
yazar, şair, gazeteci
Makedonya Turk Edebiyatı
1947 yılında Makedonya’nın Uskup şehrinde doğdu.
Makedonya Cumhuriyeti’nde Turkce yazılan edebiyatın oluşumuna katkı sunan, bu edebiyata renklilik ve cokseslilik kazandıran 1970’ler kuşağından sayılmaktadır.
Edebiyatın asırlarca onem gorduğu tarihi şehir Uskup’te, şiir ve oyku dalında urun vermektedir. Yazdıkları değişik dergi ve gazetelerde yer aldı. TC Kultur Bakanlığı’nın Turkiye Dışındaki Turk Edebiyatları Antolojisi’nde kendisine yer verildi.
1997 yılında T.C. Diyanet Vakfı’nın Balkan Ulkeleri ve Kıbrıs şairleri arasında Naat yarışması’nda yazdığı NAAT’la birinci oldu.
Makedonya Yazarlar Derneği ve PEN uyesidir.
Makedonya’da duzenlenen dunyaca unlu Struga Şiir Akşamları şiir festivalinin iki donem konsey uyesiydi. Ayrıca gerek Makedonya Yazarlar Birliği, gerekse Struga Şiir Akşamları odul kurullarında uyelik yaptı. Makedonya Yazarlar birliği ve Makedonya PEN’inde değişik gorevlerde bulundu. Halen Makedonya Pen Merkezi Yurutme Kurulunda uyedir
Gazetecilik alanında da un yapmıştır. 1968 yılında Makedonya Devlet Radyosu’nda kadrolu olarak başlattığı gazeteciliği ile Makedonya radyoculuğunda bilinen bir ad oldu. Radyo gazeteciliğindeki branşı belgesel yayınlar olmakla, gazeteciliğin diğer alanlarında da urun verdi. Ozellikle gezi programları hazırladı, tiyatro ve edebiyat eleştirmenliği yaptı. Radyo Dram ve Cocuk Radyo Dramları calışmalarıyla radyoculukta ayrı bi dalda cciddi calışmaları oldu. Radyoda Kultur Sanat Eğitim ve Bilim Bolumu başkanlığı, Genel Program Koordinatorluğu, Radyo Konseyi Uyesi gorevlerinde bulundu. Radyo yapımcılığında hazırladığı programlarla birkac sefer odullendirildi. Gazetelerde yaptığı koşe yazarlığı halen devam etmektedir.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ve Makedonya Gazeteciler Birliği (MGB) uyesidir.
A.Engullu Makedonya’da siyasi ve kultur faaliyetlerinde de bulunmaktadır.
Makedonya’da Turkler arasında ilk resmi siyasi teşkilatlanma anlamına gelen Turk Demokratik Birliği adlı siyasi derneğin kurucularından olup, bu derneğin genel sekreterliğini, daha sonra genel başkanlığını yaptı. Aynı derneğin partiye donuşmesi calışmalarını yonetti ve Turk Demokratik Partisi adı altında kurulan partinin kurucu başkanıydı.
Yeni Yol Kultur Sanat Derneği, Orhan Veli Kanık Yazın Oyun Topluluğu, Makedonya Turk Kultur Merkezinin başkanlığını yaptı. Makedonya İslam Birliği Meclisi (MİB), daha sonra MİB Meşihatı, Ondan sonra da MİB Meclisi Şura uyesiydi. Arada Uskup Muftuluğu uyesi ve bir donem aynı muftuluğun Vakıflar Kurulu başkanıydı.
1991 Yılında Makedonya’da kurulan ve once Bosna, sonra Kosova ve daha sonra da Makedonya ic savaşında ozellikle multecilerin barındırılmasında katkısı olan El Hilal Yardımlaşma Teşkilatı’nın kurucularından olup, 12 yıl Teşkilatın başkan vekilliğini yaptı.
2007 yılında kurulan ve Turkiye kokenli olan bir Universitenin mutevelli heyeti uyesidir.
Toplumsal ve kulturel hayatta bir cok odul ve takdire layık gorulen Avni Engullu şu anda emeklidir. Evli, ikisi kız, biri oğlan uc cocuk babasıdır.
ESERLERİ:
İlk (şiirler,1972), Soğutaltı (hikayeler,1974), Mete (cocuk şiirleri,1983), Dort Mevsim (cocuk şiirleri,1984), İn Misin Cin Misin (şiirler,1985), Yarı Kalan Duşunceler (nesir şiir,1994), Demet Demet (yayınlanmış kitaplardan secmeler,1995), Yarı Kalan Mısralar (nesir şiir,2004). Ayrıca Makedonya’da Turkce eğitim yapan ilkokullar icin Turkulerle Buyuyelim ilk Turkce muzik dersi kitabını Ramadan Şukru ile beraber hazırlayıp yayınladı.
MAKEDONYA TURK ŞİİRİNDE ATATURK
Avni ENGULLU, araştırmacı-yazar
Makedonya Turk şiirinde Mustafa Kemal Ataturk’un konu edildiği, ona adanmış şiirlerin azlığından-cokluğundan soz etmenin gereksiz olduğunu gosteren başlıca kanıt, bu şiirlerden bir kitap dolusu bir secmeliğin rahatca yapılabileceğidir. "Makedonya Turk Şiirinde Ataturk" denince, bunun bircok yanıyla değerlendirilmesinin bir gereklilik olduğu da bellidir. Oyle ki, Makedonyalı Tur şairlerinde Ataturk’u konu edinen, ona, yapıtına adanan şiirlerin sadece bulunduğunu anmakla yetinmek doğru olmaz. Buradan giderek de, konuya daha değişik bir yonden yanaşmayı doğru bulduk.
Ataturk’un bir halk ya da halkcı devrimi gercekleştirdiği donemde, Turkiye’de cumhuriyetin boy gosterdiği yıllarda, boylesi halkcı yonetimlerden yoksun olan ulkelerin sayısı da az değil. O yıllarda, bu ulkeler arasında icine Makedonya’yı da kapsayan Krallık Yugoslavya’nın da bulunduğu bilinen bir gercektir. Yugoslavya’da Turk olmayan aydınlar arasından cıkan kalem erleri, Ataturk’un yapıtını kendi ortamlarında dile getirip değerinden soz ediyorlardı. Onun yapıtında, insanlığa yeni cevrenlerin acıldığını goren, o donemin Yugoslavya’sında yaşayan oteki ezik halklar arasında Turkler de bulunuyorlardı. Onlar ana ulkelerinde yenileşmeyi icten yaşayarak, bu yenileşmeyi aralarında dile getirmek gereksinimini de duyuyorlardı.
Her ulusta şiire bir bağlılık sezilmektedir. Şiirle duygularını daha rahat, daha iceriksel acıklanabildiğinden olacak ki, boylesine durumlarda onlar şiire baş vurmaktalardı. Şiire olan bağlılıksa Turklerde biraz daha buyuk olsa gerek. Bu, onların şiirle geleneksel bir bağ icinde olduklarından ileri geliyordu her halde.
Nedir ki, hakların ciddi olarak kısıtlandığı bir donemde, Turk halkı kendi dilinin yitirilmemesini, ozellikle halk yazını turunden orneklerle sağlıyor. İşte bu yıllarda konumuzun işlenmesini kolaylaştıran, az da olsa, kimi yazın orneklerine rastlıyoruz. Yugoslavya ve dolayısıyla bu sınırlar icinde bulunan ama adı anılmayan Makedonya'da Turk halkı, Turkiye’nin kurtarıcısının dunyada, ozellikle balkanlarda, toplumsal yaşamaya yeni bir soluk getireceğine inanıyordu. Bundan olacak o, bunu şiirleştirip turkuleştirmeye calışıyor:
"... Anadolu mert yeridir
Kemal Paşa rehberidir
Ordumuz da nam kazandı
Cunku anın her yeridir.
İstihkÂmın ici derin
Kurşun yağar karın karın
Biz kurşundan cekinmeyiz
Kader ne ise bulur yerin.
Pek şanlıyız,
Pek namlıyız... "
Yayın etkinliğinin gercek bir yonde gelişmemesi, yayınlanan gazetelerin bir yandan hic denecek kadar az oluşu, ote yandan o zamanki kralcılığı onde tutan partilerin bir bakıma yayın organlığını yapmaları, halk arasında doğan bu şiir orneklerinin kaydını onlemiştir. Bu donemde ilginc bir şey daha goruluyor. Ataturk devrimi yalnızca bura Turkleri arasında değil, ozgurlukcu oteki halklar arasında da seviliyor, ovuluyor. Ataturk’un başlattığı kurtuluş savaşı, ozgurluk severlerce Boşnakca soylenen bir destanda şoyle dile getiriliyor.
"...Ovog lijeta petoga nisana
Ferman stiže Mustaf’e Kemala,
Ethem Paši na grčkoj granici
Nek su hazur svi danas vojnici.
U subotu jedanaest sahati
Valja nama, deco, napisati
Ko pogine na dugu mejdanu
Nek halali Mustafu Kemalu
Kemal njega zaboravit neče
Dok se sunce oko zemlje kreče..."
Aynı dizeleri, anlamını koruyarak şoyle Turkceleştirebiliriz.
"...Yunan sınırında Ethem Paşa’ya ilk elden
Ferman ulaştı Mustafa Kemal’den,
Bu yılın Nisan ayının beşinde
Hazır olmalı erler, savaş eşiğinde.
Gunlerden cumartesi, saatin onbiri
Bize saldırmak duşer, cocuklar, ileri,
Savaş meydanında şehit duşecek olanlar
Mustafa Kemal’e hakkını helÂl etmeli onlar
Dunya etrafında guneş dondukce
Kemal de unutmaz onları, bunu bildikce... "
Bu dilde buna benzer orneklerin daha da bulunduğuna inanmaktayız. Her nasıl olursa olsun, tarih buralarda yaşayan halkları birbirine kardeş etmiştir. Tarihciler cıkar, bunu bir başka bir bicimde gostermeye calışabilirler, oysa halk, bunu yapmacık bir davranış olduğundan icine sindiremez. Bunu bir destandan alınmış dizelerle de orneklemeye calışalım. Boşnak dilindeki şiire yakın bir icerikte, bir de Arnavutca destan var. Arnavut halkının soylediği bu destanda da Ataturk’un yapıtı şiirleştirilmektedir:
"...Emën të ri pashës ja ka vue
Emën të ri ni emën te madhë
Heu, ju vu emnin Mustafa Qemalë... ej.
Të shtat kralat në kom jan cue
Me Qemalin dona me luftue!...
Mir Qemali na u ngrit në kom,
Kush osht turk me din me imon-e
Ceksaj rendi ka me u ngrit në kome
Heu, sot t’hakatje për vatone, ej... "
Aynı dizeleri yine anlam butunluğuyle şoyle Turkceleştirebiliriz:
"... Yeni addır verdik bizler paşamıza
Oyle yenice, uluca bir ad behey,
Hey, Mustafa Kemal adını taktık, hey.
Ayağa kalkmıştı yedi kral giderek,
Kemal’le savaşa hazırız, diyerek.
İyi ki Kemal ayaklandırdı bizi,
Turk olan herkese, diniyle imanıyla
Ayağa kalkıp baş kaldırma zamanı ,
Hey, yurt uğruna caba sunmanın anı... "
Burada bir orneğin daha verilmesi herhalde yerinde olur. Yine arnavutca olarak bir dortluk var.
Rnoftë Mustafa Qemal Pasha
Me m’ja e me vjetë!//
I punoftë krejtë m’let’
N'gur' e dru e bjeshkë t'shkretë!!!
(Fahriye Spahiu, 1912-1980)
Bunu Turkce olarak da verelim:
Yaşasın Mustafa Kemal Paşa
Binlerce yıl yaşasın o...
İşguzar olsun milletin
Taş ağac catlasa şu kara dağda.
Bunun ezisini dinlerken SAKAYA MARŞI’nın ara nağmesini hatırlayacaksınız:
Yaşa Kemal Paşa
Sen binler yaşa
İsmin yazılıdır
Dağ ile taşa...
Burada metinleri de karşılaştırdığınızda yakınlığı gormuş olacaksınız.
Bunları sergilemeyi, Makedonya Turk şiirinde Ataturk konusunun nasıl bir temele dayandığını acıklamak acısından uygun goruyoruz. Kendi dilinde yaratan Turk halkının yaratılarına koşut olarak, oteki milletlerin de halk yaratıcılığında olup bitenleri izlemek olanağına iye olan bura Turkleri, kendi şiirinde Ataturk konusunu daha sağlam işleyebiliyor, daha soluklu dizeler vermeye halk yaratıcılığında destek buluyor.
Krallık Yugoslavya sonrası doğan ve artık Makedonya'yı kendi adıyla anılmasına imkan tanıyan Federal Yugoslavya’da bununla Makedonya'da da yeni bir oluşum ile karşı karşıyayız. Bazı yonleriyle kısıtlı olsa da her halka bircok hakkın tanınması, yeni gelişmelere yol acıyor. Bu imkanlardan faydalanan bura Turkleri, bu topraklarda kulturel yonden de kalkınmasını başlatıyor. Bu kulturel kalkınma sureci icerisinde, kendi yazınının guclu bir yonde surdurulmesini de yaşıyor. Buradan giderek, Ataturk konusunun koklu bir bicimde işlenmesi, Turk şiirinin serbestce solumağa, yaşamaya başladığı andan sonra geliyor. Burada bir başka yanı da anmalıyız. Makedonya Turk şairleri dışında, halktan, aydınlar arasından olan bireyler de Ataturk’e duydukları yakınlıklarını, saygıyı belirtmede şiire başvurmuştur. Kendilerine bir an olsun ozan demedikleri halde, cok iyi bir dille Ataturk’u şiirleştirmek deneyinde bulunmaktadır bu bireyler. Bu kesimde olan şiirleri orneklemekte bir şiire başvuruyoruz:
"...Devrim ilkesi
Yuzyıllarımızın orneksel kuramı
Zamandizinsel cozumu uygarlığı
Olguculuk ozeli
Devrim ilkesi
Kuramıdır olguculuk
Olgucu dunyanın
Dunya goruşu olguculuğu
Ataturk’un
Ozgurluk temelleri sağlam... " (Vefki Hasan: Olumsuz İlke)
Bundan oturu Makedonya Turk Şiirinde Ataturk denince, değerlendirmeler yapıldığında, bu kesimde yazılanlar bu şiir butunluğu dışında tutulamaz. Bu ornekler Ataturk şiirini butunleştirip tamamladığı gibi, Turkler arasında Ataturk’un gercek yerini gormeyi de kolaylaştırıyor.
Makedonya Turk şiirinde Ataturk’e adanan dizelerin temelinde iyi bilinen bir başlangıc noktası vardır. Bu, sozu edilen şiirin cicek acmaya başladığı ilerlemede bura gerceklerine dayanan duşunceden hareket etmesi demektir. Bu yonden bu şiir, Ataturk gerceğini, yenileşmeyi yaşadığı ortamdan bakarak gormektedir. Ataturk orneğinin sevilmesinin bir ozelliği de buradan ileri gelir.
"...Vaktiyle barut fıcısı denen yurdum
Boğazlar hastası gibi gecti cenklerden
Ozgurluk ve insanlık kalbiyle yedeksiz
Sevdirdi bizlere Ataturk orneğini... " (Şukru Ramo: Ataturk anısı)
Boylesine bağlarla yazılmaya başlayan Makedonya'daki Ataturk şiirinde, buralardan ana ulkeye gonderilen selamlar seziliyor. Bu selamlar, bağlılığı guclendirdiği gibi, yakınlaşmanın arttırılması arzusunu da dile getiriyor:
"...Burası Makedonya-Manastır kenti
Anıyor Ataturk’u şadırvan ve Dragor ... "(Şukru Ramo: Ataturk anısı)
"...Burası Uskup kenti, dostluk aşığı
Kabarıyor ortasında Vardar suları,
Selam gonderiyor selam Halic şevkine
İstanbul anlında Ataturk sevgisine... " (Şukru Ramo: Ataturk anısı)
Bu selam herhalde bir merhabadır. Merhaba ise selamların en buyuğu, en icteni. Turk halkı Ataturk’le tekyurektir, insanlığa merhaba diyen bu selamla... Bunu sezerekten de kendi ortamından, Ataturk’e onun adına da dunyaya bir merhaba demeye gerek duyarcasına selamı seziliyor ozanın.
Tarihte Ataturk’le buluşmak raslantı mıdır yoksa bir gereklilik mi? Nedir Ataturk’e tarihsel buyukluğu veren oğe. Yaşadığı donemin insanının derdini anlamak kolay şey değildir. Cunku anlamak, o derde care bulmak anlamına gelir. Bu careyi bulmaksa herkese nasip olmaz. Yaşadığı donemin koşullarını değerlendirmesini bilen kişi, careyi bulabilecek kişidir. Tarihte boyle kişilere ender rastlanır. İşte bundandır, boylesine kişilerin tarihten doğduğu duşuncesinin Makedonya Turk Şiirinde ileri surulmesi
"... Seni tarih doğurdu dertli dunya anlında
Seni tezat yarattı yeni gun ruzgarında... "(Şukru Ramo: Ataturk eseri)
Bu tarihsel doğuşun yine bir nedeni olsa gerek. Şair bunun farkındadır. İnsan, ozgurluk guneşi altında yaşamayı hak eden varlıktır. Bunu bildikce barış kubbesi altında insanın ozgurce yuruyebileceğini kabullenmek, bu ışığı yakmak, yakabilmek anlamına gelmektedir
"...Doğdun buyutmek icin guneş altında insan
Yaktın yaşatmak icin barış icinde ışık... " (Şukru Ramo: Ataturk eseri)
Rengini ana topraktan alan, bu yuzdeki gozlerden dikilen o bakışlar cağlayan bir kişiliği gostermektedir. Bu kişilik doğal bir desteğe iye kişiliktir. Cunku varını yoğunu ozgurluk guneşinin parıldamasına adamıştır:
"...Yuzunun rengi buğday rengi gibi ana topraktı
Bakışlarının dikliği bir ok gibi, ulu ırmaktı... " (Nusret Dişo Ulku: Ağıt)
"...Ataturk’u sayan ozgur bahar guneşi
Bakıyor uzaklardan savaş izlerine... " (Şukru Ramo: Ataturk anısı)
Savaş dedikce bir kurtuluş savaşının başlatılması akla duşer. Kurtuluşu dilemek, kurtuluş savaşına katılmaktır. Kurtuluş savaşına katılmak, Ataturk’u izlemektir. Devinimin bir başlangıc noktası var. Aslında o, devinimin gercek başlangıc noktası, Ataturk’un kişiliğinin oluşmağa başlamasındadır. Oysa Turkiye kurtuluş savaşının bir başlangıc noktasının Ataturk’un Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrılmasında olduğunu da vurgulamak ister. Sonra bu devinim buyudukce buyur, geniş kapsamlı yaygınlık kazanır:
"...Samsun’a ayak basmanla başladı ya aydıncağı
Boydan boya ciceğe durdu kırcan Anadolu... "
(Suat Engullu’nun Doğumunun 100’uncu yılında Ata’ya)
"...İnonu Sakarya Dumlupınar
Akdeniz’e yayılan haykırışlar... " (Avni Engullu: Sonsuz Onur Tukenmez
Guvendir Her Turk’e, İnancla Bağlanmak Ataturk’e)
Şiirlerinde Ataturk’e yer veren Makedonyalı Turk şairler, onu ve onun duşuncesini betimlemekte yer yer simgeseldir. Ama soyut değildir. Rahatlıkla anlaşılır anlatmak, soylemek istedikleri. Ataturk’un başlattığı devinimin sonunda, artık barışın buyumesi gorulur. Ozanımız burada insancıllığı sezer:
"...Boğazdan Kars’a candan insancıl insancıl gulen
Gozlerinde barış kutsal bir ışıktır buyuyen... "
(Suat Engullu: Doğumunun 100-uncu yılında Ata’ya)
Onun buyukluğunu devrimsel gucunde gormektedir ozan. Bu gucun etkisinin uzun soluklu, uzun omurlu olacağını dile getirir ustelik...
"...Guclu ayaklarında taşımıştı
Devrimsel gucunu
Enginlere doğru uzanan yollarda... " (Sabit Yusuf: Ata)
Ataturk insancıl dev bir devrimcidir. Onun insancıl oluşu, insancıl bir devrimin başında bulunuşu, haksızlıklara karşı olduğunu gosteriyor. Bunu da ozan dile getirmeye calışıyor dizelerinde.
"...Haksızlık denen alışkanlık yoktu
Onun gozunde... " (Sabit Yusuf: Ata)
Ataturk’ten insanlık sevgisi evrene yayılır. Onun evrenselliği devrim gucunden ileri gelir. Bu guc ise onun ic dunyasından turkuleşip bayraklaşır.
"...Turku yayıldı sozlerinin devrim gucu
Yeni evrenler doğdu sımsıcak sevgi dolu... "
(Suat Engullu:
Doğumunun 100’uncu yılında Ata’ya)
Ataturk’te, Ataturk’culukte ilginc bir oğe var: Eskiden buralarda etkisi olan sosyalist oğreti icinde uluscu demenin anlam itibariyle onun dışında bir anlam taşıdığını sezmemek olasıl değil. Onun ulusculuğu, her şeyden cok bir halkcılık anlamına denk gelir. Bu ulusculukta başka ulusu sevmemek anlamı yoktur. Bunun tam karşıtı olarak, o her Turk’un barış sever olmasını, dunya uluslarının bir butunluğu oluşturması gereğini vurgular. Hatta cağdaş dunya uygarlığının butunluğu icinde her Turk’u gormek istediğini bir yerde şoyle belirtir: “Turkler butun uygar ulusların dostlarıdır. Memleketler ceşitlidir, ama uygarlık birdir ve bir ulusun ilerlemesi icin de bu biricik uygarlığa katılması gerekir. Boyle bir duşunceye dayanan ulku, aslında yarına doğru yansıyan bir ışıktır. Bu durumdaysa cumhuriyet bir ulunun, bir buyuğun Turk ulusuna armağanıdır. O, Ulu Ataturk’tur. O armağan, koca bir eserdir:
"...Gunun yarına umut Ataturk eserisin... " (Şukru Ramo: Ataturk eseri)
Makedonyalı şair tarafınca bunlar ileri surulurken, Ataturk’un eseri Cumhuriyetin Turk milletine hediyesi olduğu dile getirilmek istenir. Ataturk’un Turk milletinin ulusu olarak gorulduğu, ona o gozle, o saygıyla bakıldığı anlatılır hep. Burada da bu eserin yarına doğru yaşamasından, umutu oluşturduğundan soz edilir. Ataturk bunu nasıl yaptı? Her halde milletine milli değerlerine bağlı kalarak, bağlı olduğunu kanıtlayarak. Milli değerleri korumak gayesiyle yaptı her halde. Bu konuyu da şair gozden kacırmıyor.
"...Dede Korkutları,
Koroğluları
Deli Dumrulları
Pir Sultanları,
Karacaoğlanları
Yunus Emreleri
Kaygusuz Abdalları
Alıp
Karanlık her
Koşe-bucağa
Cocuk gozlu
Birer guneş
İndirdi
Kemal
Atından... " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)
Ataturk eseri olan Turkiye’nin oyle kolayca doğmadığının farkındadır şair. Aslında en değerli şeylere ulaşmakta aşılacak yollar en cetin yollardır. En sarp kayalı yollardır. Dikenli yollardır. Hele hele ana yurdun butunluğunu korumak, bu butunluğun adını verip, dunyaya duyurtmak kadar zor bir iş yoktur her halde. Turkiye'nin de doğuşu oyleydi:
"...Ferhat uyandı bundan
Ve de
Bayrak-bayrak
Dalgalanan
Yuzlerce
Yalcın
Kayadan
Fışkırdı
TURKİYE! " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)
Makedonya Turk şiirinde Ataturk’e adanan şiirlerin yazılış tarihlerine onem verirsek, bunların genelde Kasım ayına rastladığını goreceğiz. Dahası Ataturk’e adanan şiirler 1970’li yıllarda yoğunluk kazanmış olduğunu gosterir. İceriğe indiğimizde ise şiirlerden coğunun Ataturk’un olumu dolayısiyle sunu olarak yazıldığı gerceğine varacağız. Burada, onun yokluğundan doğan uzuntunun yaşandığı anlarda da Ataturk’e bağlılık duzeyi gosterilmek isteniyor:
"...Yalnız gokler mavi değil, gozlerin de maviydi
Yalnız orman gur değil, kaşların da gurdu
Masmavi goklerde bir guneş pırıl pırıl parıldardı
Gur ormanlarda bir anaceylan icin icin ağlardı..."
(Nusret Dişo Ulku: Ağıt)
Pek doğal Ataturk sadece acıyla anıldığı Kasım ayında Makedonya Turk şiirine konu olmadı. Onun diğer fırsatlarda da yazılıp, icine sığdırılabileceği kadar şiirlerde yer aldığı rahatlıkla soylenebilir. Burada sığdırabileceği kadar dedik, aslında Makedonya’lı Turk şairler Ataturk’un, Ataturk eserinin bir şiire sığdırılamıyacağının farkında olan kişilerdir. Bundandır Ataturk’e şiir adamış bir şair tek şiirle kalmamış, soylemek istediklerini yazdığı yeni şiirlerine sığdırmaya calışmıştır. Dahası, Makedonya’lı Turk şair bir buyuğe şiir yazmakta her şeyi anlatamama tehlikesiyle yuzyuze bulunduğu bilinci icindedir. Boşlukları yeni şiirlerin yazılmasıyla doldurma girişimiyle her halde buradan kaynaklanmaktadır.
"Makedonya Turk Şiirinde Ataturk" konusunu daha değişik yonlerden de ele almak mumkundur. Ancak bu fırsatta bukadarla kalmayı zorlayan zaman denen mesele yuzunden konuyu burada kapatmak mecburiyeti icindeyiz. Burada onemli olanı, Turkiye’den 800 kilometre uzak olmasına rağmen, Makedonya Turk şiirinin, Makedonya’lı Turk şairin Ataturk konusunda sağır kalmamasıdır, dilsiz kalmamasıdır.
__________________
