
Onumuz arkamız, sağımız solumuz psikoloji konulu dizilerle, kitaplarla doldu. "Ben deli miyim psikoloğa gideyim" goruşunun yaygın olduğu gunlerden bugunlere gelmek sevindirici. Bu bolluk icinde cıkan kitaplardan birine dikkat kesilmekte fayda var. Psikiyatr Dr. Bahar Tezcan'ın ilk kitabı 'İmkansız İlişkilerden Mumkun İlişkilere' cok ilgi gormuştu. İkinci kitabı da ilki kadar ilginc. Meslektaşlarının aksine gorduğu vakaların hikayelerini değil, kendi kurgu oykulerini kitap haline getiren Tezcan: "İnsanlar daima terapi odasında yaşananları cok merak eder. Bu kendi ic dunyalarına olan merak demektir."
? Kitabın adından başlayalım; ilişkiler nasıl hasta olur?
İlişkiler de bedenimiz gibi once pek cok belirtiyle bozulmaya başlar. Belirtileri hissetmez ve onlem almazsak hastalık oluşur.
? Nedir bu belirtiler?
Bir ilişkide olup ama kendini hala yalnız hissetme, anlaşılmadığını, duyulmadığını, değer verilmediğini duşunerek kendini umutsuz ve caresiz gorme; kaygı, korku, huzun gibi olumsuz duyguları surekli yaşama gibi belirtiler olabilir.
Ayrılmak da hatrı sayılır bir iyileşme seceneği
? Peki nasıl iyileşir?
Kişiyi ozuyle ve yaşadıklarıyla buluşturacak sorular şunlar olabilir: Ne hissediyorum? Neden boyle hissediyorum? Olumsuz duygularım hangi durumda ve sorunda oluyor? Benim bu sorunlara katkım ne? Onun bu sorunlara katkısı ne? Nasıl cozebiliriz? Boyle ictenlikli ve yargısız sorularla başlamak ilişki sorunlarını yakalamak icin onemlidir. Doğru sorular, doğru cevapları oluşturur. Bu da iyileşme icin kişiyi doğru eylemlere yonlendirir.
? Hangi durumlarda terapi odası bir cozum seceneği olarak gundeme gelmelidir?
Her şey 'iyileşebilir' bu hayatta. İyileşmek, kendimiz ve ilişkimiz adına en doğru tespitleri yapabilmek ve en verimli kararı verebilmek, emek sarf edebilmek, kendimizi ve partnerimizi koruma ve mutlu etme sozleşmemize sadık kalabilmekse yaralarımızı onararak iyileşme yolculuğunda ilerleyebiliriz. İlişkiyi surdurmeyi hedeflemek her ne kadar oncelikli plan olsa da genel inanışın aksine ayrılmak da bazen hatırı sayılır bir iyileşme seceneği olabilir. Terapi
odasının da bu surecin her aşamasında değerli katkıları olabilir.
? Son yıllarda hangi sorunlarla kapınız calınıyor?
Narsisizm kavramı cok tanındığı icin narsist birisiyle ilişkide olduğunu duşunenler buna dair sorunlarla gelebiliyor. Ayrıca ilişki bağımlılığı hakkında cok fazla konuşmaya başladığımız icin bu konuda da yoğun bir başvuru oluştu. Onceleri bir ilişkide zarar gormeye rağmen kalmanın ya da bir partneri hayatının merkezine koymanın doğal olduğu duşunulurdu.
? Ciftler en cok hangi nedenlerle terapi alma ihtiyacı hissediyor?
En sık başvuru sebeplerinden biri; 'Konuşamıyoruz'. Bence iletişim temel eğitimimizde yer alması gereken bir konu. Her insanda, her ilişkide sorunlar olur. Asıl mesele bunlar hakkında doğru konuşamamaktır. Diğer bir başvuru şekli de "İlişkimizi bitirmeye karar verdik, doğru mu yapıyoruz?" Terapi odasında en cok fırtınalar estiren konuysa; aldatma...
? Ciftlerin bu sorunları yaşamalarında kulturun payı ne?
İlişkiler, icinde bulunduğu kulture gorunmez halatlarla bağlıdır. Mevcut kulturumuz cift kişilikli bir yapıda. Bir ucta, ahlakı ve etiği geleneksel yargılarla şekillendiren, dayatmacı, tabusal bir kişilik. Diğer ucta, ozgurleşmeyi yanlış anlamış, gecici, dijital ilişkilere hayranlık duyan yuzeysel bir kişilik... Kulturumuz ortalarda bir yerlerde yer alırsa sağlıklı bir yapı kazanacak.
? Kulturel kodlarımızdan en cok hangileri bizi yaralıyor?
Erkeklik ve kadınlığın nasıl olması gerektiğini soyleyen katı sınırlar, eski işlevsiz roller her iki cinsi de yaralıyor. Cinsiyet değil insan kavramı uzerinden şekillenen bir ilişki sağlıklı olabilir.
? Terapistler yıllarca uğraşılıp da cozulememiş ilişki sorunlarını nasıl cozuyor? Ne olunca ilişki iyileşmeye başlıyor?
Değersizlik duygusunu, kişisel algılamaları, ozsaygı ve ozguven eksikliğini keşfedip calışınca herkes once kendi icinde sonra da ilişki dahilinde iyileşmeye başlıyor.
? İlişki terapisine sadece ciftler mi başvuruyor? Annesiyle, kız kardeşiyle, arkadaşıyla birlikte terapiye gelen oluyor mu?
Partner ilişkileri kişinin kendine dair yaralarını en fazla acığa cıkaran ilişki bicimi olduğu icin genellikle daha baş edilemeyen bir durum olarak yaşanır ve bireyleri bize daha sıklıkla getirir. Ama bize geldiklerinde biz daima anneyle, babayla ve diğerleriyle ilişkilerini de inceleriz.
GULME FIRSATLARINI HİC KACIRMAM
? Terapide karşılaştığınız şaşırtıcı, zorlayıcı, gulumsetici durumlar neler?
Terapi odam cok buyuk kavgalara da sahne oldu, cok buyuk aşklara da... Yaşanan her durum olağan geliyor. Ancak tum terapistlerin zorlandığı bazı durumlar var. Orneğin, bazen kişi sadece yakınlarını memnun etmek icin gelir. "Sohbet etmek icin geldim, bende sorun yok" diyenler de gelir. Bu bana gore "Yardıma cok ihtiyacım var" demenin başka bir şeklidir. Narsisit vakalarla calışmak zorludur. Cunku terapistle bir guc savaşına girerler. Seansta hep susmayı tercih edenler zorlasa da doğru bir terapi tekniğiyle tedavi sureci oluşturulabilir. "Ben normal miyim, anlamak icin geldim" diyenler de var. Cok sempatik bulduğum bir sorudur. Terapist sanıldığı gibi yuzunde maskesi olan, duygusu olmayan kişi değildir. Duygularını tedavinin hizmetinde kullanan kişidir, doğru teknik budur. Ben bireylerin ve ciftlerin hayatına mizah duygusunu yerleştirmeyi de cok onemsediğim icin gulme fırsatlarını hic kacırmam.
GERCEK HİKAYELERİ YAZMAM, KURGUYU TERCİH EDERİM
? Bu yıl bircok dizide terapiler konu ediliyor. Bu trendi neye bağlıyorsunuz?
İnsanlar daima terapi odasında yaşananları cok merak eder. Bu kendi ic dunyalarına olan merak demektir.
? Nasıl buldunuz terapiyle ilgili sahneleri?
Turkiye'de yapılan dizileri birkac sahne dışında izlemedim. Ama dunyadan orneklerden 'In Treatment' mukemmeldir. Kurgu yapım, belgesel olmadığı icin gerceğe yakın olmak zorunda değil. Yazdığınız terapi sahnesinin gercekdışılığı hikayeye hizmet ediyorsa boyle kullanabilirsiniz. Ama siz terapisti ilkeli, terapiyi doğru model olarak gostermek istiyorsanız buna uygun yazmak zorundasınız.
? Psikiyatr Gulseren Budayıcıoğlu'nun terapilerinden yola cıkarak kitaplar yazmasını, bu kitapların dizilere donuşmesini eleştirenler var...
Gercek hasta hikayelerini okumanın tam da aradığı şey olduğunu soyleyenler de var, hasta haklarına aykırı olduğunu duşunenler de... Ben kurgu yapmayı tercih ederim.
Kaynak: Hurriyet