Seri No: B 89 478201
PARA KONUŞUR!
Yıl 1995. Basıldık. Banknot olarak pırıl pırılız, cillop gibiyiz. Yeniyiz, heyecanlıyız, havamız da buyuk. Piyasa ilk kez bir milyonluk gorucek, kolay değil. Nereye dağıtılıcaz, gorev yerimiz neresi olacak diye meraktan oluyoruz.
Beni once merkeze aldılar. Merkez Bankası'na gittim. Sonra bi suru arkadaşımla birlikte, teşvik kredisi olarak bir işadamına verildik. İhracatta kullanıcak, memlekete hizmetimiz olucak diye beklerken, once beni rulo yapıp kokain cekti, sonra da bi gece kulubunde garsona bahşiş olarak verdi. Aygır derisi cuzdandan, dandik bi kotun arka cebine gitmek koydu tabii.
Sonra sırasıyla bi ganyan bayiine, şarkuteri kasasına, Madam Manukyan'a, istikbal Yaylı Yatakları muessesesine, hamburgerciye, bi tavernada dansozun goğsune, harac olarak bitirim lavuğun tekine, taksiciye, Milli Piyangocuya, Eyup Sabri Tuncer kolonyaları kurumuna, stadyum gişesine ve bir futbolcunun cebine girdim. Kebapcıya geldiğimde cok yıpranmıştım. Bu yetmiyormuş gibi, kebapcının, askerden izne gelen sinirli oğlu, ustume "Şafak 340. Eşanjorden Hidayet" yazdı.Ne haysiyetim kaldı, ne değerim. Elalemin bir dolarına eşitim yahu. Yıllarca oradan oraya surunduk, yakında ekmek fiyatı olucaz. Ustelik 20 milyonluklar da cıktı, artık bi anlamım yok. Dunyanın en değersiz 3. parasıyım.
Cekin beni piyasadan, goturun. Arkamdaki baraj resminde keder, icimden gecen telde huzun. Altı sıfırımın altısını da atın, yırtın beni yırtın. Olmem mi, beni masa camının altına koyun!
Bir devlet memuruna ruşvet olarak verildiğim gun olmek istedim. Ama emir birimisin, elinden bi şey gelmiyo ki. Memur, yine de iyi adammış, yırtılmak uzereyken bantladı beni.
O zaman henuz Turklere kapalı değildi kumarhaneler, 100 jeton karşılığı kasaya girdim. Orada cok zorlandım, ne kadar gormuş gecirmiş, ipten kazıktan kurtulmuş para varsa ordaydı. Kimisi para bile değildi, sahteydi. Bazılarının da ustundeki Ataturk resmine kurt bıyığı yapılmıştı. Neyse bizi toplu halde bi yere goturup akladılar. Yakalanıcaz diye odum koptu. Ben karalanıp aklanmak icin değil, ekonomiye bi miktar katkımız olsun diye yaşıyodum. Yine olmek isledim.
Elden ele geze geze alemin kaşan olmuştum. Bi sure Didem adlı bi travestide kaldım. Hatta o sure icinde, kebapcının oğlu Hidayet, Didem'e muşteri olarak geldi. Askerliğini bitirmiş hıyar. Didem beni gazete bayiine verip tuhaf isimli dergiler aldı. Oradan sinema gişesine, oradan da bi barın kasasına girdim.
Barmen cocuğun hunerli ellerinde ikinci operasyonumu gecirdim. Capraz bantladı. Sağlığıma kavuştum. Fakat beni bi votka bardağının altında unuttu! Bi sure hic arayan soran olmadı. Sonra birisi alıp corbacıya verdi.
Tekrar arka cepteydim. Pantolon yıkanırken bile. Kuruduğumda rengim solmuş, Michael Jackson gibi acıkmıştım. Boğaz Koprusu'nden gecerken gişeye verdiler. Merkez Bankası'na donuş yaptım.
Hayatımdaki cete sureci boyle başladı. Bir politikacıya oradan bir aşiret reisine ve daha sonra da bi kahramanın ic cebine yerleştim.
Uyuşturucu kuryesine odendiğim gun, sadece olmek değil, paramparca olmak istiyordum. Ahım tuttu, herif cuzdanını duşurdu, biz ruzgÂrda dağıldık, ben bir calıya takıldım kaldım.

__________________