Bayan Ajan
İsrailli guzel casus Suriye'den donup İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından caldım. Ustelik, bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevincle haykırırlar: - Harika, oğlunu hemen bize ver, sorguya cekelim. Guzel casus uzgun bir yuzle cevaplar: - İşte bu hemen olmaz, dokuz ay beklememiz lazım...
Kuaforde
Adam, luks erkek kuaforunde oturmuş bir yandan sakal traşı olurken, bir yandan da elleri manikurlenmektedir. Manikuru yapan sarışın fıstık adamın ilgisini cekmekte gecikmez: - Guzelim, bu gece benimle cıkmaya ne dersin? Kız gulumser: - Ozur dilerim ama ben evliyim. - "Boşversene" der adam, "Seninkine telefon et bu gece işin cıktığını eve gelemeyeceğini soyle.." - İsterseniz siz soyleyin, şu anda sizi tıraş ediyor...
Atalar
Gecen sene 100 metre derinliğe kadar kazdıktan sonra, Rus bilim adamlari 1000 yıllık bakır tel artıkları buldular ve bundan, atalarının bin yıl once bir telefon ağına sahip oldukları sonucuna vardılar. Onlardan aşağı kalmamak icin, takip eden haftalarda Amerikalı bilim adamları 200 metre derinliğe kadar kazdılar ve gazeteler şu manşetle cıktı: "Amerikan bilim adamları 2000 yıllık optik kablo artıkları buldular ve atalarının, Ruslarinkinden bin yıl once yuksek teknoloji urunu dijital telefonları olduğu sonucuna vardılar". Bir hafta sonra Turk ajansları şu surmanşeti verdi: "500 metreye kadar yapılan calışmalarda Turk bilim adamları kesinlikle hic bir şey bulamadılar. Bunun uzerine atalarının 5000 yıl once cep telefonu kullandikları sonucuna vardılar".
Ateist
Ateist bir adam bir gun ormanda geziyor ve etrafındaki guzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne guzellikler yaratıyor!" diye duşunup mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. Adam butun gucuyle kacıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca suren bir kacışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın uzerine atlamış, pencesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gokyuzunden bir ışık huzmesi adamın uzerine parlamiş. Cok derinden gelen ilahi bir ses adama: - "Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş. Adam utanc icinde: - "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş. Ses: - "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya baslamis. Herşey eski haline donmuş. Ayı pencesini indirmiş, iki pencesini de goğe doğru cevirmiş, ve konuşmaya başlamiş: - "Tanrım, senin rızkınla orucumu acıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."
Afacanlar
Mahallenin iki afacan kardeşi tum mahalleliyi bıktırmış. Surekli ana babalarına şikayet geliyor mahalleliden. Kırılan camların, kuyruğuna teneke bağlanan kedilerin, lastiği indirilen arabaların sorumlusu hep afacan kardeşler. Ana babası usanıp bu durumu kilisenin papazına anlatırlar ve yardım isterler. Papaz "gonderin cocukları konuşayım" der. Cocukları gonderirler. Papaz once buyuk oğlanı cağırır: - "Soyle bakalım evladım, Tanrı nerede?" Cocuk susar. Papaz tekrar sorar: - "Evladım soylesene Tanrımız nerede?" Cocuk susmaya devam eder. Papaz ısrarla sormaya devam eder, cocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz, "konuşsana be cocuk nerede Tanrı?" der.. Cocuk aniden fırlar, kiliseden koşarak kacıyorken seslenir kardeşine "kacalım cabuk!". Eve giderler, odalarına cıkıp kapıyı iyice kapatırlar, kucuk oğlan sorar buyuğune "neden kacıyoruz?" Buyuk yanıtlar: - "İşte şimdi hapı yuttuk, Tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar!"
Wilson Civileri
Wilson adinda birinin bir civi fabrikası vardır ve reklama ihtiyacı vardır. Pazarlamacı arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Civileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder. "Bana bir hafta ver." der arkadaşı, "sana bir kasetle doneceğim." Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson'u gormeye gelir. Kaseti videoya koyar ve calıştırır. Romalı bir asker İsa'yı carmıha civilemekle meşgul; yuzunu kameraya cevirir ve "Wilson civileri kullanın, onlar her şeyi taşır" der. Wilson cılgına doner ve bağırır, "senin problemin ne? Bunu asla TV'de gostermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalı'ların İsa'yı carmıha germesi gibi şeyler istemiyorum." İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve calıştırır. Bu sefer kamera Roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve carmıha asilmis İsa'nın onunde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson civileri, her şeyi taşır" der. Wilson kendini tutar bu sefer, "sen beni anlamıyorsun, carmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son bir şans veriyorum, bir hafta icinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." Bir hafta daha gecer. Wilson sabırsızlıkla beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Sacları uzamış bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir duzine Romalı asker de peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine doner: "Keşke Wilson civileri kullansaydık."
Kekeme
Kekemenin biri bir gun Beşiktaş'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındaki bir bakkala girip: - "Kakakakarrdeşşşş, bubububurraaalarrrrdaddadadadbi kekekemememe okukukukuluuu varmış, nenenenerededede bibibiliyomusususun?" diye sormuş. Bakkal da: - Okulun yerini bilmiyorum ama abi, senin okula hic ihtiyacın yok bence gayet iyi kekeliyorsun...
Mac
Bir devrin tum as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı cağırtmış: - "Cennetle cehennem arasında bir mac duzenleyelim, ne dersin?" - "Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş Şeytan. - "Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kotu futbolcu varsa sizde." Şeytan şeytanca gulumsemiş: - "Ama butun hakemler de bizde."
Einstein'ın Şoforu
Einstein konferanslarına hep ozel şoforu ile giderdi. Yine bir konferansa gitmek uzere yola cıktıkları bir gun şoforu Einstein'a; "Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse soyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gulumseyerek ona bir oneride bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hic tanımıyorlar.", "o halde bugun palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim." Şofor, gercekten cok başarılı bir konuşma yaptı ve sorulan tum soruları doğru yanıtladı. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o gune kadar konferansta sorulmamış bir soru sordu. Şofor, hic duraksamadan soruyu soran kişiye dondu ve: "Boylesine basit bir soruyu sormanız gercekten cok garip" dedi. Sonra da Einstein'ı işaret ederek şoyle devam etti: "Şimdi size arka sırada oturan şoforumu cağıracağım ve sorduğunuz soruyu, goreceksiniz, o bile yanıtlayacak."
Promosyon
Hava taşımacılığının ilk yıllarında insanlar ucağa binmekten korktuğu icin bir turlu istenen yolcu sayısına ulaşılamıyormuş. Bir şirketin promosyon sorumlusu ucaklarında seyahat eden iş adamlarına birer mektup gondererek, eğer o hafta rezervasyon yaptırırlarsa bundan sonraki ilk beş seyahatlerinde eşlerinden para alınmayacağını bildirmiş. Bunun uzerine epeyce başvuru olmuş doğal olarak. Şirket kampanya sona erdikten sonra bu kez işadamlarının eşlerine birer mektup gondererek, seyahatlerinden memnun olup olmadıklarını sormuş. Ancak mektup gonderilen kadınların yuzde doksanından şu yanıt gelmiş: "Ne seyahati?
Zorlama
Bir sokakta iki arkadaş dolaşıyorlarmış. Bunlardan biri istediği insana, istediği şeyi sadece duşunerek yaptırabileceğini iddia etmiş. Diğeri de tabii ki inanmamış. Adam da bu soylediğini ispatlamak icin karşıdan gelen iki bayanın sac baş birbirine girerek kavga edeceğini soylemiş. Arkadaşı "hadi yap da gorelim o zaman" demiş. Adam biraz duşunup yoğunlaştıktan sonra iki bayan cok fena kavga etmişler. Arkadaşı bu olaydan cok etkilenmiş. "Ben buna inanmam" diyerek başka bir şey yapmasını istemiş. O da arkadan gelen adamın cebine para koyup gideceğini iddia etmiş. Hemen uygulamaya gecerek yine cok yoğun bir şekilde konsantre olduktan sonra adam bunun cebine parayı koymuş. Arkadaşı tamamen şok olmuş ama hala inanmamakta ısrarlı. Yanındaki arkadaşına donerek; "Şu ana kadar hep sen soyledin başkaları da yaptı. Bu sefer de benim dediğimi yaptır da gorelim" demiş. Adam kabul etmiş. Arkadaşı karşıdaki binanın yedinci katında oturan kişinin televizyonunu camdan aşağıya atmasını istemiş. Arkadaşı işine yoğun bir şekilde konsantre olmuş. Aradan 5 dakika gecmiş, 10 dakika gecmiş ama hala bir gelişme yok. En sonunda yedinci kattan bir adam cıkmış ve: - "Zorlama be kardeşim, televizyon falan yok bizde" demiş.
__________________
super fıkralar 2
Geyik0 Mesaj
●29 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Geyik
- super fıkralar 2
