tiyatro ve sinema oyuncusu


1939 yılında İstanbul’da doğdu. Bir donem Ankara Devlet Tiyatrosu'nda eğitim gordu. Yıldız Dergisi'nin duzenlediği artist yarışmasında başarı kazandı. 1958 yılında sinemaya başladı. Ceşitli rollerde oynadı, bilahare sinemayı bıraktı.

FİLMLERİ:
• Ankara Ekspresi - 1970
• Ateş Gibi Kadın - 1965
• Aman Dunya Ne Dar İmiş - 1965
• Şeytanın Kurbanları - 1965
• Suclular Aramızda - 1964
• Ve Allah Gencleri Yarattı - 1964
• Aşk ve Kin - 1964
• Baba Hasreti - 1964
• Ankara'ya Uc Bilet - 1964
• Beş Şeker Kız - 1964
• Şehrazat - 1964
• Aşk Hırsızı - 1963
• Capkın Hırsız - 1963
• Capraz Delikanlı - 1963
• Kezban - 1963
• Leyla İle Mecnun Gibi - 1963
• Şafak Bekcileri - 1963
• Makber - 1963
• Oldur Beni - 1963
• Sabah Olmasın - 1963
• Zehir Hafiye - 1963
• Buyuk Yemin - 1963
• Dişi Orumcek - 1963
• Kavgasız Yaşayalım - 1963
• Yakılacak Kitap - 1963
• Cifte Nikah - 1962
• Kadın Ve Tabanca - 1962
• Şoforun Karısı - 1962
• Bir Cicek Uc Bocek - 1962
• Gecti Buranın Pazarı - 1962
• İki Calgıcının Seyahati - 1962
• Leyla - 1962
• Olduren Bahar - 1962
• Ver Elini İstanbul - 1962
• Aşk Guzeldir - 1962
• Aşka Kinim Var - 1962
• Dilberler Yuvası - 1962
• Gumuş Gerdanlık - 1962
• Ayrı Dunya - 1961
• Capkınlar - 1961
• Boş Yuva - 1961
• Gonulden Gonule - 1961
• İki Yetime - 1961
• Kara Dut - 1961
• Vahşi Kedi - 1961
• Yaban Gulu - 1961
• Yabancı Adam - 1961
• Şeytanın Kılıcı - 1961
• Aşk Ruzgarı - 1960
• Can Mustafa - 1960
• Devlerin Ofkesi - 1960
• Ayşecik - 1960
• Aslan Yavrusu - 1960
• Olum Perdesi - 1960
• Yangın Var - 1960
• Aşk Hırsızı - 1960
• Uc Kızın Hikayesi - 1959
• Kaderim Boyle İmiş - 1959
• Ninno - 1959
• Bizim Mahalle - 1959
• Dertli Irmak - 1958
• Duvaklı Gol - 1958
• Uc Garipler - 1957



SOYLEŞİ

‘Olumu beklemekten bıkıp dondum’
Mirac Zeynep
Milliyet 20 Kasım 2011

Leyla Sayar 35 yıl once, Turk sinemasının en unlu kadınlarından biriyken kendini dine adadı ve yalnız bir hayata başladı. Şimdi “Beş sene olumu bekledim. Sonunda sıkıldım. Geri dondum” diyor.

Leyla Sayar... Turk sinemasının en ilginc karakterlerinden biri. Masum kız rolleriyle başladığı kariyerinde bir anda parlıyor, buyuk bir yıldız oluyor. Sonra vamp kadın rollerine geciyor, ondan da sonra dansozluğe... Ve kut diye bırakıyor her şeyi, kapanıyor. 35 yıl boyunca ne Yeşilcam ne televizyonlar ne de gazeteler cezbediyor onu. İnancıyla baş başa yaşıyor.

Ve gectiğimiz hafta Ali Eyuboğlu, Milliyet Cadde’deki koşesinde Leyla Sayar’ın geri donduğunu haber veriyor. Eyuboğlu’na “Karar verdim ve geldim” diyor, “Bir gun boyle bir şey olacağını biliyordum”.
Hemen arıyorum Leyla Sayar’ı. Biraz mırın kırın etse de kabul ediyor soyleşi yapmayı. “Yalnız” diyor, “Evime gelemezsiniz. 35 yıldır neredeyse kimse girmedi evime”. Biz de bir kafede buluşmak uzere sozleşiyoruz. Elbette bircok fotoğrafını gormuşum ama tanır mıyım tanımaz mıyım diye duşunurken, karşımdan Leyla Sayar’dan başkası olamayacak kadar dikkat ceken bir kadın geldiğini goruyorum. Beyaz bir kurk, beyaz dantelden bir başortusu, koyu yeşil guneş gozlukleri, pespembe bir ruj... Ve o eda... Aradan gecen bunca yıldan ve bunca guzel yıldızdan sonra neden hÂl Leyla Sayar adını duyan herkesin “Yeşilcam’ın gelmiş gecmiş en guzel kadınlarından” dediğini ilk dakikada anlıyorum. Siz goremeyeceksiniz ama gozluklerini cıkarıp gosterdiği makyajsız gozleri, 40 yıl onceki kadar guzel bakıyor.

* 35 yıl sonra sizi geri donduren ne oldu?

Bu yıllar boyunca benim dunyam cok guzeldi, bozmak istemedim. Kefenimi hazırladım ve beş sene boyunca olumu bekledim. Sonunda bıktım, sıkıldım. Seninle konuşur gibi Allah’la da konuşurum. “Anladım ki” dedim, “Beni ille de sağlam tutuyorsun. Hadi bari gideyim”. Gelişim budur.

* Nasıl bir dunyaydı o?

Yalnız... Ben yalnızlığı cok severim.

* Yeşilcam’da kalabalıklarla nasıl yaşadınız?

Sor artistlere, oyle bir hayatım yoktu. Sokağa filan hic cıkmazdım geceleri. Cıkmamın imkanı da yoktu, dokuz yılda 170 film yaptım. 17 yaşında sinema yıldızı secildim, 27 yaşında bıraktım. Tek filmimi izlemedim.

* Hicbirini mi?

Hicbirini. Galalarına bile gitmedim. Şohreti de hic sevmedim ki, hic meraklı değildim.
“MÂn beni sarmaya başladı”

* Nasıl geldi o sevmediğiniz şohret?

Benim halam Amerikalı bir petrol kralıyla evliydi. Bana hep Amerika’yı empoze etti. “Sen burada huzurlu olmazsın, senin karakterin Amerika’ya cok musait” derdi. Ama ben nasıl gideyim Amerika’ya? Herkes “Cok guzelsin” deyip duruyordu, onların tesiriyle guzellik musabakasına girdim. Sonra beni Amerika’dan cok cağırdılar ama ben vatanımda mutlu olacağımı anlamıştım artık. Hicbir esprisi yoktu.

* Siz o yarışmada sinema guzeli secildiniz ve bambaşka bir yol acıldı. Aklınıza geliyor muydu bu kadar buyuk bir yıldız olacağınız?

İlk filmim “Duvaklı Gol” beş hafta Taksim sinemasında oynadı. Benim filmlerim butun yapımcıları zengin etti. Ben figuran olmadan başrol oynayan ilk insanım Turk sinemasında. Bir sabah kalktım, Yeşilcam’ın sihirli değneği dokunmuş bana. Bir baktım, 30 milyonun sevgilisiyim.

* Ve şohreti kut diye bıraktınız.

Cunku mÂn beni sarmaya başladı. Peygamberleri gormeye başladım, goruntuler geldi bana.

“Yıldırım Aktuna eski flortumdu, delirdim zannedip ona gittim”

* Kac yaşındaydınız o goruntuler geldiğinde?

Ben sinemadayken başlamıştı. Delirdim sandım. Rahmetli Dr. Yıldırım Aktuna’ya, Recep Doksat’a gittim; delirdim mi ne oluyor bana diye. Bu uc yıl surdu. Yıldırım Aktuna oynattım zannetmiş, beni bir ay evine aldı. O benim flortumdu gencliğimde. İnternette vardır, “Leyla Sayar onu da Âşık etti” diye. Sanki cok onemliymiş gibi. Ac bak.

* Ne dedi size Yıldırım Aktuna?

“Leyla, sana bir şey oluyor galiba” dedi. O da ateisttir. “Sen bir din adamına git” dedi bana, “O anlar”. Deli değilsin demek istedi. Cunku ben ona bana şok yap demiştim. Eğer bana şok yapmış olsaydı aklım gidermiş, bu mertebeye gelemezmişim. “Deli olan insan deliyim demez, aklın cok yerinde” dedi.

* Gittiniz mi din adamına?

Uzun sure Muzaffer Ozak’ı aradım. Rabbim nasip etmedi, onu 1,5 sene bulamadım. Cok acı cektim o surede. Beni kurtaran Muzaffer hoca oldu. O bana dedi ki “Sana Allah’tan bir davet var. Bırakacaksın bu dunyayı, yoksa olursun.” Hemen bıraktım. Kapandım, namazlara başladım. Ve hayatımın en mutlu senelerini yaşadım. Zaten mutluluk akıyor uzerimden.

* O gune kadar hayatınızda inanc var mıydı?

Biz Cerkez olduğumuz icin ben namaz kılmayı 5-6 yaşında oğrendim. Gece ve sabah muhakkak kılardım. Turk sineması da bilirdi ki ben ibadet ederim.

* Kapandıktan sonra hayatınıza kimse girdi mi?

30’larıma kadar cok aşklar yaşadım. Ama ondan sonra hic olmadı. Ama cok lezzetli şey. Aşksız olmaz.

* Siz bunca yılı nasıl aşksız yaşadınız?

Ben Mevlana’ya Âşık oldum. Sonra Yunus... Yıllarca mezarlıklarda yaşadım, gezdim, duşundum. Tefekkur... İnsanlar en buyuk kulturu duşunerek yapar, okuyarak değil. Duşuncenin tadını aldığınızda yerini hicbir şey tutmuyor. İnsan fikirde beraber olduğu insana aşk duyabilir, bedensellik şart değildir.

“Kamera onune hazırım ama dizide oynamam”

* “Kamera onune gecmeye hazırım” demişsiniz. Halihazırda bir proje var mı?

Bana sordular, ben de “Neden olmasın?” dedim. Ama dizilerde filan oynamam, kendi hayatımın filminde oynarım. Projelerim var. 16 kitabım bir yayınevinden Leyla Sayar kulliyatı olarak cıkacak.

*Bu kitapların iceriklerini anlatır mısınız?

Bir uluslararası projem var. Yurtta Sulh Cihanda Sulh Ataturk Dunya Genclik Birliği. Dunya barışı icin calışacak. Bu projeyi anlatan kitaplarım var. Bir başka projem, “Son Mesaj”; “İnsana ve İslama Cağrı”. 16 madde var; dunyanın ve dinlerin birliği, kavgasız bir genclik. Başbakan’a gideceğim, iki-uc yılda ortaya cıkacak projeler bunlar.

“Kompleksim yok; her şeyi bilerek ve isteyerek yaptım”

* Sinemadan sonra neden dansozluğe gectiniz?

Filmlerden yoruldum, surmenaj oldum. Kalp carpıntıları... Ekmek parası lazım. Balerinim, sahneye cıktım. Sayemde butun sanatcılar ekmek yedi, hicbiri soylemiyor. Herkes arkamdan cıktı, zengin oldular.

*O donemden kalan fotoğrafları gazetede gorunce uzuluyor musunuz?

Hic! Ben dehayım. Anadan doğma resmimi koysalar aldırmam. Herkes “Ortulusun, cıplak resmini koymaya utanmıyorlar mı?” diyor. Ben cektirmeye utanmadım, onlar basmaya mı utanacak? Hic kimse beni yenemez. Hic kompleksim yok. Her şeyi bilerek, isteyerek yaptım. Utanacak hicbir şey yok hayatımda. Bir insanın aşık olması, sevişmesi utanılacak bir şeyse; herkes benden cok utansın! Eğer Âşık olursam genc bir adamı koluma takıp gezmekten de utanmam.

* 60’larda yapılmış bir soyleşinizi okudum. Başlığı: “Ben 24 yaşında ihtiyar bir kadınım”...

O zaman bedbaht ve ihtiyar biriydim. Bak resimlerime. Cok basit buluyordum hayatı. Hayatta iki şeyi sevmem, evlilik ve cocuk. Butun insanlar evlenmek ister. Ben ise duşunmek istiyordum. Ben yalnızlığı cok severim, yanımda bir insan olunca cıldırırım. Hayatta hic kimseyle yaşayamam, annem dahil. Omrum yalnız gecti benim. Hep duşunmek, duşunmek ve yazı.

* Şimdiki halinize bakıyorum da “70 yaşında ve genc bir kadınım” diyebilirsiniz.

60 yaşındakilere nine diyorlar, 70’lere de iş bitmiş. Bana bak. Ne 60’lık nineyim ne de 70, iş bitmiş. Belki de evlenirim. Bakarsın olur. Ama damat genc olacak, 30 yaşında. Ben 30 gosteriyorum cunku. Doktorlar oyle soyluyorlar bana.

* Ne diyorlar?

“Hucren, ellerin, yapın 30 yaşında” diyorlar.

* Siz iki evlilik mi yaptınız?

Hayır, bir.

* Muzaffer Tema ile evlenmediniz mi?

Herkes oyle zannediyor ama hayır. Ben kucukken, 9 yaşındayken Ayten Cankaya ile gelip sevmişti beni. “Ay Muzaffer Tema” diye herkes bakmıştı. Sonra genc kızlığımda hayran olmuştum herkes gibi. O Amerika’dan dondukten sonra cok kısa bir ilişkimiz oldu. Ben 16-17 yaşlarındaydım, Muzaffer 25 yaş buyuktu benden. Annem “Babanla mı evleneceksin?” dedi.

* O yuzden mi evlenmediniz?

Ben evliliği hic sevmem, bağlılığı sevmem. Taliplerime de acık acık soylerdim. Annem “Allah seni teneşirlere assın” diye dovunurdu. Biz Cerkeziz, boyle laflar cok edilir. Zaten artist olmamı hic istemediler. Babam Selanikli olmasa beni vururlardı. Ama hayatımın cizgisini hic değiştirmedim. Ne istersem onu yaptım, hic utanacağım bir şey yapmadım.

* Bir gununuz nasıl geciyor?

Talebelerim var, sohbetlerim oluyor. Camilere, kiliselere giderim. İbadet yerlerinden haz alırım. Benim hic vaktim olmaz; gidiyorum geliyorum, dostlarım var, Allah’ı anlatıyorum onlara... İki saatte sıkıntılarını alıyorum.
Ama tabii ki bedava. Ammeye calışan bir oğretmenim.

* Nasıl geciniyorsunuz?

Evim var, maaşım var. Yetiyor. Beş tane katım vardı, hepsini fakirlere verdim. Ben fakirliği ne kadar seviyorum biliyor musun? Ben elektrik eşyası hic kullanmam. Her ay elektrik faturam 6-7 lira gelir.

* Camaşırları nasıl yıkıyorsunuz?

Zaten iki-uc elbisem var, kovada yıkıyorum. Kalorifere koyuyorum kurutuyorum. Nasıl genc kaldık ki boyle?

* O eve niye kimse giremiyor?

35 senedir kimse girmez. Ben artistken de cok fazla insan sokmazdım evime. Yakınlarım gelir, yerde oturur. Koltuk da yok evimde. Yerde bir battaniyenin uzerinde yatıyorum 35 yıldır. Semih Sergen geldi birkac yıl once. Adam battaniyede yattı, hasta oldu uc gun. Yatak mı alıp koyamazdım? Biri getirse atıveririm dışarı. Ben buyum, ozgurum.

* Sinemayla bağınız tamamen koptu mu?

Hic seyretmedim 35 yıldır, sıkılırım. Biliyorum hepsini. Ben felsefi kitaplar okuyorum daha cok. Gunde beş-altı saat yazıyorum. Klasik muzik cok severim; Chopin, Bach, Caykovski... Alaturka filan pek dinlemem. 9 yaşından beri klasik muzik dinliyorum.

__________________