İspanyol sinemasının vazgecilmez oyuncularından ve kimilerine gore goz kamaştırıcı bir guzelliğe sahip olan Penelope Cruz 28 Nisan 1974’de tuccar Eduardo ve kuafor Encarna’nın cocukları olarak Madrid’de dunyaya geldi.
Daha ufacık bir cocukken gosteri sanatlarında boy gosteren Cruz taklit yapmanın cevresi icin eğlenceli olduğunu duşundu. Fakat kısa bir sure sonra bu isteği bir balon gibi sondu. Bir baktı ki kendini İspanya Devlet Konservatuarında buldu. Dokuz yıl boyunca klasik bale eğitimi aldıktan sonra, dansla olan ilişkisi epey guclendi. Derken Penelope buyudu ve on beş yaşına geldi. Daha olgunluğa erişmediği icin dans tutkusu kendisini pek tatmin etmemiş ki, bir ajansa kaydolarak şansını oyunculukta denemeye karar vererek ceşitli kliplerde ve Tv programlarında yer aldı.
Kanımca hic de fena etmemiş doğrusu. Başarısız olma koşulunu da goz onunde bulunduran Penelope icin beyazperdenin kapıları sonuna kadar acılmış oldu. Bu kadar karakteristik bir yuze sahip olan birinin unlu olamaması cok buyuk bir şansızlık olurdu diyor ve filmografisine geciyorum.
Beyazperdeye geciş yapmadan once, emin adımlarla ilerlemek ve başarılı olabilmek icin tv dunyasına adımını atar. İlk olarak İspanyol muzik grubu Mecano’nun La Fuerza del Destino adlı video klibinde oynayıp gerekli mecralara ismini duyurduktan sonra La Quinta Marcha adlı TV programını sunar. Bununla yetinmeyi bilmeyen guzel yıldızımız Série Rose adlı erotik Fransız dizisinde de rol alır. Artık kendine yeteri kadar guvenen Cruz ilk sinema filmi "El Laberinto Griego" (Yunan Labirenti)’de oynamaya hazırdır. Ardı arkası kesilmeyen başarılı projeler Cruz’un onune konulur. İkinci filmi olan "Belle Epeque" hic şuphesiz yıldızın kariyerini şaha kaldıran kilit filmdir. Bu yapımda yakışıklıların bulunduğu bir ordu firarisine goz dikip kıyasıya bir mucadeleye giren dort kardeşten birine hayat veriyordu. Bu kez Hollywood’daki Oscar toreni yerine İspanya’daki Goya Oscar toreninde yerlerimizi almaya hazırlanıyorduk ki filmin ceşitli dallarda odul aldığını duyduk. Guzel yıldızın filmi en ust kademeye kadar taşıması da cabası...
Bu kadar mı diyecekseniz devamı var... "Carne Tremula" (Cıplak Ten, 1997) adlı filmde, kadınsı ozellikleriyle tanınan evrensel yonetmen Pedro Almodovar’la birlikte calışması kariyerindeki en buyuk yukselişi oluşturmuş ki,adı artık seksi yıldız olarak anılmış. Penelope’un yukselişindeki sır sadece seksi olması değil aynı zamanda rolunun ustesinden gelmesidir.
Bu kadar cezbedici bakışlarla yurek yakan bir kadının beyazperdelerden uzak olması icin bir neden var mı? Geldik asıl donum noktasına. "Abre Los Ojos" (Ac Gozlerini) ile İspanyol sinemasını kolay terk etmeye niyeti olmayan Cruz Alejandro Amenebar’ın yonettiği bu filmde de guzelliğini sergiliyordu. Parantez acacak olursam film hakkında onemli bir detayı aktarmak istiyorum. İspanyol asıllı oyuncuların oynadığı film Cruz sayesinde o kadar une kavuşmuş ki Hollywood versiyonunun cekilmesi icin de fazla gec kalınmadı.
Penelope Cruz’sız bir Hollywood filmi olamaz değil mi? İspanya’nın en hit filmlerinden biri olmaya aday olan Abre Los Ojos,tam 8 dalda Goya odulune layık goruldu. Cruz odul almadan ayrılsa bile İspanyol sinemasının en bomba starlarından olmuştu bile ta ki Amerikan projesinde yer alana dek... Kendisi pırıl pırıl parlayan bir stara donuşmuştu. Ama tek bir dezavantaja sahipti: İngilizce konuşamaması. Şivesi bozuk bir İngilizceyle konuşan Cruz kısa zamanda İngilizceyi oğrenmesi gerektiğine kanaat getirdi. Aksi takdirde Amerikan filmlerinde oynamak bir ruya olablirdi. Ardı arkası kesilmeden yeni projelerde boy gostermeye başlayan Cruz’ın şanslı ilan edildiği en onemli filmi hic şuphesiz "Ruyaların Kızı" oldu. Bu filmle "En iyi Kadın Oyuncu" dalındaki Goya aktris odulunu kazandı. Yeniden Pedro Almodovar’la calışmaya devam eden yıldız "Todo Sobre Mi Madre" (Annem Hakkında Herşey)’de iyi kalpli bir rahibeyi canlandırıyordu.
Ruzgarın esintisiyle beraber Amerikan sinemasına savrulan seksi yıldız "Ustteki Kadın" adlı bir projede yer aldı. Bunun devamında ise "Karayip Korsanları" ile un yapmış bebek suratlı Johnny Depp’le birlikte uyuşturucu ticareti konusunu ele alan "Blow" adı filmin lokomotifini ceken hikayenin baş rolunu kaptı. Arayı fazla soğutmadan Nicolas Cage'li "Corelli'nin Mandolini" ve Tom Cruise ile birlikte rol aldığı "Vanilla Sky" adlı yapımlarda on sırada yer aldı. Yukarda da bahsini ettiğim gibi Vanilla Sky yıldızın ilk kendi ulkesi dışında oynadığı yapımlardan birisidir.
Artık bu kadar Amerikan ruyası yeter. Biraz da Latin havası estirelim ne dersiniz? Salma Hayek ve Penelope Cruz’ı buluşturan oldukca iddialı olan "Bandidas" adlı yapımda biri eğitimli bir Avrupalı diğeri ise bir koylu.Bu iki kadının yolları aniden kesiştiğinde karşı konulamaz guclere sahip bir banka hırsızı olduklarını hayal ettiğimizde erkeklerin dunyasına doğru bir egemenlik kuruyorlar.İki guzel bir arada oldum mu tadına doyulmaz bir film cıkıyor karşımıza.
Cannes'da buyuk ses getiren Almodóvar filmi "Volver"le gundeme yeniden gelen yıldızımız dramatik ağları guclu olan bu yapımla Pedro Almodovar’ın yuzunu bir kez olsun daha gulduruyor. Ulkemizde gosterildiğinde buyuk bir ilgiyle karşılanan bu film Cruz’ın en doğal olduğu hallerden biri.
Cruz, İspanya'da bircok filmde rol aldıktan sonra Hollywood'a acıldığı piyasada onemli yer tutan acemilik donemimdeki filmleri icin şu şekilde konuşmuş: "Kendimi iyi hissediyorum cunku bu, bana cok gencken kendi ulkemde de olmuştu. Ben 16 yaşındayken, aşırı derece unluluk ve tanınma kavramını hissetmiştim, başlangıcta bununla nasıl baş edebileceğimi ve gercek olup olmadığını anlayamamıştım. Ama şu anda fazla korkmamayı ve buna daha mesafeli yaklaşmayı deniyorum. Bana kucukken olduğu icin kendimi şanslı hissediyorum cunku şu anda’’
Genel bir cerceve icerisinde değerlendirildiğinde Penelope Cruz, buyuleyici portresinin yanı sıra yaptığı işlerle gundeme gelmeye calışan bir oyuncu musfettesi değil gozlerinin ici gulen bir star...
Bununla kalsa iyi,oldukca yardımsever kişiliğe sahip olan Cruz cekici kadın rollerinden sıkıldığını dile getirirken "yapmacık imajdan" da yaka silktiğini ekleyerek oldukca uzaklarda bir yerlerde dans ediyor sanki... Yureğinin guzelliği yuzune yansıyan yıldızımız farklı farklı roller de denemek istediğini acıkca dile getirse de beyazperdeyle yolları bir turlu kesişmiyor.
Penelope Cruz adını zikrettiğimizde ilk akla gelen nedir? Malum fiziki ozellikleri onun haricinde caka satması, giyimi kuşamı,seksapelliği bitti mi bitmedi... Sevecenliği ve guleryuzlu olması. Bu kadar ozelliği bir catı altında barındıran Cruz’ın başarısız olması mumkun mu? Bir bakışıyla kalp calan seksi yıldız yediden yetmişe tum sevenlerin gozbebeği... İlerleyen yaşına rağmen canlılığını koruyan aktris aşklarıyla da on planda. İlk olarak "Vanilla Sky" setinde Tom Cruise ile aşk yaşadı....Madrid’in tanrıcası olarak adlandırılan Cruz Pedro Almodovar’ın vazgecemediği bir oyuncu. Haliyle bizim de onu yalnız bırakmaya niyetimiz yok. Aldığım duyumlara gore guzel yıldızın oynadığı son projeler parmak ısırtan cinsten. En iyisi bekleyelim ve gorelim.


__________________