1 BOLUM
evt beyler şu ankadar yazmış oldugum butun fıkraları hepsini topladım
Biraz Uzun olcak ama bayada yazmışım

HEPSİNİ ALAMDIM BAYA ALDIM DESEM YERİ VAR rEP VERMENİZE GEREK YOKTUR SADECE YORUMLARINIZI BEKLERİM VERİLCEK YORUMLARA REPLER BENDEN

-----------------------------------------------------------------------
Sec Fıkralar
HOCANIN KARISI
Nasreddin Hoca' ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari cok geziyor.
Hoca :
-Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.

KARISTIRMADIN KI
Iki deli havuzun basinda oturuyorlarmis.Biri kalkip havuza seker atmis.Havuzdan bir
yudum almis ve tukurmus.Arkadasina:
-Havuza seker attim ama tatli olmadi..
Arkadasi:
-Karistirmadinki salak!

PROVA
Iki deli birgun deliler hastanesinden kacmislar.Kimse bu delileri bulamamislar.Doktorlar
umitlerini kestikleri an deliler cika gelmis.Doktorlar hayretle niye geldiniz demis:
Deliler"Yarin kacacagizda, onun provasini yaptik.

ARITMETIK DELI
Delinin biri yolun kenarindaki ucurumda durmus asagiya bakarak "13, 13, 13...."
diye soyleniyormus. Oradan gecen biri, delinin ne yaptigini merak etmis, yanasarak
" ne yapi...." diyemeden deli onu birden ucurumdan asagiya ativermis ve devam etmis
"14, 14, 14......"

DUYMAMIS
Delinin teki timarhanenin bahcesinde yururken bakmis baska bir deli agacin altinda oturmus
kahkahalr atiyor...hemen yanina kosmus..ve sormus "hey sen neye guluyorsum oyle?", obur
deli "hic ben hep kendi kendime fikra anlatirim ama bu seferki ni duymamistim"

BOGALARDAN HOSLANIYOROgretmen sinifa gec gelen ogrenciye:-neden gec geldin oglum* der
-bizim inegi damizlik bogaya goturdum hocam. der cocuk
-o isi baban yapamazmiy di? diye sorunca ogretmen, cocuk gulerek
-belki yapabilirdi hocam ama bizim inek bogalardan daha cok hoslaniyor..

ONCE KACANLAR
Bir akil hastanesinde iki deliyi cikartmak zorundalarmis.Bir test yapalim demisler.Iki
deliyi teste tabi tutmuslar.Adamlarin onune bir kavanoz bocek ile zeytin koymuslar`` buyrun
beyler yiyin``demisler bir tanesi hemen zeytine saldirmis.
Oburu hemen onunu kesmis ve demiski``once kacanlari yiyelim sonra duranlari yeriz``demis

FAYDASI
Saglik dersinde ogretmen bir ogrenciye sordu :
- Soyle bakalim, bebeklerde anne sutu neden inek sutunden daha faydalidir ?
Ogrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi,
- Daha lezzetlidir, eksimez, pasta yapiminda ve baska amaclarla kullanilamaz, bebege
ozeldir, ambalaji nefistir.

ERIYOR ISTE
Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi.Bos bir masaya oturup ocaga seslendi;
- Bana bir cay !
cay geldi , sekerleri atip karistirdi.Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip
karistirdi,yeniden istedi.Garson;
- Sekiz seker koydun caya ,dedi saskin saskin,
- Koydum ama , iste goruyursun, hepsi eriyor

BENDE VARDIM
Hoca bir gun arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki : -Ya hocam dun sizin evden bir
ses cikti. Bu neydi?. Hoca ise : -Hic sadece hanimla biraz tartistik kavugum
merdivenlerden
yuvarlandi, demis. Arkadasi : -Yahu hocam hic kavuktan
bu kadar ses cikar mi?, demis. Hoca : -Ya anlasana icinde bende vardim, demis

TEK BASINA
Okula yeni gelen ogretmen ilk dersinde ogrencilere ilginc bir cagrida bulunmus:
"Kendini geri zekali hisseden varsa ayaga kalksin..."
Sinifta cit yok. Nihayet biri kalkmis:
"Sen kendini geri zekali mi hissediyorsun?"
"Hayir", demis cocuk, "ama sizin tek basina ayakta kalmaniza gonlum razi olmadi da…"

ACMADIM KI
Akil hastanesinde koguslari gezen
bashekim,bir delinin oturmus,birseyler yazdigini gordu:
-Kolay gelsin ne yaziyorsun?
-Mektup yaziyorum efendim.
-Yaaa..Kime yaziyorsun?
-Kendime..
-Peki ne yazili mektupta??
-Ilahi doktor bey,deli misiniz siz
Mektubu daha almadim ki icinde ne
yazdigini bileyim

SIKARKEN
Nasrettin hoca bir gun yolun kenarinda kedisini yikiyomus. yoldan gecen arkadasi hocaya:
"hocam kediyi yikama olur. " demis. hoca aldiris etmemis ve yikamis. arkadasi donuste
hocayi tekrar yolun kenarinda gormus. kedi olmustu. adam: " hocam ben size kediyi
yikamayin olur demedimmi? " demis. hoca: " ben kediyi yikarken olmediki sikarken oldu

AYNISINI SOYLEDIM
Kucuk Ali okuldan eve gelir ve uzgun bir sekilde, "Matematik dersinden 1 aldim" der.
Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ogretmen 3x2 kac eder?" diye sordu, ben de "6" dedim.
Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ogretmen 2x3
kac eder?" diye sordu.
"Has *iktir, ne farki var ki ?"
"Ben de ogretmene aynisini soyledim....

TEKRAR
Temelin uc tane sevgilisi vardir.Biri ogretmen biri doktor, biri de santral gorevlisidir.
Fakat
ogretmenle evlenmeye karar verir. Bunu duyan arkadasi sorar "Niye ogretmen de digerleri
degil?" diye.Temel de doner:"Ula der,bilmez misin doktorlar "Bugun git yarin gel"
der.Santral gorevlisi de"Su an mesgul,
daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ogretmen ne der? Haydi bir daha tekrarlayalim..."

GERI GETIRDIM
Akil hastanesinde delinin biri bashekimden iki tane sise ister.
Bashekim sise yerine,deliye iki tokat atar.Deli kizgin bir sekilde odasina doner.
Ertesi gun deli bashekimin odasina gider.Girer girmez bashekime iki tokat atar.
noldugundan habersiz bashekim; "Deliye naptigini zannediyorsun" diye cikisir.
Delide "birsey yaptigim yok efendim,dun verdiginiz siseleri getirdim" der.

BIR KEDI DAHA
Akil hastanesinden kacan iki deli, karsidan gelen bekciyi gorunce iri govdeli bir cinarin
arkasina saklandilar.Bekci,onlarin ayak seslerini isitmisti.Sordu:
- Kim o?
iclerinden biri kedi gibi miyavladi.
Bu basarili miyavlamadan sonra bekci yuruyup gidiyordu ki,delilerin ayaklari altindaki
yapraklar hisirdadi.Bekci geri donup yine seslendi:
- Kim var orada?
ikinci deli cevap verdi:
- Bir kedi daha.

KISACA
Imam Hatip Lisesinde teftis yapan bir mufettis sinifa girer..Ders Kur'an-i Kerim'dir.
Bir ogrenciyi
kaldirarak ismini sorar. Ogrenci:"Fatih" diye cevap
verir..Mufettis : "Peki oyleyse yavrum Fatiha suresini
oku bakalim.."..cocuk sureyi okur. Sira baska bir ogrenciye gelmistir. Mufettis yine
sorar.."Ismin ne
cocugum?"..cocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaslar
kisaca Kevser derler "

ISIKSIZ KALIRIZ
Akil hastanesinde bir gun delilerden biri kosarak doktorun yanina gelmis.
Doktor Bey cabuk bizim kogusa gelin demis.
Doktor gitmis, delilerden bir tanesi kendini ayaklarindan tavana asmis oylece duruyor.
Doktor ne bu? diye sormus.
Doktoru cagirmaya giden deli cevaplamis, Doktor Bey bu zir deli kendisini ampul saniyor.
Doktor kizmis, olurmu oyle sey hemen indirin onu asagiya.
Yine ayni deli, " Doktor Bey o zaman da biz isiksiz kalmazmiyiz!!!"

SILIKON
Ogretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde cocuklara sormus:
-"Kim hangi madene sahip olmak ister cocuklar?"
Once David cevap vermis: "Platin, ogretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ogretmenim. Altinlarimla kendime son model bir Cadillac
alirdim."
En son Kucuk Joe yanitlamis: "Silikon, ogretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin onundeki
arabalari hayal bile edemezsiniz!..."

SIGMAZSINIZ
Bir gun padisah Nasreddin Hoca' ya sormus.
Hocam ben olunce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi, soyle bakayim? demis.
Hoca padisahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padisahim? demis.
Padisahin sinirden sakallari titremis.
Bu durumu goren Hoca :
-Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin
cellatlarinizin kiliclariyla olen sucsuz kisilerden
cennet dolup tasmis.Bu yuzden cennete sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim, demis.

YARI MANYAK
Ogretmen derste cocuklara donerek sorar:
- Soyleyin bakayim,kuzeyimizde karadeniz,guneyimizde akdeniz,batimizda ege denizi varsa
BEN KAC YASIMDA OLURUM..?
Arka siralardan bir parmak kalkar:
- Kirkdort ogretmenim..
Gercekten de o yasta olan ogretmen sasirir:
- Dogru..Ama nasil bildin.?..
- Gayet kolay ogretmenim..Benim yari manyak bir agabeyim var;tam
yirmiiki yasinda..Onun yasini iki ile carpinca sizin yasiniz cikiyor....

ZATEN ABDESTSIZDIM
Nasreddin Hoca bir gun agacin altinda namaz kiliyormus.Agacta bulunan biri de onu
izliyormus.
Namazi bittikten sonra namazimin kabul olmasi icin Allah'a dua etmeye baslamis.
-Allahim sen namazimi kabul et.
Agactaki adam:
-Etmem diye cevap vermis.
Hoca sasirmis.Tekrarlamis.
-Alahim sen kildigim namazi kabul et.
-Etmem.
Hocanin saskinligi iyice artmis.Yine:
-Allahim sen namazimi kabul et
demis.
Agactaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmis.
-Etmezsen etme.Zaten abdestsiz kilmistim.

AGIZDAN DOLUYOR
Adam cok zamparaymis.Faaliyetlerinin sonucu olarak gunun birinde hastaligi kapmis.Doktor
hastaligin tedavisinin cok kolay bir yolu oldugunu,bir hafta boyunca ufakligi her gun 15
dakika ici sut dolu bir bardagin icinde tutmasini soylemis.Adam hergun banyoya bir bardak
sutle girip kapiyi kilitleyerek tedaviyi uyguluyormus.Karisi durumu merak edip sordugunda
bir sekilde gecistiriyormus.Dorduncu gun banyoya girmis ancak kapiyi kilitlemeyi unutmus.
Bunu firsat bilen karisi kapiyi acip iceri girdiginde gordugu manzara karsisinda bir an
duraklamis ve "aaaaaaaa
kirk yil dusunsem bunun bir dolmakalem gibi agizdan dolduruldugu aklima gelmezdi" demis

GOZLEM
tip fakultesinde profosor derse girer ve ogrencilere tipta onemli iki kuralin oldugunu
soyle...birincisi hic bir seyden mideniz bulanmayacak hic bir seyden tiksinmeyeceksiz...
simdi size uygulamali olarak gosterecem der ve masanin uzerinde duran cesedin anusune
parmagini batirir ve yalamaya baslar..daha sonra bu isi tum ogrencilerin yapmasini ister.
butun ogrenciler siraya girer ve cesedin anusune parmagini sokar ve yalarlar.bu is
bittikten sonra profosor "simdi gelelim ikinci kurala" der.
"tipta ikinci onemli kural gozlemdir" der ve ekler "ben cesedin anusune isaret parmagimi
soktum ama orta parmagimi yaladim"

karma Fıkralar
BESBELLİ SARHOŞ
Yaşlı ve cirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetci olur :

-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.

Polis cirkin kadını tepeden tırnağa suzup cevaplar :

-Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.


CIKMAK İSTİYORUM
Osman adında bir adamın bir meyhanesi varmış. Osman meyhanesi saat 18 ile gece 24 e kadar calıştırırmış.

Osman bir gun meyhayi kapatıp evinin yolunu tutmuş. evine geldiginde yorgunluktan hemen yatmış.

Aradan kısa bir sure sonra telefon calmış. Osman bu saatde ne var diye hayıflanarak telefonu acmak icin kalmış ve salonun yolunu tutmuş. telefonu acmış karşısında bir sarhoş...

-- meyhaneci meyhaneci meyhani saat kacta acacaksın?...
--Ya kardeşim yeni kapattım ne acması ya....

kızgın bir şekilde yatmaya giden meyhaneci uyuduktan kısa bir sure sonra tekrar telefonla uyandırılır. telefonu acar aynı sarhoş aynı muhabbet. Meyhaneci bu duruma cok kızar artık cok sinirli bir şekilde yatmaya başlar. meyahaneci tam uyuyacak yine telefon calar. cok sinirli bir şekilde gider telefonu acar.

--Aloooooooo
-ALOOO MEYHANECİİİ !
--Ne var ne arıyorsun?
-Meyhanecii meyhanecii
-- neeeeee
-meyhneyii ne zaaman acacaıksınnn
--Sanane lan sanane ne zaman acarsam acarım sanane be
-meyhneyii ne zaaman acacaıksınnn
--Ulan acsamda seni iceriye almayacam arama atrık
-meyhaneccii ben icerii degill dıışarı cııkmakk istiyormmm...

10 GUN GECTİ
Uzun bir avdan sonra Temel koyune geri donmuş. hicbirşey getirmediği gibi ağızını bıcak acmıyor. Herkes biliyorki Temel dertli. Kahvede bizimki otururken kadim dostu Dursun yanına yaklaşıyor.

"Temel gozum neyin var niye boylesin ?" .

Temel biraz ofluyor pufluyor ardından anlatmaya başlıyor

"Dursun avın son gununde bir mağradan geciyordum , merak ettim iceri girdim"

"eeee??"

"Eesi o ki baktım iceride kocaman bir AYI tabi tam tufeği
doğrulttum ki Ayı uyandı atladı ustume , elbiselerimi yırttı ve remen bana tecavuz etti yaaa..."

Dursun arkadaşının derdine cok uzulmuş hemen teselliye
başlamış " Vah canım arkadaşım benim merak etme kimseye soylemem boşverceksin unutacaksın..."

Temel şoyle icli icli donmuş gozler yaşlı.
"İyi diyorsunda Dursunum bak 10 gun gecti ne bir tatlı soz ne bi cicek ...."


AMERİKAN HASTANESİ
Bir USA Askeri Birliğinde acının yemekleri yuzunden millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan yatıyormus. Bir gun Revire gezmeye gelen komutan her askerin onune duruyor ve soruyormuş:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Merhaba komutanım , hemeroidim var
- Tedavi olarak ne yapıyorlar ?
- İlaclı pamuk efendim.
- Bir arzun var mı asker ?
- Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme donmek istiyororum komutanım...
Komutan herkesin onunde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca memnun olmuş. Sıra en son sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya başlamıs:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Bademciklerimden rahatsızım efendim.
- Oyle mi ? Peki ne ilac kullanıyorlar ?
- İlacli pamuk efendim.
- Guzel. Peki bir isteğin var mı evladım?
- Var, efendim. Mumkunse sıra bana gelince pamuğu değiştirseler diyecektim de....


KOCALIK VAZİFESİ
Adam doktorun karsisinda biraz da mahcup bicimde:

- Maalesef artik kocalik vazifelerimi yerine getiremiyorum, demis, bir cinsel gucsuzluk icinde hissediyorum kendimi. Acaba benim durumuma bir care bulunabilir mi?..

Doktor:

- Viagra, demis, duymadiniz mi Viagra diye bir hap cikti. Tahtakale'de tanesi 20 dolardan satiliyor. Hemen Viagra'ya muracaat...

Adam mutluluktan ucarak cikmis muayenehaneden. Dogru Tahtakale'ye... Tesaduf bu ya...

Doktor bir hafta sonra ayni adama yolda rastlamis...

- Ne oldu beyefendi nasil sonuc? Kariniz artik memnun mu?

- Bilmem, demis adam, daha eve gitmedim ki...


5 DOLAR
New York`tan Los Angeles`e giden ucakta cingoz bir avukat ile sarisin aptal gorunuslu bir hanim yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanimla yakinlasmak hem de hosca vakit gecirmek icin bir oyun teklif ediyor. Kabul gorunce oyunu anlatiyor:

-Size bir soru soracagim, cevabi bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksiniz bilemezsem ben size 50 dolar verecegim.

Ve ilk soruyu soruyor:

-Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir?

Kadin tek soz soylemeden cantasindan 5 dolar cikarip adama uzatmis.

Soru sorma sirasi sarisina gelmis:

-Tepeye 3 ayakla tirmanip 4 ayakla asagi inen sey nedir?

Adam dakikalarca dusunmus... Yaniti bulamamis... Cuzdanindan 50 dolar cikarip kadina uzatmis. Kadin parayi kibarca alip cantasina koyarken avukat merakla sormus:

-Cevap ne?

Kadin tek kelime etmeden cantasini acmis ve 5 dolar cikarip adama uzatmis..

LOTO
Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri cok kotu gidiyormuş. İflas edince yardım icin Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para gecmezse evimi de laybedeceğim. Lutfen Lotoyu kazanmamı sağla."

Ertesi gun o haftanın loto cekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto cekilişi oncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para gecmezse arabamı da kaybedeceğim. Luften yarınki lotoyu kazanmamı sağla."

Ertesi gun lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, cok zor durumdayım, lutfen, lutfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım."

Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gok aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak icin once Loto bileti alman lazım...

Ceşitli Fıkralar '2
ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
"Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim icin mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin buyuk şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede,"İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bolgelerde kaza geldiğini"taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, cunku yeni evimizde bizden once oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını sokup goturmuşler...
Bu evde garip bir camaşır makinası var. Gecen gun icine dort gomlek koydum, calıştırmak icin duvardaki zinciri cektiğimden beri bir daha gomlekleri goremedim.
Gecen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki uc gun, ikincisi ise dort gun surdu...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca duğmelerle paket cok ağır olur' deyince duğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gonderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"

HERKES BİLİYOR
Temel, Paris'te bir dukkÂna girmiş. Bakmış, dukkÂnın bir koşesinde harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dukkÂn sahibi yanına gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına gecene bakar ve ona nasıl birisi olduğunu soyler" demiş. Temel, papağanın karşısına gecer gecmez, kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak adam satılık olmadığını soylemiş. Bunun uzerine Temel, papağanın yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi gun gittiğinde Temel'e uc tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzon'a donmuş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın ozelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları gostermiş ve hep birlikte yumurtaları kuluckaya yatırmışlar. Bir sure sonra, yumurtalardan birisi catlamış ve icinden normal bir tavuk civcivi cıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın, ucuncuden de keklik cıkınca, Temel'in tepesi atmış. Ucağa atladığı gibi varmış Paris'e, dukkÂnı bulmuş, dalmış iceriye... Papağan, Temeli gorur gormez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun orosbi olduğuni Tirabizonda cumle Âlem bilıyi."

NESİ VAR?
Temel, eczane acar. İlk muşterisi gelir:
-Bana bir sinek ilacı verir misiniz?
Temel:
-Tabii, sineğunuzun nesi var?

Temel Fıkraları 16 adet
HALİNE ŞUKRET
Dursun, cok feci bir trafik kazası gecirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp cağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini soyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, olmediğine şukretsene. Sonra beterin beteri var. Gecen yıl Temel de kaza gecirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gul gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahcede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gordum, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansoz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dunyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok gobek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
-Ula sen manyak misun, ne gobek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.

Say
Bizim kucuk Temel, Okuldan bir turlu mezun olamıyor. En sonunda oğretmen:
-Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
Temel sevinir, sozluye kalkar... Hoca:
-Soyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kac kez savaştılar?
Kucuk Temel:
-Alti defa savaştiler oğretmenum.
Hoca:
-Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
Kucuk Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
-Peki say bakalım, demez mi?
Kucuk Temel:
-Bir... İki... Uc... Dort... Beş... Alti.

TEMEL'İN OĞLU
Temel'in oğlu kucuk Temel, okula gittiğinde oğretmeni sorar:
-Temel, baban nasıl iyi mi?
Kucuk Temel:
-Oğretmenum, babam dun akşam banyo kuvetine girdi, uyudi kaldi oriya...
Oğretmen şaşkın:
-Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
Kucuk Temel sakin:
-Yooo oğretmenum oyle olmadi, cunki babam ağzı acuk uyur...

BAŞKA CİMSE YOK Mİ?
Temel, bir gun tarlasından eve donmektedir. Karadeniz bolgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yuzlerce metre derinlikteki ucuruma yuvarlanır. Can havliyle, ucurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı cıktığı kadar bağırır:
-Cimse yok miiii!
Bir kac kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gokten bir ses duyar:
-Ey kulum Temel! Duşup olsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kacındıysan, kul hakkı yemediysen hic korkma!
Temel şoyle bi duşunur, emirlerden hemen hicbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını odeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
-Başka cimse yok miiii!

FADİME'DEN E-POSTA...
Şubat ayının soğuk gunlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bolgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bolgede, bir kac gun gecirmeye karar verirler.
Eşi, Dursun'dan once gider Florida'ya ve ertesi gun icin Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gonderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı icin, Dursun yerine, bir gun once karısı olen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunc bir cığlık atar ve duşup bayılır. Zaten cok uzgun olan Temel'in bu cığlığı uzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım icin koşuşturmaya başlar.
Temel, bir sure sonra kendine gelir ve nicin cığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gosterir:"Sevgili Kocacığım,
Bugun, buraya ulaşır ulaşmaz, once yarın senin gelişinle ilgili tum işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gercekten de dedikleri gibi cok sıcak... Seni dort gozle bekliyorum..." (Karın)

VERGİ
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı soz alır:
-Bizim Amerika’da once yere bir cizgi cizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Cizginin soluna duşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız...
Derken Avrupalı soz alır ve:
- Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Once yere bir daire cizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri doner, dairenin icine duşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
-Ula uşaklar ne guzel anlattunuz. Keşke bizda sizun cirkefluklerunuzi değil da habu calışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum oyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere oyle yere cizgi cizmezuk... Bizde hukumet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere duşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri doner...

GECİM CARESİ
Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler...
Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl cozulur onu tartışırlar. İdris soz alır:
- Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi ucak filosu yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi cikaruk ortaya aha zengin oldun...
Dursun atılır:
- Ula daha kolayi varken oyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya cıkarma yapar... Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya cikaruk aha zenginsun. Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve:
- Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hic hesap etmedunuz...

MUTEAHHİT TEMEL
Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon direği dikme ihalesine girmiş. Mudur şoyle bir oneri getirmiş:
-Hepiniz aynı teklifi verdiniz ama bizim icin surat onemli. Bir yarışma yapalım, kim daha cok direk dikerse ihaleyi o alacak...
Ucune de 5 saat sure ve yeterince direk verilmiş. Amerikalı 40, İngiliz 50, Temel de sadece 4 direk dikmiş. Mudur kızmış:
-Nasıl olur, bak diğerleri bir suru direk dikmiş...
-Mudur bey siz onların diktuğu direkleri gormedunuz... Nerdeyse tamami dişarda...

KAPLUMBAĞA TEMEL
Dort kaplumbağa, pikniğe cıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya cıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz acacağı yok. Tek cozum, birinin eve gidip acacağı alıp gelmesi. Gorev, iclerinde en kucuk kaplumbağa olan Temel'e duşmuş. Genc kaplumbağa:
-Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim...
Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola cıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl gecmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
-Gerci genc kaplumbağaya soz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?...
-Elbette...
Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genc Temel, calıların arasından fırlamış:
-Gitmiyorum işte, gitmiyorum...

YILAN TEMEL
Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
-Hacan, biz zehirli yilan miyuk?
-Heee, n'oldu ki?
-Dilimi ısırdum da...

FADİME FEMİNİST OLURSA
Dunya Feministler Kongresinde konuşmacılar goruş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şoyle der:
-Ben iyi bir şirketin genel muduruyum. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gun oralı olmadı, ikinci gun oralı olmadı, ucuncu gun yaptı...
Alman konuşmacı:
-Ben iyi bir şirkette ust duzey yoneticiyim. Bir gun kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gun yapmadı, ikinci gun yapmadı, baktım ucuncu gun yapmış...
Fadime kursuye cıkmış:
-Ben kendimi bildim bileli temizlikciyim. Gecen gun Temel'e "ben artık camaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gun goremedim, ikinci gun goremedim, ucuncu gun gozum yavaş yavaş gormeye başladı...

KIZARTMA
Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gun bir kadın gelir:
- Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gonderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hic bakmadan:
- En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.

BEN NE YAPIYORUM?
Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir gun arabayla gezmeye cıkarlar... Tabii otobandan giderken alışmışlar burda suratli gitmeye. Dursun tahrik eder:
- Ula bas kaza nerdeyse at arabasi bize yetişecek.
Temel bu durur mu. Hız sınırını coktan aşmıştır. Birden yoldan cıkıp yokuştan aşağı ağacların arasına paldur kuldur giderken Dursun atılır:
- Ula ne oldi eyi giderken birden sallanmaya başladuk.
Temel heyecanla:
- Ula Dursun, sorma onume bi kopek cikti...
Dursun:
- Ula uşağum ezseydun oni da gecseydun...
Temel:
- Ula ben neye uğraşıyorum zannedeysun...

SAĞIR KİM?
Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
- Karınızın sağırlık derecesini olcelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak icin eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
- Karıcuğum bugun yemekte ne var?
Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Cıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
- Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dorduncu kez soyliyrum, yemekte hamsili pilav var...

NEYE BASIYOR?
Temel, kahvehanede arkadaşlarına av maceralarını anlatmaktadır:
- Gecenlerde ormana ava gittum. Birden bi ayi ile karşulaştum. Tufeği atıp kacmağa başladum. O da beni kovalamaya başladi. Tam ayinun nefesini ensemde hissettuğum anda ayi kayup yere duşti. Bu durumu fırsat bilip arayi acmağa caliştum. Ama ayi gene peşima duşti. Gene tam nefesini ensemde hissettuğum anda ayi tekrar kayup yere duşti. Ben tekrar arayi acmağa calıştum.
O arada Dursun, dayanamayarak sorar:
- Ula Temel, cok cesaretli adamsun. Ben senun yerinde olsam, altuma ederdum.
Temel atılmış:
- Ula sen ayinun neye basup kayduğunu zannedeysun?

KİMİNLE EVLİ?
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
- E, herhalde, sen hic erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!..
- Kimmiş?
- Bizum kari.
__________________