1940’ların atmosferinde İstanbul’da yaşayan ortahalli bir ailenin yaşamı...

Seneler once Rusya’dan kacmak suretiyle Turkiye’ye yerleşmiş olan baba Cihangir, eşinin ecnebi alışkanlıklarına ayak uydurmaya calışan anne Mualla ve iki kızkardeş Benan ile Figen... Herkesin gozunde mutlu bir aile gibi gozukseler de onları icten ice buyuk bir cokuşe goturen tutkulu mizacları olacaktır.

Karakterleri aldıkları kararları, aldıkları kararlar da kaderlerini belirlerken acı hep yanıbaşlarındadır. Cihangir’in Benan’a karşı zaaf derecesinde duyduğu duşkunluk, Benan’ın babasına taparcasına beslediği hayranlık, ebeveynler arasında evlat ayrımcılığına yol acmıştır. Benan, babasının; Figen, anasının kızı olmuşlardır. Benan ağırbaşlı ve sevgi dolu yapısı ile bu durumun ustesinden gelmeyi başarsa da aynı şey Figen icin gecerli değildir. Ablasını hastalıklı bir şekilde kıskanan Figen busbutun acımasız ve bencil birisine donuşmuştur. Oyle ki soylediği yalanlar ve hazırladığı kumpaslar ile ablasının aslında yaşaması gereken kaderi tamamen değiştirip onu buyuk bir girdabın icerisine itecektir.
__________________