sex and the city'nin bittiği sezonu takiben "desperate housewives"ın yayına başlaması rastlantı olamaz. bunca sene 4 adet single kadının kozmopolit sancılarını izledikten sonra carrie, samantha, charlotte ve miranda'nın her daim nefret objesi olan suburbia'nın evli barklı, coluklu cocuklu kadınlarının aslında o kadar da dışarıdan gozuktuğu gibi mutlu mesut olmadıklarını ve dahası sıkıcı ve monoton gozuken hayatlarının aslında binbir entrika ile dolu olabileceğini gostermesi bakımından acaip keyifli bir seyirlik.

ilk bakışta her ne kadar sex and the city'nin anti-tezi gibi gozukse de ana karakterleri baz aldığımızda aslında iki dizinin ne kadar da benzer olduğunu gorebiliriz. hatta sanki bir nevi sliding doors yani new yorker bu dort cılgın kadın aslında diğer insanların takip ettiği yolu secerek evlenselerdi nasıl olurlardı gibi. hemmen bir goz atalım:

carrie bradshaw (sarah jessica parker) >> susan mayer (teri hatcher)
eğer bir gun carrie artık big apple'a veda ederek evinin kadını olmak istese sanırım ancak susan kadar sarsak, şanssız ve melankolik bir housewife olabilirdi. iki dizide de naifliğin sembolu olan bu kadınlar aslında derinden derine istediklerini elde etmek icin ne kadar da azimli ve gozupek davranabileceklerini gosteriyorlar.

miranda hobbes (cynthia nixon) >> lynette scavo (felicity huffman)
miranda'nın karşısına en sonunda bay doğru cıkar ve bu kariyer insanı hukuk şirketindeki işine son verip 4 canavar cocuk annesi bir evhanımı olur. ta taaa alın o zaman size lynette. iş dunyasında fırtınalar koparan bu iki kariyer canavarının en başarısız ve mutsuz oldukları yerin evlerinin dort duvarı arasındaki o minik ama yorucu dunya olması asla ve asla rastlantı değil.

charlotte york (kristin davis) >> bree van de kamp (marcia cross)
bree ve charlotte arasındaki en buyuk benzerlik, dışarıdan bakınca ikisinin de muhteşem bir hayatı ve dort dortluk eşi varmış gibi gozukmesi. tıpkı charlotte'un zengin ama iktidarsız kocası orneğinde olduğu gibi, bree'nin kendi yarattığı o yalan dunyasındaki evinin pembe panjurları bile, dış dunyanın acı gerceklerinin iceriye girip hayatını alt ust etmesine engel olamıyor. gecmişe dayalı sorunlarının (ozellikle duzen ve temizlik obsesyonunun asıl nedeni olan travmasını oğrendiğimizde dizinin senaristlerine şapka cıkarttım) her bolumde birer birer kitap sayfası gibi acılmasıyla bree, kuşkusuz dizideki en cok takip edilen ve seyre değer karakter haline donuşuyor.

samantha jones (kim cattrall) >> gabrielle solis (eva longoria)
bu iki kadın da kendi dizilerinde libidonun sembolleri. ancak camisi yıkılmış ama mihrabı yerinde olgun kadın samantha'nın tersine genc ve ateşli latin dilberi gabrielle, guzelliğiyle seyircinin gozlerini ekrana kilitleyen en onemli unsurlardan biri.

yer yer gulumseten, yer yer gozlerimizi faltaşı gibi acarak bizleri hitchcockvari suspense uzerine suspense manyağı yapan (ki hitchcock retrospektifi gibi gondermeler de dizide mevcut), ozellikle 3 ve 4. bolumu seyrederken koltuktan ekrana kadar bendenizi surukleyerek ne kadar surukleyici olduğunu da kanıtlayan bu dizi, cnbc-e'nin angels in america'dan sonra iki numaralı bombası olmaya aday adayı.
__________________