+ o benim kaybettiğim para lan geri ver
- hadi ordan lan bunu daha yeni keşfettim ben
- sayın lidya halkı uzun calışmalarımız sonucunda soz verdiğimiz gibi parayı bulduk
halk : peki ne işe yarayacak kralım
- artık her şey paralı olacak yol su elektrik ekmek vs vs...
halk : kraaaal başka arzunu?
abi benim canım sıkıldı hadi bişiler bulalım
- ne bulcaz lan
- ne bilim abi parayı bulalım mesela...
- bi git ya parayı kim kaybetmişte biz buluyoz
Lidyalı Uyanık: - Ver bi koyun
Coban: - Karşılığında 2 cuval buğday isterim
Lidyalı Uyanık: - Buğday yok, bu var, al bakalım ...
Coban: - Ne lan bu?
Lidyalı Uyanık: - Paraaa
Coban: - Ne işe yarar bu ?
Lidyalı Uyanık: - Bununla gidip istediğini alabiliyosun, ben buldum ...
Coban: - Eh o zaman ver o parayı, al bunu
Lidyalı Uyanık: - Bu ne lan
Coban: - Bozuk para ... onu da ben buldum
+abi parayi buldum
-sahte bu.. baksana.. ehiehi.. keklemisler seni
-ya duşundum de arkadaşlar duğunlerde hep tekerlek , tas, kova filan topluyoz bu tur hediyeleri cok yobazca
+ ee napalım
- onların yerine başka bişey verelim yukte hafif paha da ağır olsun
+ paha mı ?
++ hayır pata dedi
+++ hayır hayır para dedi
herkes birden : evet para dedi
paraa







4 FIKRA DAHA EKLEMEM GEREKMIS BUYRUN BURDAN DEVAM EDELIM
Tatil bitti
Bir işadamı, oldukca yoğun ve yorucu gecen bir seneden sonra tatile cıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu icin birlikte tatil yapacakları bir donem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk ucakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar guzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini gecirdiği otelin yoneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yonetici şaşırır ve uzulur. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu boyle aniden?" İşadamı caresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gun sonra burada olacakmış..."
------------------------------------------------------------------------------
Kaykay
Uc adam olur ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan once sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u goruyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun uzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i goruyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve ucuncu adama da sorar, "Karını hic aldattın mı?" Adam yutkunur ve şoyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, bircoğu ile beraber oldum. Uzgunum." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u goruyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun uzerine uc adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkac hafta sonra ikinci ve ucuncu adam birlikte gezerlerken barın onunde birinci adamın Rolls-Royce'unu gorurler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sumuk oturduğunu gorurler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mukemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugun karımı gordum!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar guzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam icini cekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."
-------------------------------------------------------------------------------
Başcavuş Albayı tutuklayacakmış
Albay, binbaşıya: -Yarın guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalı talimgaha goturursun. Binbaşı, yuzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey gorulemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yuzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile guneş tutulmasının acılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek gorulen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başcavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava guzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Cunku bu her zaman gorulen bir olay değildir. Bascavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başcavus Albayı tutuklayacakmış.
----------------------------------------------------------------------------------
Hristiyan ve Yahudi
Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini... Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin ici de dışı da tıklım tıklım. Bu arada kilise kapısında iki adam ozellikle dikkati cekiyor. Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asılı. Birinde "Ben koyu bir Hristiyanım, lutfen bana yardım ediniz" yazılı. Otekinde ise sadece "Ben koyu bir Yahudiyim" yazıyor. Tabii ki kiliseden cıkanlar Hristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp comertce bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden cıkan iyi niyetli biri "Yahudiyim" yazısı taşıyana sokuluyor. "Bana bak kardeş" diyor, "..durustluk iyi bir şey, ama binlerce Hristiyan kiliseden cıkarken, senin Yahudi olduğunu boyle aleni olarak ifade etmen kanımca hic de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hristiyan gibi..." deyince; boynunda "Yahudiyim" yazılı adam "Hristiyanım" yazılı olana donup sesleniyor: - Heey! Salamon! Herife bak be! Gelmiş bize ticaret oğretiyor..
---------------------------------------------------------------------------------
Temel ve Maymun
Nasa uzay ussunde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gonullu başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak secilmiş. On elemede oldukca sıkı testleri gecen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya soylenildiği gibi zarfları acıp maymunun ve kendisinin gorev kartlarını okumak olmuş. Maymunun gorevleri: "Yerkure ile bağlantıyı surekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yorungedeki sapmaları ayarlamak; fuze icindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi gorev kartını acmış : "Maymunu iyi besle!
__________________
