Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Holandalı, bir de bizim Temel barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini ovmeye..
İngiliz,
"Arkadaslar. ." demiş "Bizim biramız cok meşhurdur.. icmeye kıyamazsınız
Fransız hemen girmis konuya
"Bizim kızlarımız meşhurdur.." demiş, "opmeye kıyamazsınız"
Alman icini cekip " Hey gidi memleketim.. " demiş,
"Biz oyle arabalar uretiriz ki binmege doyamazsınız. ."
Holandalı hemen atılmış, "Evlerimiz.. " demiş,
"Bizim dunya şirini evlerimiz meşhurdur.."
Bizim en meşhur şeyimiz KGB'dir.." demiş Rus,
"Dunyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır ! ..
Sıra ona gelince İranli ya
" Halılarımız. ." demiş, "Yumuşacıktır ve cok meşhurdur.."
Sonra hepsi birden suskun oturan Temele donmuşler..
Sakin sakin bakmış onlara ve gulerek baslamış soylemeye..
"Bizim delikanlılarımız meşhurdur. Oyle ki ;

Alır Fransızın kızını , icer ingilizin birasını , Atar Almanın arabasına , goturur Holandalının evine , Yatırır iran halısının uzerine , Degil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..

Temel'in 8 tane cocuğu varmış. Ama hepsi de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu anlatmışlar. Boyle boyle biz artık cocuk istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1
-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını falan anlatıp yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gun prezervatifleri kalmamış. Temel kara kara duşunmeye başlamış . Ne yapsak ne etsek diye Fadime " Dur ben sana dantelden oruvereyim demiş." Olcuyu falan almış 1
-2 gun icinde ormuş. Aradan 9 ay gecmiş. Temel ile Fadime nin 1 cocukları daha olmuş . Zamanla cocuk buyumuş, 9
-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir cocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama . Onceki 8 ine hic benzemiyor. Tum sınavlarda birinci, sporda tum şehrin en iyisi, koyun en zeki, en atılgan cocuğu olmuş. Bir gun Temel kahvede otururken sormuşlar. " Ya Temel senin 9 cocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap vermiş. " Suzme o, suzme..!

Temel hayvanları araştırma konusuna oldukca ilgi duymaktaymış. Bir gun bu merakını gidermek icin laboratuarını kurarak calışmalara başlamış. Ornek hayvan olarak bir PİRE almış. Cok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline cok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın uzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın uzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hicbir hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PİRE incelendi. SONUC: "PİRE'nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ulkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Oyleyse bizim atalarımız asırlar once telefon kullanmışlardır. Sıra turkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya
-Biz ulkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık. Oyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır

Temel ve dursun yaz tatillerinde Antarktika'ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en guzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek
- " Pardon burada hic beyaz kadın var mı ? " diye sormuş,
- Rehber "Tabiî ki var, buradaki kadınların yuzde doksanı beyazdır" demiş.
- "Peki siyah kadın var mi?"
- "Eh bir kac tane var bu civarda"
- "Pekİ siyah beyaz kadın var mı" rehber son derece şaşkın bir şekilde
- "Tabiî ki hayır ben hicbir yerde rastlamadım boyle kadına" Cevaptan hic de hoşnut kalmayan Temel Dursun'a donerek
- " Ula dursun yoksa dun akşamkiler penguen miydi?

Temel Londra'ya ucakla seyahat ediyormuş. Ucakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- "Sayın yolcular, ucağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz" Herkes ohh ceker rahatlar. Temel ise panik icinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz

Dursun, cok feci bir trafik kazası gecirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp cağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini soyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, olmediğine şukretsene. Sonra beterin beteri var. Gecen yıl Temel de kaza gecirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gul gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahcede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
Ula Temel, eyi ki seni gordum, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansoz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dunyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok gobek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
Ula sen manyak misun, ne gobek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.



__________________