MeRHaBa aRKaDaŞLaR, DaHa oNCe NiCK, SMiLeY Ve aVaTaR aRŞiViMi YaYıNLaMıŞTıM.

SıRa FıKRa aRŞiViMDe...!


Hakemler Bizde:

Bir devrin tum as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı cağırtmış: -"Cennetle cehennem arasında bir mac duzenleyelim ne dersin?" -"Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş şeytan. -"Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kotu futbolcu varsa sizde..." Şeytan şeytanca gulumsemiş: -"Ama butun hakemler de bizde..."


Başcavuş Albayı Tutuklayacakmış:

Albay, binbaşıya: -Yarın guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalı talimgaha goturursun. Binbaşı, yuzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey gorulemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yuzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile guneş tutulmasının acılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek gorulen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başcavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava guzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Cunku bu her zaman gorulen bir olay değildir. Bascavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başcavus Albayı tutuklayacakmış.


Kayınvalide:

Adamın birinin evinde yangın cıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa duşmuş.. İlk once oğlunu yangının icerisinden cıkarıp dışarda beklemesini soylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin icerisine, kızını cıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra kopeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hicbir şey getirmeden 3 kere daha iceri girmiş cıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: - Nicin yanan eve girip cıkıyorsun dışarı hicbir şey getirmiyorsun?" diye. - "Kayinvalidem iceride!" demiş adam; "arada bir girip ceviriyorum!".


Gozlerim Bozuk:

Goz doktoru: - Şu tablodaki harfleri okur musunuz? Cafer: - Siz bana okur musunuz? Benim gozlerim bozuk da..


Etmezsen Etme:

Adamın biri, bir gun ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağacta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması icin Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağactaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağactaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."


Ummed-i Muhammed:

Ali Mısır'da okuyan bir oğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali'ye telefon eder ve sınavların nasıl gectiğini sorar. Ali de bilmediği halde "cok iyi gecti" der ve bunu uzerine babası onu İstanbul'a işlerinde yardım etmesi icin cağırır. Ali gidecektir İstanbul'a ve arkadaşına son olarak şoyle der; "Ahmet sen notlarımı oğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam cıkarsa Muhammed'in Ali'ye selamı var dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu." Ahmet notları oğrenir ve arar. Telefona babası cıkar ve Ahmet şoyle der: - Amcacım Ali'ye soyle ona butun Ummed-i Muhammed'in selamı var..


Allah Şimdi Ne Yapıyor?:

Bir gun yolda yaya giden bir bektaşinin onune bir atlı cıktı: - "Baba" dedi, "bir muşkulum var. Beni aydınlatır mısın?" Bektaşi yanıt verdi: - Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum. - Şunu oğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin munasebetsizliğine icerleyen derviş, hic belli etmemiş: - Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim. - Neden? - Boyle yuksek bir suale yuksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam: - "Hadi" demiş "soyle bakalım. Allah şimdi ne yapiyor?" Bektaşi: - "Ne yapacak" demiş, "atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor". Ve calakamcı uzaklaşmış.


Kurusun:

Bir gun doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi sececeklermiş. Bir gun delilerden biri bahcede bulunan havuza duşmuş ve boğulmak uzereymiş. Delilerden biri havuza duşen arkadaşını kurtarmaya calışmış. Bunu goren doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına cağırmışlar ve "seni en akıllı seciyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını cağır da sana teşekkur etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Cunku kuruması icin onu astım!"



Hristiyan ve Yahudi:

Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini... Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin ici de dışı da tıklım tıklım. Bu arada kilise kapısında iki adam ozellikle dikkati cekiyor. Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asılı. Birinde "Ben koyu bir Hristiyanım, lutfen bana yardım ediniz" yazılı. Otekinde ise sadece "Ben koyu bir Yahudiyim" yazıyor. Tabii ki kiliseden cıkanlar Hristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp comertce bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden cıkan iyi niyetli biri "Yahudiyim" yazısı taşıyana sokuluyor. "Bana bak kardeş" diyor, "..durustluk iyi bir şey, ama binlerce Hristiyan kiliseden cıkarken, senin Yahudi olduğunu boyle aleni olarak ifade etmen kanımca hic de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hristiyan gibi..." deyince; boynunda "Yahudiyim" yazılı adam "Hristiyanım" yazılı olana donup sesleniyor: - Heey! Salamon! Herife bak be! Gelmiş bize ticaret oğretiyor..


Kadın İcin:

Kayserili Pire Memet, istasyonda cok sıkışınca, gozu hicbir şeyi gormez olup kadınlar tuvaletine doğrulmuş. Bir hemşehrisi onune gecmiş: - Ne yapıyorsun, burası kadınlar icin... Uckurunu eline almış olan Pire Memet: - "Bu da kadınlar icin!" deyip iceri dalmış.


Sıfırdan:

Bir kadınla en cok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı buyuk odulu alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara carpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kotu, Nam-ı Kemal'in duracağı yok, 95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, "Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı carpı atıyoruz, sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94." diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan cıkmış: - "Başlarım şimdi carpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz."


Ucuz ve Tatlı:

Muller akşama doğru Hamburg'da bir otele yerleştikten sonra, sokağa cıktı. Geceyi eğlenerek gecirmek istiyordu. Bir taksiye bindi, Şofor sarışın ve guzel bir kızdı. Ona: - "Beni bu gece en ucuz ve en tatlı eğleneceğim bir yere goturun," dedi. Şofor kız: - "En ucuz ve en tatlı", dedi ve hareket etti.



Temel ve Maymun:

Nasa uzay ussunde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gonullu başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak secilmiş. On elemede oldukca sıkı testleri gecen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya soylenildiği gibi zarfları acıp maymunun ve kendisinin gorev kartlarını okumak olmuş. Maymunun gorevleri: "Yerkure ile bağlantıyı surekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yorungedeki sapmaları ayarlamak; fuze icindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi gorev kartını acmış : "Maymunu iyi besle!"


Anneniz Ne diyor?:

Cok genc bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle gorevlendirildi: - "Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaclarına cekmenizi soyluyor, efendim" dedi. Yuzu moraran albay da şoyle dedi: -Demek oyle soyluyor!Peki anneniz ne diyor?!


Senden Hızlı Koşsam Yeter:

Bir Amerikalı ile Japon safariye cıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahları da birbirlerine nazire yapmak icin yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan gorunmuş. Amerikalı lazer tufeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yonlendirmeli tufeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince uzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski icip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını cıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş: -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın? -Yoo, senden hızlı koşsam yeter.


Allah'ın Kelamı:

Bir mecliste Kuran-ı Kerim'den soz acılmıştı. Kuran'ın eşsizliğinden ve olağanustu bir eser olduğundan bahsedilirken, odanın bir koşesinde kendi halinde cubuğunu icmekte olan bir Bektaşi soze karışarak: - "Evet, Allahın kelamı cidden eşsizdir. Amma, yazısı biraz karışıktır!" der. Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar: - "Karışık mıdır, nerden biliyorsun?" Bektaşi acınacak bir tavırla cevap verir: - "Alnımın yazısından!"



Karşı Duvarın Civisi:

Delinin biri, civiyi tersine cevirerek sivri tarafına vura vura duvara cakmaya başlamış. Onun bu halini goren başka bir deli işe karışmış: - "Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş goruyorsun. Bu civi karşıki duvarın civisi olacak galiba", demiş.



Gelmedik Zaten:

(Ambulansta...) - Doktor beni nereye goturuyorsunuz? - Morga. - Ama ben daha olmedim ki?! - Olsun biz de daha gelmedik zaten...



Hala Balayı:

Evde kadın kocasını haşlıyor: - Hic olmazsa şu yan komşularımızı ornek al. Kac yıllık evliler ama birbirlerine hala balayında gibi davraniyorlar. Adam karısını arabada, kapının onunde, her yerde opuyor. Yazıklar olsun! Sen neden aynı şeyi yapamıyorsun? - Yaparım yapmasına ama, ben kadını iyi tanımıyorum ki...


Sobadaki Hikmet:

Fizikci, matematikci, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma icin arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek icin biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba uzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların uzerindedir. Sobanın nicin boyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yukselterek aktivasyon enerjisini duşurmuş, boylece daha kolay yakmayı amaclamış"; fizikci, "adam sobayı yukselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa surede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bolgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların uzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaclamış"; matematikci, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, boylece de odanın duzgun bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda gorulen ateşe tapmanın daha hafif bicimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi iceri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."


Eski Araba:

İki tane ciftci; biri Adanalı diğeri Kayserili, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle ovunuyorlar.. Adanalı başlamış : - "Bizim orda sabah guneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala ciftliğin oteki ucuna yetişemiyoz" demiş... Kayserili de bunun uzerine: -Yav bizim de vardı oyle eski bi arabamız, ama gecenlerde satıp yeni modelini aldık...


Yuzme Bilmeyenler Terketsin:

Bir gun stadyumda en cok kim boşalacak diye yarışma duzenleniyor. Once Alman boşalıyor ve tam 2 litre cıkartıyor, spiker stadyumdaki seyircilere "2 litre" diye soyluyor. Sonra Fransız boşalıyor ve tam 5 litre cıkartıyor. Spiker "5 litre cıktı" diyor seyircilere. Bizim Nam-ı Kemal geliyor. Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şoyle diyor "lutfen yuzme bilmeyenler stadyumu terk etsin."



Ağac Yurumezse:

Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tukenip bitmez. Akşehirliler bir gun Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun soylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın boyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde oyle olmalı." - "Boyle kişiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize de gorelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan cınar ağacına; - "Ey ulu cınar cabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağac var ne giden. Hoca yurumeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gulunce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yurumezse abdal yurur", der.


İki Ciddi Neden:

Sabah anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı. "Haydi oğlum, uyan artık. Okula gec kalacaksın..." Oğlu, yarı acık gozlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle "fakat anne, bugun okula gitmek istemiyorum" dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı cıktı: "Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım?" dedi. "İki ciddi neden soyle bana..." Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: "Okuldaki tum oğretmenler benden nefret ediyorlar, biiir... Tum oğrenciler de nefret ediyorlar, ikiii... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?" Annesi oğlunun nedenlerini gecerli bulmadı; "bunlar okula gitmemen icin neden olamaz" dedi. "Şimdi hemen kal ve cabuk hazırlan..." Bu kez oğlu iki ciddi neden gostermesini istedi annesinden: "Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gosterebilir misin, anne?" dedi. Sabrı tukenme noktasına gelen anne, oğlunun ustundeki yorganı hızla cekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni ondan sonra acıkladı: "Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca bir adamsın..." dedi şoyle devam etti: "İkinci ciddi neden ise, sen okulun mudurusun, oğlum..."


Gene Mi Alkol Muayenesi:

Sarışın yıldız adayı, ustu acık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla surerken trafik polisi cevirdi.. - "Hanımefendi, ehliyetiniz lutfen.." - "Ehliyet nedir, afedersiniz?." - "Kredi kartı buyukluğunde bir karttır, hanımefendi. Uzerinde resminiz vardır." Sarışın yıldız adayı cuzdanını cıkardı, icinden bir yığın kart dokuldu. Uzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkur ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lutfen.." Sarışın mahcup mahcup sordu gene.. "Ruhsat nedir?.." "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gozunde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gozune uzandı. Orada gercekten oyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mukemmeldi. Gorunurde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lutfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nobetci arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu: "Kadin sarışın mı?.." "Evet!.." "Mavi gozlu mu?.." "Evet!.." "Super mini mi giyiyor?.." "Evet.." "Goğusleri kazağından fırlıyor mu?." "Evet.." "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir." "Ne cıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi. "Sen git dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi.."


Rize - Trabzon:

Trabzonlu imamlarla, Rizeli imamlar turnuva duzenleyip mac yaparlarmış; ama her defasında Rizeli imamlar yenerlermiş. Trabzonun takım kaptanı Temel Hoca demiş ki; "uşaklar bu boyle gitmez, bizim Trabzonsporlu Hami'yi takıma alalım, diyelim ki bu bizim merkez caminin yeni hocası." Diğerleri de kabul etmişler ve maca gitmisler Rize'ye. Donuşte takım kaptanı Temel Hoca'ya sormuşlar, "mac ne oldu? diye; "2-1 yenildik" demiş. "Peki golleri kim attı?" diye sormuşlar; Temel "bizim golu Hami Hoca attı; onların golleri de Del Pierro Hoca ile Roberto Carlos Hoca attı.." demiş.


Tek Ben Miyim?:

Manevra varmış. Mehmet elde tufek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş: -Duşman onden gelirse ne yaparsın? Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse diye; tekrar tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda: - "Ya duşman tepeden gelirse?" deyince; - "Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?"


Uc Kez:

Ava cıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş : -Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir ayı cıkmaz mı? Cifteyi doğrultacak vakit yok! Silahı bir kenara attığım gibi başladım kacmaya. Fakat ayı peşimde! Benden hızlı koşuyor. Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim. O kadar yaklaşmıştı. Derken ayının ayağı kaydı, yere duştu. Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı actım. Ama ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti. Yine nefesi ensemde... Pencesini uzatsa omuzumdan yakalayacak. Allahtan tam o sırada yine ayının ayağı kaydı, yere duştu. Talih bana guluyor! Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyuz metre kadar actım. Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, ayı yine bana yetişti. Yine nefesi ensemde... şansa bakın... ayının tekrar ayağı kayıp yere duşmez mi? Seruveni dinleyenlerden biri dayanamamış: -Sen de cok yurekliymişsin kardeşim! Hayvan bana uc defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, cok ayıptır soylemesi, ben korkumdan altıma ederim. Avcı donup ters ters sozunu kesene bakmış : -Lafı karıştırma yahu! Ayı uc kez neyin ustune bastı da ayağı kayıp yere duştu sanıyorsun?


Ne Duşunuyormuş?:

Bir bektaşi, merkebine odun yukleyip şehre gelirken karşıdan tuccar kılıklı iki adam peyda olarak: "Şu zındıkla alay edelim!" diye Bektaşiye yanaşıp selam verince Bektaşi de durur, merkebi de. Tuccarlar işaretle: - Bu eşeğin ne duşunuyor? - Odun taşımaktan yorgun duştu de, artık kasabada ticaret etmeyi duşunuyor!



Şişeleri Getirdim:

Akıl hastanesinde bir gun, bir deli hasta bakıcıyı yanına cağırır. "Bana cabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman gectikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine cağırır. Bu sefer hasta; hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı, "ne oluyor?" der. Hasta cevap verir: - "Şişeleri getirdim abi."


Merdiven Cıkmak:

Adam evinin merdivenlerinden cıkarken duşup, bacağını dort yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alcıya almış ve: - "Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alcınız cıkana kadar merdivenlerden inmek cıkmak yok", demişti. Uc ay sonra kırıklar kaynamış, alcı cıkarılmıştı. Adam bu arada doktora: - "Doktor bey artık merdivenlerden inip cıkabilir miyim?" diye sormuş, doktor da: - "Tabii, ancak yine de bir sure daha dikkatli olmalısınız", demişti. Adam doktorun bu cevabı uzerine sevincle bağırmış: - "Oh be şukurler olsun, uc aydır eve su borusundan tırmanarak girip cıkmaktan anam ağlamıştı."


Metres:

Karı koca yemek yiyor. O sırada masaya yaklaşan heykel gibi guzel bir esmer, adamı selamlayıp geciyor. Adamin karısı soruyor: - "Kim bu afet?" Adam: - Eğer mutlaka bilmek istiyorsan soyleyeyim, metresim! Kadın: - Bir de bu kadar pervasızca soyluyorsun. Boşanıyorum senden! Adam: - Yani Etiler'deki apartmanı, Kandilli'deki yalıyı, Gocek'teki tekneyi ve Nice'deki villayı bırakıyorsun... Uzun bir sessizlik olur. Cift yemeğini catallarken kadın birden sorar: - Şu arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim? Adam: - Fuat'in metresi. Kadın: - Ay bizimki cok daha guzel!


Delik Delin:

Ucak fabrikasında yeni bir tasarım. Herşey mukemmel. İlk test ucuşu fakat ucağın kanatları govdeyle bağlantı yerinden kopuyor. Tum ekip enkazın başında. Birisi "kanatla govdenin birleştiği yerlere delik delin" diyor. Yeniden hesaplamalar, iki yıllık calışma, test ucuşu. Ne yazık ki akıbet aynı. Kanatlar yok. Fabrikaya taşınan enkazın başındaki acayip adamdan aynı oneri. "Delik delin kardeşim." Ucuncu denemenin de akıbeti aynı olunca proje sorumluları acayip adamın dediklerini uygularlar. Sonuc tam bir BAŞARI. İnanılmaz bir sağlamlık. Acayip adamı fabrika icinde bulurlar ve proje mudurunun onune getirirler. "Biz bu kadar Profesor ve Muhendis, bilim adamı cozemedik, sen cozdun bu sorunu; kimsin sen?" Adamcağız sıkılarak: "Tuvalet temizleyicisiyim, kahrolası tuvalet kağıtları hic bir zaman delikli yerlerinden kopmazlar da!".


Amerika'dan Muhendiz:

Kayseri'nin bir koyunde imece yontemiyle yol yapılıyor. Bunun icin de eşekten yararlanılıyor: Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna donuşturuluyor.. Koye gelmiş olan Amerikalı Barış Gonullusu, ne olup bittiğini kavrayamadığı icin sorar: - Ne yapıyorsunuz boyle? - Yol yapıyoruz. - Bu eşek ne icin? - O, yolun muhendizi. Yola uygun geceneği o gosterir. Barış Gonullusu katıla katıla guler: - Ya eşek bulamasaydınız? - İşte o zaman Amerika'dan muhendiz getirirdik!


O Dışarda:

Ulkenin birinde cok azgın bir kadın varmış, kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve onu cağırmışlar.. Nam-ı Kemal´in de "Ben bu işi ancak karanlık bir odada yaparım" diye ozel bir isteği olmuş.. Neticede Nam-ı Kemal ve kadın karanlık bir odada başlamışlar sevişmeye... 1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş ikisinde de tık yok... 24 saat sonra kadın artık pes etmeye başlamış ve seslenmiş: - "Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben oldum!" - "Ne Nam-ı Kemal´ı abla ben Recep!" - "Recep mi? Peki Kemal? O nerde?" - "O dışarda bilet kesiyo abla"


Sunnet:

Nasreddin Hoca'nın evine bir gun uc molla misafirliğe gelir. Ucu de birbirinden oburdur. Hoca ne yemek cıkarırsa silip supururler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlar. Bu sirada odaya Hoca'nın oğlu girer. Mollalar Hoca'yı memnun etmek icin: - "Aman ne guzel cocuk. Adı ne bunun?" diye sorarlar. Hoca: - "Adı Farzdır", der. Mollalar şaşırıp birbirlerine bakarlar: - "Bu ne bicim isim Hoca Efendi?" derler. "Şimdiye kadar boyle bir isim hic duymamıştık." Hoca hemen taşı gediğine koyar: - "Ya sunnet diyeyim de onu da mı yiyesiniz?"



Ceza:

Oğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci gunu oğretmenine sordu: - "Oğretmenim, insana yapmadığı bir şey icin ceza verir misiniz?" - "Olur mu evladım?", dedi oğretmen. "Yapmadınsa ceza da olmaz. Niye sordun bunu?" - "Efendim dun verdiğiniz ev odevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum.."


Usta Dişci:

Orta yaşlı yakışıklı, barda yalnız başına oturan fevkalade seksi sarışının yanına oturmuş. Laf lafı, laf kapıyı acmış tahmin edersiniz. Hangi kapıyı... Yatak odasının kapısını tabii. Soyunmuşlar.. Bembeyaz carşafların uzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş: "Siz dişcisiniz galiba.." "Evet" demiş adam, biraz şaşkın.. "Nerden anladınız?.." "Yatağa girmeden once ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de.." Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış: "Siz sadece dişci değil, cok buyuk, cok usta bir dişci olmalısınız!.." Adam hafiften kasılmış. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş: "Peki bunu nerden anladınız?.." "Hicbir şey hissetmedim de.."


İngilizce Biliyormuş:

Temel Cımacı olmuş, ilk kez yurt dışına gitmişti. Gemi Liverpool Limanı'na yanaşırken, Temel iskeledeki İngiliz'e bağırdı: - Tut şu halatı! İngiliz anlamadı bir şey.. Temel yine bağırdı: - Tut şu halatı! İngiliz'de gene hareket yok.. Temel ortaokuldaki ingilizcesi ile bağırdı: - Do you speak English? - "Yes.. Yes.." dedi İngiliz; Temel ofkeyle bağırdı: - O zaman tut şu halatı..!


Kaykay:

Uc adam olur ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan once sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u goruyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun uzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i goruyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve ucuncu adama da sorar, "Karını hic aldattın mı?" Adam yutkunur ve şoyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, bircoğu ile beraber oldum. Uzgunum." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u goruyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun uzerine uc adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkac hafta sonra ikinci ve ucuncu adam birlikte gezerlerken barın onunde birinci adamın Rolls-Royce'unu gorurler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sumuk oturduğunu gorurler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mukemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugun karımı gordum!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar guzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam icini cekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."

Zevk Sorunu:

Hoca bir gun eşşeğini kaybetmiş." Eşeğimi bulup getirene eşeğimi ona armağan edeceğim" demiş.
Gorenler hayretlerle sormuş:
-Armağan edeceksen eşeğini bulmak ne işine yarayacak?
Hoca:
-Bende yitirilen bir şeyi yeniden bulmanın zevkini tadacağım, demiş.


Hitler:


Hitler uc esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.

- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.

Ingiliz'e sormus

- "Titanik kac yilinda batti?"

Ingiliz hemen cevap vermis

- "1912" diye.

Hitler gondermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:

- "Titanik'te kac kisi oldu?"

Fransiz cevap vermis

- "1050".

- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye ozgur birakmis.

Ve Yahudi'ye donmus;

- "Say lan isimlerini!"


Anne Melekler Ucar Mı:

- Ucar.
- Butun melekler mi?
- Evet.
- Peki bizim hizmetci kız neden ucmuyor?
Annesi şaşırır:
- Hizmetci neden ucacakmış kızım?
- Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
Anne ofkeyle fırlar:
- Ya oyle mi, o halde az sonra hemen ucar.


Kedi Kafası:

Uc kadın olmuşler ve cennete gitmişler.Cennet kapısındaki melek:
-"Buraya geldiniz ama size bir uyarım var burada kedi kafaları var eğer yururken onlara basarsanız size omrunuz boyunca birlikte yaşayacağınız cok cirkin bir adam vericem sizi ona kelepcelicem" demiş.Ve cennetin kapısını acmış.Kadınlar bir bakmışlar her yer kedi kafası dolu.Ve aradan haftalar gecmiş.1. kadın bir kedi kafasına basmış.Melek hemen gelmiş ve yanındada cok cirkin bir adam varmış.Ve kadını bu adama kelepcelemiş.Aradan zaman gecmiş ikinci kadında kedinin kafasına basmış.Ve melek anında gelip onuda cok cirkin bir adama kelepcelemiş.Aradan yıllar gecmiş 3. kadın bu yıllarda hic kedi kafasına basmamayı başarmış.Bir gun melek yanında cok yakışıklı bir adamla kadının yanına gelmiş.Melek bu adamı kadına kelepcelemiş.
Kadın:
-"Ne yaptımda sizin gibi bir adama omur boyu kelepcelendim."demiş.

Adam asık bir suratla:
-"Sizi bilmem ama ben kedi kafasına bastım."


eMeĞe SaYGı...
Bi TeŞeKKuR YeTeR...
Alıntı Yapacak Arkadaşlara;
Alıntı yapanlar lutfen konunun sonunda "αѕιρяєиѕ'den alıntıdır." yazarsa bana o yeter. . .Ama yazmayanlara butun konu haram olsun!


[IMG]http://img268.**************/img268/136/emeesaygft0.png[/IMG]

__________________