Okumadan once unutmayın ki bunlar birer fıkra. Temel fıkralarına karadenizliler kızmıyorsa, Bunlara da kızmamak gerek. Dediğim gibi sonucta fıkra. Yorumları buna gore yapın lutfen.
İşin ciddiyeti
Musevi ailesinin en buyuk derdi 10 yaşlarındaki cocuklarının matematikten surekli “0” getirmesiymiş. Sıkıştırmışlar olmamış, ders aldırmışlar olmamış. Son care, bir katolik okuluna kaydettirmişler. Cocuk bir sure sonra matematik notunu duzeltmiş, surekli 10 getirmeye başlamış. “Peki ne oldu da bu cocuk boyle 180 derece donuş yaptı?” sorusuna yanıt aramaya başlamışlar. Cocuk ısrarlı sorulara once yanıt vermek istememiş. Sonunda bir gun gerceği itiraf etmiş: “Okula girdiğim gun adamın birini ‘artı’ işareti uzerine civilediklerini gordum. O zaman bu işin ciddiyetini anladım...
Musrif
Solamon be!.. Benim hanım cok musrif, para yetişmiyor. İnanamazsın, pazar gunu benden 200 frank istedi, pazartesi 300, salı 400, carşamba 500, perşembe 800, dun de 1000 frank!..
- Acıdım sana be Mişon... Nereye harcıyor bu kadar parayı?
- Ne bileyim ben!.. Verdiğim yok ki
Fark
Eczacı Levi alı al moru mor bir şekilde İzhak’ın kapısını calmış:
- Ne oluyor Levi?.. Nedir bu telaş?
- Sorma İzhak!.. Ben bugun sana mide ilacı veriyorum diye zehir vermişim!
- Eyvah!.. Ne olacak şimdi?
- Ne mi olacak? 5 milyon daha vereceksin...
Yazılı
İzhak surekli edebiyat dersinden kotu not almaktadır. Sonunda babası onu motive etmek icin yeni bir yol bulur ve İzhak’a: “Bundan sonra alacağın her iyi not icin sana 100 dolar vereceğim.” der. Ertesi gun İzhak gider ve edebiyat ogretmenine: “Yazılı başına 50 dolar kazanmak hoşunuza gider mi?"
Telgraf
İki yahudi arkadaş ticarete atılırlar. O yıl haki renk kumaşların rağbet goreceği tiyosunu alırlar, butun paralarını haki renk kumaşa yatırırlar. Aradan bir yıl gecer, kimsenin kumaş aldığı yoktur. Bunlar kara kara duşunurken bir albay gelir dukkana ve askerlere beşyuzbin tane uniforma diktireceklerini soyler. Depoya inerler, kumaşları gosterirler. Albay beğenir, ancak sadece albayın beğenmesi yeterli değildir. Albay bir parca numune alır ve "Yarın oğleyin 12’ye kadar telgraf cekmezsem, bilin ki kumaşları alacağız..." der ve gider. Yahudiler heyecanla beklerler. O gun sabah olmaz ‘alacak mı, almayacak mı?’ telaşıyla. Saat 11:30... Heyecandan olecekler neredeyse... 11:45, kalpler duracak gibi... 11:55, postacı sokağın başında gorunur. Artık her şeyin bittiği duşuncesiyle ‘belki başka birisine gidiyordur’ umudu arasında gider, gelirler. Ama korkulan başa gelir, postacı gelir kapıyı 2 kere calar. Yahudilerden biri her şeyini kaybetmenin acısıyla aşağı iner, kapıyı acar. Telgrafı okurken yuzu bir anda guluverir: “Mujde Moiz mujde!.. Baban olmuş!
İş
Abraham sınıfındaki tek yahudi oğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkcılık gibi sorunlar yoktu. Bir gun sınıfta oğretmen şoyle bir soru sordu: “Evet cocuklar, dunyada gelmiş gecmiş en buyuk insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim.” Butun cocuklar tahmin etmeye başladı. Biri “George Washington! Cunku ulusumuzun babasıdır!” dedi. Başka biri “Abraham Lincoln! Cunku koleliği kaldırdı!”, bir diğeri; “Jan Dark! Fransayı kurtardı!” Fakat oğretmen bu cevapları kabul etmedi. Bu sırada Abraham parmak kaldırdı. Oğretmen; “Evet Abraham, sence dunyada gelmiş gecmiş en buyuk insan kimdir?” Abraham; “Nasıralı İsa.” deyince oğretmen pek memnun oldu ve “Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını.” Dersten sonra cevaptan cok memnun kalmış olan oğretmen Abraham’a neden İsa cevabını verdiğini sordu. “Oğretmenim, aslına bakarsanız bence dunyadan gelmiş gecmiş en buyuk insan Musa’dır. Ama, iş iştir!..”
__________________
Yahudi Fıkraları
Geyik0 Mesaj
●18 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Geyik
- Yahudi Fıkraları
