RRRREEEPPP LERİ BEKLİYORUM
İLK bunu ben bıldum
Bir gun Temel sınava girmiş.Sonra başlamış kopya cekmeye.Bunu goren hoca:
-Ne yapıyorsun diyerek elindeki sınav kağıdını almış.Ve eklemiş Kopya cekmek cok ayıp bişey hemde oğretmenin gozu onunde elinde yazılı olan kopyalara baka baka demiş, ve temel bunun uzerine:
-Ben bir şey yapmadım oğretmenim sadece elimden geleni yaptım demiş.
Bunlarda Derlemeler Ozellikle Bunlar Cok Komik
Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur..
Adam gidecegi yeri soyleyince, taksici kizarak
"Ohoo orasi cok yakin alamam seni" der vegazlar gider..
Adam cok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gun şans eseri bir bakar ki, dun geceki taksici, evinin onundeki taksi duragindadir ve ucuncu siradadir..
Hemen plan yapar ve ilk taksi soforune yanasir:
- Atakoye kaca goturursun ?"
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin
- Hadi be sapik misin, defol..
Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir
- Atakoye kaca goturursun ?
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- Vay sapikkk vayy defol
Sira ucuncu taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir:
- Atakoye kaca goturursun ?
- 5 milyon
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var
- Nedir ?
- Giderken diger taksicilere el salliyacaksin
- Ayibettin abi tabii..
__________________________________________________ _________________
Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- "Giderim, ama bir sartim var." der ve ekler.
- "Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak." Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, olmek uzeredir. Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga'nin son dilegi olup olmadigini sorarlar. O da:
- "Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?" der. Digerleri de kiramaz ve:
- "Elbette!" diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- "Gitmiyorum iste, gitmiyorum!"
__________________________________________________ ______________
Kızılderili Kabilesinin Liderinin Kucuk Oğlu Babasına Cekinerek Sordu:
Neden Bizim İsimlerimiz Beyazların İsimleri Gibi Değil?
Reis
"Bizim İsimlerimizin Birer Hikayesi Vardır. Bu Bir Gelenektir" Dedi
Oğlan:
"Nasıl Yanı" Dedi
Reis
"Sana Bir Kac Tane Ornek Vereyim"
Diyerek Acıklamaya Başladı.
"Mesela Ben Doğduğumda Cadırımızın Etrafında Vahşi Bir Puma Dolaşıyormuş Benim Adımı Vahşi Puma Koymuşlar. Ağabeyin Doğduğu Anda Gok Gurledi Adını Gok Gurultusu Koyduk. Ablan Doğduğunda Ay Dolunaydaydı. Adını Dolunay Koyduk. Kardeşin Doğduğunda Gokkuşağı Cıkmıştı. Adını Gokkuşağı Koyduk. Anladın Mı Şimdi Patlak Prezervatif"
__________________________________________________ ________________
Temel oksurukten Dursun da kabizliktan sikayetcidir. Beraber doktora giderler.
Doktor Temel'e oksuruk surubu Dursun'a da mushil verir. Bunlar ilaclari karistirirlar.
Bir hafta sonra doktor Temel'e:
- Nasil oldu? Hala oksuruyor musun?
- oksurmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.
__________________________________________________ _________________
Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki tane papagani varmis.
Papaganlarda papaz gibi oldukca inancli ve dindarlarmis. Sabah aksam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermis. Papazin cemaatinden bir kadininda 2 tane disi papagani varmis, papazin erkek papaganlari ne kadar ahlakli,kadinin disi papaganlari da o kadar ahlaksizmis.
Eve gelen misafirlerin onunde 'erkek istiyozzz!'diye bagirirlarmis. Kadin sonunda dayanamamis ve papaza akil danismaya gitmis.
"Sen getir onlari bana benim papaganlarin kafesine koyalim da ahlak ogrensinler biraz" demis. Kadinda almis papaganlari getirmis, papazin evine daha kafese girer girmez disi papaganlaradan birisi
"hey yakisikli, iki tane ucuz fahise ister misiniz kafesinizde" diye sormus.
Erkek papaganlardan biri otekine donup haykırmış?:
"oglum butun dualarimiz kabul oldu lan sonunda!!!"
__________________________________________________ __________________
Avukatin biri olur ve ote tarafa gecer. Cennetin kapisinda sorgu melegi avukatin gunahlarini dinlemeye baslar :
1) Cevreyi kirleten buyuk bir sirketi, suclu olduklarini bildigim halde savundum ve beraat ettirdim.
2) Bir seri cinayet katilini, yuksek ucret odedigi icin savundum ve idamdan kurtardim.
3) Bir cok musteriden fahis fiyat aldim.
4) Parasi olmayan kadinlari savunmak icin onlara sex teklif ettim.
Ve liste uzadikca uzaar gider.
Melek " bitti mi? " diye sorunca da avukat telasla atilir.
"Evet ! yalniz bir dakika ! bu arada yaptigim iyilikler ne olacak?"
Bunun uzerine Melek bir sure dusunur, " himm..dur bakalim. Bir tarihte dilencinin birine yuzbinlira vermissin "
Avukat sevinir, " evet,evet
"himm..." der melek " Bir baska tarihte de boyaci cocuga ikiyuzbinlira bahsis vermissin..."
Avukat yuzunde buyuk bir siritmayla cevap verir "evet ! tabii ki !
"Melek yaninda duran yardimcisina doner ve soyle soyler
"Bu Pezevenge ucyuzbin lirasini verin ve derhal cehenneme atin!..."
__________________________________________________ _____________
Mahallenin iki afacan kardesi tum mahalleliyi biktirmis. Surekli ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler.
Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve yardim isterler. Papaz "gonderin cocuklari konusayim" der.
Cocuklari gonderirler. Papaz once buyuk oglani cagirir. "Soyle bakiim evladim,Tanri nerede?". Cocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim soylesene Tanrimiz nerede?". Cocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder, cocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz,"konussana be cocuk nerde Tanri?".
Cocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaciyorken seslenir kardesine "kacalim cabuk!". Eve giderler,odalarina cikip kapiyi iyice kapatirlar,kucuk oglan sorar buyugune "neden kaciyoruz?" Buyuk yanitlar:
"iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!"
__________________________________________________ _________________-
Sehirli tavukla koylu tavuk gezerken, bir vitrinde iri ve beyaz yumurtalar gorduler.
Sehirli, gururla yanindakine dondu:
- "Goruyor musun; bunlari ben yumurtladim, tanesi otuz bin liraya satiliyor."
Az ilerdeki vitrinde daha buyuk ve sari kabuklu yumurtalar gorunce koylu tavuk arkadasini durttu:
- "Bak bunlar da benim yumurtalarim; kirk bin liraya satiliyor!"
Sehirli tavuk altta kalmadi:
- "Valla sekerim istesem ben de boyle buyuk yumurtlayabilirim ama bizim horoz bey, onbin lira icin kıcını yirtmaya degmez diyor!"
__________________________________________________ ________________---
Birkac yillik evli ciftin bir bebekleri olur.. ancak gunler haftalar gectikce bebegin cok farkli ve insanustu yetenekleri oldugu ortaya cikar..
1 yasina geldiginde yetiskin gibi konusur, 2 yasinda akliniza gelen her dilde okuyup yazmaya baslar,3 yasinda ileri matematik profesorleriyle tartismaya oturur, ve 4 yasinda gelecekle ilgili inanilmaz tahminlerde bulunmaya baslar...der ki:
"Tam 1 yil sonra bugun ben olecegim... ben oldukten 2 yil sonra annem olecek.. annem oldukten 1 yil sonra babam olecek..." Ve kesinlikle..
bir yil sonra bebek olur... baba cok uyanik oldugu icin karisini hemen milyarlar degerinde sigortalatir... ve 2 yil sonra da anne olur.... ve baba 1 yillik omrunun kaldiginin farkinda, karisinin sigortasindan kazandigi milyarlarla evlere, arabalara, seyahatlere ve birbirinden guzel kadinlara yatirim yapar... ve olumune 1 gun kala son parasiyla bir dansci kiz kiralar,once superlux villanin havuzunda eglence, sonra yatakodasinda zevk dolu bir gece.. ve adam hersey bittiginde gozlerini kapatir ve "vay be yarin olmus olucam.. ama ne hayat gecirdim, herseyi yaptim dolu dolu yasadim herseyi.. helal olsun bana" diye keyifle uykuya dalar.. Ama o da ne...... sabah bir de gozlerini acar ki hala yasiyor..!!!!!!
Yatakta saskinlik icinde bakinirken geceyi beraber gecirdigi dansci kiz ciglik cigliga kosarak iceri girer...
"HEMEN ASAGI GELIN NOLUR.. KAHYANIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIS YATIYOR... GALIBA OLMUS!!!!"
__________________________________________________ __________________
Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis.
Haykanus sormus:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ?
- Peki havagazini kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dugmesi de bozulmus
- Yeter artik Haykanus...
Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus 'a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz.
- Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi
- Guzel...Pastayi yaptin degil mi?
- Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci...
__________________________________________________ _____________--
Sultan en guvendigi adamini Arabistan'a hunkar gondermis. Hunkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir ruzgar estimi, manzara felaket!
Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna cikartilip, hapsedilecek. Aradan gunler gecmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk ruzgarda olay farkedilmis.
Kadi huzuruna cikartmislar. Kadi sormus;
-"Adin?"
-"Aptulmecit"
-"Baba adin?"
-"Aptulleziz"
-"Evli misin?
-"5 tane karim var!"
-"Kac cocugun var?
-"Ilkinden 15, ikincisinden 17, ucuncusunden 16, dorduncusunden 13, besincisinden 18 tane."
Kadi kararini vermis ve soylemis:
-"Aptulleziz oglu, Apdulmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!"
__________________________________________________ _______________
Hitler uc esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kac yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis : "1912" diye.
Hitler gondermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kac kisi oldu?"
Fransiz cevap vermis : "1050".
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye ozgur birakmis.
Ve Yahudi'ye donmus;
- "Say lan isimlerini!"
Bunlarda Kısa Fıkralar:
birgun james bond karadenize gelir ve temelle karşılaşır james bond temele ben bond james bond der temelde ben mel te mel der
-------------------------------------------------------------------------------------
bir gun kahvede otururken bırbırlerıne demıslerkı kapıdan erkek gecerse sut kadın gecerse kahve ıcıcez demısler bakmıslar kapının onunden bulent ersoy gecmıs sutlu kahve ıcmısler
-------------------------------------------------------------------------------------
adamın biri doktora gider.."doktor bey goğsumun uzerine elimle bastırınca ağrıyo" der..
doktor:"bastırma o zaman salak herif!
-------------------------------------------------------------------------------------
İngiliz "Golf icin bir sopa, bir top ve bir delik gerekir. Bende bir sopa var." demiş. Fransız "Bende de bir top var." demiş. Temel; biraz duşunmuş "Ben oynamıyorum ula!" demiş.
-------------------------------------------------------------------------------------
* hulya avşar: "hic aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?"
ajdar: "aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum"
-------------------------------------------------------------------------------------
Oğretmen orhanın defterine "oğlunuz cok konuşuyor" yazıp eve yollar.
Notu okuyan baba notun altına şunu yazıp gonderir:
"Buda birşeymi siz birde annesini gorun"
Bunlarda K Harfleri
Emin olun bu kadar "K" harfi ni bir arada gormediniz, bir daha da goremezsiniz !!!
Kitaplarda kÂşiflerin keşfettikleri kÂinat kurulurken, karşı karşıya kalan kaplanlar kunduzlara kukrer; keyifleşen kalın kalcalı kuheylanlar kısraklara, kup karınlı kadanalar katırlara kişner; kopuklu kırılgan kutuplarda kefallar kopekbalıklarına karşı kalkanlaşır; kara-kuru kaplumbağalar karabataklara kostaklanır; kor kosnuler kumlarda kıpırdanır; kaşağısız, kayışsız karakacanlar karacalarla, kırlangıclar kelaynaklarla, kazlar kerkenezlerle, kediler kıtmir kopeklerle kırıştırırlar; kokarcalı kıraclarda kostebekler, kelebekler, koalalar kacışırlar; kevenli kırlarda keciler, koyunlar, kuzular kolsuz kepenekli Keloğlan'ın kavalına karşı kıkırdarlar; kalcaları kalınlaşan, karınları kabaran kurdeleli kızlar, kadınlığa karışırlar; Kozanlı Kadir kemanını, Karslı Kadri kopuzunu, Kırklarelili Kıpti klarnetini, Karadenizli Kudret kemencesini, Kemahlı Kamer kavalını konuştururken; kutnu kumaş kostumleriyle kaldırımdaki kuryeli kalabalığa karışan kız-kurusu kıvrak Kubra kadın,
kaynanası kaşarlanmış kosnul Kadriye'yle koejde kol-kola kabarık kalcalarını kıvırıp, kimse kuşkulanmadan Kernekli Kastelli'nin kuzeni Karaoğlan'a karagozlerini kırpar, kırıtırlar; kurdanlarıyla kalem kaşlarını koreltip koceri klipleriyle kafaları karıştırır, kızılca kıyametler koparırlarken, karagozleri kamaştıran kumral kızları Kamran'ı Kazanova Kaan'a kakalarlar; komplimana karaktersizlerle kırıştıran kafadan kontak kimi kadınlar, kabaran karınlarını kurtajla kucultup kılıbık kocalarını kandırırlar
Kocamustafapaşa'yla Kosemsultan'ın kıymetli kerimeleri Kısmet, kısmetli kumbaracı Kazancıoğlu'yla Koprualtı'nda kıvancla kumrulaşırlarken; konservatuarın kafesinde karşılaşan Kerim'le Keriman kardeşce kucaklaşsalar da, Kerim'in karısı Kumru kesinlikle kabullenmez, kıskanclıktan kudurur; kaktuslu kadınlar,
Kordonboyu'ndaki Konak Karate Kursu'nda kafa-kol koparırcasına kapışıp kendilerini kanıtlarlar; kavgacı kaypak kayıkcılar kaygan kulvarlarda kaykaylarıyla karşılaşırlarken; karşıt kutuplardaki kulupler, kume karşılaşmalarında kıyasıya kapışırlar; kozasından kurtulan kızılipekler, kırmızı karanfillerle kenetleşir; Kızılay Kurumu'nun koordinesindeki kozalaklı kermeslerde kalpaklar, kazaklar, kulotlar, kanaviceler, kukalar, kuklalar, kiviler, kuleler, krakerler, kokorecler, kartpostallar, kozde kavrulmuş kabuksuz kestaneler kapışılır; kitaplar kapaklanır, kimlik kartları kaplanırken; kureselleşmede klasman koşusuna katılan Kaya kardeşler, Kazasker'de Kampusistan kurmaya kalkışırlarken; kompleksli kakavan Kerimcan'la kayınbiraderi Kayahan, kıskanclık kriziyle kahırlanıp kuruntuya kapılırlar; Kavaklıdere Kasabası 'nın koy kahvesinde koylulerle karşılıklı konuşup, kulpu kırık kupayla kahvesini kopurteten kornacı Komuşemmi, kendisine kulak kabartan kahveciye kızar;
Kuran-ı Kerim' ikem-kumlemeleriyle koyluye kıraatleyen koselesi kabartılmış kara kunduralı kodoş Kurşat'ın konuşmasını kimse kavrayamaz; Karahanlı kanaatkar, kibar, kandilli kadınlarla, kakulleri kıvırcık kuşdili! kızlar, Kaymakamlığın koylerde kurduğu kurslarda kilimler, kazaklar kotarıp, Kızılırmak kaynağından kaldırdıkları kırbalarını kilitsiz kilerlere koyarak, kamışlı, kendirli, kırac kırlarda kelek kavunlar, karpuzlar kemirirler; karaciğer kanserinden komalık konumundaki kucuk kardeşi Kalender'in kıvranmaları karşısında kalakalan koptik Korhan'ın karagozlerinden kıvılcımlaşan korkunc kabusu karanlığa karışırken; kodaman kapitalistler, komple konforlu konaklarında kolonya kokulu kerevetlerine kurulur, keman koncertosuyla kadınlar korosunun keyifli konserlerine karşı kristal kadehlerini kaldırıp, kahvelerini kopurturler; Krallar, Kraliceler Kulubu'nde kredi kapmak konusunda kac kez kıvırtmaya kalkışan kurkcu kalleşler, kırk kat klasikleşmiş,
klişeleşmiş kahrolası kotu kişiliklerini kaldırıp koşeye koymazlar;
kıtaları kar kaplayınca, kontratak'a kalkan kelepir kamyon kacakcısı kotrabanlar, Kapıkule Kapısı'ndan kacırdıkları konteynerleri, Komurhan Koprusu'nden kaydırıp Kilis'te kara kapılır, kışlanın kuzuneli karakoluna kapatılırlarken; kimbilir Kozluk'taki kumeslerden kanadı kırık kac kazla, Kahta'daki koralardan karnı kabızlı kac katır kapıları kırarak kekikli kırlara kacarlardı...
Kucuk korpe kızları kacırarak kul kılıp kole kullanan kapkaccı kadın korsanları, kentin kuytu koşesinde karşılaştıkları karakol komiserini kasaturayla korkutup kacarlarken; karaciğere konan karasinekler, Kuşadası'ndan kanatlanıp kalkarak Kozyatağı'na konan kuğu kuşları, kafes kackını kınalı keklikler, kumrular kıvrak koşumlarla kendi kovuklarında kabarırlar; kurt kurtluğunda kalıp kızgınlaşarak korpe kuzuları, karnı kuzucuklu koyunları kapardı...
Karlı kaldırımda koşarken kundurası kayıp kapaklanan Kuriş'in kafası kanayınca, kaldırımdan kapıp kaldıran Kutsi Kubibay, Kuriş'i kucaklayarak karşıdaki Kavacık Kliniğine kavuştururken; karabacaklı karıncalar, kanca kıllı kirpiler, kıl kuyruklu keltoş kırkayaklar karşı kıyıların karanlığında kavislenerek kıvrılan kumsalda kıpır kıpır kıpırdarlar; korkunc kobralar, kocaman kertenkeleler kil katmanlı kesekli kırlarda kıvrım kıvrım kıvranırlardı...
Kopenhag kriterlerinden kolayca kacan, kritik konulan konuşmaktan kacınan kıvırtmacı Kandıralı kekeme Kerimoğlu, kibirli kudretli Kuzguncuktu kıranta korkuluk Kibaroğlu, kurk kacakcılığında kılavuz kaptan kullanan kancaburunlu Karadenizli kambur Kavrukoğlu, kahkahacı Kadırgalı kulağı kesik kabadayılardan kacık Kasapoğlu, koca karınlı Kumkapılı kaptan Kamiloğlu, Kırşehirli kikirik Kabiloğlu, kışla kackını kasketli komik Koseoğlu; kukla kalpaklı, kalın kaşlı, kulakları kupeli, kehribar kostaklı, kravatı kaytanlı, keplerinin kenarları kıvrımlı kırk kafadar kaltaban; kurbanlık koc kesip kozde kebap kızartarak, klimalı, kaloriferli, kalebodurlu, kartonpiyeri!, korneşli, konforlu kız kuleli koşklerindeki kadife kumaşlı, kozmetik kokan koltuklarında konken kotarıp kupa kaldırarak, kendi karmaşık kompozisyonlarında; kuramsal konjonkturde kitlesel kumeler, kulturel kanallarla klanlaşıp kavmiyetle kabileleşirler;
kozmolojiselli, kureselleşmeli, kapitulasyonla, konfederasyonlu, kamutaylı, kurultaylı, kapitalli, konsolideli, koyun kopyalamalı kolonlamasal, kategorisel, kuresel, kamusal, kurumsal, kanunsal, kalıtsal, kuralsal, kutsal kavramları kavrama konusunu kurcalarlar; kurcaladıkca 'kırk kup, kırkının da kulpu kırık kup' Karmaşasıyla kavram kargaşasına kapılıp kafaları korduğumleşerek karışır, kararsız kalırlardı...
Kepek kafalı kustah keller; kadife keseli kaktuslu korler; kaftanlı, kavuklu koftehorlar; kritik koşullarda kecileri kacırmadan kırsal katmanlarda, kumsal kıyılarda, kamusal koylarda, kupeştesi kopuk kotralı, kalyonlu, kayıkhaneli korfezlerde koşe kapmacadayken; kitap kurdu kararlı kadirşinas kemaletli Kamile kadın, Kazım Karabekir Koleji'nin kampusundeki kutuphanede kısaca kimyasal karışımlarda kıvamlaşan kibritin, kromun, kalsiyumun, kızamıklı kadavranın, kÂr- kazanc kulvarında kalite kontrolunun; kargo, kasko, kambiyo, kart, kredi, kapasite, kaynak kullanımının kadir kıymetini kurşunkalemle kağıtlara kaydederdi...
Kazancları karmaşık, keten koyneği kravatlı, kruvaze kıyafetleriyle keyifleri kıyak, kaprisli, kırkambar, kamuflajlı kalpazan kumarbazlar, kılıflı kumar kumpanyalarında komedili kokteyller kurarak, kucağındaki konsomatrislerin kıkırdamalarıyla, kıyıda koşede kalmış kiralık kantocu kadınların kıvırtmaları karşısında keyiflenip kahkahalarla kekik kokulu kadayıf, karamela, kurabiye, kağıthelvası, kestaneşekeri, kepce kepce kızartılmış kadınbudu, kadıngobeği, kaynanadili, kapuska, kokorec, kaşar, krema, kazandibi, karnıyarık, kunculu kunefe, kereviz, keşkek, keşkul, konserve, keccaplı kofte, kimyonlu kısır kaşıklar; kakao, kahve kopurtup, kasa kasa konyaklar, kutu kutu kolalar, kÂse kÂse kaymaklar kapışırlarken;
Kurecikli Kamber kalfa, koru korune kapılandığı kurt kopekli kapıda kabagucle koleleştirilerek kucumsendiğinden, kurekle kazdığı kuspe kokan kuflu kumesin kulluğunde kanserleşen, kangrenleşen, kavruklaşan kekremsi kÂbusunu kamcılar; karanlığa karşı korateş kıvılcımının kucucuk katresini kandile koyamadığından kahrolurdu...
Karşıyaka'da, Karasu'da, Kanlıca'da, Keşan'da, Kızılay'da kasıp kavuran kasırgalardan kurtulan kader kurbanları, kiremitli koğuşlarında klasik kayıtlı, kaygılı, kızgın, kuşkulu keyfiyetleriyle kalakalır; karabasanlı, kabuslu kalelerde kanlı kusmuk kusad, kefensiz kabirlere kimliksiz konulurlarken; koc katımı konaklarda, kazanc kapısını kurcalayıp krema kapan konuklarıyla keyfe-kader kadeh kaldıran kultur katliamcısı, korkak kozmetikci, kedi kılıklı kabiliyetsiz, kapasitesiz kimi kostebek kasetciler, kasetleriyle keriz karakterlerini karizmatikleştirmeye kalkışırlardı...
Kelimeleri kırmadan, konuları kuşa cevirip kıvırtmadan konuşmalarıyla kamuoyunda kendi kişiliklerini kanıtlamış, karakterli, kaprissiz, kıdemli kuşaktan kalender karikaturistlere, kultur kurumlarını kuvvetlendirmeyen kitlelerin karanlık kuyularda kadersiz kalıp kaybolacaklarını kayıtlayarak, keskin kara kalemleriyle karaladıkları karikaturlerinde kartvizitci kerataların kıclarını karartıp kızartırlar; kestikleri kupurleri koleksiyonlarına kor, kalıcı kılarlardı...
Korumasız Kemallerin, kefaletsiz Kerimanların keselerini, kamunun kasasını kemiren; kukurtlu kuller kusarcasına kentleri kuşatarak kitleleri kasıp kavuran karaborsacı, kolonici, kalburustu kesitten kartelci kodamanlar, kezzap karıştırılası konyaklarla kabalaşıp kızarak kazanclara kota koyunca; kaoslu kotu koşullarda kalıcılıklarını kaybeden kitapcılar, kırtasiyeciler, kafeteryacılar, kantinciler, kabzımallar, kasaplar, konserveciler, kolacılar, kurabiyeciler, kofteciler, kumaşcılar, konfeksiyoncular, kunduracılar, kuaforculer, komurculer krizin kancasına kapılıp kepenklerini kapatıyorlardı...
Kredi kartı kullananların kerizce kazıklandıkları kanıtlanıp, Kredi Kartı Kullanmama Kampanyası kitleleri kuşattığında, Kocbank, kimi kredi kartlarının kapasitesini kısıtlayarak, kimilerini de kapatarak kendini korumaya kalkınca; Kelkit'in Koyulhisar'daki kukurtlu kaplıcasında kalan Koray Kurtoğlu, kredi kullanamadığından korkuya kapılıp kos kos kıvranırken; Korkut Kıratoğlu'nun kefilliğiyle korkularından kurtulup kurtarıcısını kucaklıyordu...
Karasis Kalesi'nin kasvetli karanlığını keşfeden karaborsacı karaktersiz korsan kasetciler, kacırdıkları Kamelyalı kıvrak Kevser'i kelepir karyolada kucaklayarak keyifli kepazeliklerini kamufleli kameralarıyla kasetlere kaydedip, kan kusturucu kırkıncı konuşmalarında kasetin kopyasıyla karayazılı kontratı Kevser'in kucağına korlarken; korkunc komplo karşısında kulaklarına karsuyu kacan, kafası karıncalaşan, karamsarlığa kapılan, kırk kez kulaklarını kapatıp kafasında kabus kaynatan Kevser kadın, komplocuların kazıklı koşullarını kamilen kabulleniyorken, kalp kifayetsizliğiyle kapaklanıp kasetcinin kucağında kalıyordu...
Konağına, kolu kanadı kırık korumasız kadınları kapatan, koynunda kokain koklatan komplocu koktendincilerden Kıro Karadayı'yla kayırıcısı Kadim Kocakoğlu, kolları kelepcelenmeden karakoldan kacıp kayıplara karışırlarken; kendilerini kare kare kameralara kayıtlayan kameramanlara, "keyfimizin kahyası mısınız?" karşı koyuşuyla kufrediyorlardı...
Komplocuların kasetleri kamuoyunda kotu karşılanıp kınanırken; karyolalarında keyifleşen karı koca kaset konusunda kapışınca, kızan kocanın koyuverdiği kufurlu kelimeler kanatlanıp kavislenerek komşuların kulağına kactığında; kufurleri kabullenemeyen kadın karakola koşup, kufurlu kelimeleri kara kalemle komiserin karbonlu kağıtlarına kaydettiriyordu...
Kabile kulturunun katı kurallarını koruyan kaynana, kayınbabayla kocanın kıskacında konuşamayıp kıvranan kadersiz, kısmetsiz kimi kumalarla, karayele kapılan kararsız, kontrolsuz, kuralsız kalabalıkta kendini kaybeden kimi kafası karışık kişiler, karmaşadan, kıskactan kurtulup, kendi kondusundaki kuluckasında karakaplı kitaptan kara kehanet kuzlayan Karababa'dan keramet kapmaya koşarlarken; karine kutusunu kapan kÂrşinaslar, Karun'laşma kervanına katılıp keyifleniyorlardı...
Kalamışlı Kirkor, Kayışdağlı Kevork, Kuzguncuktu Kamber, Kurtkoylu Kemalettin, Kucukyalılı Keremullah, Karagumruklu Kurşat, Kasımpaşalı koruk Kasım, Kağızmanlı Kalender, Keşanlı kavruk Kazım, Koyceğizi! korpe Kibriye, Keciorenli kokce Kamile konutsuzluktan kıvranır, karınları kuruldar, kart-kurt kazınırlarken; kazıkcı komprador kapitalistler, kıvırtıcı kocek komisyoncular kontratlığında Konut Kooperatifiyle, Koy-Kent Kalkındırma Kooperatifleri kurup; kanundan, kararnameden, kamuoyundan, Keremullah'la Kitabullah'tan korkmadan kandırdıkları kıt kazanclı, komik konutlu, kısıtlı-kotu koşullu kitlelerden kopardıkları katrilyonları, kayıtdışı kazanclarına katıp kasalarına koyuyorlardı...
Kitleler, kulustur kondularda kuru, kısır kahvaltıları, karalahanalı, karabiberli kombeleri, kozlemeleriyle kalıp kırgınlıklarını, kuskunluklerini konuşurlarken; kamu kurumlarında koordineli kadrolaşan koktendincilerin kanalıyla kamu kuruluşlarını kırtıklayıp kovuşturma kazanında kaynayan kartelci Kandemir'i, korolası kongreci kalantorlar kurtarıyorlar; kÂrlı Kimpaş'ım, Kimsan'ın, Kepez'in kapısını kilitleyip kırkbinlerce kafa, kolemekcisini kapıonune koyuyorlardı...
Kamuyu Koruma Kurulu'nun kazıkcıları kayıran kahrolası kararı, Kamu Konseyi'nce de kabullenilerek kesinlik kazanınca; karara kayıtsız kalamayan karakteri kavi, karatede kara kuşaklı katip Kamuran, kalemini kırarak Konsey Konağı'nın koridorundan koşedeki kursuye kayıp, kitleleri koruyan kısa konuşmasını kurguluyordu:
-Kaytanbıyıklı, karayağız kardeşlerim, koclarım !
Kartelci, kapkaccı, kurnaz koftehorlar karşısında kaygılanıp korkarak kaskatı, kupkuru kalakalmayın!
Kazıkcıların kotardıkları krizlerde kerizce kazıklanmayın!Kafanızı kullanın, kucaklaşıp kaynaşın; kopeksiz koyleri kolayca kolacanlayıp kuzu kapan kazıkcı, krizci, kapcıkağızlı kurtlara karşı kendinizi koruyun!...
Kitleler, kasvetli karda kışta kazaksız, kabansız, kecesiz, koyneksiz, kısbetsiz, kırac, kurak, kabristansız, kenefsiz, kunksuz, kanalizasyonsuz kubur kokan koylerinde karınca kararınca kurabildikleri kucucuk kagir kulubeleriyle, ker**** konutlarında kap- kacaksız, karma-karışık kavşaksız, kulvarsız, kaşarsız, kolasız, koftesiz, katıksız, kalorisiz, kasnaksız, kevgirsiz, komursuz, koleraya karşı korunaksız, kıtlık kıranlıkla kıt kanaat kerhen konaklarlarken; Kurbağalıdere'nin koprulu kavşağında kurulan Kuran Kurslarını Koruma Kurulu'nun Kongresinde Kaplancı Kadılar'ın kokuşmuş kararıyla kadınları, kızları Kılık Kıyafet Kanunu'na karşı kandırıp kasidelerle kafalarını karıştırarak kılperestlik konumunda kara kıyafetlerle kapatıp, Keremullah korkusuyla kıskaclayarak kalplerini kararttılar...
Kutsal kitap Kuran-ı Kerim'i kullanarak kıblegahları kazanc kapma kulvarına koşan kepaze koktendinciler; kıyamette kaynayan katran kazanına konulma korkusuyla, korpe kızlarla kucak kucağa kalma kandırmacasıyla korukleyerek kışkırtıp kudurttukları kalpleri koreltilmiş kıytınkcılar; kaba, kara, kırcılsakallılarla koalisyon kurarak katliam kampanyalarıyla kumeleşip, kuşlukta kıyama kalkışarak, Kemalist Karafakioğullarını, Kaftancıoğullarını katledip kitleleri korkutarak keyiflerini kacırdılar...
Kuffarlaşan kiralık, kemli-kinli, kılcık-kurtlu, kudurgan, kemik kemiren kuduz karabaş kopekler; kalkan kılıc, kamcı kırbac, kanca kargılarla
Kahramanmaraş'ta kıyıma kalkıştılar; kafa-kol kopardılar, kapıları kazmalarla kırıp kurbanlık koyun gibi kalakalan korumasız kadınların kaburga kemiklerini katur-kutur kırdılar, karınlarını, kasıklarını kargışladılar; kimi kucuk kankalar, korkudan kakalarını kulotlarına koyuverirlerken; kandaşların, kocaların, kirvelerin, konu-komşuların kıclarına kimbilir kacıncı kez kazıklar kakarak; Kuyucululaşıp kırkbinlerce kişiyi kazdıkları kuyulara koyarak; kabilelerin kokunu kazıyıp kurutmak kabilinden kundaktaki korpecik kuzucukları da kıyım kıyım kıydılar, kıtır kıtır kesip *****ce, *ca, kancıkca, kalleşce, kavvatca katletmekle, kimilerini de kor, koturum koymakla kalmadılar; Kızılbaşlıkla karalayarak, komunistlikle kotuleyerek; kuşaktan kuşağa, kademe kademe kronikleşerek kozalaklı, kuşburnulu, kuşkonmazlı, kanaryalı, kardelenli kentlere (Madımak'lı Sivas'a) kadar kaydırdılar;
Kerrar-ı Kebir'le, "kan kan katliam!" korosuyla kinlerini kusarak korateşle konukevlerini de kundakladılar, kızılalevlerle kavurga kavu urcasına kadınları kızları, kankaları kardeşleri, konukları, korpeleri kahkahalarla katlettiler...
Kitleler kan kustu, Kızılırmak karardı kustu...
Katliamdan kılpayı kurtulan KALELI, kalbi kerpetenle koparılırcasına kahroldu, kızdı, kopurdu; kıyımlarla Kemalizm'in kuyusunu kazarak, kapitalizmin koleliğinde kainatı karartan kunyesi kara, kecisakallı kelpoğlu kelplerin kalkıştıktan karagun kıyımını kanıtlarıyla kitaplaştırdı, konferanslardaki konuşmalarında, 'katledilenlerin kalplerde kahraman kalacaklarını' kaydederek, katliamı korukleyen, katilleri koruyan kurtcu kentlilerle kanlı katliamcıları kınadı:
Kayalardan koptular, keklikleri kovdular. Kahrolası *****ler, kanatların kırdılar...
Katliamcı kopekler, katlettiler korpeler
Korolası katiller, karargahlar kurdular...
...
Karadinliler kinlerini kustular
Kainatı kıpkızıl kana kestiler
Kirve kardeşler kanrevan koştular
Karasevdalar Kafdağı'nda kalanda...
Kuytu koyaklarda kartları kardılar
Kentlere, koylere kurtları koydular
Kankaları kazmalarla vurdular
Karasevdalar Kafdağı'nda kalanda...
Karanfil kokulu komurgozlumu
Korkusuz kalemşor keremsozlumu
Katlettiler kalbi kaviozlumu
Karasevdalar Kafdağı'nda kalanda...
Kutsal kiliselerdeki Katedraller, Kardinaller, Katolik Keşişler, Kontlarla Kontesler de, kuffarlaşan kafıroğlu kafirlerin korkunc kitle katliamları karşısında kederlendiler, kahroldular...
Kargıc, kılıc, kırbac, kıyınctır katliamcı katillerin kazancı.
Keko kurban, katillerin kullisi kotu kimlikli kişiler midir?
Kotu kimlikli, kinli, kasap kişilerdir kurban, kasap kişiler!
Kalbi, kafası katliamları kabullenemeyen kulturlu kişiler kukrediler:
-Kalkın kızıl kalpaklı kızanlarım! Kokensel kimlik kışkırtıcıyla kulisciliğe kayıp klikleşerek karşıt kamplaşmalara kapılmayalım!
Kendi kendimizle kavgaya kalkışıp kapışarak kırk kat kırılıp koparak kuculup kenarda koşede, kuytu kıyılarda kadersiz, korunaksız kalmayalım; komunikasyon kurarak kalben kucaklaşıp Kuvayı-millici kimliklerimizle kavilleşelim, kahramanca katılalım kurtuluş kervanına! Kampinglerde kamplar kuralım, kafalarımızın koşesinde korduğumleşerek kalan kotu kaderlerimizin kara kepazeliğini, korkularımızın kefaretini kazıyalım, kelepceleyip kureklerle kuldur kuldur kureleyerek kaydıralım kayalıklardan kuytu koyakların karanlıklarına!.. Kuzeydeki Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal'in kumandasında Kastamonu'dan Kırklareli'ne, Karabuk'ten Kayseri'ye, Kırıkhan'dan Kutahya'ya, Karamursel'den Kars'a kadar katar katar koşturan kara kuvvetleri konvoyundaki kıratlı kahraman Koroğlu'lara kavuşup karışalım, komandolaşıp kendir-kement kumeleşelim; kuffar kalıntılarına karşı kendimizi koruyup kollayalım;
kekik kokulu kırlarda kısrak kımızından kandırarak kafalarımızı kıyaklaştırıp, kilometrelerce karayolunu kağnılarla, katırlarla katederek; kokleri kuflu, kimliksiz, kişiliksiz, kepaze kılıklı, kamga kamışlı, karamuklu, kut kolonlu, kosele kalıplı, kurtcul kuyruklu, kafatascı, kırcıl kabasakallıları kovalım; kuffarlarca kuşatılmış kentlerimizi, koylerimizi, kalelerimizi, kulelerimizi kurtaralım...
Karaparacı, kapkaccı, karabatakcı, kazıkcı, komisyoncu komprador kapitalistlerle; kavuklu, kurk kostumlu, kaptan koşklu kervansaraylarda kahrolası korkunc kargaburunlu, kıcı kırık kılkuyruklu, kovuşturma kackını, korumalı kotu kalpli karaborsacı krallara karşı koyalım...
Karamsar, kararsız Kubat'ları, Kadir'leri, Kamil'leri, Kenan'ları karlı kışlara karşı kadifeden kaftanlarla, kazaklarla koruyup kollayalım; kararlı Kazım'larla, Kerem'lerle, Kerim'lerle kol kola kenetleyip kafir kalıntısı keratalarla kapışalım, kahramanca...
Kazıbilimsel kalıtlarımız Kapadokya'da, Kadifekale'de,
Karacaahmet'te, Karahoyuk'te, Kazdağı'nda, Konya'da, Kelkit'te, Karaman-Kalehoyuk'te, Kayseri-Kultepe'de kayalara kazınarak kabartılmış, kitabelere, kataloglara kaydedilerek kulliyelere konulup kutsanmış Kibele kulluyle, karanlıklarda kalmış Kavimler Kapısı'ndaki kendi kokensel imliğimizle, kulturumuzle kucaklaşıp kaynaşalım, koreltilmiş kalplerimizin kapakcıklarını kalaylayalım; kırmızı karanfiller, kasımpatılar koklayarak kendimizi kanıtlayalım...
Kasırgalara karşı koknar kızılı kızılcıktan, kan kırmızısı karpuzları, kavunları, kayısıları, kirazları kopartıp kantarlarda kilolarını kayıtlayalım, kapaklı kavanozlara, kamışlı kufelere koyalım; karoserli kamyonlar, kamyonetler, karavanlarla kışlalardaki kilerlere kavuşturalım...
Kulplu kazanlar kaynatıp karavanalar kuralım; kozde kavrulmuş kavurgaları, kavurmaları, kombeleri, kozlemeleri, kuskusları, krepleri, kıymalı karnıyarıkları, kabakdolmaları, kilolarca kebapları kıtlayıp karınlarımızda karalım, kalorilerini kanlarımıza karıştırıp kaburga, kalca, kaval kemiklerimizle kollarımızı kuvvetlendirelim...
Bunlarda Normal Fıkralar:,
Bush'un Pulu
Başkan Bush'un yeni talimatı:
- Uzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan boyle başkanlığın butun mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir sure sonra gorulmuş ki pullar zarfa bir turlu yapışmıyor.
Başkan Bush kuplere binmiş ve yetkilileri cağırıp sormuş;
- Ustunde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk surmediniz mi?
- Surduk efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yuzune değil de on yuzune tukurmesi efendim..."
CIBAN
Varlikli capkinin erkeklik organinda bir ciban cikar.
Turkiyede hangi doktora gitse aldigi cevap,
"Kokunden kesilmesi lazim. Yoksa olursunuz!" olur.
Arkadaslari Fransayi onerirler. Gider, basvurmadigi doktor kalmaz. Cevap aynidir. Amerika' ya gider. Cevap degismez. Cok kizar.
Bir zenci doktor, adama acir,
"Kimseye soyleme, Afrikada bizim kabilenin buyucusu dedemdir,sana yardimci olabilir" der adresi tarif eder.
Adamcagiz, Afrika' ya gider. Kabileyi ve Buyucu dedeyi bin bir guclukle bulur.
Utanarak buyucu dedeye,
"Butun doktorlar kokunden hemen kesilmesi lazim.Yoksa yakinda olursun dediler" diye uzuntu icinde derdini anlatir.
Buyucu dede muayene eder ve kendinden emin bir sekilde guler,
"Korkma! Tam zamaninda beni buldun!"
Hemen bitkilerden ve yabani hayvan diskilarindan bir merhem yapar. Guzelce surer, sarar.
"Her aksam bana gel, 7 aksam merhem surmemiz lazim" der.
Adam sevincle ayrilir. Her aksam gelir, merhem surulur, 7.gun aksam yine merhem surulur. Tedavinin iyi gittiginden emin ve mutlu bir sekilde, cok az konusan buyucuye sorar,
"Nasil kesilmesinden kurtuluyor muyum?"
Buyucu agir agir basini sallar. Cubugundan emin bir eda ile duman ceker. Dumani magrur bir eda ile uflerken,
"Yok artik kesmek. Yarin gece Ay dogarken kendiliginden dusecek."
SUTANNE
Adam evlenir, 10 sene gecer cocuğu olmaz. Yurtdışına goreve gider.
Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda donduğunde ise hanımı doğurmuştur ama cocuk zencidir.
Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sulÂlede ne de bizim sulÂlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?"
Hanım "Cocuğu doğurduktan sonra sutum gelmedi mecburen bir sutannesi tuttuk, onun sutunu emdi. Sutanne zenciydi herhalde bu yuzden boyle oldu" der.
Adam ikna olmuşa benzer ama icinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" duşuncesiyle annesine sorar.
Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de sutum gelmemişti ve inek sutuyle beslemiştim.
Bak boynuzların cıkmaya başlamış bile!"
Iki Bardakli Temel
Temel her gece yatarken basucuna 2 tane bardak koyuyormus. Biri su dolu
digeri bos...
1 gece 2 gece derken Temel in oda arkadasi Dursun dayanamayip sormus :
- Ula Temel ne edisin sen her gece her gece bu pardaklarla?..
Temel cevap vermis :
- Aksamlari uyandigimda bazen canim su icmek istii bazen de istemii...
SHERLOCK HOLMES
Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Guzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkac saat sonra Holmes uyanir ve arkadasini durtukler.
"Watson, yukariya bak ve bana ne gordugunu soyle".
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yildiz goruyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gosteriyor?"
Watson bir an dusunur ve yanitlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayisiyla milyarlarca gezegenin varligini goruyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3'uceyrek gectigini cikariyorum. Teolojik olarak tanrinin kudretini ve kendi acizligimizi goruyorum. Meteorolojik acidan da bugun havanin cok guzel olacagini tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gosteriyor?"
Holmes arkadasini sabirla dinlemistir ama artik dayanamaz:
"Ulan hiyar, cadirimizi araklamislar!"
__________________
Tum Konulardan Toplama+R3P PLZ
Geyik0 Mesaj
●34 Görüntüleme
- ReadBull.net
- ReadBull Hakkında
- Sohbet Muhabbet
- Geyik
- Tum Konulardan Toplama+R3P PLZ
