmiş;
"Peki tanrım, bir milyon dolar senin icin ne kadardır?" Tanrı
cevaplamış;
"Bir milyon dolar benim icin bir pennydir"
Adam dayanamamış; "Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şoyle bir cevap gelmiş;
"Bir dakika. "


Temel cok buyuk bi bankanın yanında sucuk satmakla gecimini sağlamaktadır, birgun Temel'in bir arkadaşı borc istemeye gelir.
Temel'e ;
-Ula temel acil bi işim cıktı, bana bi 100 mark borc verebilur musun ? der.
Temel de ona;
-Hayır kusura bakma veremem der.
Arkadaşı buna cok şaşırır ve nedenini sorar, Temel de ;
-Bankayla bi antlaşma yaptım der.
Arkadaşı bu antlaşmanın ne olduğunu sorar.
Temel de:
-Ben hic kimseye borc vermiyeceğum, onlar da sucuk satmayacaklar der.


Kekemenin biri bir gun polis karakolunu aramış:
- Ooooorraassıııı pooolliiss kkkaarrrakooolluu mmmuu? demiş. Karşıdaki polis "evet" demiş.
- Bbbbirrr aaattt oooolllluuusuuu vvvvvvaaaaarrr demiş.
Polis "nerde" diye sormuş. Adam:
-Mmmmmmmmmmmmmm...
Polis:
- Nerde kardeşim telefonu meşgul etme
Adam:
-M mmmmmmmm
Polis:
- Maslak'ta mı kardeşim? Adam:
-Hhhhhhhhaayyyyyııırrr
Polis:
- Nerde kardeşim ya sen en iyisi soyleyebilince tekrar ara demiş. Adam bir saaat sonra tekrar aramış: -Ooooooorrrraaaassıııı poooolllissss... Polis:
-Evet kardeşim burası polis karakolu bir at olusu var tamam da nerde? Adam: Mmmmmmmmmm Polis:
-Maslak ta mı kardeşim? Adam: -Eeeeevvvveeet
Polis:
-Be kardeşim bir saat once neden sorunca Maslak demedin? Adam:
-Aaaaatttıııı oooorraaayyyaa tttaaaşşııııyyyaaannnaaa kkkkaaaddddaaaar ccccaaaannnıııımmmm ccccııııkkkktttttııııı...


Temel' e sorarlar: "Temel sen hangi nefesleri daha cok seversin?
Temel: "cigaramun ilk nefesiyle kaynanamın son nefsinu severum."


Anne oğlunun karnesine bakarak hiddetle kopurdu. ''Bu ne hal? Gecen yıl sınıfın birincisiydin, bu yıl aldığın kırıklarla herhalde sonuncusu olmuşsundur!''
Cocuk onune bakarak mırıldandı.
''Ama anne, gecen yıl sen sevindin, bırak bu yılda başkaları sevinsin!''


Temel ile Dursun hızlı trende yolculuk yaparken bir sığır ciftliğinin onunden gecerler.
Temel:
- Ula Dursun burda tam 397 sığır var.
Dursun:
- Ula Temel nasıl saydun, hacen zırt diye gectuk.
Temel:
- Onun kısa bir yolu vardır. Ayaklarını sayup dorde boleyrum...


Temel tavukculuk yapmaya karar vermiş ve şehirden 1000 tane tavuk almış koyune gelmiş ve bunları bacaklarınden toprağa gommuş ve sulamış ancak iki gun sonra bir bakmış tavukların hepsi olmuş. Bu duruma cok kızan ve ne yapacağını bilemeyen Temel hemen Trabzon'daki ziraat odasına durumu anlatan bir yazı yazmış yazıda tavukları toprağa ayaklarından gomduğunu ancak tavuklarının olduğunu yazmış. İki gun sonra Trabzon'dan yanıt gelmiş:
- Yazdığınız mektup elimize ulaştı. Durumu anladık ancak daha iyi bir araştırma icin lutfen topraktan ornek yollayınız...


Sarışın bayan yanmış iki kulağıyla doktora gider. Doktor:
- Kulaklarınıza ne oldu ?
- Utu yapıyordum ve telefon caldı. Ben de telefon diye utuyu koydum kulağıma.
- Peki oteki kulağınıza ne oldu ?
- Lanet olası tekrar aradı...


Kadının biri petshop'a gidip bir muhabbet kuşu almak istemiş, raftan bir tane erkek kuşu gozune kestirmiş, adama sormuş:
- "Bu şimdi erkek olduğuna gore kesin konuşur, değil mi?"
- "Tabiii efendim..hem de harika bir secim yaptınız, bu oyle cinstir ki 2 haftaya kalmaz karşılıklı sohbet bile edersiniz."
Kadının cok hoşuna gitmiş, kuşu alıp eve goturmuş. 2 hafta sonra kadın yine dukkana gelmiş:
- "Bu kuş tek kelime etmedi!"
- "İmkanı yok hanımefendi salıncağına cıkıp sallana sallana gayet guzel konuşuyor olmalı"
- "İyi de siz salıncak vermediniz ki bana?"
Boylece adam kadına bir salıncak satmış, kadın eve donmuş. 2 hafta sonra kadın yine dukkanda:
- "Bakın beyefendi 4 hafta gecti bu hayvandan hala ses cıkmıyor!"
- "Gercekten anlamıyorum... merdivenine cıkıp oynarken konuşuyor olması gerekirdi!"
- "Merdiven mi? Bunun merdiveni yok ki?"
Ve adam gule oynaya kadına bir de merdiven satmış... kadın yine evine donmuş... 2 hafta sonra:
- "Beyefendi bir bucuk ay oldu ve bu kuştan hala tek bir kelime duyamadım, olmayacak bu iş galiba!!"
- "Bakın hanımefendiciğim ben bunlardan onlarca sattım biliyorum merdivenine cıkıp ordan salıncağına konarlar ve aynada kendilerini seyrederken bıcır bıcır konuşurlar"
- "Ayna mı..................."
Ve adam o gun de bir ayna satmış olmanın mutluluğuyla kadını evine gondermiş. 2 hafta sonra petshop'un kapısı acılmış, kadın iceri girmiş, elinde kafes, kafesin icinde merdiven, salıncak, ayna ve bacaklarını havaya dikmiş olu muhabbet kuşu...
- "BENİ KAZIKLADINIZ!!! İŞTE KONUŞMAYAN KUŞUNUZ VE YANINDA BANA KAKALADIĞINIZ IVIR ZIVIRLAR!!!"
Adam cok şaşırmış...
- "Hanımefendi bu ilk defa başıma geliyor inanamıyorum tek kelime etmedi mi bu hayvan???"
- "Valla olmeden once tek bir cumle soyledi"
- "Ne dedi??????????"
- "O DUKKANDA KUŞ YEMİ SATMAZLAR MI?"


Temel bu hayatın kargaşasından bunalıp bir dağ başına yerleşmeye karar verir. Fadime'yi de alıp bir dağ evine yerleşir. Ancak dunyada neler olup bittiğini de cok merak etmektedir. Bu yuzden hergun Fadime'yi en yakın koye gonderip gunluk gazete aldırır. Koy cok uzaktadır ve Fadime her gun bir gazete icin bu yolu katetmek zorundadır. Bu durum Fadime'nin canını sıkar ve en sonunda bir gun yine koyun bakkalına gazete almaya gittiğinde aynı gazeteden 7 tane birden alır. Temel hergun gazete istediğinde bu gazetelerden birini cıkarıp verir. Ancak Temel durumu farkedecek diye de cok korkmaktadır. Temel hergun bu aynı gazeteleri okur fakat Fadime'ye hic bir şey belli etmez. En sonunda Temel Fadime'ye seslenir, Fadime kızacak diye cok korkar ve Temel şoyle der:
- "Ula Fadume bu insanlar ne salaktır. Adamın bir tanesi yolda duran arabaya tam bir haftadır hergun carpıyor".


Adamcağız her gece yatağını ıslatır hale gelmiş.Yatmadan evvel cişini yapıyor,ama gece yine yatağı ıslatıyor. Canına tak edince soluğu psikologda alıyor. Doktor hastasına once telkin ediyor, uzanıp rahat etmesini sağlıyor ve terapisine başlıyor;
- Eveettt... şimdi anlatın bakalım. Her gece yatağınıza nasıl işiyorsunuz?
- Valla doktorcum, once cişimi yapıyorum ve yatağa yatıp uyuyorum.
- Ee? gayet guzel devam edin.
- Uyuduktan bir sure sonra ruya gormeye başlıyorum.
- Peki nasıl bir ruya goruyorsunuz?
- Ruyamda yeşil, kucucuk bir adam geliyor ve bana "Cişini yaptın mı?" diye soruyor. Ben de "Hayır yapmadım" deyince; -"Hadi bakalım oyleyse şimdi yap" diyor, ben de yapıyorum.
- Hımmm... Tamam anlaşıldı. Şimdi eve gidince bu gece yine cişinizi yapıp yatın. O yeşil kucuk adam gelipte size "Cişini yaptın mı?" diye sorarsa siz de "Evet! Yaptım!." diye yanıtlayın.
Bu receteyi alan hastamız eve gider. Yatma vakti gelince cişini yapar ve yatağa yatar. Aradan az bir sure gecer. Ruya gormeye başlar ve yeşil kucuk adam gelir, bizimkine sorar;
- Cişini yaptın mı bakim?
- Evet! Yaptım!
- Ya buyuğunu?
- I-ıh yapmadım.
- Hadi bakalım, oyleyse şimdi yap...


Trafik polisi Temel'in kullandığı arabayı durdurur ve:
- Sizi tebrik ederim beyfendi, bu gunku kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek surucu sizsiniz bu yuzden size ucyuzmilyon lira odul vereceğiz, ne yapmayı duşunuyorsunuz. Demiş.
Temel:
- Hemen cidup bi ehliyet alacağım demiş.
- Ne! senin ehliyetin yok mu? demeye kalmadan yandan Fadime soze girmiş:
- Siz ona bakmayin memur bey icince hep boyle sapitiyi.
Polis iyice sinirlenmeye başlamış. Derken arkadan Dursun:
- Ula ben size demedimmi calıntı arabayla yola cıkmayalum başımıza bi iş gelir diye.
Trafik polisi iyice zıvanadan cıkmış ve o sırada bagajdan İdris atlamış:
- N'oldu uşaklar gectik mi sınırı ?


Adamın biri işten eve gelmiş, televizyonun karşısına oturmuş, karısına da
- "başlamadan bana bi bira getirsene" demiş.....
Kadın ters ters bakmış, bir kutu bira getirip adamın kafasına atar gibi onune koymuş... 10 dk. sonra adam tekrar
- "Cabuk bi bira daha.. neredeyse başlıycak" demiş... kadın cok kızmış, "bana baksana sen" demiş..
- "Butun gece bira icip televizyonmu seyrediceksin? Aaaah ah, yazıklar olsun boyle mıymıntı adamın uğruna gencliğim gitti Allahııım....."
Adam kendi kendine soylenmiş: "Al işte başladı bile..."


Adamın biri işten eve gelmiş, televizyonun karşısına oturmuş, karısına da
- "başlamadan bana bi bira getirsene" demiş.....
Kadın ters ters bakmış, bir kutu bira getirip adamın kafasına atar gibi onune koymuş... 10 dk. sonra adam tekrar
- "Cabuk bi bira daha.. neredeyse başlıycak" demiş... kadın cok kızmış, "bana baksana sen" demiş..
- "Butun gece bira icip televizyonmu seyrediceksin? Aaaah ah, yazıklar olsun boyle mıymıntı adamın uğruna gencliğim gitti Allahııım....."
Adam kendi kendine soylenmiş: "Al işte başladı bile..."


Temel, bir binanın onunde durmuş, arkadaşları da catıya cıkmış. Temel aşağıdan arkadaşlarına, "Ula sen iki kolunu yana ac asağı oyle atla demiş.
Birincisi atlamış gumm. İkinciye
- "Sen sadece sağ kolunu yana ac, oyle atla" demiş. İkinci de atlamış gummm. Ucuncuye
- "Sen iki kolunu yanına yapıştır oyle atla" demiş. O da gummm. Yoldan gecen bir adamın dikkatini cekmiş sormuş,
- "Kardeşim siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına". Temel cevap vermiş,
- "Tetris oynayruz."



Bir gun Temel yolda yuruyor. Ancak etraf cok karanlık. Sadece cok hafif bir ay ışığı , başka hic gorunen bir şey yok. Ancak Temel bu ay ışığında tam onunde bir nesne gormuş. 'Acaba bu ne' diye gecirmiş icinden. Eline almış, koklamış, tadına bakmış. Ve sonra buyuk bir sevincle bağırmış:
-"ULA BU POKMUŞ, İYİ Kİ BASMADUM."


İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir omur boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı... Derken birgun bir tanesi ağır hasta oldu.. Olum doşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı :
- "Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lutfen bir şekilde bana haber ver.."
Oteki "Tamam..."dedi.. "Butun hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin icin yapıcam..".. Ve birkac dakika sonra da adam oldu... Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu :
- "Dostum..... sana bir iyi bir de kotu haberim var..."
Oteki hemen sordu :
- "İyi haber nedir?"
- "Cennette futbol oynanıyor....."
- "BU HARİKA...!!! Peki kotu haber nedir???"
- "Yarınki macta kalede sen varsın..."


Kompartmanda tek başına yolculuk ediyordu. Birden kapı acıldı ve cifte tabancalı biri;
- "Cabuk paraları!! sokul" diye bağırınca, adam korkudan titreyerek cevap verdi:
- Kusuruma bakmayın ama meteliğim yok.
- Oyleyse niye titriyorsun?
Yolcu guldu;
- Ben sizi konduktor sanmıştım da!....


Dunya Feministler Kongresinde konuşmacılar goruş belirtiyor; Amerikalı bir hanım şoyle der:
- Ben iyi bir şirketin genel mudiresiyim. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alış verişi sen yap" dedim. Baktım birinci gun oralı olmadı, ikinci gun oralı olmadı, ucuncu gun yaptı..."
Alman konuşmacı;
- Ben iyi bir şirkette ust duzey yoneticiyim. Bir gun kocama "Ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım. Biraz da sen yap" dedim. Birinci gun yapmadı, ikinci gun yapmadı, baktım ucuncu gun yapmış...
Fadime kursuye cıkmış;
- Ben kendimi bildim bileli temizlikciyim. Gecen gun Temel`e "ben artık camaşır yıkamaktan mahvoldum. Biraz da sen yıka" dedim. Birinci gun goremedim, ikinci gun goremedim, ucuncu gun gozum yavaş yavaş gormeye başladı..


Cok akıllı gecinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ucret alınır" yazılı doktora girdi. Gulerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da guldu :
-Tabii, hatırlamaz olur muyum?
-Eeee? Muayene etmeyecek misiniz? İlac vermeyecek misiniz?
-Hayır gerekmez...Gecen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...


Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmiştir. Mutlu koca genc ve guzel karısına sarılır :
-İlk aşk ne kadar tatlı, ne heyecanlı değil mi?
Genc karısı yanıtlar :
-Evet... ama seni tanıdığıma da memnunum...


Elektrik supurgesi satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını calmış, kapıyı acan bayana
- "Hanımefendi, bu elimde gormuş olduğunuz kovanın icinde at pisligi var!" demiş ve bu bir kova pisliği evin icine doğru savurarak dokuvermiş. Sonra da
- "Hanımefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu moku yiyeceğim..!"
Kadin satıcıya şoyle bir bakmış
- "Beyefendi, ustune domates sosu da ister misiniz?
Elektrikler kesik de ....! "


Temel, Fransız ve ingiliz'in bindikleri gemi batmış.Gunlerce ac susuz kaldıktan sonra bir adaya cıkmışlar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamın baş uclarında belirdiğini gormuşler.Yamyamların niyetinin kotu olduğunu goren kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmışlar.
Kral yamyam :
- Sizleri bir teste tabi tutacagız, en başarılı cıkanı affedeceğiz. Her birinizi birer kulubeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yıl sonunda en cok yavru maymun doğurtanınız kurtulacak, demiş Kulubeler hazırlanmış, maymunlar konulmuş, kapılar sıkıca kapatılmış Hergun kapı altından yemekler gonderilmiş.
Birinci yılın sonunda kapıların acılma zamanı gelmiş.
İlk olarak Fransızın kapısı acılmıs. Uc tane yavru maymun oradan oraya zıplıyor. Fransız pestili cıkmış bir durumda.
İkinci olarak ingilizin kapısı acılmış. O da harap durumda ama beş tane yavru doğurtmuş.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam hokomoko :
- Bu Turkler uckurlarına cok duşkun millettir. Şimdi kapıyı acacagız en azından on yavru uzerimize atlayacak demiş.
Kapı acılmış ama ne gorsunler Temel bir koşede kos kos oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafası govdesinden buyuk, kısacası tam bir hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demiş hokomoko...
Bir yılda doğurta doğurta sadece bunu mu doğurttun?
- Ulan ********ler, demiş Temel.
Vermişsiniz yanlışlıkla erkek maymunu, bunu bulduduğunuza şukredin!


"Hayatım arabayla ilgili bir sorun var. Karburatore su kacmış." Adam; "Karburatorde su ? Ama bu imkansız."Kadın; "Sana karburatorde su olduğunu soyluyorum." Adam; " Sen karburatorun ne olduğunu bile bilmezsin ki. Bir de ben kontrol ediyim. Araba nerde?" Kadın; " Havuzda."


Kız nişanlısını eve cağırdı :
-Otur Ali`ciğim.Evlenmeden once tum mazimi sana acıkca anlatmalıyım.
-İyi ama hayatım iki hafta once anlatmıştın ya...
-O iki hafta onceydi hayatım.


Amerika'da FBI icin ajan secimi yapılacaktır. Başvuruda bulunanlardan FBI ajanları olmaları icin bir talepte bulunulur. Bu talebe gore eşlerini verilen silahla oldurmeleri gerekmektedir. ilk aday olan ingiliz eline verilen silahı geri cevirerek ben karıma kıyamam der ve iceride bulunan karısını da alıp evine geri doner. ikinci olarak iceriye Amerikalı bir zenci gelir odada uzun sure duşundukten sonra bunu yapamam der ve silahı geri iade eder. iceri son olarakta bizim Temel gelir Temel'e de aynı teklifte bulunulur, yani karısını oldurmesi istenmektedir, Temel biraz duşundukten sonra bu teklifi kabul eder ve iceriye girer birkac el silah sesinden sonra aniden bir cam sesi gelir iceriye giren ajanlar kırık camın yanındaki Temel'e yonelirler ajanlar şaşkın bir şekilde sorarlar ne oldu diye?
Temel: Verdiğiniz silah kurusıkı cıktı, bende bizim karıyı 20. kattan aşağıya attım der.


Temel ucağa binerken merdivende bir bakmıs onunde fıstık gibi bir dilber. Muhteşem de bir mini. Temel icini cekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı.. Oturmuşlar. Ucak havalanmış. Dilber cantasına uzanmış. İcinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem cıkarmış.Başlamış capraz bulmacayı cozmeye..Temel heveslenmiş."Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, boylece muhabbete başlarız" diye..
Beş dakika gecmeden dilber Temel`e donmuş, gercekten.. Kısık, seksi bir sesle sormuş:
"Bes harfli bir kelime. Sonu arak.. Basına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?" diye.. "Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi.. "Aman Tanrım.. Bu guzel kadına o kelimeyi nasıl soylerim ben.. Mutlak bir başka kelime olmalı..
"Başlamış dusunmeye.. Beş dakika sonra jeton "Dank" diye duşmuş..
Kadına donmuş: "Tarak olabilir mi, hanımefendi?.. Tarak!..
"Harikasınız" demiş dilber.. "Silginiz var mı acaba?.."


Matematik oğretmeni ilkokul cocuklarına sormuş : "Ağacta 5 kuş var.Birini vurdum kac kaldı?" Ahmet hemen "Hic kalmaz.Cunku sesten hepsi ucar," demiş. Oğretmeni bunun uzerine "Olmaz oyle şey," diye cevap vermiş, "burası matematik dersi. 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama duşunuş tarzını beğendim." Ahmet fena halde hırslanmış "Ben de bir şey sorabilir miyim oğretmenim," demiş. "Sor bakalım." "3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyiyor.Bunlardan hangisi evli?" Oğretmen kızarıp bozarmış.Sonunda "Bilmem ki, emen mi?" demiş. Ahmet cevabı hemen yapıştırmış: "Yoo, tabi ki parmağında alyansı olan. Ama duşunuş tarzınızı beğendim."


Karadenizli bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor.Pireye sıcra diyor. Pire sıcrıyor. Zıpla diyor: Pire zıplıyor. Pirenin kanatlarını koparıyor ve zıpla diyor. Zıplıyor.
Rapor 1: Pire kanatları koparılmıs olarak zıpladı. Bu defa ayaklarını koparıyor ve zıpla diyor hareket yok. Bir daha zıpla diyor yine hareket yok . Adam yazıyor.
Rapor 2: Pirelerin ayakları kopunca kulakları duymuyor.


Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuşlar ve cini lambadan cıkarmışlar. Cin 10 zenciye sormuş:
Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkınız var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demiş, olmuş.
10. zenci tebessum etmeye baslamış.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemiş, olmuş.
10. zenci sırıtmaya devam etmiş.
3. zenci de beyaz olmuş dilediği dileğiyle...
10. zenci kıkırdamaya baslamış.
4. zencinin de isteği aynı... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde isteğini kullanmış. Sıra 10. zenciye gelmiş ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin isteğini sormuş... Adam nefes almaya firsat buldugu bi ara isteğini garip bir boğurtu ile belirtmiş:
- "HEPSİNİ ZENCİ YAP!".


Temel'e bir işe girmek icin sağlık raporu lazım olmuş. Gitmiş tam teşekkullu bir hastaneye. Epey muayeneden sonra doktor sormuş:
- "Kulaklarınızdan ya da burnunuzdan bir şikayetiniz var mı?"
- "He ya", demiş Temel. "Ozellikle fanilamu cıkarurken cok zorlanayrum."


Politikacı bir grup, otobus ile bir seminere katılmak uzere yola koyulur.
Yolda otobus şoforu bir kaza yapar ve bir cifcinin arsasının hemen yanında devrilir.
Bunu goren cifcimiz, buyuk bir cukur kazar ve tum politikacıları oraya gomer.
Bir kac gun sonra, o civardan gecen bir polis, kaza yapmış otobusu gorur, cifciye de politikacıların nerede olduğunu sorar.
- Hepsini gomdum der cifci.
- Peki hepsi olmuş muydu ?
- Valla abi, bazıları olmediklerini soyluyorlardı, ama bilirisin ne kadar yalancı olduklarını bu politikacıların !!!


FBI eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gun sonra uc kisi basvuruda bulunur. ilk adam odaya alınarak "karını seviyor musun?" diye sorulur. Adam "evet efendim" der. "Peki, ulkeni seviyor musun?" deyince adam yine "evet" diye cevap verir.
FBI gorevlisi "peki o zaman, sana bir surprizimiz var, karını buraya getirdik yan odada su anda kendisi. Al su silahı karını oldur bakalım" deyince adam silahı alarak diger odaya girer. Birkac saniye sonra geri doner, kravatı gevsemis ve terlemistir.
Yapamayacagını soyleyerek oradan ayrılır.
Sıra ikinci adama gelir ona da aynı seyleri soylerler o da yapamayacagını soyler ve oradan cıkar gider.
Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı seyler soylenir ve Temel iceri girer. Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hem arkasından buyuk bir sangırtı ile cam kırılması sesi duyulur.
Temel geri doner biraz terlemistir. FBI gorevlisi sorar:
- Noldu?
- Bana verdiginiz tabanca kurusıkı cıktı. O yuzden Fadime'yi pencereden asağı atmak zorunda kaldım!...


Issizin biri, temizlik isleri icin Microsoft'a basvurur.Insan Kaynaklari, bir on gorusmenin ardindan test (yeri temizlemek) yaparlar ve personel muduru adama " ise alindin, e-mail adresini ver, sana basvuru formunu gondereyim, ayni zamanda, ise baslamak icin gelecegin gunu bildiririm" der.
Adam caresiz, bilgisayarinin, ve dolayisi ile e-mail adresinin olmadigini soyler. Insan Kaynaklarindan, onun adina uzulduklerini, fakat e-mail'i yoksa, kendisinin de varolmadigini ve kendisi de olmadigi icin ise alinamayacagini soylerler. Adam umutsuzca, ne yapacagini bilmeden, cebinde sadece 10$ ile cikar. Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alir. Kapi kapi dolasarak, 2 saat icersinde sermayesini ikiye katlar. Isini birkac kez daha tekrar eder ve aksam eve dondugunde 60$'i vardir.
Ve bu sekilde yasayabilecegini anlar, her sabah erkenden evinden cikar ve aksam gec saatlere kadar calisir, ve her gun parasini uce,dorde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabasi alir, bunu bir kamyonla degistirir ve bir sure sonra artik, bircok aractan olusan bir nakliye sirketi sahibidir.
5 sene gecer, adamimiz Birlesik Devletlerin en buyuk gida nakliye sirketleriniden bir tanesinin sahibidir artik. Artik ailesini ve gelecegini dusunmektedir, ve hayat sigortasi yaptirmaya karar verir.
Bir sigorta sirketini arar, kendine uygun bir plan secer ve konusma biterken, sigortaci, teklifi gonderebilmek icin adamin e-mail adresini ister. Adam e-mail 'inin olmadigini soyler
"Sasirtici", der sigortaci, " e-mail'iniz yok ve bu hanedanligi kurabildiniz, dusunun, ya bir de e-mail adresiniz olsaydi.."
Adam dusunur ve su cevabi verir:
- Microsoft' ta temizlikci olurdum!!


Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini... Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katiliyor. Koskoca meydan mahser yeri gibi..Kilisenin ici de dısı da tiklim tiklim..
Bu arada kilise kapisinda iki adam ozellikle dikkati cekiyor...Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asili..Birinde " Ben koyu bir Hristiyanim ,lutfen bana yardim ediniz " yazili.
Otekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudiyim " yaziyor. Tabii ki kiliseden cikanlar Hristiyan oldugunu ifade eden adama yanasiyorlar ve ellerini ceplerine atip comertce bir seyler veriyorlar.
Yahudi oldugunu ifade eden adamda ise siftah yok.
Bu arada kiliseden cikan iyi niyetli biri "Yahudiyim " yazisi tasiyana sokuluyor. " Bana bak kardes " diyor , "..durustluk iyi bir sey ,ama binlerce Hristiyan kiliseden cikarken , senin Yahudi oldugunu boyle aleni olarak ifade etmen kanimca hic de akillica bir hareket degil.
Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cikar o yaziyi boynundan , sen de su Hristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudiyim yazili adam " Hristiyanim " yazili olana donup sesleniyor:
- Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmis bize ticaret ogretiyor..


Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun
New York uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya, pusulasini
asagiya dusurur ve kaybolur. Inmek icin uygun bir yer ararken bir
gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir.
"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.
"Yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icindesin" der adam.
Yonetici sinirlenir:
"Sen muhendissin degil mi?" diye sorar.
"Evet." der adam. "Nereden bildin?"
"Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100%
dogru fakat hic bir isime yaramiyor."
"Sen de yoneticisin degil mi?"
"Evet sen nereden bildin?"
"Cunku yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icinde
kaybolmussun.Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu
simdi benim sucum oldu."


Iki Alman, Hans ile Mans Turklerin rakidan ne anladiklarini merak edip bir gece meyhaneye gitmeye karar vermisler. Meyhaneden iceri girip acemi bakislar ile etrafa baktiktan sonra, yan masa ne siparis ettiyse aynisini siparis edip icmeye baslamislar rakiyi.. Birinci kadehin sonunda Hans Mans'a sormus.. Mans bir sey hissediyor musun? Hayir Hans..devam edelim icmeye.. Bir sure sonra yedikleri mezelerin de esliginde ikinci kadehe baslamislar.Bu sefer Mans dayanamamis ve..
- Hans demis..Hans...Birsey anladin mi?
- Hayir..devam et...
Ucuncu kadehi de bitirdikleri sirada Hans tekrar Mans' a sormus..
- Ne hissediyorsun Mans?
Mans agir agir gozlerini kaldirmis..
- Ne hissettigimi siktir et de Hans...Ne olacak bu Almanya'nin durumu????


Temel in 3 tane sevgilisi vardır. Biri oğretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat oğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar
- "Niye oğretmen de diğerleri değil?" diye.
Temel de ona doner:
- Ula der, bilmez misin doktorlar "bugun git yarin gel" der, santralci de "Şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama oğretmen ne der? Hadi bir daha tekrarlayalım...


Uzun ikna turlarindan sonra Ermeni mahallesinin 17 yasindaki guzeller guzeli ve yoksul aile kizi ZIVART, mahallenin zengin ve 75 yasindaki MIGIRDIC beyi ile evlendirilir.
ilk gece Migirdic bey olur.Durumu supheli bulan savciligin actigi dava sonucunda;
Mahkemede hakim sorar:
- "Kizim anlat bakalim nasil oldu?"
Zivart, utangac ve ermeni sivesiyle anlatir:
- "Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi... Migirdic bey ustume geldi...basladi titremege...ben zannettim geloor, meger gidoormus."


Kasabanın birinde bir papaz ve onun iki tane papağanı varmış. Papağanlarda papaz gibi oldukca inanclı ve dindarlarmış. Sabah akşam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermiş.
Papazın cemaatinden bir kadınında 2 tane dişi papağanı varmış, papazın erkek papaganları ne kadar ahlaklı ise, kadının dişi papaganları da o kadar ahlaksızmış. Eve gelen misafirlerin onunde 'erkek istiyozzz!' diye bağırırlarmış. Kadın sonunda dayanamamış ve papaza akıl danışmaya gitmiş.
- "Sen getir onları bana benim papağanların kafesine koyalım da ahlaklı olmayı oğrensinler biraz" demiş. Kadında almış papaganları getirmiş, papazın evine daha kafese girer girmez dişi papağanlardan birisi
- "Hey yakışıklı, iki tane ucuz fahişe ister misiniz kafesinizde" diye sormuş. Erkek papağanlardan biri otekine donup haykırmış?:
- "Oğlum butun dualarımız kabul oldu lan sonunda!!!"


Tavşan bir gun bir eczaneye girer. Karşısında duran eczacıya sorar :
-Havuc var mı, havuc havuc?
Bunun uzerine eczacı;
-"Malesef biz sadece ilac satıyoruz" der.
Bunun uzerine tavşan dışarı cıkar.On dakika sonra tekrar gelir ;
-"Havuc var mı havuc havuc?" der. Eczacı ;
-"Az oncede soylediğim gibi biz sadece ilac satıyoruz ama manav iki sokak arkada", der.
Tavşan yine dışarı cıkar ama tekrar tekrar girip cıkmaya devam eder.Ancak duruma daha fazla katlanamayan eczacı tavşana tekrar gelip havuc isterse ağzını burnunu kıracagını , butun dişlerini dokeceğini soyler. Aradan 10-15 dakika gecmeden tavşan yeniden damlar. Fakat eczacıda artık dayanma gucu kalmamıştır ve tavşanın butun dişlerini dokup eline verir, arkasından da bir tekme kapı dışarı atar. Eczacı kurtuldugundan emindir. Tam arkasına yaslanıp derin bir nefes alacakken bir sesle irkilir;
-"Havuj juyu vay mı, havuj şuyu havuj juyu ?"


Uc mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin yanlarında tek bir eşya getirmelerine izin verilmiştir. Otobuste, biri diğerine doner ve sorar:
Eeee sen ne getirdin ?
Diğer mahkum bir boya kutusu cıkarır ve bununla her şeyi boyayabileceğini soyler.
İkinci mahkum bir deste iskambil kağıdı cıkarır Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kağıt oyunu oynayabilirim.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar:
Sen ne getirdin ?
Adı Temel olan ucuncu mahkum bir kutu cıkarır ve gulerek :
Bu orkidleri getirdim. der.
Diğer iki mahkumun kafası karışır.
Merakla sorarlar :
Bunlarla ne yapabilirsin ki ?
Temel sırıtır ve elindeki kutuyu gostererek,
Kutuda yazdığına gore, bunlarla Ata binebilir, Yuzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmişim.


Temel'in ineği hastalanmiş. Komşusu Cemal'e gitmiş.
- Ula ineğun hastalanduğunda ne vermiştun?
- Tuz ruhi...
- Eyi......
Temel ertesi gun koşa koşa geri donmus...
- Ula ineğum oldi...
- O zaman benimci de olmişti...


Savcı, morgdaki uc cesedi incelemek uzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu. "Milli piyangoda buyuk ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi gecirdi ve oldu", dediler.
İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
-Bu neden sırıtıyor?
"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevincten kalbine yenik duştu" diye acıkladılar. Ucuncu ceset Temel'in komur halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. "Bu neden oldu?" diye sordu savcı.
"Efendim, buna yıldırım carptı" dediler.
-Peki neden sırıtıyordu?
-Fotoğrafını cekiyorlar sanmış.


İki Laz birer turist tavlamışlar ve bir tenhaya cekilmişler. Tam birlikte olacakları sırada iki kızda Lazlardan prezervatif kullanmalarını istemiş ve cıkarıp birer tane vermişler.
Lazlar ilk defa gordukleri prezervatiflere bakarak :
- Ne yani, şimdi bunları takınca cocuk olmayacak mı ?
- Evet
Bunun uzerine Lazlar kabul etmişler ve prezervatifleri takmışlar.
Aradan bir altı ay gectikten sonra bir gun tarlada calışan iki Lazdan biri aniden elindeki kazmayı yere atarak :
- Yeter daa ! Ben cıkartıyorum artık, cocuk olacaksa olsun !


Temel bir gun yolda giderken arkadaşın prof. idrise rastlar idrisin kolunun
altında kalın kalın bi suru kitap temel idrise sorar
-ula idris o kitaplar ne kitabudur?
-MANTIK KİTABUDUR.
-mantık ne demek
-valla temel sana nasıl anlatayım. senin evde akvaryum var mı?
-var.
-o zaman sen balıkları seversin
-cok severim.
-balıkları cok sevdiğine gore balık tutmayı ve yemeyi de seversin.
-bayulurum ozellikle hamsiye
-balık sevdiğine gore balıkta bol miktarda fosfor azot vs bulunur bunlarda bir erkek olarak seni cok kuvvetlendirir dolayısıyla sen tam bir erkeksin işte mantık ilmi bunu acıklar.
bu cevap temelin cok hoşuna gider hemen kitapcıya koşar bir suru mantık kitabı alır ve okumaya başlar tabi okuduğundan pek bişey anlamaz ama yine devam eder bir gun kolunun altında bisuru kitapla dursun temeli gorur.
-ula temel o kitaplar nedir.
temel kasılarak cevap verir
-mantik kitabudur
-ula temel mantik ta ne oliyi
-valla sana nasıl anlatayım ula dursun senin evde akvaryum varmı?
-yook.
temel şaşkınlıkla dursuna bakmış, ve
-ula dursun yoksa sen i.nemisin?


Lazın oğlu yuzunde uzgun bir ifade ile okuldan gelmiş. Babası durumu gorunce sormuş:
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayıf aldım.
- Niye ?
- Oğretmen 2 kere 2 kac eder dedi, bende 6 dedim.
- E oğlum, 2 kere 2 dort eder, hadi bilemedin beş eder. 6 nerden cıktı?


Temel'in eczanesine genc ve guzel bir kadın girmiş. Tartının uzerine cıkıp parayı atmis. Beğenmemiş, manto ve ceketini cıkarmış ve para atıp tekrar tartilmiş. Yine sıkılmış, eteğini cıkarınca temel atılmış, parayi atmis,
- Tevam edin puntan sonrasi muesseseden


Bir gun 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak icin doktora gider. Doktor adama bir kavanoz verir ve:
- "Bunu doldurup yarın bana getirin" der...
Ertesi gun ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu gorur ve sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar:
- "Doktor bey, dun gece sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim gene olmadı. Karımı cağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi once dişini cıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı. Baktık olacak gibi değil komşunun karısını cağırdık o da iki elini ve ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış:
- "Naaptınız, komşunun karısını da mı cağırdınız" diye sormuş.
İhtiyar yanıtlamış:
- "Napalım, acamadık şu lanet kavanozu bir turlu.


Adam melon şapkasının uzerinden kafasının kaşımaya calışan bir başka adam gormuş ve yanına giderek:
- Afedersiniz, siz Laz mısınız?
- Evet, neden sordun?
- Şapkanızın uzerinden kafanızı kaşımaya calışıyordunuz da.
- Ne olmuş yani?! Sen kıcın kaşınınca pantalonunu mu cıkarıyorsun?


Temel Dursun'a arabasının oykusunu anlatıyordu:
- "Bir gun otostop yapıyordum ki onumde, bu arabayla, mini etekli guzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir sure gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir koseye cekti. Mini eteğini iyice yukarı cekip,
- 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi, ben de arabasını aldım.
Dursun :
- "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hic yakışmazdı."


Temel akciğer kanseri olmuş Doktorlar iki aydan daha fazla yasaman mucize olur demişler ve umitsiz olduğu icin tedaviye de son vermişler. Oleceğini anlayan Temel , butun esiyle dostuyla helalleşmeye karar vermiş. Fakat bizim Temel gorduğu herkese kendisinin AIDS hastalığına yakalandığını ve iki ay icinde oleceğini anlatıyor ve haklarını helal etmelerini istiyormuş. Tabii bunu duyanlar Temel'e helallik veriyorlarmış ama bir yandan da elini bile son bir defa sıkıp , kucaklaşmaktan kacınıyorlarmış. Temel'in en iyi arkadası Dursun Temel'in bu yaptığını duyunca sormuş ;
-Yahu Temel, anladık sen Kanser oldun olecen, neden millete AIDS oldum diyon,bak herkesi bir korku sardı" demiş. Temel ;
- Yahu Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi sağlama alalım dedim."


Ulkenin yaşını başını almış ve en zengin işadamlarından biriyle yapılan roportajdır: Genc gazeteci cocuk soruyor,"Efendim, bugunlere nasıl geldiğinizi, bu inanilmaz servetin oykusunu bizimle paylaşmak ister misiniz?"
Ve cevap geliyor, "1928 yılıydı. 1.Dunya savaşının acılari yeni yeni sarılıyordu. Elimdeki birkac sentten başka hic bir şeyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu, ve ben 1 tek elma aldım. Sabahtan akşama kadar elmayı sildim, pırıl pırıl oldu. O elmayı gun sonunda tam 10 sente sattım. Sabahı zor etmiştim. Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldım. Sabahtan akşama kadar o 2 elmanın her tarafını sildim, bir guzel parlattım ve gun sonunda ikisini, toplam 20 sente sattım. Bu sistemle ay sonuna kadar devam ettim ve bir ay icersinde tam 1.37 dolar kazanmış oldum. Ertesi ayın ilk haftası karımın amcası oldu ve bize 5 milyon dolar miras bıraktı.


Uluslararası kamuflaj yarışmasında,yarışmacılar bir cuval icine girecekler ve kamufle olacaklar,en iyi kamufle olan yarışmayı kazanacak, yarışmacılar, Fransız, Alman ve bizim Temel. Fransız cuvalın icine giriyor, Juri geliyor elindeki sopa ile hafifce cuvala dokunuyorlar, iceriden "Hav Hav!" diye ses geliyor, Juri bravo diyor. Alman giriyor, juri aynı şekilde sopayla yokluyor, bu sefer cuvaldan "Miyav Miyav!" diye ses geliyor, Juri bunu da beğeniyor. Sıra bizim Temelde, Temel cuvala giriyor, Juri gelip sopayla hafifce yokluyor, ses yok, biraz daha hızlı vuruyorlar ses yok, tekmelemeye başlıyorlar ses yok, en sonunda cuvalı alıp duvara vurmaya başlıyorlar, neden sonra cok kısık bir ses geliyor icerden: Patates, Patates...


Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u gormeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dısarı cıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da buyuk bu, da?!" Dursun hafifce gulmuş. "Temelim burası Amerika! Bura da herbirşey buyuk!" Yola cıkmışlar, Dursun'un ciftliğinin kapısından iceri girmişler. Git git bir turlu eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık icinde: "Uyy, amma da buyuk ciftlik da?!"Dursun gene hafifce gulmuş. "Temelim burası Amerika! Bura da herbirşey buyuk!" Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna gecmişler. Salonun ortasında kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seciyor. "Uyy!" diye bağırmış "amma buyuk masa, da!" Dursun'un sesi gelmiş "Temelim burası Amerika! Bura da herbirşey buyuk!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun "Temelim, alt kata in, soldan ucuncu kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan ucuncu kapıya girmiş. Orası evin havuzunun olduğu yermiş. Heryer karanlık olduğu icin Temel elektrik duğmesini ararken havuza duşmuş. Can havliyle bağırmaya başlamış: "Sifonu cekmeyiiin!! Sifonu cekmeyiiin!"


Ciftci Hans'ın dişi bir domuzu varmış. Tum uğraşılara rağmen bu domuz gebe kalamıyormuş. Hans duşunmuş taşınmış ve o bolgede nam salan Schmidt adlı erkek domuzun sahibi Helmut ile konuşmaya karar vermiş. Helmut: -Tamam domuzun Schmidt ile ciftleşebilir ama 5 markını alırım... der. Bunu seve seve kabul eder Hans ve ertesi sabah domuzunu el arabasına oturtur ciftliğin yolunu tutar. Schmidt ile dişi domuz ciftleşir. Ama Hans tedirgindir ya hamile kalmazsa diye sorar: -Domuzumun hamile olduğunu nereden anlayacağım? -Sabah kalktığında eğer ayakta ise hamile değil... eğer yatıyorsa hamiledir... der. Sabah olur Hans koşarak gider ahıra ama domuz ayaktadır. Sıkılır yine el arabasına domuzunu koyup Helmutun ciftliğinr gider. Bu sefer 3 mark alır. Aynı şeyi soyler Helmut, ayakta ise değil, yatıyorsa hamile... Sabah olur ancak yine dişi domuz ayaktadır. Yine gider cifliğe Hans ve bu sefer ona acıyan Helmut 1 mark alır ve domuzlar yine ciftleşir. takip eden gun Hansın canı hic ahıra gitmek istemez ve karısına seslenir: -Şu ahıra bi baksana domuz ne alemde ayakta mı, yatıyor mu? Kadın gider bir zaman sonra gelir. Hans sorar: -Ee domuz ne durumda, ayakta mı yatıyor mu? Kadın gulerek cevap verir -Ne ayakta ne de yatıyor, el arabasına binmiş seni bekliyor.


Temel'le Dursun, dort motorlu bir ucakla Trabzon'dan Istanbul'a ucuyorlardi. Birden Pilot'un anonsu duyuldu:
- Sayin yolcular, bir motorumuz ariza yapti. Ama panige gerek yok. Kalan motorlar bizi goturur. Tabii hizimiz biraz azalacak. Dolayisiyla yolculuk da biraz uzayacak.

Az sonra bir motor daha durdu. Pilot yine ayni anonsu yapti:
- Yolculuk biraz daha uzayacak... Sonra bir motor daha... Ve; ayni anons...
Temel huzursuzlandı: - Ula; bir motor daha durursa, butun gece burdayiz demektur...


Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni patlar ve kamyonu son surat gitmeye başlar, ve kamyon bir kavşağa gelir temel bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yuzlerce insan ,soluna bakar bir tane cocuk. Pazara girip yuzlerce insanı oldureceğine cocuğa carpmayı tercih eder. Ertesi gun gazeteler şoyle yazar. TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERİNE GİRDİ 20 OLU 50 YARALI. Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yone gitmedin? Temel cevap verir - Aslında benim niyetim sadece cocuğu ezmekti ama namussuz pazar yerine doğru kacınca...


Mahkemede hakim, Temel'e sormuş;
- Kiminle evlisin?
- Bizum karıylan!
Hakim sinirlenmiş,;
- E, herhalde. Sen hic erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nassıl duymadum!
- Kimmiş ?
- Bizum karı.


Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam iceri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin değil mi diye sorar.
Barmen "Evet, onlar" der. Sonra adam onlara doğru yurur ve sorar: "Selam, ne yapıyorsunuz?" Hitler cevaplar:
"3. Dunya savaşını planlıyoruz." Adam sorar. "Gercekten mi? Neler olacak?"
Hitler:"Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini oldureceğiz" der.
Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!" Hitler Stalin'e doner ve der ki:
"Gordun mu, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacağını soylemiştim!"


Adamla kadın evlenmeye karar verirler ama adamın onemli bir şartı vardır