Once Fıkralar ve KOmik Videolar...
Of'lu hoca Cuma namazında icki icenleri fena azarlıyordu:
-"Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci...
En buyuk dukkan kimin? Meyhanecinin...
En guzel ev kimin? Meyhanecinin...
Ya en guzel araba? Meyhanecinin.
Bu paralary veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta gecer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp operek:
-"Allah razy olsun hocam, senin verdiğin icki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.."
Hoca memnun:
-"Aferin, ickiyi bırakmanın mukafatlarını ahirette de goreceksin oğlum." der. Adam duzeltir:
-"İckiyi bırakmadım hocam, MEYHANE ACTIM!"
fatih okula gelir sevincli bir şekilde bağırır oleyy bi kardeşim oldu
mehmet fatihe;
-gozun aydın erkekmi
fatih;
-hayır
mehmet;
-o zaman kız
fatih;
-vay canına mehmet nerden bilidin sen bi dahisin,demiş
Eczacı baba
Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı cıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Cocuk kız arkadaşının evine gitmeden once bir eczaneye uğrar. Eczacıya:
- "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Cocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını soyler. Akşam yemek yemek icin masaya otururlar. Yemekten once dua edilir herkes yemeğe başlar ama cocuk hala dua ediyordur. Kız cocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Cocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!
Babada Kalacaktır
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekcesi ile acıklamış:
- "Sayın hakim, cocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
- "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
- "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine donmuş:
- "Yaz kızım. Cocuk babada kalacaktır..."
Konuşabilir Misiniz
Hoca derste sorar :
- Arkadaşlar balıklar neden konuşmazlar.
Bu soruyu kimse cevaplayamaz. Ali kalkar ve soruya cevap verir :
- Hocam sizin başınızı suya koysam konuşabilir misiniz?
Medeniyet
Gumruk kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Turk gecmek icin bekliyorlarmış. Gumruk gorevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Once İngiliz'in valizine bakmışlar. İcinden 7 adet don cıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gun var. Hepsi icin bir tane. Pazartesi, Salı, Carşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. acmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Carşamba... Hergun icin bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş gorevliler. Sıra Temel'e gelince acmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"
Uğursuz Kadın
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gozleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gun oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gozumu actığımda seni gordum. Trafik kazası gecirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, cok gec oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"
Matematik Finali
4 tane universite oğrencisi, uyanamadıkları icin matematik
finaline gec kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını soylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama oğrencilerinin
yalvarmalarına dayanama****** onları 3 gun sonra sınav yapacağını soyler.
Sınav gunu gelince hoca, 4 oğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
koşelerine oturtur.
Sınav gecme sistemi şoyledir: 100 uzerinden 50 puan alan herkes
sınavı gecebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise on sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca cozerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"
Başcavuş Albayı Tutuklayacakmış
Albay, binbaşıya: -Yarın guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalı talimgaha goturursun. Binbaşı, yuzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda guneş tutulacak. Bu her zaman gorulen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey gorulemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yuzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile guneş tutulmasının acılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek gorulen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başcavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava guzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Cunku bu her zaman gorulen bir olay değildir. Bascavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başcavus Albayı tutuklayacakmış.
ABDAL COKTAN CENNETİ BULUR
Abdulaziz Bekkine Hazretlerinin sohbetine yabancı birisi gelmişti. Hafif meczup, saf, aptalca olan bu zat, hocaefendiye oyle sualler soruyor,yle hadiseler anlatıyordu ki gulmemek elde değildi.
Efendinin muridlerinden birisi fazlaca gulmuştu. Meczup zatın gitmesinden sonra Efendi hazretleri, o muride şu ikazı yaptı :
- Senin bu adama gulmen neye benzer bilir misin ? Sen Zeyrek yokuşunu sırtına cok ağır bir yuk yuklemiş olarak cıkıyorsun. Yukun altında ezilmişsin. Yanında hic yuku olmadan oynaya zıplaya cıkan birine guluyorsun.
Oğlum akıllı hesap verinceye kadar, abdal coktan cenneti bulur.
KAYBOLAN PARA
İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin muctehid talebelerinden Hasan Bin Ziyad anlatır.
Birisi parasını bir yere gommuştu, gomduğu yeri unuttu. Uzulerek durumu şaşkın bir şekilde Hazreti İmam'a anlattı.
İmam Hazretleri :
- Bu geceyi namaz kılmakla gecir, yerini hatırlarsın!
Gecenin dortte birini namaz kılmakla gecirmişti ki, gomduğu yeri hatırladı.
Sonra imamın yanına gelip, sordu.
- Siz bunu nasıl anladınız ?
- Şeytan elbette senin geceyi ibadetle gecirmeni istemez. Bunun icin hatırına getirir. Fakat sen gecenin geri kalan kısmını da nicin ibadetle gecirip Allahu Teala'ya şukretmedin ?
KARADA O DA YOK !
Allah dostlarından Aziz Mahmud Hudayi, Ramazan olunca bazı gunler Uskudar'dan karşıya gecerek, iftardan sonra geri donerdi.
Yine bir gun karşıya gecmiş, geri donerken yanındaki derviş :
- Efendi Hazretleri, size bir şey sormak istiyorum. Bu karanlık gecede olumle aramızda denizin ustundeki şu curuk tahta parcası (kayık) var değil mi ? der.
Mubarek insan gulumseyerek :
- Karada o da yok, der.
FİLİSTİNLİ COCUK
Filistinli bir cocuk İsrail askerlerini taşlarken yakalanır. Askerler cocuğu merkeze gotururler.
Komutan cocuğa :
- Sen intifada orgutunden misin ? diye sorar. Cocuk :
- Hayır, derse de kurtulamaz. Komutan eğer İntifadan beş kişinin ismini verirse serbest bırakılacağını soyler. Başka turlu kurtulamayacağını anlayan cocuk biraz duşundukten sonra:
- Eğer beş kişinin ismini verirsem gercekten serbest bırakacak mısınız ? der.
Komutan :
-Soz, serbest bırakacağım, der. Bunun uzerine cocuk şu isimleri sayar :
1- Ebu Bekir es-Sıddık,
2-Omer b. Hattab,
3- Osman b. Affan,
4- Ali Ebu Talib
5- Ubeydullah b. cerrah.
İsimleri alan komutan,cocuğu serbest bırakır İsimleri istihbarat teşkilatına gonderir.
Fakat hic beklemedikleri bir cevapla karşılaşırlar.
Cocuğun verdikleri isimler Allah Rasulu'nun Ashabının isimleridir.
İNSAN - HAYVAN FARKI
60'lı yılların ortalarında İstanbul Uşşaki Camii'nde vaaz veren Şaban Aykın isimli hocanın insan - hayvan değerlendirmesi :
insan namaz kılmakla mukellef, hayvan ise bundan muaf.
NASIL RIZIKLANDIRIYORSA
Hz. Ali'ye (R.A.) :
- Allah, bu kadar insanı nasıl hesaba ceker?
diye sorulduğunda :
Hz. ALİ (R.A) :
- Nasıl rızıklandırıyorsa oyle, buyurmuşlardır.
BAKKAL BORCU
Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir ramazan, oruc uzerine konuşuluyordu. Paşa'nın sevip himaye ettiği şair Haşmet de oradaydı.
Paşa ona :
- Haşmet senin de borcun var mı ? diye sordu.
- Var efendim.
- Ne kadar ?
- Mahalle bakkalına bin kuruş borcum var.
Ragıp Parşa kızdı :
- Be adam onu sormuyorum. Oruc borcunu soruyorum, deyince Haşmet :
- Onu Allah sorar paşam; sizin soracağınız bakkala olan borctur, dedi.
DOMUZ ETİ
Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'e esareti sırasında Rus carı tarafından bir ziyafefet verilir.
Gunlerdir bir şeyler yemeyen Şeyh Şamil, yemekleri iştahla yerken Rus Carı yanındakilere :
- Korkarım bu adam bizi de yiyecek! diye fısıldar,
Bu sozleri duyan Şeyh Şamil Car'a şoyle seslenir :
- Endişeye mahal yok, zira bizim dinimizde domuz eti yemek yasaktır.
EY PİR! KALK KURTAR
Yunanlılar Bursa'yı işgal ettiğinde "Pir Emir" isimli zatın turbesine bakan turbedar, mezarın başına giderek, bastonu ile sandukaya vurarak :
-Ey pir,Bursa işgal edildi, kalk kurtar! der
O gece ruyasında Pir Emir'i goren turbedara
Emir :
- Be hey gafil, vatanı duşmandan kurtarmak, olulerin değil, dirilerin hakkıdır der ve okkalı bir tokat atar. Turbedar uyandığında tokatın acısı hala gecmemiştir.
KİM OLE KİM KALA
Padişaha Hindistan'dan nadide bir kumaş gelmiş.
Padişah terzibaşını cağırmış :
- Bak, demiş, bu gun carşamba, cumaya kadar 12 duğmeli bir elbise dikeceksin.
Ama duğmeleri altından olacak. Altınları da sen dokup yapacaksın...
Terzibaşı :
- Ama... diyecek olmuş.
Padişah kukremiş :
- Aması... kellen ...
Terzi evine cekilmiş. Eli ayağı titriyormuş.
Karısı teselli etmiş:
- Bak kocacığım. Sen şu işe bir başla gerisi Allah Kerim...
Terzi once duğmelerden başlamış. Altın duğme dokmek icin once civi dokmek, sonra da bunu bukup yuvarlatmak gerekiyormuş. Terzi cuma gunu şafak sokerken binbir zahmetle civileri dokebilmiş.
Duğme haline getirmeye calışıyorken kapı calmış. Terzi kirec gibi bir yuz ve titreyen bacakları ile kapıyı acmış. Karşısında uc zaptiye :
-Padişah hazretleri dun gece Hakkın rahmetine kavuştular. Civi lazım. Sen civileri hazırla.
YARATILIŞ
Padişah, oğlunun cok iyi yetişmesini istediği icin, hocalar tutmuş, oğluna her şeyi oğretmeye calışmış, ama nafile; cocuğun gozu eğlencedeymiş, calsın sazlar oynasın kızlar, gununu gun ediyormuş...
Padişah, bir gun vezirine dert yanmış :
- Ne yaptımsa nafile, o kadar hoca tuttum, okuttum, olmadı!
- Padişahım, cocuğun yaradılışında ne varsa o olur, neye kabiliyetliyse, onu yapar.
Hocalar cocuğun kabiliyetini geliştirir, tabiatını, yaratılışını değiştiremez...
Padişah kızmış :
- Yani sana gore eğitimin, terbiyenin bir faydası yok mu ?
- Hic olmaz mı padişahım,ama eğitim, terbiye yaratılışı tam değiştirmez!
Padişah, o gece sarayda bir eğlence duzenletmiş, eğlence sırasında terbiyeli eğitilmiş kediler de gosteri yapmışlar, sırtlarında bir tabak, tabakta yanan mum dolaşıp duruyorlarmış...
Padişah vezire donmuş :
Gor, bak, terbiye, kedileri bile ne hale getiriyor!
Vezir sesini cıkarmamış. Bir ay sonra yine saraya cağrılınca, bu sefer bir sepette beş, on tane fare koyup gitmiş...
Biraz sonra padişahın terbiyeli, eğitilmiş kedileri ortaya cıkınca, vezir sepetin kapağını acıvermiş. Fareleri goren kediler gosteriyi filan unutup saldırmışlar, halılar tutuşmuş, ortalık birbirine girmiş, vezir de yavaşca padişahın kulağına fısıldamış :
- Yaa, işte boyle padişahım, terbiye de, eğitim de yaratılışa bağlıdır!
KERAMET
Devrinde hayli şohrete ulaşan buyuk mutasavvıf ve alim,(Aziz Mahmud Hudayi) zaman zaman saraya da misafir olurdu.
Menkıbeye gore gene bir gun misafirliği sırasında, Hudayi abdest almakta iken padişah (I. Sultan Ahmet) eline su doker. Valide Sultanda elinde havlu tutmak icin beklemektedir. Bu sırada Valide sultan'ın gonlunden şeyh hazretlerinin cok kerametli olduğu soylenir, bize de bir keramet gosterseler diye bir istek gecer. Bunu fark eden Hudayi :
- Sultanım bundan buyuk keramet mi olur?
Benim gibi aciz bir kula yeryuzunun padişahı su dokuyor, valide hazretleri de havlu tutuyor! der.
DOSTLUĞUN OLCUSU
Şemsi Tebrizi ve Mevlana Celaleddin Rumi iki buyuk dosttur.
Aralarındaki dostluk asırları aşarak gunumuze kadar ulaştı. Gercek dostluğun ne olduğuna dair kıymetli olculer verdi. Ceşitli defalar ayrıldılar, kavuştular. Ayrılığın acısını, kavuşmanın sevincini yaşadılar.
Bir gun Şems Tebriz'dedir. Bir Yahudi koşarak gelir ve bağırır :
- Mujde ! Mevlana geliyor.
Şems mutebessim. Hemen butun varını yoğunu yahudiye bağışlar. Yahudi gittikten sonra olaya şahid olan birisi Şems'e :
- Bu yahudi seni aldattı. Yolda kimse yok, Mevlana gelmiyor der.
Şems tebessumunu bozmaz ve dostluğun o muthiş olcusunu verir :
-Biliyorum. Bu sozun yalanına malımı mulkumu verdim. Doğru olsaydı canımı vermem gerekirdi.
BOŞ EL
İbrahim bin Edhem bir gun hamamdan cıkarken para isterler :
- Şimdi yok, sonra veririm.
İlgililer :
- Paran yoksa hamama girmeseydin. deyince, İbrahim bin Edhem Hazretleri vecde gelir ve duşup bayılır. Bir sure sonra kendine geldiğinde, ne oldu diye sorarlar. O da şu karşılığı verir :
- Boş el ile şeytanın evine koymuyorlar. Peki amelsiz olarak Rahman'ın evine nasıl gireriz?
MENFAAT
Mevlana Hazretleri, muridlerinden biriyle giderken, bir kac kopeğin sarmaş dolaş uyuduklarını gorur.
Muridi :
- Guzel kardeşlik orneği der, keşke insanlarda bunlardan ibret alsa.
Mevlana tebessum ederek karşılık verir :
- Aralarına bir kemik atıver de, gor kardeşliklerini.
KİLİSENİN ŞEHADETİ
Kafkas Kartalı Şeyh Şamil,esarette bulunduğu sırada Ruslardan namaz kılmak icin yer gostermelerini istemiş. Sarayın kilisesine goturmuşler.
Şeyh Şamil, namaz hazırlığını yaparken, Ruslar da kilisedeki putu ortmeye calışıyorlarmış.
Şeyh Şamil onlara mudahale ederek :
- Bırakın oyle kalsın, demiş. Şamil'in esarette ve burada da namaz kıldığına onlar da şehadet etsin.
NEFSE İTİMAD EDİLMEZ
Ebul Hasan Buşenci, bir gun yıkanmak icin banyoda bulunduğunda, hizmetcisini cağırıp kapı arkasından gomleğini uzatıp, "Bunu falan fakire veriniz" buyurdu.
Hizmetci "Peki efendim" diyerek gomleği goturup fakire verdi. Daha sonra
EbulHasan'a :
-Efendim bunu dışarı cıkınca soyleyemez miydiniz ?
Banyoda iken soylemenizin sebebini anlayamadım, diye sordu :
Ebul Hasan şu acıklamada bulundu :
-O hayırlı duşunce hatırıma orada iken geldi dışarı cıkıncaya kadar nefsimin beni bu duşunceden caydırmasından korktum. Nefsime, cok kısa zaman da olsa itimad edemem.
BİR COCUK, TANRI’DAN BİR DOLAR İSTEDİ...
Kucuk bir cocuk bir gun kırda cayırların uzerine uzanmış gokyuzunu seyrediyordu.
İcinden birden Tanrı’yla konuşmak isteği geldi.
-Senin icin bir milyon yıl aslında ne kadardır? diye sordu.
Cevreden bir yerden bir ses geldi:
-Benim icin bir milyon yıl, yalnızca bir saniye kadardır. dedi.
Cocuk bu yanıtı duyunca heyecanlandı ve ikinci sorusunu sordu:
-Peki Tanrım! dedi. Senin icin bir milyon dolar ne kadardır?
Cevredeki ses bu soruyu da yanıtladı:
-Bir milyon dolar benim icin yalnızca bir dolar kadardır.
Cocuk birden yerinde doğruldu ve Tanrı’dan bir istekte bulundu:
-O halde bana bir dolar verir misin, Tanrım? dedi.
Cevredeki ses bu soruyu da yanıtladı:
-Elbette veririm yavrum dedi. Lutfen bir saniye bekler misin?
SON NEFESTE PAZARLIĞA GİRİLİNCE
Genc bir adam haftasonu golde balık tutuyordu. Oltasına değişik bir balık takıldı. Onu da sepetine, tuttuğu oteki balıkların yanına attı.
Fakat beklenmedik birşey oldu ve bu değişik balık, zıplayıp, konuşmaya başladı.
"Beni hemen gole atarsan gercekleşmesini istediğin uc dileğini yerine getireceğim" dedi.
Genc adam dudak kıvırdı. "Yalnızca uc dilek mi?" diye sordu.
Genc adamın kafasından son model ve en pahalı arabalar, deste deste paralar, guzel guzel kadınlar gecti.
"Uc dilek bana yetmez konuşan balık" dedi. "Gel anlaşalım; sen beş dileğimi yerine getirir, ben de seni gole geri atayım."
Konuşan balık pazarlıktan hoşlanmadı. "Kusura bakma, dostum" dedi. "Yalnızca uc dileğini yerine getirebilirim."
Genc adam, eline gecen bu fırsattan sonuna dek yararlanmaya bakıyordu. "Madem beş dileğimi yerine getiremiyorsun" dedi. "O halde dort dilekte anlaşalım."
Konuşan balık, bu kez zayıf bir sesle karşılık verdi. "Uc dilekten fazlasını yerine getirebilmem olanaksız" dedi.
Genc adam uc dilek mi tutmalı, yoksa golde bu balık gibi başka balıklar da var mıdır diye duşunurken sonunda kararını verdi. "Peki, sen kazandın konuşan balık" dedi.
"Anlaştık Uc dilek tutmayı kabul ediyorum."
Onun bu sozlerine konuşan balık karşılık vermedi.
Genc adam balık sepetine dondu, baktı. Biraz once konuştuğu balık artık yaşamıyordu.
Videolar
http://www.hemenpaylas.com/download/...Video.zip.html
http://rapidshare.de/files/11810336/..._st_k.mp3.html
http://rapidshare.de/files/2168719/c...__ol_1.wm.html
__________________
[[5000. Mesajım Şerefine Komik Resimler Fıkralar Veee Videolar]
Geyik0 Mesaj
●20 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Geyik
- [[5000. Mesajım Şerefine Komik Resimler Fıkralar Veee Videolar]
