buyrun arkadaşlar hepside birbirinde guzel cevaplar.


OLULER CİCEK KOKLAMAZ
Amerika'lı iş adamı, bir Cinli'yle alay ederek sormuş:
- Oluleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirincleri ne zaman yiyecek?
Cinli, başını kaldırmadan cevap vermiş:
- Sizin oluleriniz, koyduğunuz cicekleri kokladığı zaman.
HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR?
- Hayat kırkından sonra başlar, diyen bir kişiye Said Turhan şu karşılığı vermiş:
- Eğer otuz beşinde olmezsen!..

OLUM NEDİR?
Talebelerinden biri, Konfucyus'e:
- "Olum nedir?" diye sorduğunda, Konfucyuz'un cevabı şu olmuş:
- Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana olumden bahsedeyim.

HER KOYUN
Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlul DÂn Hazretlerine:
- Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır.
Bir gun sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, ust kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlul.
Halife, kendisini sıkıştırdığında:
- Gorduğunuz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu icin, herkesi rahatsız eder.

ORUC NASIL ŞİŞMANLATIR?
Hekimoğlu İsmail'e, "Ramazan olmasına rağmen biraz kilo almışsınız?" dediklerinde:
- Maalesef oyle oldu, demiş. Cunku iki kişilik yemek yiyor, bir kişilik oruc tutuyorum.

RİYAKÂRA CEVAP
Adamın biri, Hz. Ali'yi gıyabında yani ardından kotulediği halde yuzune karşı ovmeye başlayınca, ondan şu karşılığı almıştır:
- Soylediklerinden daha aşağı, fakat icinden gecirdiklerinden daha ustunum.

MEZARTAŞI YAZISI
Behlul DÂnÂ'ya biri sorar:
- Oğlum oldu. Mezar taşına ne yazdırayım?
Behlul DÂn şu cevabı verir:
- Şunu yazdır: "Dun altında olan cimenler bugun ustunde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak gunahtan gayri her şeyi orter."
AT NALI UĞUR GETİRİR Mİ?
Kadıkoy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca'ya:
- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
- Demirci Hoca:
- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dort tane var ama, butun gun kamcı yiyip duruyorlar.

HAYATI SEYRETMEK
Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda, ihtiyar adam gozlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir:
- Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.

SELÂMDAKİ İNCELİK
Muzaffer Ozak Hoca'nın sahaflar carşısındaki dukkanına giren bir genc:
- SelÂmunaleykum babalık... diye selÂm verince, hazret selÂmı alır:
- AleykumselÂm kurukalabalık...

ORTUNMEK İCİN GİYİNMEK!
İngiltere Kralı George ile goruştuğu sırada, Gandi'nin uzerinde her zamanki gibi beyaz ortusu varmış.
Davetten cıkınca, bir gazeteci sormuş:
- Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak icin yeterli miydi?
Gandi, hic aldırmadan cevap vermiş:
- Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi.

HUZUR
Zeynel Âbidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi.
- Kimin huzurunda durduğumu duşunurseniz, sebebini anlarsınız...

KABRİSTAN
Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.

CINAR AĞACI MAYDANOZUN NESİ OLUR?
Selim Gunduzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi'ye:
- Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa gore, cınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.
BAKIŞ FARKI!
Adamın biri, Muhammed Bin VÂsi'nin bacağındaki yarayı gorup, "Sana acıyorum" dediğinde, ondan şu cevabı almış:
- Ben, aynı yaranın gozumde cıkmadığına şukrediyorum.

SUSTURUCU TEDAVİ
Zamane genclerinden biri, bir toplantıda Mehmed Âkif'i kucuk duşurmeye calışıp:
- "Affedersiniz, demiş. Siz baytar mısınız?"
Mehmed Âkif, hic istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
- Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

MUJDE
Harun Reşid'in vezirlerinden biri, Behlul DÂnÂ'ya latife yollu takılarak:
- "Mujde sana ey Behlul, Sultanımız seni, domuzlarla maymunlara coban tayin etti" dediğinde, Behlul şu cevabı vermiş:
- Oyle ise kulaklarını ac da emirlerimi yerine getirmeye hazırlan.

ZOR AMA GUZEL
Cuneyd-i BağdÂdî'ye: "Sabır nedir?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- Yuzunu ekşitmeden, acıyı yudumlamaktır.

YETMEZ Mİ?
Asr-ı saadetteki muhteşem hadiselerden duygulanan bir genc:
- "Keşke Peygamberimiz'in (sav) devesi olsaydım" deyince, Ali Suad atılmış:
- Ummeti olman yetmiyor mu?

PEYGAMBER HÂNESİ
Hz. MevlÂnÂ, evlerinde yiyecek olarak hicbir şey kalmadığını soyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş:
- Gercekten hicbir şey kalmadı mı?
- Evet, demiş eşi. Hic yiyeceğimiz kalmadı.
O yoklukta tukenmez hazinelerin sahibini bulan MevlÂnÂ, ellerini kaldırıp:
- Allah'ım sana hamd-u senÂlar olsun, diye şukretmiş. Evim, Peygamber hanesine benzedi.

DERDİN DEVASIZI...
İbn-i SinÂ'ya:
- Dunyada devÂsı olmayan bir dert var mıdır? diye sorduklarında:
- Derdin devÂsızı, iyinin kotuye muhtac olmasıdır, cevabını vermiş.
BİLMEK İCİN OĞRENMEK
Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi cok guc bilgisiyle, dunya capında bir şahsiyet olan İbnulemin Mahmud KemÂl (İnal)'a sormuşlar:
- "Sizdeki bilginin cok azına sahib olmalarına rağmen sizden cok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?"
Şoyle cevap vermiş:
- Ben bilmek icin oğrendim, onlarsa bilinmek icin!

HERKES YANINDAKİNİ VERİR!
Kendisine hakaret edilen Hz. İsa'ya (a.s.):
- "Nicin karşılık vermediniz?" diye sorduklarında:
- Herkes yanındakini verir, demiş. Onda olan, benim yanımda yoktu.

KAZA ETMEK
Yolculardan biri, otobus şoforunun yanına gider ve namaz vakti gecmeden bir mola vermesini rica eder.
Şofor sinirlenerek:
- Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam, sakin sakin cevap verir:
- Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?

RUHLAR NEREYE GİDER?
İbn-i Abbas hazretlerine "Ruhlar cesetlerinden ayrılınca nereye giderler?" diye sorduklarında, o yuce insandan şu cevabı almışlar:
- Yağı biten kandillerin ışığı nereye gidiyorsa, oraya...

KADER
KenÂn RıfÂi'ye sormuşlar:
- Madem ki neticede kaderin dediği oluyor. O halde nicin calışıyoruz?
Şu cevabı vermiş:
- Calışmak da kaderin icabı olduğu icin!

İFTİHAR
Şeyh ŞÃ‚mil, carlık idaresi tarafından yakalanıp esir edildiğinde, Car II. Aleksandır:
- Sizin gibi buyuk bir insanı misafir etmekle iftihar ederim deyince, Şeyh ŞÃ‚mil'in cevabı şu olmuş:
- Siz benim misafirim olsaydınız, ben daha cok iftihar ederdim.

İNSAN ve TANSİYON
- "İnsan, kÂinata hakim bir varlıktır" diyen felsefe oğretmenine, oğrencilerden biri, şu cevabı vermiş:
- Tansiyonuna bile hakim olamayan insan, kÂinata nasıl hakim olur?
KORKUYA GEREK YOK
Bir Rus generali, Şeyh ŞÃ‚mil'in iştahını abartarak "Beni yemenizden korkuyorum" deyince, Şeyh ŞÃ‚mil:
- Boşuna korkmayın efendi, demiş. Bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır.

TAKVA NE DEMEK?
Ebu Hureyre "takva"nın ne olduğunu soranlara:
- "Siz hic dikenli yoldan gectiniz mi?" dedi. Onlar da "Evet gectik" dediler.
Bunun uzerine: "O halde oradan gecerken ne yaptınız?" diye sordu. Onlar:
- Dikenlerden sakındık, dediler.
- İşte takva da, gunah ve hatalardan sakınmaktır, cevabını verdi.

İNSANIN MAHARETİ
Bir sohbet sırasında, Ârif Nihat Asya'ya:
-Eğilir, bukulur, katlanır ve istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.
Ârif Nihat Asya, şoyle cevap verir:
- Desenize, eninde sonunda camı da kendimize benzettik!

GONDERİLEN, GONDERENDEN HABERCİDİR
Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını istemişler.
- Bu hususta son derece acizim demiş.
Israr etmişler.
- Gonderilen, gonderenin şanına lÂyık olur, buyurmuş. Onu gonderen Allah (c.c.) olduğuna gore, gerisini anlayın artık.

GUNLUK
Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Paşa'ya:
- Camilerinizde nicin gunluk (bir ceşit koku) yakmıyor sunuz? diye sorduğunda, ondan şu cevabı almış:
- Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun icin gunluk yakmıyoruz.

HAKLI TENKİT
EflÂtun, bir grup arkadaşı arasında oturan Sokrat'a:
- Gecen gun bir arkadaşını herkesin arasında azarladın, diye cıkışmış. O sozleri başbaşa kaldığın zaman soyleyemez miydin?
Sokrat, soruya soruyla karşılık vermiş:
- Beni boyle azarlamak icin, başbaşa kalmamızı bekleyemez miydin?

OLMADIĞI YERİ GOSTERİN
Materyalist oğretmen, oğrencisine:
- Soyle bakalım, demiş. Allah nerede? Eğer bilirsen portakal vereceğim.
Oğrencinin cevabı şu olmuş:
- Siz bana O'nun olmadığı yeri gosterin, ben size bahce dolusu portakal vereyim.
HANGİSİ İCİN İYİ?
Zengin bir adam, İslÂm buyuklerinden birine:
- "Bin altınım var, size versem ne dersiniz?" diye sorduğunda, şu cevabı almış:
- Verirseniz sizin icin iyi olur. Vermezseniz de benim icin.

HERŞEYE İYİ YONUYLE BAKMAK
Hz. Lokman'a:
- "Edebi kimden oğrendin?" diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş:
- Edepsizlerden.

EŞSİZ COMERTLİK
Hz. Ebû Bekir'in comertlikte de bir eşi yoktu. Bir defasında cihad icin yardım istendi... Butun sahabiler koşuştular. Kimi malının yarısını, kimi dortte birini getirmişti. Hz. Ebu Bekir'in getirdiği ise, malının tamamıydı.
Resulûllah (a.s.v.) kendisine sordu:
- Ailene ne bıraktın?
Hz. Ebubekir, cevap verdi.
- Allah ve Resûlu'nun muhabbetini!..

KANAAT
Bir talebe, hikmet sahibi bir zÂt ile sohbet ederken:
- Cennet'te kucuk bir yerim olsa bana yeter deyince, o zÂt şu cevabı verdi:
- Âhiret icin ettiğin kanaati, keşke dunya icin de etseydin.

GUZEL İNSANLAR
Sahabelerden biri, Hz. Ebûbekir'in yanına gelerek:
- Cok gunahkarım, der. Benim icin dua eder misiniz?
Hz. Ebûbekir:
- YÂ Rabbi, der. Bir gunahkar, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle.

BİLİNMEYEN LEVHALAR
İngiliz Buyukelcisi, eski Osmanlı evlerinin dış duvarlarına asılan "YÂ Hafîz" (Muhafaza eden Allah (c.c.) ) levhalarını gorunce dayanamamış ve Kececizade Fuad Paşa'ya bunların ne olduğunu sormuş.
Fuad Paşa, İngilizin anlayacağı dille cevap vermiş:
- O gordukleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.

COK YUZLULER
Mehmed Âkif, iki yuzlu insanlara cok kızardı. Bir gun bir arkadaşına şoyle dedi:
- İki yuzluleri artık sever hale geldim. Cunku yaşadıkca yirmi yuzlu insanlar gormeye başladım.
UYKU KARDEŞLİĞİ
MevlÂn Hazretleri, talebelerinden biriyle yururken, yol kenarında birkac kopeğin sarmaş dolaş uyuduklarını gorurler.
Yanındaki talebesi:
- Guzel bir kardeşlik orneği, der. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa.
MevlÂnÂ, tebessum ederek karşılık verir.
- Aralarında bir kemik atıver de, gor kardeşliklerini.

KALEMİN İŞİ ZOR
Unlu gazeteci ve yazarlardan Velid Ebuzziya, İstiklÂl Mahkemesi'nde yargılanıp beraat ettikten sonra, genc meslektaşlarına nasihat etmiş:
- Şu sıralarda sakın fincancı katırlarını urkutmeyin...
Yusuf Ziya Ortac, başını sallayarak:
- Bu soylediğin imkansız ustadım, demiş. Zira ortalıkta o kadar cok katır var ki!..

DUNYANIN YUZU
Hastalıktan oturu gozleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyrani'ye:
- Bende dunyayı gorecek goz mu kaldı? diye şikayette bulununca, soz eri Seyrani:
- Hic uzulme dostum demiş. Zaten dunyada da bakılacak surat kalmadı.

ATLIYA CEVAP
Efendimiz (s.a.v.) sahabelerine bir ikram sırasında hizmette bulunurken, uzaklardan gelen bir atlı yanlarına yaklaşarak,
- Bu kavmin efendisi kim? diye sordu O'nu arıyorum.
Efendimiz (s.a.v.) bu soruya, gurur olur endişesiyle "benim" diye cevap vermedi. Ve o anda sahabelerine hizmet etmekte olduğundan, asırlar boyunca yankılanan ve aynı zamanda atlı adama cevap niteliği taşıyan şu sozlerle mukabele etti:
- Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir.

SAĞLAM İŞ
Mehmed Âkif, Berlin'den donduğunde sormuşlar:
- Berlin'de ne var ne yok ustad!
Şoyle cevap vermiş:
- Gorduğum kadarıyla işleri dinimiz gibi sağlam; dinleri ise işlerimiz kadar curuk.

MUTLULUK
Tolstoy'a "nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hic duşunmeyerek.

İMTİHANSIZ GECMEK YOK
Oğretmen, oğrencilerin aklını karıştırmak icin:
- Cocuklar demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dunyaya gondermiş?
Cocuklardan biri, soruya karşılık vererek:
- Oğretmenim demiş. Şuphesiz ki siz bizim sınıf gecmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize gecerli not vermeyip imtihan ediyor sunuz?
NE BAL VAR, NE DE PEKMEZ...
A. Geylanî Hazretlerinin uzerine hic sinek konmazdı. Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu.
- Uzerinize sinek konduğunu hic gormuyoruz? Sebebi nedir?
Şu cevabı verdi:
- Nicin konsun ki? Uzerimde ne dunyanın pekmezi var, ne de ahiretin balı...

ALIŞVERİŞE GELDİK...
İbn-i Muhayrız isimli din alimi, elbise almak icin bir mağazaya girdiğinde, icerdekilerden birisi onu tanıdı ve dukkan sahibine:
- Bu zÂt, İbn-i Muhayrız'dır, dedi.
İbn-i Muhayrız kendisine ozel bir muamele yapılmaması icin hemen dışarı cıkarken:
- Biz paramızla birşeyler almaya geldik, dedi. Dinimizle değil.

İHLASLI OLMAK
Yahya bin Muaz'a:
- Kul ne vakit ihlaslı sayılır? diye sormuşlar. Cevaben şoyle buyurmuş:
- Kendisini oven insanla, tenkid eden insanı bir gorduğu vakit...

SİZ DE ORTAKSINIZ
Sufyan-ı Sevrî, evinin kapısı onunde bir dostuyla sohbet ederken, onlerinden son derece suslu giyinmiş bir adam gecti. Dostu bu adama hayranlıkla bakarken, Sufyan-ı Sevrî ona şoyle buyurdu:
- Eğer sizler gıpta ile bakmamış olsaydınız, bu adam boyle suslenip israfa girmezdi. Hayranlığınızı ifade eden tavrınızla bu adamın 'israf' gunahına siz de ortak oluyorsunuz.

REHBER BOCEK
Ebu'l-Haccac Aksurî'ye:
- Maneviyatta rehberin kim? diye sorduklarında:
- Bir bocek, dedi.
Alay ediyor sandılar. İzah etti:
- Dışarıda gezerken, fener direğine cıkmak isteyen kucuk bir bocek gordum. Kaygan olduğu icin yarı yoldan duşuyor, fakat hic yılmıyordu. Yuzlerce defa aynı hareketi tekrarladı. Onu o halde bırakıp mescide gittim. Cıktığımda bir de ne goreyim, direği tırmanmış, fenerin yanında duruyor. O hayvan engellerden yılmama ve sebat etme konusunda rehberim oldu.

BİR OKUZ UĞRUNA
Oğlunun okuması icin ciftliğindeki butun inekleri satan bir koylu, onun birşey oğrenemediğini gorunce:
- Ne bahtsız adammışım, diye soylenmiş. Bir okuz uğruna ne inekler feda ettim.

MALIN NEREDE?
Hasan el-Basrî, "Ben olumden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir:
- Malını geride bıraktığın icin olumu sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gonderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.

SOKRATIN CEVABI
Sokrat Olume mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere olduruluyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi oldurulseydim!

FİLOZOF DİYOJEN
Dunya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle unlu
filozof Diyojen, bir gun cok dar bir sokakta zenginliğinden başka
hicbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara cekilmedikce
gecmek mumkun değildir... Mağrur zengin, hor gorduğu filozofa: "Ben
bir serserinin onunden kenara cekilmem" der. Diyojen, kenara cekilerek
gayet sakin şu karşılığı verir:

- Ben cekilirim!!

SHEAKSPER'İN CEVABI
Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi icin
Sheaksper' a gonderdiğinde, unlu yazarın cevabı şu olur:
- Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın..

EĞİLMEK ZOR

Meşhur bir filozofa:
- Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar
fakirsiniz?
diye sorulduğunda:
- Ona ulaşmak icin eğilmek lazım da ondan, demiş.

KRAL'IN AKIL DOLU CEVABI

Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye:
- Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hic duşundunuz mu? Hic kimse
budalalağı kabul etmeyeceğine gore, herkes boyle bir vergiyi seve
seve oder.

Kral, alaylı alaylı gulerek:
- Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza
karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

KUCUK DEĞİL Mİ?

Kulaklarının buyukluğu ile unlu Galile' ye hasımlarınından biri:
- Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan icin biraz buyuk değil mi?
Galile:
- Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan icin biraz buyuk ama,
seninkiler bir eşek icin fazla kucuk sayılmaz mı?



BUNLARDA DİĞERLERİ

Fransa hukumet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide
kalkışıp parmağını harita uzerinde gezdirerek:
- Once şurasını almalıydınız, sonra buradan gecerek otesini
zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
- Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.
----------------

Bir toplantıda bir genc M. Akif`i kucuk duşurmek icin:
- Afedersiniz, siz veterinermisiniz? demiş. M. Akif hic istifini
bozmadan şu cevabı vermiş:
- Evet, biryeriniz mi ağrıyordu?
-----------------

İdam edilmek uzere olan bir mahkuma:
- Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında:
- Bu bana iyi bir ders oldu!!
-----------------

Yavuz Sultan Selim, bircok Osmanlı padişahı gibi sefere cıkacağı
yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri
ısrarla seferin yapılacağı ulkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
- Evet hunkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- Bende bilirim.
-----------------

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken,
keşfe gonderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
- 300 bin kişilik duşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hic onemsemeyerek şoyle der:
- Bizde onlara yaklaşıyoruz.
-------------------

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle
acıklardım

hazır cevaplar kitabından alıntı...
arkadaşlar emeğe sayğı lutfen...
__________________