Zeliha Berksoy
Oyuncu - Yonetmen

"Almanların bir lafı vardır." diyor Zeliha Berksoy, kendini anlatırken: "Doğduğu oda" Tiyatro ve oyunculuğu, onun doğuşu ile yakından ilgili. Opera artisti olan Semiha Berksoy, annesi cunku. Anne Berksoy, sıradışı bir insandır. Berlin'deki Yuksek Muzik Akademisi'ni bitmiştir. Zeliha'yı dunyaya getirdiğinde ise 35 yaşındadır. Yıl 1946'dır ve doğuma kadar Semiha Berksoy yalnızca kariyeri ile ilgilenmiştir. Boylesi bir muzik ortamına doğan bir bebek icin de kacınılmaz olan tek şey vardır: muzik dinlemek. Zeliha'nın cocukluğu operalar, Devlet Tiyatrosu kulisleri, turneler, yurt dışı gezileri arasında gecer. Hatta Viyana'da Devlet Operası'nda 'Tanrıların Cokuşu"nu izlediğinde uc bucuk yaşındadır henuz. "Tanrıların Cokuşu'nu gayet iyi biliyorum." diyor. "Hatırlıyorum değil, biliyorum. Cunku oradaki bir sahneyi defalarca oynadım. Yani bana anlatılmadı bu; ben oynadım."Devlet Tiyatrosu'nda kucuk cocuk rollerine cıkar sonra. Kararlıdır. Devlet sanatcısı olacaktır mutlaka.
Normal eğitimin ardından Ankara Devlet Konservatuarı'nın tiyatro bolumune girer. Beş yıllık eğitimden sonra Ankara Devlet Tiyatrosu ailesine katılmıştır artık. Yıl 1965'tir. Bu arada tiyatro uzerine yurt dışında eğitim gormeye karar verir. Eğitim icin Berlin secilir, cunku Alman tiyatrosu ve Almanya'daki reji sanatı dunyada cok onemli bir boyut ve denek taşıdır ve Berlin'in Zeliha Berksoy'un kariyerinde de onemli bir yeri vardır. Boylece tiyatrodan destekli olarak Berlin'in sanat dunyasına doğru yol alır Zeliha Berksoy.
"Berlin'e gittiğim zaman şehir ikiye bolunmuştu; Batı ve Doğu Berlin. Batı Berlin, Doğu Almanya'nın icinde kucuk bir adaydı. Ancak gece treni ya da ucakla gidilebiliyordu. Gunduz kara yolu ile gecmek yasaktı. Aslında tiyatro sanatcısı olmak benim icin bir şanstı. Boylece Doğu ve Batı'daki sanatı aynı anda izleyebiliyordum." Shiller Theatre o zaman Berlin Devlet tiyatrosu gibidir. İcinde cok onemli rejisor ve oyuncuları barındırır. Zeliha Berksoy'un reji asistanlığına başladığı tiyatroda Shiller'dir. Asistanlık gorevini yaparken Berlin'deki butun sanat hareketlerini de buyuk bir merakla izlemeye devam eder. Muzeler ve ozellikle modern sanat galerileri, tiyatrolar ve operalar sık sık ziyaret ettiği yerlerdir.
"Berlin Asamble'ye de gidip gelmeye başlamıştım. İlk onceleri oyunları izleyip cıkıyordum. Bir ekoldur orası. Her tiyatroda bulunmayan cok ciddi ve geniş bir arşivi vardır. Brecht'e ait en kucuk notların bile saklandığı, değerlendirildiği, oyunlarının hepsinin fotoğraflarının bulunduğu, reji defterlerinin ve Brecht'in yontemleri ile hazırlanmış kitapların saklandığı bir arşiv. Orada Brehct zamanında yapılmış herşeyi bulabilir, hem oyunları izleyebilir hem de bu arşivden faydalanabilirsiniz. Provaları izlemeye gelenler arasında benim gibi yabancı insanlar da vardı. Boylece ben Berlin Asambleye gidip, gelmeye başladım. O tarihlerde Brecht"in karısı hayattaydı. Kendisinden izin aldım ve belli başlı yonetmenlerin provalarını izlemeye başladım. Asamble, başlı başına bir okuldu benim icin. Bir yıl devam ettim. Bu bir yıl meslek hayatımda cok şeyi değiştirdi.
Turkiye'ye donduğumde başka bir insan olmuştum artık." Berlin'de kaldığı bir yıl boyunca tiyatro yapmayı hic duşunmez Zeliha Berksoy. Esas meselesi, oğrenebileceği herşeyi oğrenip, kariyerine Turkiye'de devam etmektir. Hatta Shiller Theatre'dan oyunculuk uzerine teklif alır. Bir Alman gibi konuşmaya calıştığı Almancasının da bunda etkisi buyuktur. Boylece kendini tam tiyatrocu olarak donatıp, Turkiye'ye doner."Ben Turkiye'ye donduğumde 70'li yıllardı. Devlet Tiyatrolarında yine tutarlı, guzel oyunlar oynanıyordu. Bircok ozel tiyatro vardı. Fakat politik olaylardan oturu bazıları prop tiyatro yapıyordu. Bir bolum de politik tiyatroydu. Tanınan tiyatrolar arasında Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu ve Halk Oyuncuları, Dormen tiyatrosu gibi dramatik oyunlar ya da bulvar oynayan gruplar vardı. Turkiye'ye geldiğimde amacım bir daha geri donmemekti. Fakat Devlet Tiyatrosu'na yabancılaşmıştım. Yani, buradan giden aynı kişi değildim donduğumde... Bunu cok hızlı idrak ettim ve Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldım. Berlin'de bir sure daha kalmaya ve oyunculuğu denemeye karar verdim. Gidecektim ve Shiller Tiater'da bir sahne hazırlayıp, oynayacaktım."
"Asiye Nasıl Kurtulur?" Zeliha Berksoy'un yaşantısına yeni bir yon cizer. Oyun, Vasif Ongoren'e aittir ve yazar oyunda Asiye'yi, ısrarla Zeliha Hanım'ın oynamasını ister. Asiye'nin annesi olan Zehra'yı da Semiha Berksoy oynar. Boylece Ankara Birlik Tiytarosu, "Asiye Nasıl Kurtulur?"un provalarına başlar. İki bucuk ay suren provaların ardından perde acılır ve Zeliha Berksoy'un deyimiyle Ankara'da tam bir zelzele yaşanır. "Oyun, Turkiye capında patlamıştı. Oyle ki iki, uc ayda bitecek gibi değildi. 'Asiye'yi iki yıl oynadım. Tabii iki yıl gectikten sonra insanın hayatında pekcok şey değişiyor." Tum bunlar Zeliha Berksoy'u tekrar Berlin'e donmekten vazgecirir. Ardından meslek hayatına Dostlar Tiyatrosu'nda devam eder.
Şehir Tiyatroları'nda konuk oyuncu olur. 'Kafkas Tebeşir Dairesi', Ferhan Şensoy'la 'Yedi Olum Gunahı', 'Keşanlı Ali Destanı', tiyatro kariyerine onemli oyunlar olarak gecer. Yavuz Ozkan'ın "Film Bitti" ve İrfan Tozum'un 'İkili Oyun'u, sanatcının 1989 tarihli iki film calışmasıdır. Bakırkoy Belediye Tiyatrosu 1974-75 yılları tiyatro ve opera sahne oğretim uyeliği yaptığı yıllardır sanatcının. 1980'de universiteye gecer. Bakırkoy Belediye Tiyatrosu bunyesinde kurulan Yunus Emre Tiyatrosu'nun yonetimde Zeliha Berksoy da vardır. Sanatcı, Turkiye'nin ucuncu odenekli tiyatrosu olan Bakırkoy Belediye Tiyatroları'nın kuruluşunda Genel Sanat Yonetmeni olarak gorev alır. "Bakırkoy'de 5 yıl boyunca secme repertuarlar sunduk. O donem Bakırkoy Belediye Belediye Başkanı Ali Talip Ozdemir'di. Yerel yonetimlerin politikacılarla uzlaşmaz bir celişkisi vardır. Bu gibi nedenlerden oturu aramızda buyuk cekişmeler oldu ve ben bir sure sonra gorevimden ayrıldım."Jeni 1994-95 sezonunda "Matmazel Juli"yi sahneler. Aynı yıl Brecht'in 100. doğum gunu kutlamaları kapsamında unlu yazarın kolajlarından "Yosma"yı sahneye koymaya karar verirler.
"Genco Erkal, 'Yosma' icin yeniden bir duzenleme yaptı. Oyunu tek kişilik hale getirdi ve dramatik bir orgu kullandı."Brecht'in yosmasının adı Jeni'dir. Oyundaki Jeni'de Brecht'in Jeni'sidir; 'Uc Kuruşluk Opera'daki Jeni, 'Mahagoni Kenti'ndeki Jeni... Tum Jeni'ler Brecht'e ait, onun yarattığı ozgun karaterlerdir. Jeni'nin her akşam gittiği bir bar vardır. Bir de Bay Koyner adında bir sevgilisi vardır. Jeni ondan kulakdan dolma birşeyler oğrenir. "Jeni, bir fahişe ancak diğerlerinden oldukca farklı... Yani cahil bir sahil fahişesi değil. Berlin'de kaldırımda calışan fahişeler arasında da tabakalar vardır. Jeni, oyunda da soylediği gibi yaşamdan dersler cıkarmasını bilmiştir. Bay Koyner'in anlattıkları bilinclenmesini sağlar. Anti hitlerci, militarizmi sevmez. Boyle bir tavrı var Jeni'nin... Bu bakımdan Jeni, Brecht'in ozgun kişisi." Brecht 'in ozel insanlarından birisidir Jeni. Yazar Jeni'yle hayatı olduğu gibi, tum gercekleri ile anlatır. Brecht en guzel ve vurucu sozleri ya sokak fahişelerine ya da yoksul insanlara soyletir. 'Uc Kuruşluk Opera'da oyledir. Ozellikle dilenciler. Bu da sanatcının, hayata karşı sunduğu bir protestodur, bir karşı cıkıştır. "Bu kez oyundaki şiirlerin yorum calışmaları farklıydı. 1979 yılında 'Brecht Kabare'yi yaptığımızda buyuk başarı elde etmiştik. 1987'de yeniden yorumlamıştık. 1998'de ise soylemlerin cok daha farklı olması yani meseleleri yorumlama şeklinizin değişmesi gerekiyor. Bazı şiirleri daha sert soyluyorduk orneğin... Herşey başka bicimde, başka bir duşunce, felsefe, bakış acısı, başka bir form ve başka bir anlatım acısı gerektiriyordu."
Zeliha Berksoy, Turk Tiyatrosu icin emek vermeyi surduruyor. Peki neden bir Zeliha Berksoy Tiyatrosu yok? "Bunu hicbir zaman duşunmedim. Cunku beni sahnenin uzerinde olmak ilgilendiriyordu. Sonra benim yapmayı duşunduğum tiyatroyu Genco Erkal zaten yapıyordu. Boyle bir tiyatro kurup idari ve ticari yukumluluğunun riskini almanın anlamsız olduğu duşundum. Yani, Bir Zeliha Berksoy tiyatrosu, Turkiye'deki tiyatroya ne katacaktı ki? Zaman kaybedip, yıpranacağıma istediğim oyunları, istediğim koşullarda, tiyatro kuruluşlarında oynadım, yanında da eğitmenlik yaptım. Bu beni daha cok ilgilendirdi. Ama dediğim gibi Turkiye'nin ucuncu odenekli tiyatrosunu kurdum. Ben bir tiyatro kurdum, kurmadım değil. Sanatsal ve ideal olarak ust duzeyde konuma ulaştırdım."Tiyatrocu Kahramanlar"Yosma" Turkiye'nin pekcok yerinde seyirciyle buluştu. Zeliha Berksoy, bugun, Mimar Sinan Universitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Ana Sanat Dalı Başkanı."Kendi ulkeme Alman Tiyatro Kulturunu taşımak cok hoşuma gidiyor" diyor. "Artık Turkiye'de de Brecht kulturu tanınıyor. İzleyicilerden cok buyuk bir beğeni, saygı ve ilgi var. Boylece tum bu uğraşlar buyuk bir duşunsel tatmin olarak donuyor bana... Cok heyecanlanıyorlar. Ama duşunsel tatmin de cok onemli...
Gercekten, sanki "Yosma" bugun yazılmış gibi..." Turkiye'nin şu anki tiyatro ortamı icinse şunları duşunuyor: "Tiyatro seyircisinde buyuk azalma oldu. Bugun odenekli ve devlet tiyatrolarının hepsini saysanız 17, 18'i gecmez. Onlarda cok zor seyirci buluyor. Yine de ben tiyatro sanatcılarını kahraman olarak goruyorum. Kendimi de oyle... Herşeye rağmen direniyoruz ve yeni projeler uretiyoruz
Oyuncu - Yonetmen

"Almanların bir lafı vardır." diyor Zeliha Berksoy, kendini anlatırken: "Doğduğu oda" Tiyatro ve oyunculuğu, onun doğuşu ile yakından ilgili. Opera artisti olan Semiha Berksoy, annesi cunku. Anne Berksoy, sıradışı bir insandır. Berlin'deki Yuksek Muzik Akademisi'ni bitmiştir. Zeliha'yı dunyaya getirdiğinde ise 35 yaşındadır. Yıl 1946'dır ve doğuma kadar Semiha Berksoy yalnızca kariyeri ile ilgilenmiştir. Boylesi bir muzik ortamına doğan bir bebek icin de kacınılmaz olan tek şey vardır: muzik dinlemek. Zeliha'nın cocukluğu operalar, Devlet Tiyatrosu kulisleri, turneler, yurt dışı gezileri arasında gecer. Hatta Viyana'da Devlet Operası'nda 'Tanrıların Cokuşu"nu izlediğinde uc bucuk yaşındadır henuz. "Tanrıların Cokuşu'nu gayet iyi biliyorum." diyor. "Hatırlıyorum değil, biliyorum. Cunku oradaki bir sahneyi defalarca oynadım. Yani bana anlatılmadı bu; ben oynadım."Devlet Tiyatrosu'nda kucuk cocuk rollerine cıkar sonra. Kararlıdır. Devlet sanatcısı olacaktır mutlaka.
Normal eğitimin ardından Ankara Devlet Konservatuarı'nın tiyatro bolumune girer. Beş yıllık eğitimden sonra Ankara Devlet Tiyatrosu ailesine katılmıştır artık. Yıl 1965'tir. Bu arada tiyatro uzerine yurt dışında eğitim gormeye karar verir. Eğitim icin Berlin secilir, cunku Alman tiyatrosu ve Almanya'daki reji sanatı dunyada cok onemli bir boyut ve denek taşıdır ve Berlin'in Zeliha Berksoy'un kariyerinde de onemli bir yeri vardır. Boylece tiyatrodan destekli olarak Berlin'in sanat dunyasına doğru yol alır Zeliha Berksoy.
"Berlin'e gittiğim zaman şehir ikiye bolunmuştu; Batı ve Doğu Berlin. Batı Berlin, Doğu Almanya'nın icinde kucuk bir adaydı. Ancak gece treni ya da ucakla gidilebiliyordu. Gunduz kara yolu ile gecmek yasaktı. Aslında tiyatro sanatcısı olmak benim icin bir şanstı. Boylece Doğu ve Batı'daki sanatı aynı anda izleyebiliyordum." Shiller Theatre o zaman Berlin Devlet tiyatrosu gibidir. İcinde cok onemli rejisor ve oyuncuları barındırır. Zeliha Berksoy'un reji asistanlığına başladığı tiyatroda Shiller'dir. Asistanlık gorevini yaparken Berlin'deki butun sanat hareketlerini de buyuk bir merakla izlemeye devam eder. Muzeler ve ozellikle modern sanat galerileri, tiyatrolar ve operalar sık sık ziyaret ettiği yerlerdir.
"Berlin Asamble'ye de gidip gelmeye başlamıştım. İlk onceleri oyunları izleyip cıkıyordum. Bir ekoldur orası. Her tiyatroda bulunmayan cok ciddi ve geniş bir arşivi vardır. Brecht'e ait en kucuk notların bile saklandığı, değerlendirildiği, oyunlarının hepsinin fotoğraflarının bulunduğu, reji defterlerinin ve Brecht'in yontemleri ile hazırlanmış kitapların saklandığı bir arşiv. Orada Brehct zamanında yapılmış herşeyi bulabilir, hem oyunları izleyebilir hem de bu arşivden faydalanabilirsiniz. Provaları izlemeye gelenler arasında benim gibi yabancı insanlar da vardı. Boylece ben Berlin Asambleye gidip, gelmeye başladım. O tarihlerde Brecht"in karısı hayattaydı. Kendisinden izin aldım ve belli başlı yonetmenlerin provalarını izlemeye başladım. Asamble, başlı başına bir okuldu benim icin. Bir yıl devam ettim. Bu bir yıl meslek hayatımda cok şeyi değiştirdi.
Turkiye'ye donduğumde başka bir insan olmuştum artık." Berlin'de kaldığı bir yıl boyunca tiyatro yapmayı hic duşunmez Zeliha Berksoy. Esas meselesi, oğrenebileceği herşeyi oğrenip, kariyerine Turkiye'de devam etmektir. Hatta Shiller Theatre'dan oyunculuk uzerine teklif alır. Bir Alman gibi konuşmaya calıştığı Almancasının da bunda etkisi buyuktur. Boylece kendini tam tiyatrocu olarak donatıp, Turkiye'ye doner."Ben Turkiye'ye donduğumde 70'li yıllardı. Devlet Tiyatrolarında yine tutarlı, guzel oyunlar oynanıyordu. Bircok ozel tiyatro vardı. Fakat politik olaylardan oturu bazıları prop tiyatro yapıyordu. Bir bolum de politik tiyatroydu. Tanınan tiyatrolar arasında Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu ve Halk Oyuncuları, Dormen tiyatrosu gibi dramatik oyunlar ya da bulvar oynayan gruplar vardı. Turkiye'ye geldiğimde amacım bir daha geri donmemekti. Fakat Devlet Tiyatrosu'na yabancılaşmıştım. Yani, buradan giden aynı kişi değildim donduğumde... Bunu cok hızlı idrak ettim ve Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldım. Berlin'de bir sure daha kalmaya ve oyunculuğu denemeye karar verdim. Gidecektim ve Shiller Tiater'da bir sahne hazırlayıp, oynayacaktım."
"Asiye Nasıl Kurtulur?" Zeliha Berksoy'un yaşantısına yeni bir yon cizer. Oyun, Vasif Ongoren'e aittir ve yazar oyunda Asiye'yi, ısrarla Zeliha Hanım'ın oynamasını ister. Asiye'nin annesi olan Zehra'yı da Semiha Berksoy oynar. Boylece Ankara Birlik Tiytarosu, "Asiye Nasıl Kurtulur?"un provalarına başlar. İki bucuk ay suren provaların ardından perde acılır ve Zeliha Berksoy'un deyimiyle Ankara'da tam bir zelzele yaşanır. "Oyun, Turkiye capında patlamıştı. Oyle ki iki, uc ayda bitecek gibi değildi. 'Asiye'yi iki yıl oynadım. Tabii iki yıl gectikten sonra insanın hayatında pekcok şey değişiyor." Tum bunlar Zeliha Berksoy'u tekrar Berlin'e donmekten vazgecirir. Ardından meslek hayatına Dostlar Tiyatrosu'nda devam eder.
Şehir Tiyatroları'nda konuk oyuncu olur. 'Kafkas Tebeşir Dairesi', Ferhan Şensoy'la 'Yedi Olum Gunahı', 'Keşanlı Ali Destanı', tiyatro kariyerine onemli oyunlar olarak gecer. Yavuz Ozkan'ın "Film Bitti" ve İrfan Tozum'un 'İkili Oyun'u, sanatcının 1989 tarihli iki film calışmasıdır. Bakırkoy Belediye Tiyatrosu 1974-75 yılları tiyatro ve opera sahne oğretim uyeliği yaptığı yıllardır sanatcının. 1980'de universiteye gecer. Bakırkoy Belediye Tiyatrosu bunyesinde kurulan Yunus Emre Tiyatrosu'nun yonetimde Zeliha Berksoy da vardır. Sanatcı, Turkiye'nin ucuncu odenekli tiyatrosu olan Bakırkoy Belediye Tiyatroları'nın kuruluşunda Genel Sanat Yonetmeni olarak gorev alır. "Bakırkoy'de 5 yıl boyunca secme repertuarlar sunduk. O donem Bakırkoy Belediye Belediye Başkanı Ali Talip Ozdemir'di. Yerel yonetimlerin politikacılarla uzlaşmaz bir celişkisi vardır. Bu gibi nedenlerden oturu aramızda buyuk cekişmeler oldu ve ben bir sure sonra gorevimden ayrıldım."Jeni 1994-95 sezonunda "Matmazel Juli"yi sahneler. Aynı yıl Brecht'in 100. doğum gunu kutlamaları kapsamında unlu yazarın kolajlarından "Yosma"yı sahneye koymaya karar verirler.
"Genco Erkal, 'Yosma' icin yeniden bir duzenleme yaptı. Oyunu tek kişilik hale getirdi ve dramatik bir orgu kullandı."Brecht'in yosmasının adı Jeni'dir. Oyundaki Jeni'de Brecht'in Jeni'sidir; 'Uc Kuruşluk Opera'daki Jeni, 'Mahagoni Kenti'ndeki Jeni... Tum Jeni'ler Brecht'e ait, onun yarattığı ozgun karaterlerdir. Jeni'nin her akşam gittiği bir bar vardır. Bir de Bay Koyner adında bir sevgilisi vardır. Jeni ondan kulakdan dolma birşeyler oğrenir. "Jeni, bir fahişe ancak diğerlerinden oldukca farklı... Yani cahil bir sahil fahişesi değil. Berlin'de kaldırımda calışan fahişeler arasında da tabakalar vardır. Jeni, oyunda da soylediği gibi yaşamdan dersler cıkarmasını bilmiştir. Bay Koyner'in anlattıkları bilinclenmesini sağlar. Anti hitlerci, militarizmi sevmez. Boyle bir tavrı var Jeni'nin... Bu bakımdan Jeni, Brecht'in ozgun kişisi." Brecht 'in ozel insanlarından birisidir Jeni. Yazar Jeni'yle hayatı olduğu gibi, tum gercekleri ile anlatır. Brecht en guzel ve vurucu sozleri ya sokak fahişelerine ya da yoksul insanlara soyletir. 'Uc Kuruşluk Opera'da oyledir. Ozellikle dilenciler. Bu da sanatcının, hayata karşı sunduğu bir protestodur, bir karşı cıkıştır. "Bu kez oyundaki şiirlerin yorum calışmaları farklıydı. 1979 yılında 'Brecht Kabare'yi yaptığımızda buyuk başarı elde etmiştik. 1987'de yeniden yorumlamıştık. 1998'de ise soylemlerin cok daha farklı olması yani meseleleri yorumlama şeklinizin değişmesi gerekiyor. Bazı şiirleri daha sert soyluyorduk orneğin... Herşey başka bicimde, başka bir duşunce, felsefe, bakış acısı, başka bir form ve başka bir anlatım acısı gerektiriyordu."
Zeliha Berksoy, Turk Tiyatrosu icin emek vermeyi surduruyor. Peki neden bir Zeliha Berksoy Tiyatrosu yok? "Bunu hicbir zaman duşunmedim. Cunku beni sahnenin uzerinde olmak ilgilendiriyordu. Sonra benim yapmayı duşunduğum tiyatroyu Genco Erkal zaten yapıyordu. Boyle bir tiyatro kurup idari ve ticari yukumluluğunun riskini almanın anlamsız olduğu duşundum. Yani, Bir Zeliha Berksoy tiyatrosu, Turkiye'deki tiyatroya ne katacaktı ki? Zaman kaybedip, yıpranacağıma istediğim oyunları, istediğim koşullarda, tiyatro kuruluşlarında oynadım, yanında da eğitmenlik yaptım. Bu beni daha cok ilgilendirdi. Ama dediğim gibi Turkiye'nin ucuncu odenekli tiyatrosunu kurdum. Ben bir tiyatro kurdum, kurmadım değil. Sanatsal ve ideal olarak ust duzeyde konuma ulaştırdım."Tiyatrocu Kahramanlar"Yosma" Turkiye'nin pekcok yerinde seyirciyle buluştu. Zeliha Berksoy, bugun, Mimar Sinan Universitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Ana Sanat Dalı Başkanı."Kendi ulkeme Alman Tiyatro Kulturunu taşımak cok hoşuma gidiyor" diyor. "Artık Turkiye'de de Brecht kulturu tanınıyor. İzleyicilerden cok buyuk bir beğeni, saygı ve ilgi var. Boylece tum bu uğraşlar buyuk bir duşunsel tatmin olarak donuyor bana... Cok heyecanlanıyorlar. Ama duşunsel tatmin de cok onemli...
Gercekten, sanki "Yosma" bugun yazılmış gibi..." Turkiye'nin şu anki tiyatro ortamı icinse şunları duşunuyor: "Tiyatro seyircisinde buyuk azalma oldu. Bugun odenekli ve devlet tiyatrolarının hepsini saysanız 17, 18'i gecmez. Onlarda cok zor seyirci buluyor. Yine de ben tiyatro sanatcılarını kahraman olarak goruyorum. Kendimi de oyle... Herşeye rağmen direniyoruz ve yeni projeler uretiyoruz
__________________
