Bulbul’e seneler once onu terk ederek Yeni Zelanda’ya kacan kocası Gazanfer’den geriye kalan yegane şey, oğlu Kudret ile beraber yaşadıkları 3 katlı evdir. Ana-oğul bu evin kirasıyla gecinirler. Tabii kiracılardan kiraları toplayabildikleri oranda. Evin eskiden tiyatro olan alt katını bir kabzımal depo olarak tutmuş, ara katı Bulbul ile Kudret bizzat yaşam alanı olarak kullanırken en ust kattaki iki ayrı odayı da Veli ve Ummuhan’a kiralamışlardır. Kudret’in babası Gazanfer zamanın eski tiyatrocularındandır. Evin alt katındaki tiyatro salonunda sergilediği her oyun batmış, Bulbul’un şerrinden kacıp evi terk edince de kapısına kilidi vurmuştur.

Hikaye başladığında Bulbul ile Kudret’in elleri her zamanki gibi dardadır. Bulbul, Kudret’e kiraları toplaması yonunde baskı yapmakta, Kudret ise insanların zor durumlarını bildiğinden yuzu tutup da annesinin isteğini yerine getirememektedir.

Kiracılardan Veli, hayatını zaten Kudret’in onun cebine koyduğu kucuk harclıklarla idame ettirmeye calışmakta ustelik kendisini onlara borclu hissettiğinden her işlerine de koşmaktadır. Ummuhan’a gelince, ayda 2-3 kez yeni bir evde gundelikciliğe başlamakta ancak ‘problemli’ olduğundan haftayı tamamlayamadan işten cıkarılmaktadır. Geriye bir tek deponun kiracısı olan kabzımal kalmakta, ondan parayı almaya da Kudret’in ne gucu ve ne de cesareti yetmektedir. Zira adam, Kudret her karşısına dikildiğinde tehditler savurarak genc adamı puskurtmeyi başarmaktadır.
__________________