Şehrin dar sokaklı mahallesinde cumbalı evlerin arasında, 2 genc insan buyuk bir aşkın icindedir. Aşk onları cocukluktan yetişkinliğe gecirmiş, buyutmuştur. Ama icinde bulundukları yoksulluk onları koyu golgesine cekmiştir. Buna rağmen birbirlerinin ışığı olmuşlardır. Genc kız icin hayatın tek gerceği, erkeğine bağlılık ve ona itaat demektir. Genc adam parasızlığın sancısını cekip zenginlik hayalleri kurar. Hayaline cok yaklaştığı an aşkına ihanet eder.

Bu ihanet 2 insanın yollarını ayırır. Genc kadını 4 duvarın arasına, genc erkeği de şehrin ote yakasına goturur.

Genc kadının o 4 duvarın arasında gorecek cok şeyi vardır. Sırtını bir erkeğe yaslayarak sadece ona bağlı hayatını surdurebileceğine inanmak, ilk terk ettiği duşuncedir. Başkalarının da en az kendisininki kadar acı hikayeleri olduğunu, kendi ayaklarının uzerinde durmanın verdiği ozguveni oğrenir. Ozgurluk bir insanın sahip olabileceği en onemli şeydir; bunu artık biliyordur. Mutluluk, nerede olunursa olunsun, insanın dostluk ve paylaşmayı hissettiği yerdedir.

Genc adam, hep olmak istediği yerde, pahalı bir evin ve pahalı elbiselerin icindedir şimdi. Ama paranın sahibi değildir. Kazanmanın ne anlama geldiğini yeni anlamaya başlamıştır. Hak etmek, gercek kazanc icin en onemli şarttır. O ise hak etmediği bir yerde, ait olmadığı dunyanın eğreti bir parcası olmuştur. İcinde bulunduğu durumun tarifi tektir: mutsuzluk. Kendisini bu dunyaya iten yakın arkadaşlarını ve ailesini suclar. İcten ice asıl suclunun kendisi olduğunu bilerek...

Aşk yangını, genc kadını bir celiğe, genc adamı ise kule cevirmiştir.

Hem bir turlu unutamadığı sevdası hem derinden hissettiği sucluluk, genc adamı yeniden genc kadının karşısına cıkartır. Gun olmuş devran donmuş, genc kadının intikam alma zamanı gelmiştir.
__________________