Buyuk buyuk siyasetcilerimiz yaz donemi calışmalarını genelde Ankara dışında yaparlar. Bu yaz donemi calışmaları, son yıllarda bana da sirayet etti. Bir kac senedir hep Ceşme`ye gidiyorum. Niye mi? Teyzem sulalesinin tokmakcası Sushi Ali`nin ısrarları (Kendisine yağdanlık bulamadığından ve amele fiyatının yarısına calıştırmak, en onemlisi de o konuşurken surekli "he-hu" anlamında kafa sallamak gerektiğinden)ama en onemlisi Dalyan`ın kıyılarına henuz estetikcilerin elini uzatmamış olması..
Dalyan namındaki sancağın kadınlarının, kızlarının tamamı hormonsuz. İnsan seyrine durduğunuzda gozunuz acımıyor. Ustelik de icten davranıyorlar. Vucutlarını estetik cerrahlara teslim etmedikleri gibi ruhlarını da piyasa fiyatına kaptırmamışlar. Kibarlık konusuna gelince; bellerine asalet olcen bir alet takın o aleti catlatırlar..
Dalyan`ın lebideryasına kurulmuş oğrenci yurdunda bulundum bir sure.. E, yani orada calışanları gorseniz bana hak verirsiniz. Kapıdan girişte guvenlikci kızlar karşılıyor. Yasemin, Yıldız, Sıdıka, Ulku.. Bu dortlu kibarlık konusunda yarışma duzenlense guvenlikciler arasında kesin kare as olurlar. Orda her nedense erkeklerden fazla kadın kısmısı calışıyor. Yurdun muduru Şukran hanım (Valla bir ara duşundum; şeyleri olsa dayım olur gibilerden. Hem guzel hem de otoriter. Mudur dediğin de boyle olmalı) Onun bunyesinde Hamide Hanım, Zeynep Hanım ve Dağlar Kızı Reyhan Hanım..Tabi bunlara eklenecek hizmetli bayan takımı da var. Oyle zaman oluyor ki hepsi bir araya gelip cay, pasta, borek tıkınma saatlerinde kimin mudur kimin guvenlikci, kimin hizmetli olduğu belli değil. Temsil onu bir araya geldiyse hepsi birden konuşuyor ve hepsi birden dinlemiş oluyor haliyle, ama yine de kibarlıklarından geri durmuyorlar. Orneğin birisi diğerine bir elbisenin rengini tarif ederken bile "Cok afedersiniz.. Kumaşı siklamen renginde.." diye ta başından bir "afedersin" lafını konduruyor. Dersiniz ki "Ula oldum de cennete mi duştum"..Ta ki Sushi Ali gelesiye kadar. O geldi mi ortamın rengi değişiyor. Cunku Ali dediğim nam-ı diğer Sushi sekiz muhabbeti bir arada goturen bir zat-ı muhterem. Sıkıysa dinleme ve sıkıysa o konuşurken "he-hu" anlamında kafa sallama veya gulme! Cıngarın cıktığı an demektir..
Bu yerde her ne kadar Şukran Hanım Mudur ise de elini sallasan başka mudurlere carpar durumu da soz konusu..
Temizlikcilerin muduru var, tesisatcıların muduru var, guvenlikcilerin muduru var, yemekhanenin muduru var, gazinonun muduru var, arıtmanın bile muduru var.. Herkes birbirine "Mudur" diye hitap ediyor. Herkesin de yuruyuşu değişik. Kimse kimsenin ağacına sol bacağını kaldırıp ciş yapmıyor.. Adem haric! O bolge filan tanımıyor, herkesin bahcesine dalıyor..
Yazın oğrenci takımı tatilde olduğundan ulke genelindeki personel yararlanıyor boylesi zamanlarda.. Yer denizin dibinde.Yani kişiye ozel kıta sahanlığı bile var. Canın isterse ozel teknelere top ateşi dahi acabilirsin. Uyanıyorsun duş neyim gerekmez. Doğru denize.. Zurnayı denizde yıkıyorsun, sırtını da balıklar keseliyor..Kısaca denizi yalak gibi kullanma ayrıcalığı var, hem de yan tarafta kÂin havacıları catlatma pahasına..
Bir de otellerin acılışı vardı. Orneğin Ontur, Başkan`ın oteli Pırıl, Albano,Babaylon,Karadede,Altınyunus,Ilıca,Kerasus, Sisus ve daha bir suru otel..Havai fişek gosterisi yapıyorlar ki hemen her gece. En dangalak UFO şoforu dahi bu hengameyi,gokyuzunden farkeder. Muzik, eğlence gırla.. Otel sahiplerinden veya otelcilerin başkanı Veysi Oncel`den ruhsat alamayıp eğlenceye dahil olamayanlar, otellerin yanıbaşındaki tepelere tuneyip cekirdek citleyerek havai fişek gosterisini izlerler. Oralara tuneyen kızları izlemek icin de organik gencler birikir cevreye caktırmadan..
Hani geline demişler ki;"Kız, kalk oyna" o da "Vallah yerim dardır" demiş. Benim yerim de bu kadar. Başka zaman bu dizinin devamını izleyeceksiniz. Bu arada ola ki, kediniz, kopeğiniz, kaplumbağanız, kurbağanız, yılanınız, hatta karıncanız bile hastalanırsa Alacatı Veteriner Kliniği`ndeki Secil Ozyay`a gidin. Tam bir hayvan doktoru. Ben bile tedavi oldum eşşek niyetine..
2-Liste
Bir gun bir adam bir adamla raportaş yapmış adam:
Sen kuduz olsaydın ilk başta sana işe yarıycak şey ne oldurdu, dedi adam karşındaki adam :
ben kuduz olsaydım ilk baştakağıt işime yarardı, dedi adam.
Soru soran kişi cok şaşırdı ve şu soruyu soyledi:
Neden kağıt, dedi adam karşındaki adam:
Cunku ısıracaklarımın liste yapıp yazardım

3-Husnu"nun evinin catisi
Yıllar once calıştığım bir koyde cemaat teravih namazını kılarlar.İmam namazın kacıncı reketında olduğunu unutur.Doner usulca muezzine sorar.İş bu ya muezzinde saymamıştır.Bu sefer muezzin arkasındakine sorar.Derken iş uzar.Kimse işin icinden cıkamaz.En son arkada direğin denginde duran işi inşaatcılık olan muhtara sorarlar.
Muhtar da namazda kafasından yeni başlayacağı inşaatın planını yapmaktadır.Bu soru uzerine yutkunur,hafiften oksurur.Muhtarda sayıyı bilmemektedir.Bilmiyorum dese kendine yakışmaz,yalan soylese camide olmaz.
-Valla ne desem ki der.En son kıldığımız rekatta ben Husnu`nun evinin catısını yapmaya başlamıştım.İlk iki rekatta temeli attıydım,gerisini hesap edin der.
4-3 olmak nasil bişey acaba?
Atilla dede bundan yıllar once bir yuzme yarışına katılmış ve 3. olarak yarışmayı tamamlamıştı.Hep orada asılı dururdu(duvarda) madalyası...Herkese anlatılırdı bu hikaye.Birgun bize de başladılar anlatmaya:
"Cok cetin bir savaştı!(Oysa sadece bir yuzme yarışıydı.)Kendimi adeta cephede vatanım icin savaşıyor zannediyordum!(sadece kucucuk bir havuzdaydı aslında...)Ve en sonunda zafere ulaştım 3. oldum.Bu sefer alkışlar benim icindi, her yer inliyordu.(sadece birkac kişi varmış)
Tabii yarışmada sadece 4 kişi olduğunu da kimseye acık etmedi...

5-SEN cok yaşa abim!
Bu gun sizlere başımdan gecen ve hatırladıkca gulduğum bir anımı paylaşmak istiyorum.
Oldum olası boş durmayı sevmeyen bir adamımdır kendime mutlaka bir uğraş bulmam lazım gerci bazılarına başta babama fuzuli işler gelebilir ama ben kendimi mutlu etmesini biliyorum ya varsın fuzuli olsun. Cemiyetci adamım vakit buldukca ve vakitte buluyorum ne kadar kendimi zorlasamda.
En cokta mutlu olduğum işlerden biride işsiz olan dostlarıma, arkadaşlarıma iş bulmak. Bu bana manevi olarak cok buyuk haz mutluluk veriyor ki bu duyguyu anlatamam. Bazen sabahlara kadar uyumam işsiz arkadaşımın vasfına gore nerde iş bulabilirim nasıl ona yardımcı olurum diye bu sebepten dolayı bazı arkadaşlarım iş ve işci bulma kurumu gezici Şubesi diye latife yaparlar.
Yaklaşık yirmi yıla yakın iş hayatındayım ve dostluklara bunun icin onem vermişimdir. Bu gune kadar en az iki yuz kişiye iş bulmuşumdur kimisi Allah razı olsun dedi kimisi teşekkur bile etmedi ama iyilik yap denize at derler ya bende aynen oyle yapıyorum.
Yine bir arkadaşım işsiz kalmıştı daha doğrusu iflasın eşiğine gelmiş calıştığı dukkÂnı satmıştı ve cok ihtiyacı vardı. O arkadaşımın abisini bir sure sonra eşini de ben işe sokmuştum. DukkÂnı satmasa elindeki ev bile daha sonra borclarına yetmeyecekti.
Ben o abim gibi sevdiğim insana iş ararken tanıdık dostlara haber salarken benim gibi şiir yazan bir abim surekli beni calıştığı kuruma cağırıyor illa ziyaretime beklerim diye ikide bir mesaj yazıyordu.
Bir gun sabah nobetten cıktım ben nobete genelde resmi gider gelirim zaman bakımından. Hani derler ya kargalar bile kahvaltı yapmadığı zaman bende nobetten cıktığım gibi beni davet eden değerli ağabeymin calıştığı resmi kuruma gittim. Kapıdaki gorevliden gerekli işlemleri yaptıktan sonra ikinci katta calışan ağabimin ofisine kapıyı tıklatarak girdim iceride beş altı memur daha vardı gunaydın diyerek selam verdim iceridekiler sanki koro halinde kime bakmıştınız dedi hep bir ağızdan.
Hicbir devlet dairesinde boyle bir ilgi gormediğim icin once pardon yanlış geldim diyecektim icimden ama şeyyy ben Atilla ADSAY Beye baktım diyebildim.
Her zaman resimlerinde ak saclı babacan bir adam olarak gozumde aşina olan lakin yakından gorunce en az on yaş genc gorunumlu gayet bey efendi babacan guluşlu bir adam masasından doğrularak ayağa katlı.
Vay ,vay, vay kimler gelmiş, Bursanın ve Turkiyenin onemli şairlerinden Ersin UNAL Gelmiş arkadaşlar deyince ister istemez arkama baktım yahu dedim arkamdan Ahmet Selcuk İLKAN veya Cemal SAFİ de gelmedi ama bu ne ilgi boyle gulmemek icin kendimi zor tuttum.
Sonra sohbet devam etti hala Atilla abim ofistekilere beni meth ediyor bin tane şiirim olduğunu karşınızda buyuk şair Ersin UNAL olduğunu anlatıyor ofisteki arkadaşları sanki Ahmet Selcuk İLKAN veya Cemal SAFİ yi gormuş gibi bana nasıl ikramda bulunmak icin yarışıyorlardı gormeliydiniz. Hayır o değilde biraz daha dursam kendimi havalara sokacaktım Allahtan ziyareti fazla uzun tutmadım. Uğurlaması karşılaması gibi hoştu.
Sonra ayrıldım oradan icimden gecen şuydu Bursanın ve Turkiyenin onemli şairi yayan gidiyordu ve ay sonu olduğu icin cebinde dolmuşa binecek parası bile yoktu..Beni gulumsetende buydu : ))
Atilla abi gercekten babacan bir adam misafir sever iyi yurekli değerli bir insan ama bu kadar şatafata ne gerek vardı be abicim o gundur bu gundur aklıma geldikce guluyorum. Bazen dostlarla bu konuyu paylaştığım zaman onlara da bir kahkaha alıyor nedense.Sen cok yaşa hemi abim...

ALINTIDIR.OKUDĞUNUZ İCİN TEŞEKKURLER. yani ben yazmadim buLdum
__________________
