Ayciceği

İmam Efendi, camide namaz kıldırırken, kazayla, kacırıvermiş. Oyle bir utanmış ki, namazı falan bırakıp, hemen eve gelmiş.

-Hanım, demiş. Camide boyle, boyle oldu. Ben artık bu koyde kimsenin yuzune bakamam. Kalk gidiyoruz bu koyden, başka yere taşınıyoruz. Demiş ve taşınmışlar uzaklara. Aradan 20 yıl gecmiş, hoca koyunu cok ozlemiş. Bu ozlem dayanılmaz bir hal almış ve eşine;

- Hanım, kalk gidelim koyumuze 20 yıl gecti aradan unutulmuştur nasılsa. Demiş ve duşmuşler yollara. Koye yaklaştıklarında genc bir coban gormuşler. Hoca;

-Hanım sen burada bekle de ben gidip şu cobana bir sorayım. Bakalım koyluler olayı unutmuşlarmı. Eğer unutmamışlarsa geri doneriz. Demiş ve cobanın yanına yaklaşmış.

- Selamuanleykum coban oğlum. Sen kac yaşındasın?
-Valla yaşımı bilmem amma İmamın camide yellendiği yıl doğmuşum.

Hoca ofkeyle hanımının yanına donmuş;

-Kalk hanım, kalk gidelim buralardan. Bizim kıcımız tarih olmuş.


bunlar da konuya ek olsun

PADİŞAH VE VEZİR

Padişah ile Vezir tartışmaya başlamış. Padişah, vezire, "En buyuk ve en guclu benim. Sen benim emrimdesin" demiş.
Vezir, "Hayır ben buyuğum. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece muhur basıyorsun" diye itiraz etmiş.

Tartışma uzayınca Padişah'la vezir, bir cobanın yanına gitmiş ve konuya direkt girmemek icin cobana sormuşlar;

-Senin koyunun mu buyuk ineğin mi ?

Coban "İnek" demiş,

-Kecin mi buyuk, okuzun mu ?

Coban "Okuzum tabii ki" deyince, kilit soruyu yoneltmişler cobana;

-Soyle bakalım "Padişah mı buyuk, vezir mi?"..

Coban hic duşunmeden yanıtlamış.

-Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum...

-------------------------------------------


MATERYALİST

Cok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı luks spor arabasını ofisinin onune park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gosteriş yapacağını duşunerek arabasından inerken, yoldan hızla gecen bir kamyon surucu tarafındaki kapıyı kopartır atar.

Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar. Bir dakika icinde polis olay yerine gelir fakat daha tek bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar.. Daha gecen gun aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş gorse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun surucusu derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka odettirilmelidir. Avukat kızgın ve ofkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar "Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir turlu anlayamıyorum.." der "..sahip olduğunuz şeylere oyle bağlanıyorsunuz ki, başka birşeyi gozunuz gormuyor..."

"Nasıl soylersin boyle birşeyi?" diye hayretle sorar avukat.

Polis adama acıyarak ve kucumseyerek bakar "Sol kolun dirseğinin altından kopmuş gormuyor musun? Kamyon sana carptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun...."

"Aman Tanrım!" diye bağırır avukat.

"Rolex'im de gitmiş

---------------------------------------------

BAŞKANLAR

ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Turkiye Başbakanı, bir gun, bir toplantıda bir araya gelmişler. Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler?

Once Amerika Başkanına sormuşlar:

"ABD'de bir memur ne kadar parayla gecinir? Siz kac para veriyorsunuz?"

Cevap vermiş Başkan:

"Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin doları ile gecinirler... Geri kalan bin doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hic sormam!"

Gazeteci, aynı soruyu İngiltere Başbakanına da sormuş... O da cevap vermiş:

"Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Gecinmesi icin 2 bin sterlin yeterli.

Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hic ilgilendirmez!" Her ikisinden bu cevapları alan gazeteci, bu defa da Turk Başbakanına sormuş aynı soruyu:

"Turkiye'de bir memurun gecim standardı nedir? Kac para ile gecinebilirler? Siz kac para veriyorsunuz?"

O ne dese beğenirsiniz?

"Valla, Turkiye'de bir memurun gecinebilmesi icin en az 800 milyon lira lÂzım. Ama ben 400 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 400 milyonu nereden bulurlar, nasıl gecinirler beni hic ilgilendirmiyor!"

------------------------------------------

cok gunahkar bir adam olmus ve kendini cehennemde bulmus...
seytanin karsisina gecmis, seytan ona sormus;
- niye titriyorsun, korkuyor musun?
- tabi ki korkuyorum, cehenneme dustum..!!!
- aaa korkma, cehennem size anlatildigi gibi bi yer diil,goreceksin...
meselaaaaa... sen icki sever misin?
- severim hem de cok
- harika... o zaman pazartesileri de cok seveceksin..
pazartesi burada icki gunu'dur.. butun gun viski, tekila, bira, sarap
servisi yapilir...
istedigin kadar iceceksin ve asla sarhos olmaycaksin.....
nasil?
- waowwwww bayildim...!!!
- peki sigara icer misin?
- evet cok fazla icerim..
- harika.. o zaman salilari da cok seveceksin...
sali burada sigara gunu'dur... butun gun dunyanin en kaliteli
sigaralarini tutturebiliceksin, cigerlerin patlamaycak, oksuru k
krizleri yok,kanser de yok, nasilsa oluyuz di mi... nasil??
- aman tanrim insan daha ne ister ki..!!!!
- peki kumar oynar misin??????
- evet !! hayattayken deli gibi kumar oynardim...
- harika..... o zaman carsambalari da cok seveceksin...
carsamba burada kumar gunu'dur... sabahtan aksama kadar
blackjack, poker, rulet, ne ararsan... iflas etmek yok, hep
kazanmak var, kazandikca oynamak var... nasil?
- inanilmaz... tek kelimeyle inanilmaz...!!!
- ya uyusturucularla aran nasil???
- aaah sorma, ben iflah olmaz bir uyusturucu bagimlisiydim...
- sen cok sanslisin ahbap... persembelere de bayilacaksin demektir...
persembe burada uyusturucu gunu'dur... butun bir gun eroin,
kokain, marijuhana, hangisini istersen ne sekilde istersen
alabiliceksin... kafayi bulmak yok, zehirlenmek yok, butun gun
ucus halindesin... hosuna gitti mi????
- bunlara i nanamiyorum cennette bu kadar mutlu olamazdim
herhalde...!!!
- peki escinsel misin?
- hayir...
- hmmmm.. o zaman cumalardan nefret edeceksin...

__________________